Kur’an’ı Asıl Yakanlar Kimlerdir?
Geçtiğimiz günlerde bir adamın Kur’an-ı Kerim’i yaktığını duyduk. İçimiz acıdı. “Bu nasıl bir saygısızlık?” dedik. Haklıyız. Çünkü Kur’an bizim için sıradan bir kitap değildir. O, Allah’ın kelamıdır. Bize yol göstermek için gönderilmiştir.
Ama gelin, sakin kafayla şunu soralım:
O adam gerçekten Kur’an’ı mı yaktı?
Yanan şey kâğıttı kardeşlerim.
Mürekkepti.
Kur’an’ın kendisi yanmaz. Çünkü Kur’an sadece sayfalardan
ibaret değildir. Kur’an, Allah’ın sözüdür. Allah’ın sözü ne ateşle yok olur ne
inkârla biter.
Allah Teâlâ insanı zorla iman ettirmemiştir. Kur’an açıkça
söyler:
“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 2/256)
Yani isteyen inanır, isteyen inanmaz. Bu herkesin kendi
tercihidir. Ama hesabı da Allah’a verecektir.
Şunu bilelim:
Kur’an’a düşmanlık edenler, Kur’an’a zarar veremez. Çünkü Kur’an’ı Allah korur.
Ama Kur’an’ı hayattan çıkaranlar, işte onlar asıl zararı verir.
Okuyoruz Ama Anlıyor muyuz?
Asıl sorun burada başlıyor. Kur’an’ı yakmak değil; Kur’an’ı anlamadan
okumak.
Bakın etrafımıza…
Kur’an evimizde var.
Elimizde var.
Düğünde var, cenazede var.
Ama hayatımızda var mı?
Okuyoruz ama ne dediğini bilmiyoruz. Hızlı hızlı okuyoruz,
bitiriyoruz. Sanki mesele sadece okumakmış gibi davranıyoruz. Elbette Kur’an
okumak sevaptır. Ama Kur’an sadece okunmak için inmedi.
Allah soruyor:
“Onlar Kur’an’ı hiç düşünmezler mi?” (Mü’minun 23/70)
Bu ayet sadece inkârcılar için değil kardeşlerim. Bu ayet,
Kur’an’ı okuduğu hâlde onunla düşünmeyen herkes içindir.
Anlamadan okunan Kur’an;
– Dilde var, kalpte yoktur.
– Seste var, hayatta yoktur.
Böyle olunca ne olur?
Kur’an geri çekilir.
Yerine hurafeler gelir.
Kulaktan dolma bilgiler din zannedilir.
İnsan farkında olmadan Allah’ın kitabını bir kenara koyar.
İşte bu, Kur’an’ı ateşe atmaktan daha tehlikelidir. Çünkü bu yangın sessiz
olur.
Kur’an sadece ahireti anlatmaz kardeşlerim.
Doğru olmayı anlatır.
Adil olmayı anlatır.
Adil olmayı anlatır.
Ama biz onu sadece ölünün arkasından okunan bir kitaba
çevirdik. Oysa Kur’an diriler için indi.
Kur’an Duvar İçin Değil Hayat İçin İndi
Bir kitabın değeri, sadece okunmasıyla değil; yaşanmasıyla
olur. Kur’an’ı anlamadan okumak, lambayı yakmadan ışık beklemeye benzer.
Elektrik var ama düğmeye basmıyorsun.
Bugün birçok evde Kur’an baş köşededir.
Öpülür, başa konur.
Duvara asılır.
Ama iş ahlaka gelince yoktur.
Ticarete gelince yoktur.
Komşulukta yoktur.
Kur’an süs eşyası gibi durur.
Oysa Allah Kur’an için şöyle buyurur:
“Bu, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için sana indirdiğimiz bir
kitaptır.” (İbrahim 14/1)
Kur’an karanlıktan çıkarmak için inmiştir. Duvara asmak için
değil, hayata koymak için inmiştir.
Gerçekten Kur’an’ı yakanlar, onu ateşe atanlar değildir.
Gerçekten yakanlar, Kur’an’ı hayattan çıkaranlardır. Onun yerine kendi
isteklerini koyanlardır.
Ama şunu unutmayalım:
Allah kendi kitabını koruyandır.
“O zikri biz indirdik ve onu mutlaka biz koruyacağız.”
(Hicr 15/9)
Kur’an ayakta kalacaktır.
Soru şudur:
Biz Kur’an’la ayakta mıyız?
Kâğıt yanar kardeşlerim.
Mürekkep kararır.
Ama hakikat durur.
Kur’an’ı anlayanların kalbinde ateş değil, ışık
yanar.
Rabbim bizleri Kur’an’ı sadece okuyanlardan değil; anlayan
ve yaşayanlardan eylesin.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com