ENFLASYONU, ZAMLARI, DOLARI VE ALTINI ALLAH MI YÜKSELTİR?
İnsanların en çok tartıştığı konulardan biri de budur.
Ekonomi bozulduğunda, fiyatlar arttığında veya hayat zorlaştığında sıkça şu
cümleyi duyarız: "Her şeyi Allah yapıyor."
Peki gerçekten Kur'an bunu mu söylüyor? Yoksa Allah'ın koyduğu yasalar içinde
insanlar kendi tercihleriyle sonuçları mı oluşturuyor? Bu sorunun cevabını
doğru verebilmek için önce çok önemli bir ayrımı görmek gerekir.
Kur'an, Allah'ın mutlak kudret sahibi olduğunu bildirir.
O'nun bilgisi dışında hiçbir şey gerçekleşmez. Fakat aynı Kur'an, insanın
yaptıklarından sorumlu tutulacağını da bildirir.
Eğer bütün ekonomik bozulmaları doğrudan Allah'ın yaptığı
söylenirse, o zaman insanların yaptıkları yanlışların hesabını vermesi nasıl
mümkün olacaktır? İşte Kur'an tam bu noktada dengeyi kurar. İnsan iradesini
inkâr etmez. Allah'ın mutlak hâkimiyetini de inkâr etmez. Bu dengeyi kurmadan
konu anlaşılamaz.
Allah Evreni Yasalarla Yönetmektedir
Kur'an'a baktığımızda Allah'ın kâinatı rastgele değil, belirlediği
ölçülerle yönettiğini görürüz.
"Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık."
(Kamer, 54/49)
Bu yalnızca yıldızlar, gezegenler veya doğa için değildir. İnsan
hayatı da belirli yasalar üzerine kurulmuştur. Nasıl ki ateşe dokunan
yanıyorsa, yüksekten atlayan düşüyorsa, yanlış beslenen hastalanıyorsa;
toplumların da uyması gereken sosyal ve ekonomik yasalar vardır.
Kur'an bunlara bazen "Allah'ın sünneti" yani
Allah'ın değişmeyen yasası olarak işaret eder. Demek ki Allah, sonuçları
sebeplere bağlamıştır.
İnsan Yaptığının Sonucunu Yaşar
Kur'an'ın en temel ilkelerinden biri budur. Hiç kimse yaptığı
yanlışın sorumluluğunu Allah'a yükleyemez.
"Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir.
Bununla beraber Allah çoğunu affeder."
(Şûrâ, 42/30)
Bu ayet çok dikkat çekicidir. Kur'an burada önce insanın yaptığını
gösteriyor. Sonra sonucu açıklıyor. Yani önce yanlış tercihler…
Arkasından ortaya çıkan sıkıntılar… Düşün… Bir toplum
üretmeden tüketiyorsa… Çalışmadan zengin olmak istiyorsa… Rüşvet
yaygınlaşıyorsa… Adalet kayboluyorsa… İsraf normalleşiyorsa… Bunların
ekonomik sonuçlarının ortaya çıkması şaşırtıcı olur mu? Kur'an tam da
bunu anlatıyor.
Toplumlar Kendilerini Değiştirmedikçe Sonuçlar Değişmez
Kur'an sadece bireylerden değil, toplumlardan da söz eder. Toplumların
yükselmesi de çökmesi de belirli sebeplere bağlanmıştır.
"Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu
değiştirmez."
(Ra'd, 13/11)
Bu ayet ekonomi açısından da son derece önemlidir. Çünkü Allah
burada açıkça değişimin başlangıç noktasını insan olarak gösteriyor. Önce
insanlar değişecek… Tercihler değişecek… Ahlâk değişecek… Yönetim
anlayışı değişecek… Üretim anlayışı değişecek… Sonuçlar da buna
göre değişecektir. Kur'an'ın ortaya koyduğu sistem budur.
Allah Zulmetmez
İnsan bazen yaşadığı sıkıntılar karşısında şöyle düşünebilir: "Allah
bana bunu yaptı." Fakat Kur'an bunu reddeder.
"Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar kendilerine
zulmederler."
(Yûnus, 10/44)
Bu ayet yalnızca bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Yanlış
ekonomi… Yanlış adalet… Yanlış yönetim… Yanlış ahlâk… Bunların
sonucunda ortaya çıkan sıkıntılar Allah'ın kullarına zulmetmesi değildir. İnsanların
kendi tercihlerinin sonucudur.
Rızkı Veren Allah'tır. Burada başka bir denge daha
vardır. Kur'an, rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu bildirir.
"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait
olmasın."
(Hûd, 11/6)
Fakat bu ayet çalışmadan, üretmeden veya hiçbir sebebe sarılmadan
insanların zengin olacağını söylemez. Çünkü aynı Kur'an insanın
çalışmasını emreder. Emek vermesini ister. Sebeplere sarılmasını
ister. Allah rızkı yaratır. İnsan ise o rızka ulaşmak için
çalışır. İşte Kur'an'ın kurduğu denge budur.
Allah Bereketi Artırır da Azaltır da
Kur'an'da bereket yalnızca para miktarı değildir. Bazen çok para
olur ama huzur olmaz. Bazen az kazanç olur fakat yetip artar. Çünkü
bereket ayrı bir nimettir.
