Kur’an’a Göre Hikmet Nedir?

Kur’an’a Göre Hikmet Nedir?

Bilgi mi, Gelenek mi, Yoksa Doğru Anlayış mı?

“Hikmet” kelimesi kulağa ne kadar da tanıdık geliyor, değil mi? Dini bir sohbetin içinde mutlaka geçer. Bir hoca konuşurken “hikmet” der, dinleyen başını sallar. Bir kitapta okuruz, anlamlı buluruz. Ama işin tuhaf tarafı şudur: Hikmet hakkında çok konuşulur ama ne olduğu nadiren kitaptan sorgulanır.

Çoğu zaman hikmet, otomatik olarak “hadis”, “sünnet” ya da “nebilerin sözleri” ile eşitlenir. Hatta daha ileri gidilip, “Kur’an kitap, sünnet hikmettir” gibi kalıplar neredeyse sorgulanamaz kabuller hâline getirilir. Peki bu kabuller gerçekten Kur’an’a mı dayanıyor, yoksa yüzyıllar içinde oluşmuş bir algının ürünü mü?

Gel, bu soruya acele cevap vermeyelim. Kur’an’ı açalım, sakin sakin dinleyelim. Çünkü hikmet, bağırarak değil; anlayarak ortaya çıkar.


Hikmet Kelimesinin Kökü ve Anlam Alanı

İşe en baştan başlayalım. “Hikmet” kelimesi Arapça -k-m kökünden gelir. Bu kök;

  • hükmetmek,
  • sağlamlaştırmak,
  • kontrol altına almak,
  • yanlış olanı engellemek
    anlamlarını taşır.

Yani hikmet, belirsiz bir sezgi ya da mistik bir hal değildir. Hikmet, sağlam olanı kurma, yerli yerinde karar verme, dengeyi gözetme yeteneğidir. Kur’an’daki kullanımına baktığımızda da hikmetin, soyut bilgi değil; bilginin doğru değerlendirilmesi ve hayata yansıması olduğunu görürüz.

Kur’an’da hikmet, “çok şey bilmek” değildir. Hikmet, neyi, nerede, ne zaman ve nasıl kullanacağını bilmektir. Bu yönüyle hikmet, bilginin ahlaki ve aklî olgunluk kazanmış hâlidir.


Kur’an’da Hikmet: Kaynağı Neresi?

İşte kilit soru burada başlıyor. Kur’an’a göre hikmet nereden gelir?

Kur’an bu konuda son derece nettir. Hikmet, Allah’tan gelir. İnsan üretimi değildir. Gelenekle taşınmaz. Rivayetle kurulmaz. Doğrudan vahyin bir parçasıdır.

Bak İsra Suresi 22–39. ayetler arasında bir ahlaki manifesto vardır adeta. Tevhid, ana-babaya iyilik, ölçü, adalet, iffetten uzak durma… Ve bu bölüm şöyle biter:

“İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir.”

Dikkat et: “Âlimlerin sözleri” demiyor. “Toplumun birikimi” demiyor. “Vahyettiği hikmetlerdir” diyor.

Nisa 113’te şöyle geçer:

“Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi.”

Bakara 231:

“Allah’ın size indirdiği kitabı ve hikmeti unutmayın.”

Ahzab 34:

“Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti anın.”

Bu ayetlerin ortak noktası ne? Hikmet, indirilmiştir. Öğretilmiştir. Vahiy yoluyla gelmiştir. Eğer hadisler ya da sünnet vahyin bir türü olsaydı, Kur’an bunu açıkça söylerdi. Ama Kur’an, elçinin görevini net biçimde sınırlar:

“Ben sadece bana vahyedilene uyarım.”
(Enam 50, Ahkaf 9, Yunus 15–16)

Yani Nebî bile kendi sözünü vahiy yerine koymazken, sonradan derlenen sözleri hikmet ilan etmek ciddi bir çelişkidir.


“Kitap ve Hikmet” İfadesi Ne Anlama Gelir?

Geleneksel anlayışın en çok dayandığı ifade burasıdır: “Kitap ve hikmet.” Bu ifade Kur’an’da pek çok ayette birlikte geçer:

Ali İmran 48, 79, 81
Bakara 129, 151, 231
Nisa 54
Enam 89

Ve genellikle şöyle denir: “Kitap Kur’an’dır, hikmet sünnettir.”

Ama bu ayrım Kur’an’ın kendi mantığıyla uyuşmaz. Çünkü Kur’an, vahyi parçalı sunmaz. Bir kısmını yazılı, bir kısmını kayıt dışı bırakmaz. Kur’an’a göre vahiy, açıklayıcıdır, tamamdır, yeterlidir.

