Dinimizin
Kaynağı Neresi?
Şimdi gel
birlikte açık açık konuşalım…
İnsan hayatta
bir yol tutturmak zorunda. Ya kendi kafasına göre yürür ya da bir rehbere göre.
Peki bizim rehberimiz ne?
Kur’an.
Bu kadar net.
Ama mesele
şu: Biz bunu gerçekten böyle mi kabul ediyoruz, yoksa sadece dilimizle mi
söylüyoruz?
Çünkü
hayatımıza baktığımızda çoğu zaman şunu görüyoruz: Kur’an bir kenarda
duruyor, başka şeyler merkezde. Oysa olması gereken tam tersidir. Hayatın
ortasında Kur’an olacak, diğer her şey onun etrafında dönecek.
Anlamadan
Okumak mı, Hiç Okumamak mı?
Birçok insan
Kur’an’ı açıyor ama anlamadan okuyor. Bir kısmı ise hiç açmıyor bile. Gerekçe
hazır:
“Biz
anlayamayız…”
Şimdi burada
duralım. Gerçekten mi?
Bir insan,
kendisine gönderilen bir mesajı anlamak için hiç çaba göstermiyorsa, sonra da
“ben anlamam” diyorsa… bu samimi bir söz mü, yoksa bir kaçış mı?
Bak Allah ne
diyor:
“Bu
Kur’an, insanların öğüt alması için kolaylaştırılmıştır.”
(Kamer, 54/17)
Açıklama: Kur’an zorlaştırılmış değil,
kolaylaştırılmıştır. Yani mesele anlamak değil, anlamaya niyet etmektir.
Günlük
hayattan düşün: Yeni bir telefon aldığında, saatlerce kurcalayıp öğreniyorsun.
Ama konu Kur’an olunca “zor” diyorsun.
Demek ki
sorun zorluk değil, öncelik.
Atalardan
Gelen Din
İnsan doğduğu
yerde ne görüyorsa onu doğru kabul etmeye meyilli. Ailesi ne yapıyorsa onu
yapıyor. Mahallesinde ne öğretiliyorsa onu alıyor.
Ama Kur’an bu
zihniyeti çok net eleştiriyor:
“Onlara
‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Biz atalarımızın yoluna uyarız’
derler…”
(Bakara, 2/170)
Açıklama: Ataların yolunu sorgulamadan kabul
etmek, insanı hakikatten uzaklaştırabilir.
Şimdi dürüst
olalım…
Bugün biz ne
yapıyoruz?
- “Bizim hoca böyle dedi”
- “Bizim mezhep böyle söylüyor”
- “Büyüklerimiz böyle yapardı”
İyi de… Allah
ne diyor?
İşte asıl
soru bu.
Çünkü din,
Allah’ın dediğidir; insanların dediği değil.
Kur’an
Hayatın Neresinde?
Kur’an
aslında yaşayan insanlar için indirildi. Hayatın içinde olsun diye…
Ama bugün
çoğu zaman neye dönüştü?
- Ölülerin arkasından okunan bir
metne
- Özel günlerde açılan bir kitaba
- Evde yüksek bir yere konulan ama
okunmayan bir hatıraya…
Oysa Allah
açıkça söylüyor:
“Bu, diri
olanları uyarman için indirilmiştir.”
(Yasin, 36/70)
Açıklama: Kur’an’ın muhatabı yaşayan insandır.
Onu hayattan koparmak, amacını yok saymaktır.
Bir düşün…
Bir doktor
sana ilaç veriyor ama sen o ilacı sadece misafirlere gösteriyorsun, içmiyorsun.
Şifa gelir
mi?
Gelmez.
İşte
Kur’an’la kurduğumuz ilişki çoğu zaman tam olarak bu.
Şirk
Sadece Put Değildir
Çoğu insan
şirk deyince sadece putlara tapmayı anlıyor. Ama mesele bundan çok daha derin.
Şirk, Allah’a
ait olan bir yetkiyi başkasına vermektir.
Bak ne diyor:
“Allah,
kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz…”
(Nisa, 4/48)
Açıklama: Şirk, en büyük sapmadır. Allah’a ait
olanı başkasına vermektir.
