Kur’an’ı Asıl Yakanlar Kimlerdir?
İsveç’te bir kişinin Kur’an yakması haberi yayıldığında
çoğumuzun içi yandı. Tepki verdik, kızdık, üzüldük. Bu çok insani bir refleks.
Çünkü Kur’an bizim için sıradan bir kitap değil; Allah’ın kelamı, insanlığa gönderilmiş
bir rehberdir. Ama tam bu noktada durup sakin bir şekilde düşünmek gerekiyor:
Gerçekte ne yandı? Kur’an mı, yoksa sadece kâğıt ve mürekkep mi?
Ateşe atılan şey Kur’an’ın kendisi değildi. Yanan, sadece
fiziksel bir nesneydi. Çünkü Kur’an’ın özü, mesajı ve hakikati ateşle yok
edilemez. Allah’ın sözü, insanların inkârıyla da düşmanlığıyla da tükenmez.
Nitekim Kur’an bunu açıkça bildirir:
“Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz.”
(Hicr 15/9)
Bu ayet bize şunu hatırlatır: Kur’an’ın varlığı ve etkisi,
insanların ona ne yaptığına bağlı değildir. Ona saldıran da, onu görmezden
gelen de Kur’an’ı ortadan kaldıramaz.
İnanç Bir Tercihtir, Hesap Allah’adır
Allah insanı özgür yaratmıştır. İnanmak da inkâr etmek de
insanın tercihidir. Kur’an, zorla kabul ettirilen bir inanç sistemi kurmaz.
Aklı, vicdanı ve iradeyi esas alır.
“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 2/256)
Bir insan Kur’an’a inanmayabilir. Hatta ona düşmanlık da
edebilir. Bu onun tercihi olur. Ama bu tercih, Kur’an’ın hakikatini yok etmez.
Güneşi perdeyle kapatmak, güneşi söndürmez; sadece odayı karartır. Kur’an’dan
yüz çeviren de Kur’an’ı değil, kendisini karanlıkta bırakır.
Asıl Yangın Sessiz Olandır
Asıl mesele tam da burada başlıyor. Çünkü Kur’an’a saldıran
bir yabancıdan daha tehlikeli bir durum var: Kur’an’ı elinde tuttuğu hâlde onun
ne dediğini umursamamak.
Kur’an evlerde var, ama hayatta yok. Okunuyor ama
anlaşılmıyor. Bitiriliyor ama yaşanmıyor. Oysa Allah defalarca uyarıyor:
“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?” (Muhammed 47/24)
Bu ayette “okumuyorlar mı?” demiyor. “Düşünmüyorlar mı?”
diyor. Yani Kur’an’la ilişki, sadece sesle değil; akılla ve kalple kurulmalı.
Anlamadan Okumak: Manevi Bir Yangın
Anlamadan okunan Kur’an, içi boşaltılmış bir rehber gibidir.
Bir navigasyonu açıp yönlendirmeleri kapatmak gibi… Sonra da “Yoldayım ama
neden kayboldum?” diye sormak gibi.
Kur’an kendisini şöyle tanımlar:
“Bu, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için sana indirdiğimiz bir
kitaptır.” (İbrahim 14/1)
Ama biz Kur’an’ı hayata karıştırmazsak, sadece tören
kitabına çevirirsek, işte o zaman asıl yangın başlar. Sessiz, dumansız ama
derin bir yangın…
Kur’an Hayattan Çekilince Ne Olur?
Kur’an hayattan çekildiğinde oluşan boşluk boş kalmaz.
Yerine hurafeler, sorgulanmayan rivayetler, alışkanlıklar ve zanlar doldurur.
Kur’an bu konuda çok nettir:
“Zan, haktan hiçbir şey kazandırmaz.” (Yunus 10/36)
Hakikat yerini zanna bırakınca, din Allah’ın mesajı olmaktan
çıkar, insanların yorumlarına dönüşür. İşte Kur’an’ı asıl yakmak budur: Onu
hayattan dışlamak.
Kur’an Süs Değil, Rehberdir
Bugün Kur’an birçok evde duvarda asılıdır. Ama adalet
hayatta asılı değildir. Kur’an öpülür, başa konur; ama mesajı kapının dışında
kalır. Oysa Kur’an, duvarda durmak için inmedi.
“Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder.” (Nahl
16/90)
Bu ayet, çerçeve için değil; hayat içindir. İşte, sokakta,
evde, ticarette, ilişkilerde… Kur’an hayata karışmadığında, sadece dekor olur.
Okuyoruz Ama Değişmiyoruz
İşte en büyük çelişki burada. Kur’an okunuyor ama hayatlar
değişmiyor. Yıllarca okuyan bir insan hâlâ adaletsiz davranabiliyorsa, hâlâ hakkı,
hukuku hafife alıyorsa sorun Kur’an’da değildir.
“Allah bir toplumu, onlar kendilerini değiştirmedikçe
değiştirmez.” (Ra’d 13/11)
Kur’an, insanı dönüştürmek için indirilmiştir. Değiştirmeyen
bir okuma, sadece ses üretir.
Sessizce Yakılan Ayetler
Bazı ayetler hiç ateşe atılmaz ama sürekli görmezden
gelinir. Yetim hakkı, zulüm uyarıları, adalet çağrıları… Kur’an der ki:
“Zalimlere en küçük bir meyil bile göstermeyin.” (Hud 11/113)
Ama günlük hayatta zulme sessiz kalınıyorsa, işte o ayet
hayatta yakılmış demektir.
Kur’an’ı Parçalamak
Bir başka tehlike de Kur’an’ı seçmeci okumaktır. Hoşumuza
giden ayetleri alıp, rahatsız edenleri görmezden gelmek. Kur’an bu tavrı da açıkça
eleştirir:
“Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (Bakara 2/85)
Kur’an bir bütündür. Hayatın tamamına hitap eder.
Yeniden Kur’an’la Buluşmak Mümkün mü?
Elbette mümkün. Büyük adımlar gerekmez. Samimi bir niyet
yeterlidir. Okuduğun bir ayetle durup “Bu bugün bana ne söylüyor?” diye sormak
yeterlidir.
“Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür.” (Zilzal 99/7)
Küçük farkındalıklar, büyük dönüşümler doğurur.
Kur’an’ı Korumak Ne Demektir?
Kur’an’ı korumak, sadece fiziksel saldırılara tepki vermek
değildir. Asıl koruma, onu anlamak ve yaşamaktır. Yaşanan Kur’an yakılamaz.
“De ki: Hak geldi, bâtıl yok oldu.” (İsrâ 17/81)
Son Söz
Kâğıtlar yanar. Mürekkep kararır. Ama hakikat yerinde durur.
Kur’an, onu gerçekten arayanlar için hâlâ diri, hâlâ yol göstericidir.
Asıl soru hâlâ karşımızda duruyor:
Kur’an’ı yakıyor muyuz, yoksa yaşatıyor muyuz?
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com