FİZİKSEL BÜYÜKLÜK YANILGISI VE SİNEK MİSALİ
İçinde yaşadığımız modern dünya, bizi büyüklük illüzyonuyla
kuşatmış durumda. Gücü, ihtişamı ve değeri hep devasa hacimlerde arıyoruz.
Gökyüzüne uzanan plazalar, milyarlarca dolarlık bütçeler yahut göz kamaştıran
teknolojiler zihnimizde gücün mutlak referansı haline geliyor. Peki, hiç
düşündün mü, gerçek anlamda "büyük" olan nedir? Bilginin ve tasarımın
azameti, fiziksel bir hacme sığdırılabilir mi? İşte tam bu noktada, vahiyle
yüzleştiğimizde sarsıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Kur'an, insanın büyüklük
tasavvurunu kökünden sarsmak için gözümüzün önündeki en küçük, en sıradan
varlıkları sahneye çıkarıyor. Bizim hafife aldığımız, değersiz gördüğümüz bir
canlı üzerinden, kibirle örülmüş zihniyet dünyamıza ayna tutuyor.
Küçümsenen Boyutun Ardındaki Kusursuz Bilgi
Resul'ün tebliğ ettiği mesajla yüzleşen o günün sığ aklı, kendi kibrinin
ürettiği bir refleksle hemen savunmaya geçmişti. Bir yaratıcının, evrenin
hakimi olan bir gücün, nasıl olup da sivrisinek gibi ehemmiyetsiz bir varlığı
örnek verebileceğini sorguluyorlardı. Onların zihnindeki tanrı tasavvuru,
sadece kendi güç anlayışları gibi görkemli ve aristokratik sembollerle
konuşmalıydı. Oysa derinlemesine baktığında fark ediyorsun ki, yaratılıştaki
bilgi ve tasarımın değeri, fiziki büyüklükle ölçülemez.
“Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan öte olanı da
örnek vermekten çekinmez. İman edenler bunun Rablerinden gelen bir gerçek
olduğunu bilirler. İnkâr edenler ise ‘Allah bu örnekle ne demek istedi?’
derler. Allah onunla birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğru yola iletir. Onunla
saptırdığı ancak yoldan çıkanlardır.”
(Bakara, 2/26)
Bu ayet, insanın hacim merkezli bakış açısını darmadağın
eder. Sivrisinek dediğimiz o minyatür varlık, aslında bir mikroskobun altına
yerleştirildiğinde karşımıza çıkan muazzam bir teknolojik ünitedir. Metrelerce
uzaktan avının vücut ısısını, yaydığı karbondioksit gazını ve terindeki laktik
asit gibi kimyasalları milimetrik olarak saptayan ısı dedektörleri, sıradan bir
canlının tesadüfi özellikleriyle açıklanabilir mi? Üstelik bu canlı, başının
iki yanında bulunan ve yüzlerce küçük mercekten oluşan mozaik göz yapısıyla,
insan gözünün algılayamadığı kızılötesi ışınları bile fark edebilecek bir optik
sisteme sahiptir.
Düşün ki, dışarıdan tek bir parça gibi gördüğümüz o koruyucu
kılıfın içinde, laboratuvar hassasiyetinde çalışan 6 parçalı bir mikro-cerrahi
ve enjeksiyon sistemi gizlidir. Bu anatomik donanım, hem bıçak hem de hortum
vazifesini aynı anda yürüten hibrit bir mühendislik harikasıdır. Bu 6 iğneden 2
tanesi uçlarındaki mikroskobik dişlerle tıpkı birer testere bıçak gibi
çalışarak deriyi keser. Diğer 2 iğne, açılan yaranın kapanmasını önlemek için
dokuyu bir cerrah makası gibi iki yana doğru sabitler. Geriye kalan 2 parça ise
hortum görevini üstlenmiştir; bunlardan ilki, bölgeyi uyuşturan ve kanın
pıhtılaşmasını önleyen özel bir antikoagülan sıvıyı dokuya enjekte ederken,
sonuncu hortum ise bir tulumba gibi kanı yukarıya, sineğin midesine çeker.
