İnsan, Kâinat ve Yaratılışın Kodları
Kur’an
Metni Işığında Yaratılış, Âdem ve İnsan Anlayışı
1. İnsan
Yokken Kurulan Kozmik Düzen
Kur’an,
insanın yaratılışını anlatmadan önce evrensel bir gerçekliğe dikkat çeker:
İnsan, kendisinden önce var olan ve işleyen bir düzenin içine
yerleştirilmiştir. Dağlar, gökler, yer, bitkiler ve hayvanlar insan var olmadan
önce yaratılmıştır. Bu durum, insanın merkezde olduğu kadar sorumlu bir
varlık olduğunu da ortaya koyar.
“Gerçek şu
ki, insanın üzerinden, henüz kendisi anılmaya değer bir şey değilken uzun bir
zaman gelip geçmiştir.”¹
Bu ayet,
insanın ontolojik değersizliğini değil; sonradan yaratılmışlığını ve
dolayısıyla yüklenmiş olduğu ahlaki sorumluluğu ifade eder.
2.
Yaratılışın Süreçsel Boyutu ve “Altı Gün” Kavramı
Kur’an’da
göklerin ve yerin yaratılışı “altı gün” ifadesiyle anlatılır.² Ancak bu gün
kavramı, modern zaman ölçüsüyle birebir örtüşmez. Zira henüz dünyanın ve
güneşin yaratılmadığı bir evrede 24 saatlik bir zaman anlayışından söz etmek
mümkün değildir.
Kur’an, bu
kavramı yine kendi içinde açıklar:
“Rabbinin
katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.”³
“Melekler ve ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde O’na yükselir.”⁴
Bu ayetler,
Kur’an’daki yevm kavramının bir zaman dilimini değil, bir süreci
veya evreyi ifade ettiğini göstermektedir. Bu nedenle klasik tefsir
literatüründe “altı gün” ifadesi sıklıkla “altı devir” şeklinde yorumlanmıştır.
3. Âdem
Kavramının Çift Boyutlu Yapısı
Kur’an’da
Âdem kavramı tek katmanlı değildir. Metin dikkatle incelendiğinde iki farklı
bağlam ortaya çıkar:
3.1. Âdem:
İnsan Türünü İfade Eden Kavram
Kur’an,
insanın yeryüzüne yayılışını anlatırken bunu tek bir biyolojik bireye
indirgemez:
“Allah sizi
yerden bitki gibi bitirdi.”⁵
Bu benzetme,
insan neslinin çoklu ve doğal bir yayılış süreci içinde var olduğunu ima
eder. Aynı şekilde:
“Her şeyden
çift çift yarattık ki düşünesiniz.”⁶
ifadesi,
yaratılışın çoğulluk ilkesine dayandığını gösterir.
3.2. Âdem:
Seçilmiş Nebî
Kur’an’da bir
de açıkça seçilmiş bir Âdem’den söz edilir:
“Allah,
Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmrân ailesini âlemler üzerine seçti.”⁷
Seçilme
kavramı, mevcut bir topluluk içinden ayırt edilmeyi ifade eder. Bu da, nebî
olan Âdem’in, zaten var olan insanlar arasından seçildiğini göstermektedir.
4. Kardeş
Evliliği Rivayetlerinin Kur’anî Temeli
Rivayet
literatüründe yer alan kardeş evliliği anlatıları Kur’an metninde karşılık
bulmaz. Aksine Kur’an, evlilik sınırlarını açıkça belirler:
“Size
anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz… haram kılındı.”⁸
Kur’an’da
ilahi yasaların zamanla çelişmesi söz konusu değildir.⁹ Ayrıca modern genetik
veriler de yakın akraba evliliklerinin ciddi biyolojik riskler taşıdığını
ortaya koymaktadır.
