HİDAYET NEDİR, KİMLER HİDAYETTEDİR?
İnsan hayatı bir yolculuksa, hidayet o yolculukta pusuladır.
Pusulasız yürüyen biri de yürür, hatta çok yürür; ama nereye vardığını bilmez.
Bazen gittiği yönü “doğru” zanneder, oysa sadece alıştığı istikamettedir. İşte
hidayet tam burada devreye girer: Alışılmış olanı değil, doğru olanı gösterir.
“Hidayet” kelimesi Arapça kökenlidir. Yol göstermek, doğru
yola iletmek, hedefe ulaştıracak istikameti göstermek demektir. Fakat Kur’an’da
hidayet, sadece bir yön tabelası değildir. Aynı zamanda kalbin açılması, zihnin
berraklaşması ve insanın kendi tercihiyle o yola girmesidir.
Kur’an kendisini açıkça hidayet olarak tanımlar. “Bu kitap,
kendisinde şüphe olmayan, takva sahipleri için bir hidayettir.” (Bakara, 2)
Ayet bize şunu söyler: Hidayetin kaynağı beşer değil, vahiydir. İnsan fikir
üretir, sistem kurar, öğreti oluşturur. Ama dosdoğru yolu belirleyen yalnız
Allah’tır.
“Andolsun ki biz iki yolu insana gösterdik.” (Beled,10) İki
yol… Biri karanlığa çıkar, biri aydınlığa. İnsan seçim yapabilsin diye yollar
açıkça ortaya konmuştur. Hidayet, zorla sürüklenmek değil; gösterilen doğruyu
tercih etmektir.
“De ki: Gerçekten Rabbim beni dosdoğru yola iletti.”
(En’am,161)
Bu söz Nebi Muhammed’in dilinden aktarılır. Burada dikkat
edilmesi gereken nokta şudur: Dosdoğru yola ileten Allah’tır. Elçi bile kendi
başına yol bulmuş değildir; o da vahiy ile yönlendirilmiştir. Nitekim “Ve işte
böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir
bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi hidayete erdirdiğimiz bir
nur kıldık.” (Şura,52)
Demek ki hidayet bir nurdur. Karanlıkta yön arayan biri için
ışık neyse, vahiy de insan için odur.
Hidayetin Kaynağı: Sadece Allah
Günlük hayatta sıkça duyduğumuz bir cümle vardır: “Falanca
beni yola getirdi.” Oysa Kur’an bu algıyı düzeltir. “De ki: Allah’tan başka,
hakka ileten var mı? De ki: Allah hakka iletir.” (Yunus,35) Hakka ileten yalnız
Allah’tır.
Bu ayet çok net bir sınır çizer. Bir insan öğüt verebilir,
hatırlatabilir, çağrıda bulunabilir. Ama kalbi açan, yönü netleştiren
Allah’tır. “Şüphesiz sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; fakat Allah
dilediğini hidayete erdirir.” (Kasas, 56) Bu ayet, hidayetin duygusal bağla ya
da kişisel arzu ile değil, ilahi irade ile gerçekleştiğini gösterir.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var. “Allah
dilediğini hidayete erdirir” ifadesi, insanın iradesini yok saymaz. Çünkü başka
bir ayette “Allah kendisine yöneleni hidayete erdirir.” (Rad, 27) buyurulur.
Yani yönelme insandan, kapıyı açma Allah’tandır.
Bir düşün: Kapalı bir odadasın. Pencereyi açmazsan güneş
içeri girmez. Güneş var ama sen yüzünü çevirmişsin. Hidayet de böyledir.
Allah’ın nuru var; fakat insan yüzünü çevirirse karanlıkta kalır.
