KUR'AN'IN KORUDUĞU MAHREMİYET
İnsan, yaratılışı gereği mahremiyeti olan bir varlıktır. Her
insanın kendisine ait bir dünyası, ailesi, evi, duyguları ve sırları vardır.
Kur'an, sadece ibadetleri düzenleyen bir kitap değildir; aynı zamanda insanlar
arasındaki ilişkileri de en ince ayrıntısına kadar düzenleyen ilahi bir
rehberdir. Bugün toplumda yaşanan birçok huzursuzluğun temelinde, insanların
birbirlerinin sınırlarını ihlal etmesi yatmaktadır. Oysa Allah, özel hayatın
dokunulmazlığını açık hükümlerle güvence altına almıştır.
Düşün... İnsanların birbirlerinin hayatına gereğinden fazla
karışmadığı, dedikodunun olmadığı, kimsenin başkasının kusurunu araştırmadığı
bir toplum nasıl olurdu? Güvenin, huzurun ve saygının hâkim olduğu bir toplum
meydana gelirdi. İşte Kur'an'ın hedeflediği toplum tam da budur.
İzinsiz Evlere Girmemek
Kur'an, özel hayatın korunmasını evin kapısından başlatır. Bir kimsenin evi,
onun en özel alanıdır. Oraya izinsiz girmek veya habersizce girmek, kişinin
mahremiyetine müdahale etmektir.
“Ey iman edenler! Geldiğinizi farkettirip ev halkına selam verinceye onlar
selamınızı alıncaya kadar kendi evinizden başka evlere girmeyin!
(Nur, 24/27)
Bu ayet sadece kapıyı çalmayı öğretmez. Aynı zamanda başkasının özel alanına
saygıyı da öğretir. Çünkü Allah, insanın huzurunu ve güvenliğini korumaktadır.
Doğruluğundan Emin Olmadığın Bilgiyi Yaymamak
İnsan çoğu zaman duyduğu her haberi doğru kabul etmeye eğilimlidir. Oysa
Kur'an, doğruluğu araştırılmayan bilgilerin insanların onurunu
zedeleyebileceğini bildirir.
"Onu dillerinizle birbirinize aktarıyor, hakkında bilginiz olmayan şeyi
ağızlarınıza alıyor ve bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysa Allah katında bu çok
büyük bir günahtır."
(Nur, 24/15)
Bir başka ayette ise şöyle buyurulur:
"Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül;
bunların hepsi ondan sorumludur."
(İsra, 17/36)
Hiç fark ettin mi? İnsanların çoğu yanlış bilgiler yüzünden birbirine düşman
olur. Oysa Kur'an, kesin bilgi olmadan konuşmayı yasaklayarak hem bireyi hem
toplumu korur.
Başkalarının Kusurlarını Araştırmamak
İnsanların en büyük hatalarından biri, kendi eksiklerini bırakıp başkalarının
hatalarını aramaktır. Kur'an ise tam tersini emreder.
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı
günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini
yapmayın..."
(Hucurat, 49/12)
Allah burada sadece gıybeti değil, kusur araştırmayı da yasaklamaktadır. Çünkü
kusur arayan insan, sonunda mutlaka bir kusur bulacaktır. Fakat bu davranış ne
bulana fayda sağlar ne de topluma.
Düşün... Eğer herkes başkasının ayıbını araştırmak yerine kendi eksiklerini
düzeltmeye çalışsaydı, insanlar birbirlerini yargılamak yerine kendilerini
geliştirme yoluna giderlerdi.
Gözü ve Dili Kontrol Altında Tutmak
Özel hayatın korunması yalnızca fiziksel davranışlarla sınırlı değildir. Göz
de, dil de mahremiyetin korunmasında önemli bir sorumluluk taşır.
"Mümin erkeklere söyle; gözlerini sakınsınlar ve iffetlerini
korusunlar..."
(Nur, 24/30)
"Mümin kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar ve
iffetlerini korusunlar..."
(Nur, 24/31)
Göz, çoğu zaman kalbin kapısıdır. Kontrol edilmeyen bakışlar, zamanla
düşünceleri; düşünceler ise davranışları etkiler. Bu yüzden Kur'an, insanı daha
işin başında korumaktadır.
