Faiz Haramdır Denilebilir mi?

Faiz Haram Denilebilir mi?

Faiz, Riba Nedir?

Bir kelime bazen bir hükmü taşır. Bazen de bir hükmü örter. Eğer kelime yerinden kayarsa, anlam da kayar. Anlam kayarsa, hüküm de bulanır. İşte “faiz” ve “riba” meselesi tam olarak böyle bir sisin içinde duruyor. Çoğumuz ezbere konuşuyoruz. Ama Kur’an’ın hangi kelimeyi kullandığını, o kelimeye hangi anlamı yüklediğini yeterince düşünmüyoruz.

Bu bölümde bir slogan üretmeyeceğiz. Bir kelimenin Kur’an’daki yerini arayacağız. Çünkü hüküm, kelimenin içindedir.

Kur’an’da haram kılınan kelime “faiz” değil, “riba”dır. Bu kelimeyi aceleyle yargılamak yerine, birlikte metne bakalım. Çünkü biz bir kanaati değil, vahyin kendisini esas alıyoruz.

Riba: Artış mı, Ahlaki Çürüme mi?

Riba kelimesi Arapçada “artmak, çoğalmak, kabarmak” anlamına gelir. Yağmurdan sonra toprağın kabarması için de aynı kök kullanılır. Yani kelimenin sözlük anlamı nötrdür: artış.

Fakat Kur’an bir kelimeyi sadece sözlük anlamıyla bırakmaz. Ona ahlaki bir çerçeve çizer. Riba da böyledir.

Kur’an ribayı, insanların malları üzerinden büyümek isteyen bir artış olarak tanımlar:

وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَا فِي أَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِندَ اللَّهِ ۖ وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ زَكَاةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ
(Rum, 39)

Ayet açık: “İnsanların mallarında artsın diye verdiğiniz riba, Allah katında artmaz.”

Burada iki artış karşı karşıya konur.
Biri insanların malında görünen artış.
Diğeri Allah katında gerçekleşen artış.

İkisi aynı şey değildir.

Riba dışarıdan bakıldığında büyümedir. Fakat Allah katında karşılığı yoktur. Çünkü o artış, bir başkasının ihtiyacına yaslanır. Yani riba, başkasının zayıf anı üzerinden güç üretmektir.

Bir örnek düşünelim. Küçük bir esnaf iflasın eşiğinde. Çocuğunun okul masrafını ödeyemiyor. Siz ona para veriyorsunuz ama şart koşuyorsunuz: “Şu kadar fazlasıyla geri alırım.” O insan o fazlalığı üretmek için değil, hayatta kalmak için alıyor. Siz onun ihtiyacını kazanca dönüştürüyorsunuz.

İşte riba tam burada başlar.

Kur’an ribayı sadece ekonomik bir işlem olarak değil, ahlaki bir sapma olarak görür.

Riba ve Batıl Kazanç

Başka bir ayette riba, doğrudan “batıl” ile birlikte anılır:

وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ
(Nisa, 161)

Burada “الرِّبَا” ile “insanların mallarını batıl ile yemek” aynı bağlamda geçer. Batıl nedir? Hakkı olmayanı almak. Meşru zemini olmayan kazanç.

Demek ki riba, Kur’an’ın gözünde haksız kazanç kategorisindedir.

Yani mesele sadece “fazlalık almak” değildir. Mesele, o fazlalığın hangi zeminde alındığıdır. Eğer bir taraf zayıf, diğer taraf güçlü ise; eğer risk tek tarafa yüklenmişse; eğer kazanç garanti ama zarar ihtimaline ortaklık yoksa; orada adalet zedelenir.

Riba, adaletin kırıldığı noktadır.

“Alışveriş de Riba Gibidir” Sözü

Kur’an, ribayı savunanların cümlesini de aktarır:

الَّذِينَ يَأْكُلُونَ الرِّبَا ... ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَا ۗ وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا
(Bakara, 275)

Onlar derler ki: “Alışveriş de riba gibidir.”

Bu cümle bugün de yaşıyor. “Para paradır.” “Ticaret bu.” “Sistem böyle.”

Ama ayet net bir çizgi çizer:
“Allah alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır.”

Alışverişte mal vardır. Emek vardır. Risk vardır.
Ribada ise garanti fazlalık vardır. Risk paylaşılmaz.

Bir çiftçi düşünün. Tohum alır, eker. Kuraklık olur, zarar eder. Bu ticarettir.
Ama aynı çiftçi kuraklıkta borç alır ve hasat ne olursa olsun fazlasıyla geri ödemek zorundaysa? İşte burada riba devreye girer.

Ticaret üretime dayanır. Riba ihtiyaç üzerine kurulur.

