DUA VE BEREKET: KUR’AN PERSPEKTİFİNDEN HURAFELERE KARŞI UYARI
Son yıllarda
etrafımıza bakınca, kendilerine “hoca” ya da “alim” diyen birçok kişinin
insanların dini yaşamlarına müdahale ettiğini görebiliyoruz. Ne yazık ki bu
kişilerin büyük bir çoğunluğu işin özüyle, yani Kur’an’ın ruhuyla pek
ilgilenmiyor. Esas amaç, insanların temiz inançlarını kendi şahsi yorumlarıyla
şekillendirmek ve çoğu zaman da bu durum üzerinden maddi ya da manevi kazanç
sağlamak oluyor. En sık rastladığımız, belki senin de kulak misafiri olduğun
durumlardan biri, kitlelere “şunu şu kadar okuyun, bunu yapın, böyle dua edin,
hemen zengin olursunuz” gibi asılsız vaatlerde bulunulmasıdır. Sanki dua
sihirli bir formül, Allah’ın bereketi de bir kitapçığın sayfalarına
sıkıştırılmış gizli şifrelermiş gibi davranıyorlar.
Oysa Kur’an-ı
Kerim bize bu anlayışın tamamen yanlış olduğunu çok net bir şekilde anlatır.
Yüce Allah’ın katında esas olan; iman, takva, samimiyet ve aktif bir çabadır;
mekanik dualar ya da sihirli sözler değil. Düşün internette veya sokakta
gördüğün o "zenginlik formüllerini", sence de insana emeği unutturup
kolaycılığa kaçmayı aşılamıyor mu? Oysa Nebi ve Resuller hayatları boyunca hep
emek vermiş, ter dökmüş ve ancak ondan sonra Allah'a sığınmışlardır.
Kolaycılık
Kıskacında Din İstismarı
Hiç fark ettin mi,
insan psikolojisi her zaman en az çabayla en çok kazancı elde etmeye
mekillidir. İşte din tüccarları, insanın bu zaafını çok iyi bilirler. Sana
zahmetsiz bir cennet, terlemeden kazanılacak bir servet vaat ederler. "Şu
duayı şu saatte şu kadar okursan borçlarından kurtulursun" dediklerinde,
aslında seni üretmekten, düşünmekten ve sorumluluk almaktan uzaklaştırırlar.
Din, hayatı inşa eden dinamik bir güç olmaktan çıkarılıp, adeta bir finansal
rahatlama seansına dönüştürülür.
Oysa
Kur’an’ın inşa etmek istediği insan modeli, hayatın tam merkezinde olan, eliyle
ve aklıyla değer üreten insandır. Yan gelip yatarak mucize bekleyen bir
zihniyet, Kur'an'ın bütününe yabancıdır. İlahi sistem, tembelliği ibadet
kılıfıyla örtenleri değil, samimiyetle adanıp gayret gösterenleri över.
Necm
Suresi’nin ilgili ayeti bu konuda zihnimizi berraklaştıracak çok net bir uyarı
verir:
“Şüphesiz
ki insanın sadece kendi çabasına ve ameline göre karşılığı vardır.” (Necm, 53/39)
Yani, bir
kişi sadece birkaç kelimeyi tekrar tekrar okur ve bununla hiçbir emek
harcamadan zengin olacağını, başarıya ulaşacağını düşünürse, Kur’an bu
zihniyeti asla desteklemez. İlahi adalet gereği karşılık; kişinin yaptığı işe,
gösterdiği samimi çabaya ve niyetine bağlıdır. Dua elbette hayatımızın
merkezindedir, müminin sığınağıdır; fakat dua, yan gelip yatarak sonuç
bekleyeceğimiz otomatik bir kazanç aracı değildir. İnsan önce çalışmalı,
öğrenmeli, plan yapmalı, yani fiili duasını ortaya koymalı ve ardından Allah’a
samimiyetle yönelmelidir.
Sünnetullah
ve Yeryüzünün Dağılım Yasası
İlahi sistemin
işleyişini anlamak için Kur'an'ın evrensel yasalarına, yani sünnetullaha
bakmamız gerekir. Allah, yeryüzünde rızkı ve başarıyı belirli bir mekanik
formüle veya sadece inanca göre dağıtmaz. Rızık, evrensel çalışma yasalarına
uyan, ter döken ve sistem kuran herkes için ulaşılabilirdir. Eğer sadece belli
kelimeleri söyleyerek zenginlik elde edilseydi, Allah'ın adalet sıfatı
zedelenirdi.
Fussilet Suresi'nde rızkın ve bereketin yeryüzündeki dağılım mantığı şu
şekilde ilan edilir:
“O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi, orayı bereketli kıldı ve orada rızık
arayanlar için eşit sürede rızıklar takdir etti.”
(Fussilet, 41/10)
Ayet açıkça rızkın yeryüzünde hazır olduğunu ama buna ulaşmanın yolunun
"rızık arayanlar" ifadesiyle aktif bir arayışa, yani çalışmaya
bağlandığını gösteriyor. Bereket, evde oturup bir metni bin kere tekrarla
okuyanların değil; yeryüzüne dağılıp o bereketi meşru yollarla, akıl yürüterek
arayanların hakkıdır. Sahte şeyhlerin ve din istismarcılarının formülleri, işte
Kur'an'ın bu açık rızık yasasını çiğnemektedir.
