ÜMMİLİK:
OKUMA YAZMA BİLMEMEK Mİ, YOKSA ZİHNİN ARINMASI MI?
Bugün “ümmi”
denildiğinde çoğu insanın zihninde hemen aynı düşünce oluşur: Okuma yazma
bilmeyen kişi… Oysa Kur’an’daki kullanım bu kadar yüzeysel değildir. Çünkü
Kur’an, kelimeleri sadece dış görünüşleriyle değil, derin anlam katmanlarıyla
kullanır.
Düşün…
Bir insan çok kitap okumuş olabilir. Akademik unvanlara sahip olabilir. Fakat
zihni önyargılarla, ezberlerle ve sorgulanmamış kabullerle doluysa gerçekten
hakikate açık mıdır?
Diğer tarafta ise çok daha sade bir insan düşün. Ön yargısız… Samimi… Gerçeği
arayan… Duyduğunu hemen reddetmeyen… İşte Kur’an’ın dikkat çektiği “ümmilik”
tam da burada başlar.
Ümmilik, cehalet değil; kirletilmemiş bir zihin hâlidir.
Ümmi
Kelimesinin Kur’an’daki Anlamı
Kur’an’da “ümmi” kelimesi çoğu zaman Ehli Kitap karşıtı bir topluluğu ifade
eder. Yani Tevrat ve İncil geleneğine bağlı olmayan insanlar…
Bu nedenle mesele sadece okuma yazma değildir. Çünkü bir insan okuyup yazabilir
ama yine de “ümmi” olabilir.
Bakara
Suresi’nde geçen ayet dikkat çekicidir:
“İçlerinde birtakım ümmiler vardır ki kuruntular dışında Kitab'ı
(Tevrat'ı) bilmezler. Onlar zandan başka bir şeyde bulunmuyorlar.
(Bakara, 2/78)
Burada anlatılan kişiler tamamen bilgisiz insanlar değildir. Sorunları,
hakikati doğrudan bilmemeleri ve zanla hareket etmeleridir. Kur’an’ın
eleştirdiği şey bilgisizlikten çok, sorgulanmadan benimsenmiş düşüncelerdir. Çünkü
insan bazen en büyük karanlığı yanlış bilgiyi doğru sanınca yaşar.
Ümmilik
ve Fıtrat
Ümmilik aynı zamanda insanın yaratılıştaki saf hâline yaklaşmasıdır. Bir çocuk
düşün… Dünyaya geldiğinde mezhebi yoktur. Önyargısı yoktur. İnsanları
sınıflandırmaz. Gerçeği öğrenmeye açıktır. İşte Kur’an insanı tekrar bu
samimiyete çağırır. Çünkü hakikati görmek isteyen kişinin önce zihnindeki
putları fark etmesi gerekir.
İnsan bazen
yıllarca kendisine öğretilen şeyleri din zanneder. Sonra Kur’an’ı açınca
aslında birçok şeyin ayetlerde bulunmadığını görür. İşte bu noktada kişi ya
savunmaya geçer ya da ümmice bir samimiyetle yeniden öğrenmeye başlar. Kur’an’ın
istediği ikinci yoldur.
Resûlün
Ümmilere Gönderilmesi
Kur’an, Resûl’ün özellikle “ümmilere” gönderildiğini söyler:
“O’dur ki ümmilere içlerinden bir resül gönderdi. Onlara ayetlerini okur,
onları arındırır, kitabı ve hikmeti öğretir.”
(Cuma, 62/2)
Burada çok önemli bir sıra vardır.
Önce ayetler okunuyor. Sonra arınma geliyor. Sonra kitap ve hikmet öğretiliyor.
Demek ki hakikati anlayabilmek için önce zihinsel bir temizlik gerekiyor.
Kirli bir kaba temiz su doldurulduğunda su da kirlenir. İnsan
zihni de böyledir. Eğer önyargılar, fanatik bağlılıklar ve korkular zihni
kaplamışsa kişi ayetleri olduğu gibi göremez. Bu yüzden Kur’an sürekli
düşünmeyi, akletmeyi ve sorgulamayı teşvik eder.
Kur’an’a
Önyargısız Yaklaşmak
Birçok insan Kur’an’a gerçekten anlamak için değil,
önceden inandığını onaylatmak için yaklaşır. Bu durumda kişi aslında Kur’an’ı
dinlemez; kendi zihnindeki sesi dinler. Oysa Kur’an
defalarca şöyle sorar:
“Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?”
(Nisa, 4/82)
Düşünmek için zihnin özgür olması gerekir. Bir
insan daha baştan “Ben zaten her şeyi biliyorum.” diyorsa öğrenemez. İşte
ümmilik burada yeniden karşımıza çıkar: Bilgiye açık olabilmek…
Gerçek Temizlik Nedir?
Bazı insanlar Kur’an’a dokunabilmek için fiziksel temizliği yeterli görür. Oysa
Kur’an’ın vurgusu çok daha derindir. Vakıa Suresi’nde şöyle denir:
“Şüphesiz bu değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona ancak
arınmış olanlar dokunabilir.”
