İNKÂRCILARIN ARZULARI
Gerçekle Arzu Arasındaki Çatışma
Kur’an insanın iç dünyasını çok açık bir şekilde anlatır. İnsan bazen
gerçeği bildiği hâlde onu kabul etmek istemez. Bunun sebebi çoğu zaman arzuların
hakikatin önüne geçmesidir. Kur’an’da inkârcıların tutumuna bakıldığında,
onların çoğu zaman delil eksikliğinden değil, arzularına uymak
istemelerinden dolayı gerçeği reddettikleri görülür.
İnsan nefsi çoğu zaman kolay olanı ister. Sorumluluk almak istemez, hesap
vermekten hoşlanmaz. Bu nedenle bazı insanlar, hayatlarını sınırlayan ilahi
ölçüler yerine, kendi arzularını ölçü hâline getirmek isterler. Kur’an
bu durumu farklı ayetlerle anlatır ve inkârın çoğu zaman bir bilgi problemi
değil, irade problemi olduğunu ortaya koyar.
İşte bu noktada Kur’an, inkârcıların arzularını ve bu arzuların insanı
nasıl hakikatten uzaklaştırdığını gözler önüne serer.
Gerçek Arzulara Uysaydı Evren Bozulurdu
Kur’an’da inkârcıların arzularının ne kadar tehlikeli olduğu çok çarpıcı
bir şekilde anlatılır. Eğer hakikat onların isteklerine göre şekillenseydi,
evrenin düzeni bile bozulurdu.
“Eğer hak, onların arzularına uysaydı, gökler, yer ve bunların içinde
bulunanlar bozulur giderdi.”
(Müminun, 23/71)
Bu ayet çok önemli bir gerçeği ortaya koyar. Hakikat insanların
arzularına göre değişmez. İnsanların istekleri değişkendir; fakat Allah’ın
koyduğu düzen sabittir.
Kavram Açıklaması: Hak
Kur’an’da geçen “hak” kelimesi, doğru olan, gerçek olan ve
değişmeyen ilahi ölçü anlamına gelir. Hak, insanların heveslerine göre
şekillenmez. Tam tersine insanlar hayatlarını hakka göre düzenlemek zorundadır.
Bunu günlük hayattan bir örnekle düşünelim. Bir şehirde trafik kuralları
olduğunu düşünün. Eğer herkes kendi isteğine göre araç kullanmaya başlasa,
kırmızı ışıkta geçse, hız sınırını hiçe saysa, şehirde düzen kalır mı? Elbette
kalmaz. Kaos ortaya çıkar.
İşte evrenin düzeni de böyledir. Allah evrene bir düzen koymuştur.
İnsanların arzuları bu düzenin yerine geçemez.
İnkârcılar ise çoğu zaman bu gerçeği kabul etmek istemezler. Çünkü hakka
uymak, insanın bazı arzularını sınırlaması anlamına gelir. Bu da nefse ağır
gelir.
Arzuların Hakikati Reddetmesi
Kur’an, inkârcıların bir başka özelliğini daha anlatır: Gerçeği
bildikleri hâlde onu görmezden gelmeleri.
De ki: “Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanıyorum; siz ise onu
yalanladınız.”
(En'am, 6/57)
Bu ayet, inkârcıların çoğu zaman delilsizlikten değil, bilinçli bir
reddedişten dolayı inkâr ettiklerini gösterir.
Kavram Açıklaması: Delil
Kur’an’da delil, insanın aklıyla kavrayabileceği açık işaretler
anlamına gelir. Evrenin düzeni, yaratılışın hikmeti ve Kur’an’ın mesajı bu
delillerin başında gelir.
Buna rağmen bazı insanlar bu delilleri görmezden gelir. Bunun sebebi çoğu
zaman kendi hayat tarzlarını değiştirmek istememeleridir.
Günlük hayattan basit bir örnek düşünelim. Bir doktor hastasına sigaranın
zararlarını açıkça anlatır. Hasta bu gerçeği bilir ama sigarayı bırakmak
istemez. Çünkü alışkanlıkları ağır basar.
İnkârın psikolojisi de çoğu zaman böyledir. İnsan bildiği gerçeği kabul
etmek yerine, hayatını değiştirmemek için onu reddetmeyi seçer.
Allah Hakkında Yanlış Tasavvurlar
İnkârcıların bir diğer özelliği de Allah hakkında yanlış düşünceler
üretmeleridir. Kur’an bu konuda çok net bir şekilde konuşur.
“O, ne bir çocuk edinmiştir ne de onunla birlikte bir ilah vardır.”
(Müminun, 23/91)
Bu ayet, Allah’a ortak koşma anlayışının ne kadar yanlış olduğunu açıkça
ortaya koyar.
Kavram Açıklaması: Tevhid
Kur’an’ın en temel kavramlarından biri tevhiddir. Tevhid, Allah’ın
tek ve benzersiz olduğunu kabul etmek anlamına gelir.
İnkârcılar ise çoğu zaman Allah’ı kendi düşüncelerine göre şekillendirmeye
çalışırlar. Kimi zaman Allah’a ortaklar yakıştırırlar, kimi zaman O’nu insan
gibi düşünürler.