Şimdi düşün…
Eğer biz
“dinde şu da var” deyip Kur’an’da olmayan bir şeyi dine ekliyorsak, bu yetkiyi
kimden alıyoruz?
Ya da biri
çıkıp “şu haramdır” diyor ama Kur’an’da yok…
Bu durumda
hüküm koyan kim oluyor?
İşte
tehlike tam burada başlıyor.
Temizlik
Meselesini Yanlış Anlamak
Bir başka
konu da şu: Kur’an okumak için illa abdest gerekir mi?
Çoğu kişi
“evet” diyor. Ama ayetlere baktığımızda durum farklı.
“Ona ancak
temiz olanlar dokunabilir.”
(Vakıa, 56/79)
Açıklama: Buradaki temizlik kalp temizliğidir.
Ön yargılardan, kibirden arınmaktır.
Abdest ise
başka bir şey için emrediliyor:
“Namaza
kalktığınızda yüzlerinizi ve ellerinizi yıkayın…”
(Maide, 5/6)
Açıklama: Abdest, namaz içindir. Kur’an okumak
için şart koşulmaz.
Kur’an
okurken yapılması gereken tek hazırlık ne?
“Kur’an
okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”
(Nahl, 16/98)
Açıklama: Bu, zihinsel bir hazırlıktır. Kalbi
koruma meselesidir.
Yani mesele
beden değil, niyet ve zihin.
Önce
Kur’an, Sonra Her Şey
Çoğu insanın
yaptığı en büyük hata şu:
Önce bir
inanç oluşturuyor, sonra Kur’an’ı ona uyduruyor.
Oysa olması
gereken:
Önce
Kur’an’ı anlamak, sonra diğer her şeyi ona göre değerlendirmek.
Bu çok kritik
bir nokta.
Çünkü eğer
ölçü Kur’an olmazsa, herkes kendi doğrusunu üretir.
Kur’an
Kendini Nasıl Anlatıyor?
Şimdi en net
yere gelelim…
Kur’an
kendisi hakkında ne diyor?
“Biz bu
Kur’an’da her türlü örneği verdik.”
(Zümer, 39/27)
Açıklama: İnsan için gerekli olan öğütler bu
kitapta vardır.
“O, her
şeyi açıklayıcıdır.”
(Nahl, 16/89)
Açıklama: Kur’an yol gösterir, karanlıkta
bırakmaz.
“Bu,
ayrıntılı açıklanmış bir kitaptır.”
(Hud, 11/1)
Açıklama: Temel konularda eksik bırakmaz.
“Onlara
indirdiğimiz kitap sana yetmiyor mu?”
(Ankebut, 29/51)
Açıklama: Kur’an’ın yeterliliği doğrudan
vurgulanır.
“Allah’ın
ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?”
(Casiye, 45/6)
Açıklama: Kur’an’dan sonra başka otorite aramak
sorgulanır.
“Hüküm
yalnızca Allah’ındır.”
(Yusuf, 12/40)
Açıklama: Din adına son söz Allah’a aittir.
Bütün bu
ayetler tek bir şeyi söylüyor:
Kur’an
yeterlidir.
Hayattan
Basit Bir Örnek
Navigasyon
açıyorsun. Sana en kısa yolu gösteriyor.
Ama sen
diyorsun ki:
“Ben komşuya sorayım… arkadaş ne demişti… eskiden bu yol böyleydi…”
Sonuç?
Kayboluyorsun.
Kur’an da
navigasyon gibidir.
Ama biz onu açmadan yol bulmaya çalışıyoruz.
Son Söz:
Nereden Başlayacağız?
Aslında
mesele çok karmaşık değil.
Başlangıç
noktası belli:
Önce
Kur’an.
“De ki:
‘Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?’”
(En’am, 6/114)
Açıklama: Hükümde tek otorite Allah’tır.
İman burada
başlar.
Teslimiyet burada başlar.
Kur’an’ı
açmakla…
Onu anlamaya çalışmakla…
Kendine dürüst olmakla…
Gerisi mi?
Gerisi,
insanın samimiyetine kalmış.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com