(Vakıa, 56/77-79)
Buradaki arınma yalnızca bedensel değildir. Çünkü nice insan vardır ki bedeni
temizdir ama zihni kibirle doludur. Kur’an’dan gerçek anlamda faydalanabilmek için insanın iç
dünyasının da temizlenmesi gerekir.
Kin…
Önyargı…
Körü körüne bağlılık…
Çıkar korkusu…
Bunlar zihni örten perdeler hâline gelir.
Yeni bir işe başlayan biri, eski alışkanlıklarını hiç bırakmadan hareket ederse
yeni sistemi anlamakta zorlanır. Sürekli eskiyle kıyas yapar. Bu yüzden
öğrenmesi gecikir.
Kur’an’a yaklaşım da böyledir.
Bazen insanın önce zihnindeki eski kalıpları sorgulaması gerekir.
Ümmilik
ve Tevazu
Ümmilik aynı zamanda tevazudur. Çünkü kibirli insan öğrenemez. Kur’an’da
hakikati reddedenlerin ortak özelliği çoğu zaman büyüklük taslamalarıdır. Firavun’un
sorunu bilgi eksikliği değildi. Kibriydi. Şeytan’ın sorunu da bilgisizlik
değildi. Kendini üstün görmesiydi.
Bu nedenle
hakikate ulaşmanın yolu sadece bilgi birikiminden geçmez. Bazen insanın önce
“Yanılıyor olabilirim.” diyebilmesi gerekir. İşte bu cümle, zihinsel arınmanın
başlangıcıdır.
Ümmilik
ve Toplumsal Dönüşüm
Kur’an’daki ümmilik yalnızca bireysel değildir. Toplumsal sonuçları da vardır. Çünkü
arınmış zihinler adalete daha yakındır. Önyargılar azaldıkça insanlar birbirini
daha doğru anlamaya başlar. Kör taassup azaldıkça zulüm azalır.
Araf Suresi’nde Resûl’ün görevi şöyle anlatılır:
“O,
onlara iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, temiz şeyleri helal, kötü
şeyleri haram kılar.”
(Araf, 7/157)
Burada
dikkat edilmesi gereken şey şudur: Kur’an insanı pasif hâle getirmez. Gerçek
arınma insanı daha adil, daha merhametli ve daha dürüst yapar. Yani ümmilik,
hayattan kopmak değil; hayatı daha temiz yaşamaktır.
“Sen O
Kitabı Bilmezdin” Ayeti Ne Anlatıyor?
Kur’an’da Resûl’e şöyle denilir:
“Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan
dilediğimizi doğru yola ulaştırdığımız bir nur yaptık.”
(Şura, 42/52)
Bu ayet çok önemlidir.
Çünkü vahiy, insanın kendi kendine ulaşacağı sıradan bir bilgi değildir. Allah’ın
rehberliği olmadan insan bazen bilgi içinde bile kaybolabilir. Modern dünyada
bilgi arttı ama huzur azaldı. İnsanlar daha çok şey biliyor fakat daha az anlam
buluyor. Demek ki mesele yalnızca bilgi toplamak değildir. Doğru rehberlikle
buluşmaktır.
Kur’an
Neden Sürekli Aklı Kullanmaya Çağırır?
Kur’an’da tekrar tekrar şu ifadeler geçer:
“Aklınızı kullanmıyor musunuz?”
(Bakara, 2/44)
“Düşünen bir toplum için bunda deliller vardır.”
(Rum, 30/21)
Çünkü Kur’an kör taklit istemez. Hakikat korkuyla değil, düşünmeyle bulunur. Ümmi
zihin, düşünmeye açık zihindir. Bu nedenle Kur’an’ın karşı çıktığı şey soru
sormak değildir. Tam tersine sorgulamadan teslim olmaktır.
Ümmilik
Bir Eksiklik Değil, Bir Başlangıçtır
Bugün insanlar “bilmiyorum” demekten korkuyor. Çünkü modern dünya her konuda
kesin konuşmayı güçlü görünmek sanıyor. Oysa bazen hakikate en yakın cümle
şudur: “Yeniden öğrenmeye hazırım.” İşte
ümmilik tam burada başlar.
Kirletilmemiş bir merak…
Samimi bir arayış…
Önyargılardan arınmış bir yaklaşım…
Toprağı temizlenmeden ekilen tohum nasıl sağlıklı büyümezse, arınmamış zihne
ulaşan hakikat de tam anlamıyla kök salamaz. Kur’an insanı önce iç dünyasını
temizlemeye çağırır. Çünkü gerçek değişim dışarıda değil, içeride başlar.
Sonuç:
Ümmilik Hakikate Yeniden Doğabilmektir
Ümmilik, insanların düşündüğü gibi basit bir “okuma yazma bilmeme” durumu
değildir. Kur’an’daki anlamıyla ümmilik; hakikate açık olma, önyargılardan
arınma, samimiyetle öğrenme ve vahyin rehberliğine yönelmedir.
Belki de
insanın en zor yaptığı şey budur: Yıllarca doğru sandığı şeyleri yeniden
sorgulamak… Ama hakikati bulanlar genellikle tam da bunu yapanlardır. Çünkü
Kur’an’a gerçekten yaklaşabilmek için bazen insanın yeniden “ümmi” olması
gerekir.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com