Oysa Kur’an’ın anlattığı Allah tasavvuru çok nettir: Allah birdir, eşi
ve benzeri yoktur.
İnsanların Allah hakkında yanlış düşünceler üretmesinin sebebi çoğu zaman
yine arzularıdır. Çünkü gerçek tevhid anlayışı insanın hayatını
değiştirmesini gerektirir.
Evrenin Düzeni Tevhidin Delilidir
Kur’an, Allah’ın birliğini anlatırken evrenin düzenini de delil olarak
gösterir.
“Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de
bozulurdu.”
(Enbiya, 21/22)
Bu ayet çok güçlü bir mantık ortaya koyar. Evren kusursuz bir düzen içinde
işliyorsa, bunun sebebi tek bir iradenin yönetimidir.
Kavram Açıklaması: Kozmik Düzen
Evrenin işleyişinde inanılmaz bir düzen vardır. Gezegenlerin hareketi, doğa
yasaları, biyolojik sistemler… Hepsi kusursuz bir denge içinde çalışır.
Eğer bu sistemi yöneten birden fazla ilah olsaydı, bu düzenin korunması
mümkün olmazdı.
Bunu bir şirket örneğiyle düşünelim. Bir şirkette aynı yetkiye sahip on
farklı yönetici olduğunu düşünün. Her biri farklı kararlar verirse şirket
ayakta kalabilir mi? Büyük ihtimalle kısa sürede çöker.
Evren ise milyarlarca yıldır düzen içinde çalışmaktadır. Bu durum tek
bir yaratıcı iradenin varlığını gösterir.
Dünya Hayatına Aşırı Bağlılık
İnkârcıların bir diğer özelliği de dünya hayatına aşırı bağlanmalarıdır.
Onlar için hayat çoğu zaman sadece bu dünyadan ibarettir.
Kur’an bu psikolojiyi farklı ayetlerde anlatır. Dünya hayatının geçici
olduğunu hatırlatır ve insanın sadece bu dünyaya odaklanmasının büyük bir
yanılgı olduğunu söyler.
İnsan dünyada yaşar, çalışır, üretir. Bunların hepsi doğaldır. Ancak dünya
hayatını tek gerçeklik olarak görmek, insanı büyük bir yanılgıya sürükler.
Bir yolculuğa çıkan birini düşünün. Yol üzerindeki bir dinlenme tesisinde
kısa süre mola verir. Eğer bu kişi orayı kalıcı evi sanmaya başlarsa büyük bir
hata yapmış olur.
Kur’an’a göre dünya hayatı da böyledir. Dünya bir yolculuk durağıdır,
nihai varış noktası değildir.
İnkârcılar ise çoğu zaman bu gerçeği görmek istemezler. Çünkü ahirete
inanmak, insanın sorumluluk duygusunu artırır.
Arzuların İnsan Üzerindeki Etkisi
Kur’an insanın arzularına tamamen düşman değildir. İnsan yemek ister,
dinlenmek ister, mutlu olmak ister. Bunlar yaratılışın doğal parçalarıdır.
Sorun arzuların varlığı değil, arzuların insanı yönetmeye başlamasıdır.
İnsan arzularını kontrol ettiğinde dengeli bir hayat yaşar. Fakat arzular
insanı kontrol etmeye başladığında, insan hakikatten uzaklaşır.
İşte inkârcıların temel problemi budur. Onlar hakikati reddettikleri için
değil, arzularının önüne engel çıkmasını istemedikleri için inkâr
ederler.
Bu durum tarih boyunca tekrar eden bir insan davranışıdır. Kur’an’da
anlatılan birçok toplum da bu nedenle yoldan sapmıştır.
Sonuç: Gerçek Mutluluk Nerede?
Kur’an’a göre insanın gerçek mutluluğu arzularının peşinden koşmakta
değil, hakikati kabul etmekte yatar.
İnkârcılar geçici zevklerin peşinden giderler. Fakat bu zevkler kalıcı
değildir. İnsan bir süre sonra yine boşluk hisseder.
Kur’an insanı daha derin bir mutluluğa çağırır: Hakikate bağlı bir hayat.
Gerçek huzur, insanın yaratılış amacını anlamasıyla ortaya çıkar. İnsan
hayatını Allah’ın koyduğu ölçülerle düzenlediğinde iç dünyasında bir denge
oluşur.
Bu nedenle Kur’an insanlara sürekli şunu hatırlatır: Arzular geçicidir,
hakikat kalıcıdır.
İnsan arzularını hakikatin önüne koyarsa kaybeder. Hakikati arzularının
önüne koyarsa kazanır.
İşte Kur’an’ın inkârcıların arzularını anlatmasının sebebi de budur. İnsan
bu ayetleri okurken sadece başkalarını değil, kendi iç dünyasını da
sorgulamalıdır.
Çünkü her insanın içinde iki ses vardır: biri hakikate çağırır, diğeri
arzulara.
Hangisini dinleyeceğimiz ise bizim tercihimizdir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com