ALLAH’IN YOLUNA TUTUNMAK VE HAKİKATİ BULMAK
İnsanın
hayatı aslında baştan sona bir arayıştır. Bazıları bu arayışı erken fark eder,
bazıları ise ömrünün sonuna doğru… Ama kimse bu arayıştan bütünüyle kaçamaz.
Çünkü insan, sadece yiyip içen bir varlık değildir. Düşünen, sorgulayan, anlam
arayan bir varlıktır. İçinde hep bir “doğru” ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç,
insanın fıtratına yerleştirilmiştir.
Kur’an işte
tam bu noktaya hitap eder. Çünkü Kur’an, sonradan üretilmiş bir düşünce sistemi
değil, insanın yaratılışına uygun bir rehberdir. Din, insanların masa başında
oluşturduğu bir düzen değildir. Ne çoğunluğun kararıyla şekillenir ne de
zamanla evrim geçirir. Din, doğrudan Allah’a aittir.
“Dikkat edin!
Hâlis din yalnızca Allah’a aittir.”
(Zümer 39:3)
Bu ayet,
insanın dinle ilgili tüm iddialarını daha baştan sınırlar. Din Allah’a aitse,
insanın görevi yeni yollar icat etmek değil; gösterilen yola sadakat
göstermektir. İnsan kendini merkeze aldığında din karmaşıklaşır; Allah
merkeze alındığında ise sadeleşir.
Arayış
neden bu kadar zorlaştı?
Bugün insanın
kafası neden bu kadar karışık? Çünkü bilgi çok, rehber az. Herkes konuşuyor,
herkes yorum yapıyor. Sosyal medya, vaazlar, kitaplar, sohbetler… Sesler
çoğaldıkça hakikat geri çekiliyor. Kur’an bu durumu çok önceden haber verir:
“Eğer
yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
(En’âm 6:116)
Bu ayet,
çoğunluğun her zaman doğruyu temsil etmediğini açıkça söyler. Hakikat sayıyla
ölçülmez. İnsanlar iyi niyetli olabilir ama bu niyet, doğruyu garanti etmez.
Çünkü insan sınırlıdır, Allah ise sınırsızdır.
Yol
gösterme yetkisi kime ait?
İnsan çoğu
zaman kendine şunu sorar: “Doğruyu nasıl bulacağım?” Kur’an bu soruyu cevapsız
bırakmaz.
“Yol
göstermek yalnızca Allah’a aittir.”
(Nahl 16:9)
Bu ayet,
insanın omzundaki yükü hafifletir. Çünkü doğruyu icat etmek zorunda değilsin.
Allah yolu belirlemiş, sana da o yolda yürümeyi teklif etmiştir. Asıl mesele,
bu teklife kulak verip vermemektir.
Tek yol ve
çok sayıda sapma
Kur’an yolu
anlatırken çoğul konuşmaz.
“İşte bu
Benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun; sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara
uymayın.”
(En’âm 6:153)
Hakikat
tektir. Ama sapma yolları çoktur. İnsanlar çoğu zaman “biraz oradan, biraz
buradan” diyerek hakikati parçalara ayırır. Oysa Kur’an, bütünlük ister. Çünkü
parçalanmış hakikat, hakikat olmaktan çıkar.
Kur’an
neden merkezde olmalı?
Kur’an
kendisini insan için yeterli bir rehber olarak sunar.
“Onlara
yetmedi mi ki sana bu Kitab’ı indirdik?”
(Ankebut 29:51)
Bu soru,
insanın başka kaynaklara duyduğu aşırı bağımlılığı sorgular. Kur’an’ı merkeze
almayan bir din anlayışı, zamanla insan üretimi bir sisteme dönüşür. Ayetler
geri planda kalır, yorumlar öne çıkar.
Gelenekle
din aynı şey mi?
İnsan çoğu
zaman dini, ailesinden ve çevresinden öğrendiği şekliyle yaşar. Kur’an bu
durumu eleştirir:
“Biz
atalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz.”
(Zuhruf 43:22)
Kur’an’a göre
hakikat miras kalmaz. Her insan, inandığı şeyden bizzat sorumludur. “Böyle
gördük” demek, hakikatin yerine geçmez.
Din adına
konuşan herkes güvenilir mi?
Kur’an, din
adına konuşan insanların da yanılabileceğini açıkça söyler.
“Allah’tan
başka bilginlerini rab edindiler.”
(Tevbe 9:31)
Burada
anlatılan şey secde değildir; mutlak itaattir. Bir insanın sözünü,
Allah’ın sözüyle eşitlemek en büyük tehlikedir. Kur’an bu yüzden sürekli ölçü
koyar.
Kur’an’ın
dirilten etkisi
Kur’an,
hakikatle karşılaşmayı “dirilme” olarak anlatır.
“Ölü iken
dirilttiğimiz ve kendisine bir nur verdiğimiz kimse…”
(En’âm 6:122)
Bu diriliş
bedensel değil, zihinsel ve kalbidir. İnsan Kur’an’la karşılaştığında kendine
gelmeye başlar. Hayatındaki öncelikler değişir. Dağınık düşünceler toparlanır.
Neden
kur’an insanı zorlar?
Çünkü Kur’an
insanı muhatap alır. Sorumluluk yükler. Düşünmeyi ister.
“Onlar
Kur’an’ı gereği gibi düşünmüyorlar mı?”
(Nisâ 4:82)
Bu ayet, körü
körüne inanmayı reddeder. Kur’an’la kurulan ilişki pasif değil, aktiftir.
Kur’an ve
özgürlük
Kur’an’a
tutunan insan, insanların beklentilerinden özgürleşir.
“Allah iman
edenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”
(Bakara 2:257)
Bu aydınlık,
zihinsel bir berraklıktır. Neye inanacağını, neden inandığını bilen bir insan
ortaya çıkar.
Son söz:
yol açıktır
Din Allah’a
aittir. Yol O’nundur. Rehber Kur’an’dır.
“Şüphesiz bu
Kur’an, en doğru yola iletir.”
(İsrâ 17:9)
Hakikati
arayan için adres bellidir. İnsan sözleri değişir, kültürler dönüşür ama
Allah’ın kelamı sabit kalır.
Hakikat
Allah’tandır; eksiklik ve hata ise bizim aczimizdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.