KADIN MI ERKEK Mİ ÜSTÜN?
Kur’an’ın Gerçek Cevabı
Toplumda sık sık duyduğumuz bir iddia vardır: “Erkek
kadından üstündür.”
Fakat dikkatli bakıldığında bu düşüncenin kaynağının Kur’an değil, daha çok
kültürel alışkanlıklar ve sonradan ortaya çıkan bazı rivayetler olduğu görülür.
Çünkü Kur’an’da açıkça “erkek kadından üstündür” diyen bir ifade yoktur.
Tam tersine, Kur’an insanlığın başlangıcını anlatırken
herkesi aynı kökten gösterir.
“Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık…”
(Hucurat 13)
Bu ayetin devamında ise çok önemli bir ölçü konur: Allah
katında üstünlük takva iledir. Yani insanın değeri cinsiyetiyle değil,
Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle belirlenir. Kim daha dürüst, daha adil,
daha merhametli ve daha bilinçliyse, Allah katında değeri de o ölçüde artar.
Bu noktada şu soru gündeme gelir: Eğer üstünlük takva ile
belirleniyorsa, Kur’an neden bazı konularda erkeklere farklı sorumluluklar
yükler?
Aslında burada “değer üstünlüğü” değil, yaratılış
farklılıkları ve sorumluluk paylaşımı söz konusudur.
Mesela fiziksel yapı açısından bakıldığında erkekler
ortalama olarak kadınlardan daha güçlüdür. Bu durum tarih boyunca ağır işlerde,
savaşta, korunma ve savunma gibi alanlarda kendini göstermiştir. Elbette her
erkek her kadından güçlü değildir; fakat genel eğilim bu yöndedir.
Bir başka fark kriz anlarında ortaya çıkar. Tehlike veya ani
bir olay karşısında soğukkanlı kalabilmek ile panik içinde hareket
etmek arasında büyük fark vardır. Tarih boyunca risk alma, tehlikeyle
yüzleşme ve hızlı müdahale gerektiren durumlarda erkeklerin daha fazla öne
çıkmasının sebeplerinden biri de budur.
Ama burada önemli bir denge vardır. Kadın da başka yönlerden
son derece güçlüdür. Şefkat, merhamet, sezgi ve duygusal bağ kurma konusunda
kadının sahip olduğu özellikler aile hayatının temel direklerinden biridir. Bir
annenin çocuğunun ruh hâlini çoğu zaman kelimelerden önce fark etmesi boşuna
değildir. Ailenin iç dengesini kuran şey de çoğu zaman bu güçlü yönlerdir.
İşte bu yüzden mesele “kim daha değerli?” sorusu değildir.
Kur’an’ın ortaya koyduğu çerçeve farklılık ve sorumluluk üzerinedir.
Nitekim Kur’an’da erkeklerin aile içinde koruyup gözetme
sorumluluğu taşıdığı ifade edilir.
(Nisa, 4/34)
Bu ayet çoğu zaman yanlış anlaşılır ve sanki erkek kadına
hükmediyormuş gibi yorumlanır. Oysa bağlam dikkatle incelendiğinde anlatılan
şey bir üstünlük iddiası değil, sorumluluk yüklenmesidir.
Bunu günlük hayattan bir örnekle düşünelim. Bir evde yangın
çıktığında biri dışarı çıkıp yardım çağırır, biri de içeridekileri koruyup
yönlendirir. Böyle anlarda risk alabilen, fiziksel olarak müdahale edebilen ve
soğukkanlı kalabilen kişi doğal olarak öne çıkar. Bu durum onun daha değerli
olduğunu göstermez; sadece o anda sorumluluğun onda olduğunu gösterir.
Kur’an’ın çizdiği tablo da buna benzer. Erkek bazı yönlerden
öne çıkar, kadın başka yönlerden. Aile düzeni bu farklılıkların birbirini
tamamlaması üzerine kurulur.
Kur’an’ın başka ayetlerinde bu denge çok açık bir şekilde
ortaya konur.
“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler
ve mümin kadınlar… Allah bunlar için bağışlanma ve büyük bir ödül
hazırlamıştır.”
(Ahzab, 33/35)
Burada özellikle erkekler ve kadınlar tek tek sayılır. Amaç
açıktır: Hiç kimsenin “bu sadece erkekler için geçerlidir” gibi bir düşünceye
kapılmaması.
Ne var ki tarih içinde bazı rivayetler bu dengeyi bozmuştur.
“Kadın eksik akıllıdır” gibi ifadeler bunların en bilinenlerindendir. Oysa
Kur’an’da kadının aklıyla, iradesiyle ya da değeriyle ilgili küçültücü hiçbir
ifade yoktur. Tam tersine, birçok olayda kadınların basireti ve hikmeti öne
çıkar.
Firavun’un eşinin duası, Mary’in örnekliği ve Bilqis’in
akıllıca tutumu bunun dikkat çekici örnekleridir.
Asıl problem çoğu zaman toplumların erkeğe ayrıcalık tanıyan
gelenekleridir. Kur’an ise bu dengesizliği düzeltmek için defalarca hak ve
sorumluluk dengesini hatırlatır:
“Kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.”
(Bakara, 2/228)
Bütün bu ayetleri birlikte düşündüğümüzde Kur’an’ın mesajı
netleşir.
Üstünlük cinsiyetle belirlenmez.
İnsanların gerçek değeri ne güçle ne de imkânla ölçülür.
Değer, insanın Allah’a karşı sorumluluğunu nasıl yaşadığıyla
ortaya çıkar.
Kısacası Kur’an’ın ölçüsü açıktır:
Üstünlük takva iledir.