"Eğer o ülkelerin halkı iman edip sakınsalardı, üzerlerine gökten ve
yerden bereket kapıları açardık. Fakat yalanladılar. Biz de onları kazandıkları
yüzünden yakaladık."
(A'râf, 7/96)
Bu ayet ekonomik hayatın sadece rakamlardan oluşmadığını gösteriyor. Toplumun
ahlâkı da ekonomiyi etkiler. Adalet de etkiler. Güven de etkiler.
Dürüstlük de etkiler. Kur'an bunların hepsini bereket kavramı içinde
değerlendirir.
Peki Enflasyonu Allah Mı Getiriyor?
Buraya kadar gördüğümüz ayetleri birlikte düşündüğümüzde şu sonuca
ulaşıyoruz: Allah evreni yasalarla yönetmektedir. İnsan ise
tercih yapmaktadır. Yanlış tercihler yanlış sonuçlar doğurmaktadır.
Kur'an hiçbir yerde insanların yaptığı yanlış ekonomik
uygulamaları Allah'ın üzerine yüklemez. Tam tersine insanı sorumlu tutar. Bir
toplum israfı artırıyorsa… Üretimi azaltıyorsa… Emanete riayet etmiyorsa… Adaleti
kaybediyorsa… Yolsuzluğu normal görüyorsa… Bunların ortaya çıkaracağı
sonuçlardan da sorumludur. Kur'an'ın ortaya koyduğu ilke budur.
Ancak Her Şey Allah'ın Bilgisi ve İzni Dahilindedir
Şimdi önemli bir noktaya geldik. Buraya kadar anlattıklarımızdan şu
yanlış sonuç çıkarılmamalıdır: "Demek ki Allah'ın hiçbir müdahalesi
yok." Kur'an bunu da söylemez. Allah her şeyin sahibidir.
Her şey O'nun bilgisi altındadır. Hiçbir olay O'nun hâkimiyetinin
dışına çıkamaz.
"Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."
(Âl-i İmrân, 3/5)
Ancak Allah'ın her şeyi bilmesi ve kudreti altında tutması, insanların
sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kur'an'ın kurduğu denge tam da budur.
Allah mutlak hâkimdir. İnsan ise yaptığı tercihlerden hesaba
çekilecektir.
İşte bu nedenle Kur'an, insanı sürekli düşünmeye, doğru
karar vermeye ve adaletle hareket etmeye çağırır.
Ancak Ekonomi Bilimi Bu Konuyu Nasıl Açıklar?
Dini açıdan baktığımızda Kur'an'ın ortaya koyduğu çerçeve açıktır: Allah
mutlak hâkimdir; fakat insanlar yaptıkları tercihlerin sonuçlarından
sorumludur. Kur'an, toplumsal bozulmaları ve sıkıntıları büyük ölçüde
insanların kendi eylemleriyle ilişkilendirir.
Ancak ekonomi bilimi, aynı olguları inanç temelli değil;
gözlemlenebilir neden-sonuç ilişkileri üzerinden inceler. Ekonomistler
enflasyonu; para arzı, üretim maliyetleri, arz-talep dengesi, döviz kuru, riba
politikaları, kamu harcamaları, beklentiler ve küresel gelişmeler gibi
etkenlerle açıklar.
Zamlar ise çoğunlukla artan maliyetler, vergiler, enerji
fiyatları, kur değişimleri veya firmaların fiyatlama kararlarının sonucunda
ortaya çıkar.
Doların değeri; ülkelerin ekonomik performansı, faiz
oranları, uluslararası sermaye hareketleri ve piyasa beklentilerine göre
değişir.
Altın fiyatları ise küresel belirsizlikler, enflasyon
beklentileri, merkez bankalarının politikaları ve yatırımcı davranışlarından
etkilenir.
Bu nedenle ekonomi bilimi, "Enflasyonu Allah
yükseltti." veya "Doları Allah artırdı." şeklinde bir açıklama
yapmaz. Bunun yerine, hangi ekonomik kararların ve hangi koşulların bu
sonuçları doğurduğunu araştırır.
Kur'an'ın ortaya koyduğu ilke ile ekonomi biliminin
yaklaşımı birbirini zorunlu olarak dışlamak zorunda değildir. Kur'an, insanın
sorumluluğunu ve ilahî düzeni anlatırken; ekonomi bilimi, bu düzen içinde
işleyen toplumsal ve ekonomik sebepleri incelemeye çalışır.
Düşün… Bir çiftçi tarlasını sürmez, tohum ekmez ve hasat zamanı ürün alamazsa,
bunun sebebi Allah'ın rızkı vermemesi midir; yoksa Allah'ın koyduğu sebepler
düzenine uyulmaması mıdır?
Kur'an'ın çizdiği çerçeve, çoğu zaman ikinci cevabı
düşünmeye davet eder. Bu bakış açısıyla, ekonomik sorunlar da önce insanların
tercihleri, yönetim anlayışları ve uygulamaları üzerinden değerlendirilir;
nihayetinde ise her şeyin Allah'ın bilgisi ve hâkimiyeti içinde gerçekleştiği
kabul edilir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com