Bereketin
Gerçek Kaynağı ve Sahte Reçeteler
Toplumda
"bereket" kavramı genellikle sadece cüzdanın kabarması veya malın
çoğalması olarak algılanıyor. Bu sığ bakış açısı, hurafelerin beslendiği en
büyük bataklıktır. Gerçek bereket, az olanın yetmesi, helal olanın huzur
vermesi ve sahip olunan imkanların insanlığın hayrına yönelmesidir. Birilerinin
sattığı "bereket duaları" veya "zenginlik tılsımları" ile
evine rızık yağacağını zannedenler, aslında Allah'ın sünnetullahını yani evrene
koyduğu yasaları hiçe saymaktadırlar.
Yüce
Yaratıcı, rızkı arayan ve onun için meşru dairede mücadele eden kullarına
vereceğini vadetmiştir. Bir odaya kapanıp, dış dünyadan koparak sadece bazı kelime
veya cümleleri sayılarıyla zenginlik devşirmeye çalışmak, Kur’an’ın adalet ve
liyakat ilkeleriyle çelişir. Şöyle bir düşün: Eğer başarı ve rızık sadece
gizemli kelimelerin tekrarına bağlı olsaydı, yeryüzünde en çok üreten, en çok
keşfeden ve insanlığa fayda sağlayanlar bu formülleri uygulayanlar olurdu. Ama
gerçek hayat bize tam tersini, yani emeğin ve aklın kazandığını gösteriyor.
Zilzal Suresi de hayatın içindeki sorumluluklarimizi hatırlatarak bize benzer
bir mesaj verir:
“Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür; kim zerre kadar şer işlerse onu
görür.” (Zilzal, 99/7-8)
Buradan
açıkça anlıyoruz ki hayattaki sonuçlar tesadüfi ya da birilerinin ürettiği
gizemli formüllere bağlı değildir. Gerçek kazanç; çalışmayla, çabayla ve
Allah’a yönelmiş temiz bir kalple gelir. Dua ise bir niyet, bir duruş, kulun
acziyetini bilerek yaratıcısına sığınması ve ruhani bir destek aracıdır; sadece
mekanik olarak dilde döndürülecek bir metin değildir.
Çalışmanın
Hemen Ardından Gelen Tevekkül
Peki, Kur’an’a göre
doğru sıralama nasıl olmalıdır? Önce dua edip sonra oturmak mı, yoksa tüm
gayreti gösterdikten sonra mı yönelmek? İlahi hitap, nebinin şahsında tüm
insanlığa bir iş bittiğinde hemen diğerine koyulmayı ve umudu yalnızca Allah’a
bağlamayı emreder.
İnşirah Suresi’ndeki şu muazzam ölçü, tembelliğe ve sahte formüllere adeta
bir darbe indirir:
“O halde bir işi bitirince hemen diğerine koyul. Ve yalnız Rabb’ine yönel.”
(İnşirah, 94:7-8)
Ayetteki sıralamaya dikkat ettin mi? Önce eylem, önce bir işi bitirip
diğerine geçecek kadar yoğun bir tempo ve çalışma; hemen ardından gelen ise
"Rabb’ine yönel" emriyle duadır. Kur’an bize açıkça diyor ki:
Çalışarak hayatın içinde aktif olacaksın, yorulacaksın, üreteceksin ve bu
sürecin her anında kalbini Allah’a bağlayıp O'ndan yardım isteyeceksin. Emeği
aradan çıkarıp sadece "yönelme" kısmını sihirli bir rızık kapısı gibi
pazarlayanlar, İnşirah Suresi’nin bu dinamik ruhunu tersyüz etmektedirler.
Kur'an'ın
Öngördüğü Dua Ahlakı
Bizler zenginlik,
başarı veya bereket ararken Kur’an’ı rehber edinmek, çaba göstermek ve
samimiyetle niyetlenmek zorundayız. Bir metni anlamını bile düşünmeden yüzlerce
kez peş peşe okumak ya da birilerinin önerdiği o “sihrî formülleri” uygulamak
hiçbir zaman Kur’ani bir sonuç vermez. Bereket ve hikmet, samimi çaba ve
Allah’a yönelmekle gelir, sihirli sözlerle değil.
Kur'an'da
bize öğretilen resül dualarına baktığımızda, hiçbirinde bencilce bir kolaycılık
veya dünyalık bir zenginlik hırsı göremezsin. Onlar her zaman göğüslerinin
genişletilmesini, işlerinin kolaylaştırılmasını, ayaklarının din üzere sabit
kılınmasını ve kendilerine ilim arttırılmasını istemişlerdir. Yani dua, insanı
tembelliğe değil, tam aksine daha büyük bir azimle çalışmaya sevk eden manevi
bir yakıttır.
Çevremizi
saran “okursan olur” mantığıyla hareket eden hurafelere kapılmamak, inancımızı
korumak adına çok önemlidir. Kur’an’a bakmak, ayetleri derinlemesine okuyup
anlamak, niyetimizi ve tüm çabalarımızı yalnızca Allah’a bağlamak zorundayız.
Unutmayalım ki samimiyet, akıl ve çaba olmadan hiçbir formül gerçek karşılığını
vermez. Kısacası dua ve ibadet, Allah’a yönelişimizin, O’na olan
teslimiyetimizin bir göstergesidir; dünyalık bir zenginlik, şans veya sihirli
bir bereket aracı değildir. Kur’an bize net bir şekilde yol gösteriyor:
Samimiyet, çaba ve yalnızca Allah’a güven her zaman esas olmalıdır. Formüller,
hurafeler ve “okursan olur” vaatleri sadece insanları aldatır ve onları
Kur'an'ın dinamik, üretken ahlakından uzaklaştırır.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com