Allah Ribayı Yok Eder

Kur’an ribaya karşı sadece yasak koymaz, sonuç bildirir:

يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ
(Bakara, 276)

“Allah ribayı yok eder, sadakaları artırır.”

Burada “يَمْحَقُ” kelimesi silmek, bereketini kesmek demektir. Yani riba büyüme gibi görünse de içten içe çürür.

Sadaka ise azaltma gibi görünür ama artar.

Bu, sadece ahirete ait bir hesap değildir. Toplum düzenine dair bir ilkedir. Riba güveni bitirir. İnsanları borç bağına mahkûm eder. Sadaka ise güven üretir, bağı güçlendirir.

Riba ekonomiyi büyütebilir, ama insanı küçültür.
Sadaka malı azaltabilir, ama insanı büyütür.

Riba ve Savaş İlanı

En sarsıcı uyarı ise şudur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
(Bakara, 278)

فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ
(Bakara, 279)

“Eğer bırakmazsanız, Allah ve Resulü ile savaşa girdiğinizi bilin.”

Bu ifade sıradan değildir. Çünkü riba sadece bireysel bir hata değildir. Toplumsal düzeni bozar.

Ayet devam eder:

فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ
(Bakara, 279)

“Anaparalarınız sizindir. Ne zulmedersiniz ne de zulme uğrarsınız.”

İşte ölçü burada konur:
Anapara helaldir. Fazlası zulüm doğuruyorsa haramdır.

Kur’an’ın derdi matematik değil, adalettir.

Faiz Kelimesi Üzerine

Şimdi kavram karmaşasına gelelim.

Kur’an’da haram kılınan kelime “الرِّبَا”dır. Fakat Kur’an’da bir de “الْفَائِزُونَ” kelimesi geçer.

أُولَٰئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ
(Tevbe, 20)

فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ
(Nur, 52)

أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ
(Haşr, 20)

إِنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَ
(Müminun, 111)

Buradaki kelime “فَائِزُونَ”dır. Kökü “فوز”dur. Anlamı: kurtuluşa erenler, kazananlar.

Yani Arapça’da “feyz, fevz, faiz” kök ailesi başarı ve kurtuluş anlamı taşır.

Bu yüzden şunu netleştirelim:
Kur’an’da haram olan kelime riba’dır.
“Fâizûn” ise övülen bir kavramdır.

Elbette bugün Türkçede “faiz” denildiğinde kastedilen ekonomik fazlalık, çoğu durumda riba kapsamına girebilir. Ama hükmü doğru koymak için kelimeyi doğru tanımak zorundayız.

Mesele kelime oyunu değildir. Mesele ilkeyi doğru anlamaktır.

Riba Bir Sistemdir.

Riba sadece bireysel borç ilişkisi değildir. Sistem üretir. Borçlu toplum üretir. İnsanları sürekli ödeme baskısı altında tutar.

Bir toplum düşünün:
Gençler yıllarca borç öder.
Esnaf krediyle döner.
Çiftçi borçla üretir.

Kazanç üretenden çok sermaye sahibine akar.

Kur’an’ın ölçüsü tekrar hatırlatılır:
“Ne zulmedersiniz ne de zulme uğrarsınız.”

Eğer bir düzen sürekli bir tarafı eziyorsa, orada riba ruhu vardır.

Nebi Muhammed’e İndirilen Mesajın Ekonomik Ahlakı

Nebi Muhammed’e indirilen vahiy, Mekke’nin tefeci düzenine meydan okudu. O toplumda borç katlanarak büyürdü. Ödeyemeyen köleleşirdi.

Vahiy bu zinciri kırdı. Çünkü Allah’ın dini sadece ibadet düzeni değil, adalet düzenidir.

Aynı çizgiyi Nebi İsa’nın mesajında da görürüz: Zayıfı ezmeyen, yoksulu sömürmeyen bir düzen.

Vahyin ortak çağrısı şudur:
Güç, zulme dönüşmeyecek.

Sonuç: Gerçek Kazanç Nedir?

Kur’an’ın terazisi nettir.

Riba artış gibi görünür ama Allah katında artmaz.
Sadaka azalış gibi görünür ama Allah katında artar.

Gerçek kazanan kimdir?

أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ
(Haşr, 20)

“Cennet halkı… işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

Asıl kazanç budur.

Dünyada büyüyen her şey artış değildir.
Her artış bereket değildir.
Her fazlalık helal değildir.

Riba zulüm üretir.
Adalet ise bereket üretir.

Ve Kur’an’ın çağrısı hâlâ aynıdır:
Anaparanız sizindir. Zulmetmeyin. Zulme razı olmayın.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

  ELÇİLER ARASINDA AYIRIM YOKTUR 2/136 ayeti şöyle der: “Deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilenlere, Resül İbrahim, İsmail, İshak, Yakup...