NESH GERÇEĞİ
Kur’an’da
Hüküm Değişimi Değil, Hakikatin Yeniden Yerine Konması
Bu bölüme bir
soruyla başlamak yerinde olur:
Kur’an gibi kusursuz olduğunu söyleyen bir kitapta, gerçekten hükümler
birbiriyle çelişir mi?
Allah, bir gün “şöyle yap” deyip, sonra “hayır, vazgeçtim, böyle yap” der mi?
Bu sorular
çoğu zaman durup düşünülmez. Çünkü bazı kavramlar en baştan hazır kalıplar
hâlinde zihinlere yerleştirilmiştir. Onlar açılıp içi incelenmeden kabul
edilir. “Nesh” meselesi de bu kalıplardan biridir.
“Nesh”
denildiğinde çoğu insanın zihninde hemen şu düşünce belirir:
Allah bir hüküm koydu, sonra onu kaldırdı, yerine başka bir hüküm koydu.
Peki
gerçekten durum böyle midir?
Bu konuyu
baştan, sakin bir şekilde ele almak gerekir. Çünkü nesh, İslam düşüncesinde en
çok yanlış anlaşılan ve en fazla suistimal edilen kavramlardan biridir. Yanlış
anlaşıldığında ise doğrudan Kur’an’ın tutarlılığına gölge düşürür.
Allah’ın
Sözü Değişir mi?
Önce en temel
noktayı netleştirmek gerekir.
Allah
kusursuz mudur?
Elbette.
Peki kusursuz
olan bir varlık, eksik bir hüküm koyup sonra onu düzeltir mi?
Bu soruya
dürüstçe cevap verildiğinde, meselenin düğümü çözülmeye başlar. Çünkü Kur’an,
Allah’ın sözünün değişmezliğini açıkça vurgular:
“Rabbinin
sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek
kimse yoktur.”
(En‘âm 6/115)
“Allah’ın
sözlerinde değişme yoktur.”
(Yûnus 10/64)
Kur’an ayrıca
kendi iç tutarlılığını ilahî bir garanti altına alır:
“Onlar
Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkası tarafından indirilmiş
olsaydı, içinde birçok çelişki bulurlardı.”
(Nisâ 4/82)
Bu ayet,
Kur’an’ın kendi içinde bir ayetin diğerini geçersiz kılması gibi bir durumun imkânsız
olduğunu açıkça ortaya koyar.
O hâlde şu
soru sorulmalıdır:
Eğer Kur’an’da çelişki yoksa, “nesh” diye anlatılan şey gerçekten bir hüküm
iptali olabilir mi?
Nesh Ne
Değildir?
Öncelikle
şunu netleştirmek gerekir:
Nesh, Allah’ın fikrini değiştirmesi değildir.
Bu anlayış,
farkında olunmadan Allah’a insanî özellikler yüklemektir. İnsan öğrenir,
unutur, yanılır ve fikrini değiştirir. Oysa Kur’an’da Allah kendisini şöyle
tanımlar:
“O, gizliyi
de açığı da bilendir.”
(En‘âm 6/73)
“Allah her
şeyi hakkıyla bilendir.”
(Bakara 2/231)
Geçmişi ve
geleceği aynı anda bilen bir varlık için, sonradan hüküm değiştirmek
düşünülemez. Bu nedenle nesh meselesi Allah merkezli değil, insan merkezli
olarak ele alınmalıdır.
Nahl 101:
Anahtar Ayet
Sıklıkla
delil olarak getirilen ayetlerden biri şudur:
“Biz bir
ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimizde — Allah ne indirdiğini en iyi
bilendir — ‘Sen uyduruyorsun’ derler. Hayır, onların çoğu bilmiyor.”
(Nahl 16/101)
Bu ayet
yüzeysel okunduğunda, gerçekten “bir ayetin yerine başka bir ayet getiriliyor”
gibi anlaşılabilir. Ancak Kur’an ayetleri tek tek değil, bütüncül olarak ele
alınmalıdır.
Buradaki
kritik soru şudur:
Hangi ayetin yerine hangi ayet?
Kur’an,
boşlukta ortaya çıkmadı. Ondan önce de vahiy vardı. Musa’ya, Davud’a, İsa’ya
gönderilen kitaplar vardı (Bakara 2/136). Ancak bu kitaplara ne oldu?
Kur’an bu
soruya açık bir cevap verir:
“Kelimeleri
yerlerinden saptırırlar.”
(Nisâ 4/46)
“Yazıklar
olsun o kimselere ki kitabı elleriyle yazarlar, sonra ‘Bu Allah katındandır’
derler.”
(Bakara 2/79)
İşte
Kur’an’ın müdahalesi tam olarak burada başlar.
Nesh =
Tahrif Edilmiş Olanın Tashihi
“Nesh”
kelimesi “iptal” olarak anlaşıldığında mesele tamamen yanlış bir yere taşınır.