5. “Tek
Nefis” Kavramının Anlamsal Çerçevesi
“Sizi tek bir
nefisten yaratan…”¹⁰
Kur’an’da nefsi,
yalnızca tek bir biyolojik birey olarak okumak zorunlu değildir. Nefis kelimesi
Kur’an’da öz, yapı ve fıtrat anlamlarında da kullanılmaktadır.¹¹ Bu bağlamda
ayet, insanlığın aynı ontolojik özden yaratıldığını ifade eder.
6. Melek,
İnsan ve İblis: Ontolojik ve Ahlaki Ayrım
Melekler
Kur’an’da kendilerine verilen emri eksiksiz yerine getiren varlıklar olarak
tanımlanır.¹² İnsana ise akıl, irade ve nefis birlikte verilmiştir. Bu nedenle
insan hata yapabilir; fakat tövbe edebilir.
İblis ise
hatasında ısrar eden kibirli varlığın sembolüdür:
“Ben ondan
üstünüm.”¹³
Bu ifade,
Kur’an’da kibrin özeti olarak sunulur.
7. Yasak
Ağaç ve Sınır Bilinci
Yasak ağaç
anlatımı, yalnızca tarihsel bir olay değil; insanın sınırla imtihanının
sembolik anlatımıdır. Helal alanın genişliğine rağmen, yasak olana yönelme
düşüşü beraberinde getirir.¹⁴
8.
İmtihanın Başlangıcı ve Ahlaki Sorumluluk
Kur’an’a göre
insan doğuştan masumdur. Buluğ çağıyla birlikte ahlaki sorumluluk başlar:
“Nefse ve ona
fücurunu ve takvasını ilham edene andolsun.”¹⁵
Bu aşamadan
sonra insan özgür iradesiyle yol seçer. İlahi yardım, seçilen yön doğrultusunda
kolaylaştırma şeklinde tecelli eder.
Kur’anî
Antropolojinin Temel Çizgileri
Kur’an’ın
ortaya koyduğu insan anlayışı şu ilkeler etrafında şekillenir:
- Yaratılış süreçseldir
- İnsan aynı özden yaratılmıştır
- Âdem hem türü hem seçilmiş nebîyi
ifade eder
- İmtihan özgür irade temellidir
- Kurtuluş kibirle değil, yönelişle
mümkündür
İNSAN YOKKEN KURULAN DÜZEN: HAZIR SAHNEYE DAVET
Kur’an insanı anlatmaya başlamadan önce çok bilinçli bir giriş yapar.
Önce insanı överek değil, yokluğunu hatırlatarak söze başlar.
Çünkü insan kendini merkeze koymaya meyillidir.
“Gerçek şu ki, insanın üzerinden, henüz kendisi anılmaya değer bir şey
değilken uzun bir zaman gelip geçmiştir.”
(İnsan 76:1)
Bu ayet sarsıcıdır.
Şunu söyler:
İnsan, bu dünyanın sebebi değil; sonradan gelen misafiridir.
Bir sofrayı düşün.
Masa kurulmuş, tabaklar dizilmiş, su hazır, yemek pişmiş.
Sen en son geliyorsun.
Bu, ev sahibinin seni değersiz gördüğünü değil; sana emanet verdiğini
gösterir.
Kur’an’ın yaptığı tam olarak budur.
Dağlar, denizler, atmosfer, gece–gündüz dengesi, bitkiler, hayvanlar…
Bunların hiçbiri insanla birlikte ortaya çıkmadı.
İnsan için hazırlandı.
“O, yerde olanların hepsini sizin için yarattı.”
(Bakara 2:29)
Ama burada çok kritik bir nokta var:
“sizin için” ifadesi, sizin keyfiniz için demek değildir.
“Sizin sorumluluğunuz altında” demektir.
Bu yüzden insan, Kur’an’da halife olarak tanımlanır.
Halife, sahip değil; emanetçidir.
“ALTI GÜN” MESELESİ: ZAMAN DEĞİL, SÜREÇ
Kur’an’da sıkça geçen bir ifade vardır:
“Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yarattı.”
(A‘raf 7:54)
Bu ayeti düz okuyunca zihin hemen takılır:
“Altı gün mü? Nasıl olur?”