Isırıldıktan sonra hissettiğin o kaşıntı ve şişlik, aslında
sivrisineğin bu gelişmiş laboratuvar sıvısına karşı vücudunun verdiği bir
savunma reaksiyonudur. İlginç olan bir diğer detay ise, bu kan emme ihtiyacının
sadece dişi sivrisineklere ait olmasıdır; çünkü onlar normal şartlarda bitki
özleriyle beslenirken, içlerindeki yüzlerce yumurtayı büyütebilmek için kanda
bulunan proteine ve demire muhtaçtırlar. Hayat döngüsünü tamamlamak için durgun
bir su birikintisine bırakılan mikroskobik yumurtalar, sudaki evrimsel
süreçlerini tamamlayıp havada saniyede beş yüz kez kanat çırpan bir uçuş
makinesine dönüşür. Hakikat, makro alemdeki galaksilerde ne kadar ihtişamlıysa,
sivrisineğin iğne ucu kadar beynindeki bilgi ağında da o kadar kusursuzdur.
İşte bu yüzden, örnek verilen varlığın küçük olması, arkasındaki bilginin
büyüklüğüne asla gölge düşüremez.
Güç İllüzyonunu Yıkan İroni
İnsanoğlu, kendi elleriyle ürettiği yapılara, sistemlere veya kutsadığı sahte
otoritelere mutlak bir güç atfetmeye bayılır. Kendini yeryüzünün tek hakimi
zanneden insan aklı, acziyetini örtbas etmek için sürekli devasa sembollerin
arkasına saklanır. Vahiy ise bu yapay kibri en zayıf, en kırılgan yerinden
yakalar. Meydan okumayı bir aslan ya da aşılmaz dağlar üzerinden kurmaz. Eğer
öyle yapsaydı, insan zihni "Onlar zaten çok büyük, baş edemememiz
normal" diyerek kendini rasyonalize eder ve konuyu kapatırdı. Ama
karşımıza çıkan örnek, her an yanımızdan kovduğumuz karasinektir.
“Ey insanlar! Bir misal verildi; şimdi onu dinleyin:
Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, hepsi bir araya gelseler dahi asla bir
sinek yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir thing kapsa, bunu ondan geri de
alamazlar. İsteyen de aciz, istenen de...”
(Hac, 22/73)
Şöyle bir durumla karşılaşsan ne hissederdin? Dünyanın en
zenginleri, en güçlü devletleri, en gelişmiş laboratuvarları bir araya geliyor
ama varlığı basit bir darbeye bakan tek bir sineği sıfırdan var edemiyorlar.
Ayetteki üslup, insanla eğlenen basit bir alaycılık değildir; insanın kendi
eliyle kurduğu o devasa güç illüzyonunu deşifre eden sarsıcı bir mantıksal
sınırlandırmadır. Metin bizi daha da derin bir açmaza sürüklüyor: "Sinek
onlardan bir şey kapsa, geri alamazlar." Bir sinek, bir yiyecek zerresini kaptığı
an, hortumundaki yüksek asitli enzimlerle onu saniyeler içinde sindirmeye
başlar. O zerre, sineğin bünyesine girdiği anda artık eski kimyasal yapısında
değildir. Dünyanın tüm teknolojisini bir araya getirsen, o sineğin midesindeki
dönüşümü geri çevirip, o maddeyi eski haliyle kurtaramazsın. İşte insanın
acziyetini bu kadar nettir. En basit fiziksel ve kimyasal değişimin karşısında
çaresiz kalan bir kibrin, evrenin mutlak hakikati karşısında büyüklük iddia
etmesi ne kadar da absürttür.
Bilgi Merkezli Bir Okuma Yapmak
Sonuç olarak, Kur'an'ın bu benzersiz üslubu, bizi şekilcilikten ve boyut
körlüğünden kurtarmayı hedefler. Bizi fiziksel dünyanın sınırlarından çıkarıp,
özdeki bilgiye ve tasarıma odaklar. Hakikati kavramak için gözümüzü illa ki
uzak galaksilere dikmemize gerek yok. Evrensel tasarımın şifreleri, bir sineğin
kanadındaki aerodinamikte, bir sivrisineğin radar sisteminde eksiksiz bir
şekilde yazılıdır. Yeter ki insan, kendi kibrinin ördüğü o kalın duvarları
yıkıp, aynaya bakmaya cesaret edebilsin.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com