Çünkü Kur’an’ın anlattığı nesh, iptal değil, ıslahtır.
Şöyle bir
örnek düşünelim:
Bir öğretmen
sınıfa giriyor ve tahtada yanlış yazılmış bir formül görüyor. O formülü siliyor
ve doğrusunu yazıyor.
Burada
öğretmen bilgiyi mi değiştirmiş olur, yoksa yanlışı mı düzeltmiş olur?
Kur’an’ın
yaptığı da tam olarak budur. Önceki kitaplarda aslı bozulan, yanlış
aktarılan, çıkar için eğilip bükülen hükümler vardı. Kur’an geldi ve
şunu yaptı:
“Sana da,
kendinden önceki kitabı doğrulayıcı ve ona bir ölçü olan Kitab’ı indirdik.”
(Mâide 5/48)
Yani Kur’an,
önceki vahiyleri yok saymadı; onları tasdik etti, fakat bozulmuş
kısımlarını düzeltti.
Bina
Benzetmesi
Bu durumu
anlatmak için güçlü bir benzetme yapılabilir.
Sağlam
temelli bir bina düşünelim. İlk hâli düzgün ve işlevsel. Ancak zamanla üzerine
ruhsatsız katlar çıkılmış, sonradan eklemeler yapılmış ve yapı asıl kimliğini
kaybetmiştir.
Sonra bir
usta gelir.
Binayı tamamen yıkmaz. Önce sonradan eklenen, yapıyı bozan kısımları söker.
Ardından binayı aslına döndürür.
Kur’an’ın
yaptığı da budur. Temel vahiy aynıdır:
“O, Nuh’a
tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye
ettiğimizi sizin için din kıldı.”
(Şûrâ 42/13)
Bozulan şey
dinin kendisi değil, insanların ona ekledikleridir.
Bakara
106’yı Yeniden Okumak
Bir diğer
sıkça gündeme gelen ayet şöyledir:
“Biz bir
ayeti nesh eder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını ya da benzerini
getiririz.”
(Bakara 2/106)
Buradaki
“daha hayırlısı” ifadesi çoğu zaman yanlış anlaşılmıştır. Genellikle şu şekilde
yorumlanır:
“Allah eski hükmü kaldırdı, yerine daha iyi bir hüküm koydu.”
Oysa eğer
önceki hüküm Allah’tan gelmişse, daha hayırlısı nasıl olabilir?
Burada
kastedilen, Allah’ın gönderdiği saf vahiy değil; insanların onu unutturduğu
veya bozduğu şeklidir. Kur’an bu yüzden kendisini şöyle tanımlar:
“Bu,
kendisinde şüphe olmayan Kitap’tır.”
(Bakara 2/2)
Ayrıca:
“Bugün sizin
için dininizi kemale erdirdim.”
(Mâide 5/3)
Eğer Kur’an
içinde hüküm iptalleri olsaydı, bu kemal ifadesi anlamını yitirirdi.
Kur’an
İçinde Nesh Olur mu?
En kritik
soru şudur:
Kur’an’ın
kendi içinde, bir ayet diğerini iptal eder mi?
Eğer böyle
bir şey kabul edilirse, Kur’an’ın kendi içinde çeliştiği de kabul edilmiş olur.
Oysa Kur’an bunu açıkça reddeder (Nisâ 4/82).
Tarih boyunca
nesh anlayışı, özellikle fıkıh tartışmalarında kolaycı bir çözüm olarak
kullanılmıştır. Anlaşılması zor ayetler için “Bu neshedilmiştir” denilerek
düşünme süreci sonlandırılmıştır.
Oysa Kur’an,
düşünmeyi ve akletmeyi emreder:
“Aklınızı
kullanmıyor musunuz?”
(Bakara 2/44)
Sonuç: Din
Değişmedi, İnsanlar Değiştirdi
Sonuç olarak
şu gerçek ortaya çıkar:
Allah’ın dini
başından beri birdir (Âl-i İmrân 3/19).
Tevhid değişmedi.
Adalet değişmedi.
Ahlak değişmedi.
Değişen,
insanların tutumudur.
Kur’an yeni
bir din getirmedi;
unutulanı hatırlattı,
bozulanı düzeltti,
üstü örtülen hakikati yeniden ayağa kaldırdı.
“Bu Kur’an,
uydurulacak bir söz değildir; kendinden öncekini doğrulayıcı ve her şeyi
açıklayıcıdır.”
(Yûsuf 12/111)
Nesh budur.
Ne iptal,
ne çelişki,
ne de fikir değişimi.
Nesh, hakikatin
yeniden yerine konmasıdır.
Kur’an ise bu hakikati son kez, en saf hâliyle ortaya koyan ilahi hitaptır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com