Dil de aynı şekilde kontrol edilmelidir. Bir söz bazen
yıllarca kapanmayacak yaralar açabilir. Bu nedenle Kur'an, bilgiye dayanmayan
konuşmalardan uzak durmayı emreder.
Başkalarının Mallarına ve Eşyalarına Saygı Göstermek
Özel hayat yalnızca insanın bedeni veya evi değildir. Eşyaları da onun özel
alanının bir parçasıdır. Kur'an'da Yusuf kıssasında geçen olay, başkasının
eşyası üzerinde izinsiz tasarrufta bulunmanın ne kadar ciddi sonuçlar
doğurabileceğini göstermektedir.
"Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı..."
(Yusuf, 12/76)
Bu kıssa, insanların eşyalarının da güvence altında olması gerektiğini gösteren
önemli örneklerden biridir. Başkasına ait olan şey, sahibinin izni olmadan
kullanılmamalıdır.
Boş ve Faydasız İşlerden Uzak Durmak
Kur'an, insanın zamanını da korur. Çünkü sürekli başkalarının hayatıyla
ilgilenen insanlar, kendi hayatlarını ihmal ederler.
"Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir... Onlar boş ve yararsız
işlerden yüz çevirirler."
(Mü'minun, 23/1-3)
Boş işlerden uzak durmak yalnızca vakit kazanmak değildir. Aynı zamanda insanın
zihnini gereksiz meşguliyetlerden korumasıdır. Başkalarının özel hayatını
konuşmak, dedikodu yapmak ve sürekli başkalarının yaşamını takip etmek de çoğu
zaman bu boş uğraşların içine girer.
Önce Kendi Hesabını Görmek
İnsan başkasının yanlışını görmekte çok başarılıdır. Fakat aynı dikkati kendi
hatalarına göstermez. Kur'an ise kurtuluşun başkasını eleştirmekte değil,
nefsini arındırmakta olduğunu bildirir.
"Kim Rabb’inin huzurunda durmaktan korkar ve nefsini kötü arzulardan
alıkoyarsa, işte onun varacağı yer cennettir."
(Naziat, 79/40-41)
Başkalarının eksiklerini saymak insanı olgunlaştırmaz. Asıl gelişim, insanın
kendi kusurlarını fark edip onları düzeltmeye çalışmasıyla mümkündür.
Sır Saklamak Güvenin Temelidir
İnsanlar arasındaki güvenin en önemli şartlarından biri, emanet edilen sırların
korunmasıdır. Kur'an, Nebi'nin aile hayatı üzerinden verilen bir örnekle bu
konuya dikkat çeker.
"Nebi eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti..."
(Tahrim, 66/3)
Bu olay, insanlar arasında paylaşılan özel bilgilerin gelişi güzel başkalarına
aktarılmaması gerektiğini göstermektedir. Güven, verilen sözü ve emanet edilen
sırrı koruyabilmekle ayakta kalır.
Özel Hayata Saygı, İmanın Bir Göstergesidir
Kur'an'ın ortaya koyduğu bütün bu ilkeler bir araya getirildiğinde çok önemli
bir sonuç ortaya çıkar. Allah, insanların birbirlerinin hayatını denetleyen,
kusur arayan, sürekli konuşan ve mahremiyet sınırlarını ihlal eden bireyler
olmasını istememektedir. Bunun yerine; güven veren, saygılı, ölçülü,
araştırmadan konuşmayan, gözünü ve dilini koruyan, kendi kusuruyla meşgul olan
bir toplum inşa etmeyi hedeflemektedir.
Bugün iletişim araçları sayesinde insanların özel hayatına
ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay hâle gelmiştir. Ancak kolay olması, doğru
olduğu anlamına gelmez. Kur'an'ın ölçüsü değişmemiştir. Başkasının
mahremiyetine saygı göstermek, onun onurunu korumak ve sınırlarını ihlal
etmemek, müminin ahlakının ayrılmaz bir parçasıdır.
Özel hayatın dokunulmazlığı yalnızca hukuki bir hak
değildir; Allah'ın koyduğu ahlaki bir ilkedir. Bu ilkeye uyan toplumlarda güven
artar, aileler güçlenir, dostluklar sağlamlaşır ve insanlar birbirlerine karşı
huzur içinde yaşarlar. Kur'an'ın hedeflediği toplum da işte böyle bir
toplumdur.