Çünkü biz “gün” deyince:
– 24 saat
– Güneş
– Dünya
– Gece–gündüz
düşünüyoruz.
Oysa Kur’an, kendi kavramlarını yine kendi içinde açıklar:
“Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.”
(Hac 22:47)
“Melekler ve ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde O’na yükselir.”
(Meâric 70:4)
Demek ki burada “gün”, saat değildir.
Bir evre, bir süreç, bir aşamadır.
Bugün bilim ne söylüyor?
Evrenin yaşı yaklaşık 13,8 milyar yıl.
Kur’an buna itiraz etmiyor.
Aksine, “acele bir yaratılış yok” diyor.
Her şey ölçüyle, kademe kademe, aşama aşama.
“Biz her şeyi bir ölçüyle yarattık.”
(Kamer 54:49)
Bu ayet, yaratılışın kaos değil; kodlanmış bir düzen olduğunu
söyler.
ÂDEM: TEK KİŞİYE SIKIŞTIRILAMAYAN BİR KAVRAM
Yaratılış meselesinde düğüm noktası şudur:
Âdem’i nasıl anlıyoruz?
Çoğu anlatı, Âdem’i sadece tek bir biyolojik kişi olarak sunar.
Oysa Kur’an dili buna izin vermeyecek kadar geniştir.
Âdem = İnsan Türü
Kur’an insanın yeryüzüne yayılışını anlatırken çok çarpıcı bir benzetme
yapar:
“Allah sizi yerden bitki gibi bitirdi.”
(Nuh 71:17)
Bitki nasıl çoğalır?
Tek bir tohumdan mı?
Hayır.
Aynı türden çok sayıda tohum, aynı topraktan çıkar.
Bu ayet, insanın çoğalmasını tek zincire mahkûm etmez.
Yine genel bir ilke koyar Kur’an:
“Her şeyden çift çift yarattık ki düşünesiniz.”
(Zâriyât 51:49)
Bu ilke, yaratılışın tamamı için geçerlidir.
İnsan bu düzenin dışına itilmez.
Âdem = Seçilmiş Nebî
Kur’an’da bir de çok net bir ayet vardır:
“Allah, Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmrân ailesini âlemler üzerine
seçti.”
(Âl-i İmrân 3:33)
Seçilmek ne demektir?
Var olanlar arasından ayrılmak demektir.
Bu ayet şunu açıkça söyler:
Ortada insanlar vardır ve onların içinden bir Âdem seçilmiştir.
Yani:
– Her insan Âdem türündendir
– Ama nebî olan Âdem, seçilmiş olanıdır
Bu ayrımı yapmadığında:
– kardeş evliliği
– genetik çıkmaz
– şeriat çelişkisi
kaçınılmaz olur.
YASAK AĞAÇ: MEYVE DEĞİL, SINIR
Kur’an’daki yasak ağaç anlatımı, basit bir “meyve yeme” hikâyesi değildir.
“Bu ağaca yaklaşmayın.”
(Bakara 2:35)
Dikkat et:
“Yemeyin” demiyor,
“yaklaşmayın” diyor.
Çünkü düşüş, bir anda olmaz.
Yaklaşarak olur.
Bugün de tablo değişmedi.
Helal alan geniştir.
Ama insan sınırı zorladığında, aynı senaryo tekrar eder.
“Şeytan, ana babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de saptırmasın.”
(A‘raf 7:27)
Bu bir tarih anlatısı değil, insanlık yasasıdır.
SON BAĞLANTI: İNSAN NEREDE DURUYOR?
Kur’an’ın çizdiği büyük resim şudur:
– Evren hazırlandı
– İnsan aynı özden yaratıldı
– Âdem hem türü, hem seçilmiş nebîyi ifade etti
– Sınır kondu
– Seçim insana bırakıldı
“Nefse ve ona fücurunu ve takvasını ilham edene andolsun.”
(Şems 91:7–9)
Allah zorlamaz.
Ama seçilen yolu açar.
Takvayı seçersen, takva genişler.
Kibri seçersen, iblis konuşur.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com