Kur’an: Hidayetin Rehberi
Kur’an kendisini sadece bilgi kitabı olarak değil, rehber
olarak tanımlar. “Bu Kur’an insanlara bir açıklama, takva sahipleri için bir
hidayet ve öğüttür.” (Âl-i İmran,138)
Rehber ne yapar? Gideceğin yolu gösterir, tehlikeyi haber
verir, hedefi tanımlar. Kur’an da aynısını yapar. “Bu benim dosdoğru yolumdur;
ona uyun. Başka yollara uymayın, yoksa sizi O’nun yolundan ayırır.” (En’am,153)
Burada “yol” tekil, “yollar” çoğul geçer. Doğru yol bir
tanedir; sapma yolları çoktur. İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur. Her
çağda farklı fikir akımları, farklı kutsallar, farklı otoriteler ortaya
çıkmıştır. Ama vahyin çizgisi değişmemiştir.
“Kim Allah’a sımsıkı tutunursa dosdoğru yola iletilmiştir.”
(Âl-i İmran,101) Allah’a tutunmak ne demektir? Kur’an’a sarılmak demektir.
Çünkü Allah’ın insana uzattığı ip vahiydir.
Resule İtaat Meselesi
Kur’an’da sıkça geçen bir ifade vardır: “Allah’a itaat edin
ve resule itaat edin.” (Nisa,59) Bu ayeti okuyan bazıları iki ayrı otorite
varmış gibi düşünür. Oysa Kur’an bütünlüğü bize farklı bir tablo sunar.
“Kim resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”
(Nisa,80) Bu ayet meseleyi açıkça ortaya koyar. Resule itaat, Allah’a itaattir.
Çünkü resul kendi adına konuşmaz. “O hevasından konuşmaz; söyledikleri
kendisine vahyedilenden başkası değildir.” (Necm,3-4)
Bu yüzden “nebiye itaat şarttır” gibi bir ifade Kur’an
diline uygun değildir. Kur’an’ın kurduğu denge şudur: Allah’a itaat edilir;
resule itaat de Allah’ın vahyine bağlı olduğu için O’na itaattir. Kaynak yine
Allah’tır.
Nebi Muhammed ve Hidayet
Kur’an, Nebi Muhammed’in de hidayeti vahiy ile bulduğunu
bildirir: “Seni dalalette bulup hidayete erdirmedi mi?” (Duha,7) Buradaki
“dalalet” kelimesi inkâr anlamında değil; vahiyden habersiz olma anlamındadır.
Nitekim Şura suresinde “Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin.” (Şura, 52)
denir.
Demek ki hidayet şahıs merkezli değil, vahiy merkezlidir.
Nebi Muhammed’i doğru yola ileten de Kur’an’dır. O halde bugün bizi doğru yola
iletecek olan da aynı kaynaktır.
“Söyle: Eğer ben saparsam kendi aleyhimedir; eğer
hidayetteysem bu Rabb’imin bana vahyettiği sayesindedir.” (Sebe, 50)
Bu ayet çok çarpıcıdır. Hidayetin kaynağı yine vahiydir.
Kimler Hidayettedir?
Kur’an bu soruya net cevaplar verir.
“Onlar sözü dinler, en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın
hidayet ettiği kimselerdir.” (Zümer,18) Demek ki hidayette olanlar sorgulayan,
dinleyen ve en doğruyu seçenlerdir.
“Allah’a iman edip şirk koşmayanlar… İşte güven onlarındır
ve onlar hidayettedir.” (En’am, 82) Şirk koşmamak, Allah’ın yetkisini başkasına
vermemektir. Otoriteyi bölmemektir.
“Bu kitap takva sahipleri için hidayettir.” (Bakara, 2)
Takva nedir? Allah bilinciyle yaşamak. Görmediğin halde O’nu hesaba katmak.
Yalnızken de doğru kalabilmek.
“Müminler için bir hidayet ve rahmettir.” (Casiye, 20) Mümin
kimdir? Güvenen. Allah’a ve ayetlerine güvenen.
“Kim Allah’a ve resulüne sımsıkı sarılırsa dosdoğru yola
iletilmiştir.” (Âl-i İmran,101) Sarılmak, hayatın merkezine almak demektir;
rafta tutmak değil.
Kimlere Hidayet Edilmez?
Kur’an hidayetin önündeki engelleri de açıkça sayar.
“Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Cuma, 5)
Zalim kimdir? Hakkı yerinden eden, başkasının hakkını gasp eden, gerçeği
bilerek örten.
“Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Saff, 5)
Fasık, bile bile sınırı aşan kişidir.