Mahremiyetin Gizlice İhlal Edilmesi
Kur'an, insanların açık hatalarını araştırmayı yasakladığı gibi, gizli
hâllerini öğrenmeye çalışmayı da yasaklamaktadır. Çünkü özel hayatın
dokunulmazlığı, sadece evin kapısından içeri izinsiz girmemekle sınırlı
değildir. Bir insanın izni olmadan onun özel bilgilerine ulaşmaya çalışmak da
aynı şekilde mahremiyet ihlalidir.
Bugün teknoloji sayesinde insanların telefonlarını
karıştırmak, mesajlarını okumak, sosyal medya hesaplarını gizlice takip etmek,
özel konuşmalarını dinlemek veya görüntülerini izinsiz kaydetmek çok kolay hâle
gelmiştir. Fakat kolay olması, doğru olduğu anlamına gelmez. Allah'ın koyduğu
ölçü zamana göre değişmez.
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı
günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini
yapmayın..."
(Hucurat, 49/12)
Bu ayet, insanların görünmeyen taraflarını ortaya çıkarmaya çalışmanın doğru
olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Allah, insanların ayıplarını örtmeyi
isterken, insanın onları açığa çıkarmaya çalışması ilahi ahlaka uygun değildir.
Aile İçinde De Mahremiyet Vardır
Bazıları mahremiyetin yalnızca yabancılar arasında geçerli olduğunu düşünür.
Oysa Kur'an, aynı evde yaşayan insanların bile birbirlerinin özel alanına saygı
göstermelerini istemektedir. Bu durum, özel hayatın ne kadar önemli olduğunu
göstermektedir.
Çocukların ve ev halkının bile belirli zamanlarda izin
isteyerek odaya girmeleri emredilmektedir. Bu, aile bireylerinin de kendilerine
ait bir mahremiyet alanı bulunduğunu gösterir.
"Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar ve içinizden henüz
ergenlik çağına ulaşmamış olanlar, üç vakitte sizden izin istesinler..."
(Nur, 24/58)
Düşün... Allah, aynı evin içinde yaşayan insanlar için bile mahremiyet
sınırları koyuyorsa, yabancı insanların özel hayatına saygı göstermenin ne
kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaz mı?
Güven De Bir Emanettir
İnsan bazen malını, bazen de en özel sırlarını emanet eder. Kur'an'da emanet
yalnızca maddi değerlerle sınırlı değildir. İnsana duyulan güven de korunması
gereken bir emanettir.
Bir dostun sana anlattığı özel bir konu, bir aile bireyinin
paylaştığı mahrem bir bilgi veya bir insanın yalnızca sana açtığı bir
sıkıntısı, senin sorumluluğun altındadır. Bunları başkalarına taşımak güveni
yıkar ve insanlar arasındaki bağı zedeler.
"Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında
hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor..."
(Nisa, 4/58)
Sır saklamak sadece güzel bir ahlak değildir; aynı zamanda Allah'ın emrettiği
emanet bilincinin bir parçasıdır. Güvenin olmadığı yerde dostluk da, aile de,
toplum da uzun süre ayakta kalamaz.
İnsan Onuruna Saygı Da Mahremiyetin Bir Parçasıdır
Özel hayatı korumak, yalnızca insanların evlerine veya eşyalarına saygı
göstermek değildir. İnsanların kişiliklerini, onurlarını ve toplum içindeki
saygınlıklarını korumak da bu kapsamın içindedir.
Alay etmek, küçümsemek, aşağılayıcı lakaplar takmak veya
insanları utandıracak sözler söylemek, onların manevi mahremiyetini zedeleyen
davranışlardır. Kur'an, müminlerin birbirlerine karşı böyle bir tavır içinde
olmalarını kesin olarak yasaklamaktadır.
"Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki
de onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay
etmesin. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın
ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın..."
(Hucurat, 49/11)
Hiç fark ettin mi? Bir insanın bedeninde açılan yara zamanla iyileşebilir.
Fakat onurunda açılan yara yıllarca kapanmayabilir. Bu yüzden Kur'an, insanın
sadece bedenini değil, haysiyetini ve saygınlığını da koruma altına almıştır.
Bu da özel hayat dokunulmazlığının önemli bir yönüdür.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com