O hâlde “kitap ve hikmet” ne demektir?

Kitap: Vahyin lafzı, metni, yazılı formu.
Hikmet: Bu metnin doğru anlaşılması, iç mantığının kavranması, hayata uygulanması.

Yani ikisi ayrı kaynak değil, aynı kaynağın iki boyutudur. Biri metin, diğeri o metnin bilinçte karşılık bulmuş hâlidir.


Hikmet Sadece Nebilere mi Verilir?

İşte burada geleneksel anlayışın tamamen çöktüğü bir alan var. Eğer hikmet, sadece nebilerin sünneti olsaydı, Kur’an hikmeti sadece nebilerle sınırlandırırdı. Ama durum tam tersidir.

Lokman 12:

“Andolsun, Lokman’a hikmet verdik.”

Lokman bir nebi değildir. Ama hikmet sahibidir.

Yusuf 22:

“Olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik.”

Meryem 12:

“Henüz çocukken ona hikmet verdik.” (Yahya)

Enbiya 79:

“Dâvud ve Süleyman’a hüküm ve ilim verdik.”

Casiye 16:

“İsrailoğullarına kitap, hikmet ve nebilik verdik.”

Bu ayetler şunu açıkça gösterir: Hikmet, bir makam değil, bir kabiliyettir. Allah’ın dilediğine verdiği bir anlayış derinliğidir.


Hikmet Ezber Değildir

Bakara 269 bu meseleyi mühürler:

“Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiştir.”

Burada hikmet; kitap yığını, hadis külliyatı ya da bilgi deposu değildir. Hikmet, ayırt edebilme yeteneğidir. Ne zaman susacağını, ne zaman konuşacağını bilmektir. Nerede sert, nerede yumuşak olunacağını bilmektir. Ölçüyü tutturmaktır.

Ezberlenen söz hikmet olmaz. Hikmet, yerli yerinde söylenen sözdür.


Kur’an’ın Kendisi Hikmettir

Kur’an, kendisini defalarca “hikmetli kitap” olarak tanımlar:

Yunus 1:

“Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.”

Yasin 2:

“Hikmetli Kur’an’a andolsun.”

Hud 1:

“Ayetleri hikmetli kılınmış, sonra detaylandırılmış bir kitap.”

Eğer Kur’an’ın kendisi hikmetliyse, hikmeti Kur’an dışında aramak ne anlama gelir? Bu, suyu kaynağında bırakıp, başka yerlerde aramaya benzer.


Lokman Kıssası: Hikmetin Davranışa Dönüşmesi

Lokman Suresi, hikmetin ne olduğunu teoride değil, pratikte gösterir. Lokman oğluna ne öğütler?

  • Tevhid
  • Şirkten uzak durma
  • Anne-babaya iyilik
  • Ölçülü davranış
  • Kibirden kaçınma
  • Sözde ve yürüyüşte denge

Bunların hangisi hadis ezberlemekle ilgilidir? Hiçbiri. Bunların hepsi ahlaki bilinçtir. İşte hikmet budur.


Hikmeti Terk Eden Ümmetler

Kur’an, geçmiş ümmetlerin en büyük hatasını açıkça söyler: Vahyi yeterli görmemek.

Tevbe 31:

“Hahamlarını ve rahiplerini rabb edindiler.”

Zuhruf 44:

“Bu Kur’an senin ve kavmin için bir öğüttür; ondan sorgulanacaksınız.”

Bugün Kur’an dururken, başka sözleri “hikmet” diye merkeze almak, aynı hatanın yeni versiyonudur.


Sonuç: Kur’an’a Göre Hikmet Nedir?

Kur’an’a göre hikmet:

  • Vahyin içindeki derin anlamdır
  • Aklın aktif hâlidir
  • Adaletli düşünme yetisidir
  • Ölçü, denge ve basirettir
  • Allah’ın lütfudur

Hikmet, uydurulmaz. Rivayetle inşa edilmez. Hikmet, anlayarak yaşanan Kur’an’dır.

Gerçek hikmet, Kur’an’dadır.
Onu anlayan, ona kulak veren ve hayatına taşıyan kişi, hikmete ulaşmıştır.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

Dinde Aşırılıktan Sakınmak ve Orta Yolu Korumak Orta Yolun Sessiz Çağrısı İnsan, eline bir şey geçirdi mi onu ya fazlasıyla sıkar ya da ...