“Allah yalancı ve nankör olanı hidayete erdirmez.” (Zümer, 3)
“Bir inanıp bir inkâr edenleri Allah hidayete erdirmez.”
(Nisa,137) Yani kararsız, ilkesiz, çıkarına göre yön değiştiren bir kalp
istikrar bulamaz.
Burada önemli bir nokta var: Allah kimseye zulmetmez. “Biz
bir topluma doğru yolu gösterdikten sonra, sakınacakları şeyleri açıklamadıkça
onları saptırmaz.” (Tevbe,115) Yani bilgi ulaşmadan sorumluluk yoktur. Fakat
bilgi geldikten sonra bilinçli yüz çevirme vardır.
Hidayet ve İnsan Tercihi
Hidayet Allah’tandır; ama tercih insandandır. “Kim hidayeti
seçerse kendi lehinedir; kim saparsa kendi aleyhinedir.” (Zümer, 41)
Bir çiftçi düşün. Toprağa tohum eker, sular, güneş alır. Ama
toprağın altındaki hayatı yaratan o değildir. İnsan da tercihini yapar; kalbi
canlandıran Allah’tır.
“Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri mutlaka yollarımıza
iletiriz.” (Ankebut,69) Çaba olmadan hidayet beklemek, çalışmadan hasat
beklemek gibidir.
Şeytanın Gösterdiği Yol
Kur’an sadece doğru yolu değil, yanlış yolu da haber verir.
“Şeytan size ateşi vaat eder.” (Bakara, 268) Şeytanın yöntemi süslü
göstermektir. “Onlara yaptıklarını süslü gösterdi.” (En’am, 43)
Bir hikâye düşünelim: Genç bir adam var. Hayatında hiçbir
ilahi ölçü yok. Başarıyı sadece para ile, değeri sadece alkış ile ölçüyor. Bir
gün başarısız olduğunda dünyası yıkılıyor. Çünkü pusulası yok. Oysa hidayet
sahibi biri için ölçü farklıdır. Başarı, Allah’ın rızasına uygun yaşamaktır.
Hidayetin Kalpte Açılması
“Allah kimi hidayete erdirmek isterse onun göğsünü İslam’a
açar.” (En’am,125) Göğsün açılması ne demek? İç huzur, netlik, berraklık demek.
Bazı insanlar Kur’an okur ve rahatsız olur. Bazıları okur ve
huzur bulur. Fark metinde değil, kalpteki açıklıktadır.
“Allah’ın zikrine kalpler ancak O’nunla huzur bulur.” (Rad, 28)
Hidayet Süreklidir
Hidayet bir kez kazanılıp bırakılan bir belge değildir. Bu
yüzden her gün “Bizi dosdoğru yola ilet.” (Fatiha,6) diye dua ederiz. Zaten
yoldaysak neden tekrar istiyoruz? Çünkü insan kayabilir.
“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi
kaydırma.” (Âl-i İmran,8)
Demek ki hidayet korunması gereken bir nimettir.
Sonuç: Hidayet Bir Lütuf ve Sorumluluktur
Hidayet doğru yolu görmek, o yolu seçmek ve o yolda
kalmaktır. Kaynağı yalnız Allah’tır. Rehberi Kur’an’dır. Nebi Muhammed de bu
rehberle yürümüştür. Resule itaat, vahye itaattir; vahye itaat ise Allah’a
itaattir.
Hiçbir insan, hiçbir cemaat, hiçbir oluşum kendi başına
hidayet dağıtamaz. “Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu O’ndan başka
giderecek yoktur; eğer sana bir hayır dilerse O’nun lütfunu engelleyecek
yoktur.” (Yunus,107)
Son söz yine duadır:
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilet.” (Fatiha,6)
Çünkü yol uzun, dünya aldatıcı, kalp değişkendir. Ama
Allah’ın nuru sabittir. O nurla yürüyen kaybolmaz. O nura sırt çeviren ise
kalabalıklar içinde bile yalnızdır.
Selam, Allah’ın gösterdiği yola tabi olanların üzerine
olsun. (Taha,47)
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com