KUR’AN’A DÖNMEK NE DEMEKTİR?
“Kur’an’a
dönelim” çağrısı, son yıllarda sıkça duyduğumuz bir ifade. Kimileri bunu
tehlikeli bulur, kimileri eksik anlar, kimileri de sadece slogandan ibaret
sanır. Oysa Kur’an’a dönüş, ne yeni bir akım ne de geçmişle kavga etme
çabasıdır. Bu, en başa, en temele, en sahih olana yönelmektir.
Kur’an’a
dönmek, Allah’ın kelamını tek referans noktası kabul etmektir. Yani din adına
ortaya konulan her söz, her hüküm, her uygulama için şu basit ama sarsıcı
soruyu sormaktır:
“Bu Allah’ın kitabında var mı?”
Bu soru
sorulmadığında din, zamanla Allah’ın dini olmaktan çıkar, insanların dini
haline gelir. İyi niyetle başlayan şeyler bile zamanla mutlak doğru gibi
sunulur. Oysa Allah, kullarını böyle bir karanlıkta bırakmaz.
“Aralarında
hükmetmen için sana kitabı hak ile indirdik.” (Nisâ 105)
Bu ayet,
Kur’an’ın sadece okunmak için değil, ölçü olmak için indirildiğini açıkça
gösterir.
DİNDE ÖLÇÜ
KAYBOLURSA NE OLUR?
Günlük
hayattan basit bir örnek düşünelim. Bir terazinin ayarı bozulursa, tartılan her
şey yanlış çıkar. Bir kilo bir kilo değildir artık. Aynı şey din için de
geçerlidir. Ölçü kaybolduğunda, doğruyla yanlış birbirine karışır.
Bugün birçok
insan, din adına söylenen şeylerin Kur’an’da olup olmadığını bilmiyor. Çünkü
sormaya cesaret edemiyor. “Büyükler yanlış yapmaz”, “Asırlardır böyle gelmiş”,
“Herkes böyle inanıyor” gibi cümleler, sorgulamanın önüne set çekiyor.
Oysa Kur’an,
insanı sorgulamaya çağırır.
“Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızı
üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler.” (Bakara 170)
Bu ayet,
geleneğin mutlaklaştırılmasının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu gösterir.
Atalar yolu, eğer vahiy ile örtüşmüyorsa, insanı hakikate değil alışkanlığa
götürür.
Kur’an’a
dönmek, işte bu atalardan devralınmış ama sorgulanmamış yükleri omuzdan
indirmektir.
ALLAH’IN
KELAMI YETERLİ Mİ?
Bu soru bile
aslında başlı başına bir imtihandır. Çünkü “yetmez” demek, farkında olmadan
Allah’ın kitabını eksik görmek anlamına gelir.
Allah bu
konuda net konuşur:
“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır.” (En’âm 115)
Tamamlanmış
bir şeye ek yapmaya çalışmak, onu güçlendirmez; aksine bozar. Tıpkı sağlam bir
binaya plansız eklenen katlar gibi… Eninde sonunda yapı çatlar.
Kur’an’a
dönmek, “Allah eksik bıraktı, biz tamamlayalım” anlayışından vazgeçmektir. Bu,
büyük bir teslimiyettir ama aynı zamanda büyük bir ferahlıktır.
TESLİM OLAN
İNSAN NASIL ÖZGÜRLEŞİR?
İlk bakışta
çelişkili gibi durur: Teslim olan insan nasıl özgür olur? Ama biraz düşününce
işin aslı ortaya çıkar.
İnsan Allah’a
teslim olmadığında, mutlaka başka şeylere teslim olur. Topluma, hocaya,
cemaate, geleneklere, korkulara… Kur’an’a dönmeyen insan, farkında olmadan
insanlara kul olur.
Allah bu
tehlikeye dikkat çeker:
“Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rabb’ler edindiler.” (Tevbe
31)
Bu insanlar o
bilginlere secde etmiyordu ama onların sözlerini Allah’ın sözü gibi kabul
ediyordu. Bugün de durum çok farklı değil. Kur’an’a dönmek, bu gizli kulluktan
kurtulmaktır.
Kur’an’a
dönen insan artık şunu der:
“Benim için bağlayıcı olan tek söz, Allah’ın sözüdür.”
İşte bu
noktada insan, kalabalıkların baskısından özgürleşir.
DİNİ
ZORLAŞTIRAN İNSANDIR
Allah dini
zorlaştırmaz. Zorlaştıran insandır. Allah’ın kolay kıldığı şeyler, zamanla ağır
kurallara dönüştürülmüştür. İnsanlar, dinin özünden çok ayrıntılarında
boğulmuştur.
Allah açıkça
buyurur:
“Allah sizin için dinde bir zorluk kılmamıştır.” (Hac 78)
Kur’an’a
dönmek, dini asli sadeliğine döndürmektir. İman, ahlak, adalet ve sorumluluk
merkezli bir din anlayışına yönelmektir.
Kısa bir
hikâye:
Bir adam, ibadet edemediği için kendini dinden uzak hisseder. Çünkü ona din hep
“yetişilmesi imkânsız” bir yük gibi anlatılmıştır. Kur’an’la tanıştığında ise
şunu fark eder: Allah ondan mükemmel olmasını değil, samimi olmasını
istemektedir. İşte Kur’an’a dönüş, bu fark ediştir.
ARACISIZ BİR
İLİŞKİ: KUL VE RABB
Kur’an’a
dönmek, Allah ile kul arasındaki doğrudan bağı yeniden kurmaktır. Allah,
kendisiyle kul arasına kimseyi koymaz.
“Kullarım
sana beni sorduklarında, şüphesiz ben çok yakınım.” (Bakara 186)
Bu ayet,
aracısız bir imanın kapısını açar. İnsan, Rabbine doğrudan seslenebilir.
Doğrudan tövbe edebilir. Doğrudan yönelir.
Bu, insanı
hem sorumlu kılar hem de olgunlaştırır.
ETİKETLERİN
ÖTESİNDE TEK DİN
Kur’an’a
dönen insan, etiketlerle tanımlanmaz. O, Allah’ın dinine mensuptur.
“Şüphesiz
Allah katında din İslam’dır.” (Âl-i İmrân 19)
Bu ayet,
dinin tek olduğunu söyler. İnsanlar ise bu dini bölmüş, isimlendirmiş,
parçalara ayırmıştır. Kur’an’a dönüş, bu parçalanmışlığı reddetmektir.
Bu bir
ayrıştırma değil, aksine birleştirme çağrısıdır.
KUR’AN’A
DÖNMEK BİR CESARET İŞİDİR
Kur’an’a
dönmek kolay değildir. Çünkü bu dönüş, yanlış bildiklerinle yüzleşmeni ister.
Alışkanlıklarından vazgeçmeni ister. Ama sonunda insan, hakikatin verdiği
huzuru yaşar.
Allah bu yolu
şöyle tarif eder:
“Bu Kur’an, insanları en doğru yola iletir.” (İsrâ 9)
SONUÇ YERİNE
Kur’an’a
dönmek; Allah’ın sözünü merkeze almaktır. İnsan sözlerini ölçü olmaktan
çıkarmaktır. Dini yeniden Allah’ın istediği saflığa kavuşturmaktır.
Bu bir
çağrıdır.
Bu bir arınmadır.
Bu bir diriliştir.
Ve kim
Kur’an’a dönerse, dosdoğru yola yönelmiş olur.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com