ALLAH’IN BİZLERE MÜDAHALESİ NASILDIR?
İrade, İmtihan ve İlahi Adalet Üzerine Bir Sohbet
İnsan,
hayatı boyunca en çok şu sorunun etrafında döner durur:
“Ben mi yapıyorum, yoksa Allah mı yaptırıyor?”
Bu soru basit gibi görünür ama aslında insanın iman anlayışını, kader algısını,
sorumluluk bilincini ve hatta Allah tasavvurunu kökten etkileyen bir sorudur.
Günlük
hayatta çoğu zaman şöyle cümleler kurarız:
“Allah izin vermeseydi olmazdı.”
“Allah yazdıysa olur.”
“Nasip değilmiş.”
Peki
gerçekten öyle mi?
Allah her şeye müdahale ediyor mu?
Her yaptığımız fiilin düğmesine Allah mı basıyor?
Eğer öyleyse, biz neden hesaba çekileceğiz?
İşte bu
bölümde tam olarak bu soruların etrafında dolaşacağız. Ama acele etmeden… Çünkü
bu mesele bir iki ayetle geçiştirilecek kadar basit değil. Sabırla, adım adım,
sohbet eder gibi konuşalım.
Bir Yaprağın Kıpırdaması Bile…
Önce şu
gerçeği netleştirelim:
İnsan, mutlak anlamda acizdir.
Bir bardak
suyu kaldırmak için bile;
Kaslarının çalışması gerekir,
Sinir sisteminin sağlam olması gerekir,
Kalbin atması gerekir,
Beynin komut vermesi gerekir,
Ve bütün bunların bir saniye bile aksatılmaması gerekir.
Bunların
hangisi insanın kendi mülküdür?
Hiçbiri.
Dolayısıyla
“Allah istemezse yaprak bile kıpırdamaz” sözü, mecaz değil, hakikatin ta
kendisidir. Biz bir fiili yaparken aslında binlerce sistem aynı anda çalışır. O
sistemlerin sahibi biz değiliz.
Buraya
kadar tamam.
Ama işte kritik nokta burada başlıyor.
Allah’ın gücü
yetiyor olması, Allah’ın her fiile doğrudan müdahale ettiği anlamına
gelir mi?
Hayır.
Kur’an, bu
ayrımı son derece hassas bir şekilde yapar.
“Siz Atmadınız, Allah Attı” Ne Demektir?
Enfal
Suresi 7. ayet, bu konunun kilit ayetlerinden biridir:
“Onları siz
öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, Allah attı.”
Bu ayet
çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Bazıları buradan şu sonucu çıkarır:
“Demek ki biz hiçbir şey yapmıyoruz.”
Oysa ayet
tam tersini söylüyor.
Ayette
dikkat ederseniz iki ayrı özne vardır:
– Atan sensin
– Gerçekleştiren Allah
Yani oku
atan insan,
O okun hedefe ulaşmasını mümkün kılan Allah.
Allah
burada “Senin fiilini yok sayıyorum” demiyor.
“Fiilinin arkasındaki kudret benim” diyor.
Eğer insan
hiç fail olmasaydı,
ayet şöyle olurdu:
“Attın zannettin ama aslında sen hiç atmadın.”
Ama öyle
demiyor.
“Attığın zaman” diyerek insanın fiilini kabul ediyor,
sonra diyor ki:
“Bu fiilin sonuç doğurması Benim iznimle oldu.”
İşte burası
ön onay meselesinin kalbidir.
Allah Müdahil midir? Evet. Ama Nasıl?
Allah
elbette her şeye müdahildir.
Ama bu müdahale, imtihanı bozan bir müdahale değildir.
Şöyle
düşünelim:
Bir
öğretmen, sınav kağıdını öğrenciye verir.
Kalemi verir.
Sınıfı hazırlar.
Kuralları koyar.
Sonra ne
yapar?
Geri
çekilir.
Öğrencinin
kalemi tutma gücünü veren öğretmendir.
Ama cevabı yazan öğrencidir.
Öğretmen
sınav ortasında gelip,
“Bu cevap yanlış, sil!”
“Bu güzel oldu, aferin!”
“Burayı böyle yaz!”
derse, artık ortada sınav kalmaz.
İşte
Allah’ın müdahalesi de böyledir.
Allah sistemi kurar,
aklı verir,
iradeyi verir,
doğruyu ve yanlışı bildirir,
sonra insanı serbest bırakır.
Çünkü dünya
imtihan yeridir.
İmtihanın Mantığı: Müdahalesizlik
Mülk Suresi
2. ayet bunu açıkça söyler:
“Hanginizin
daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı.”
Bakın
dikkat edin:
– Daha çok amel değil
– Daha güzel amel
Yani
bilinçli tercih, niyet, yöneliş.
Eğer Allah
insanın her yanlışını anında engelleseydi,
kim kötü olurdu?
Eğer Allah
her günahı işlenmeden bloke etseydi,
takva neye denirdi?
Eğer Allah
harama giden eli felç etseydi,
ahlak ne olurdu?
İşte bu
yüzden Allah ön onay verir,
ama yönlendirme yapmaz.
İnsan İki Yol Arasında
İnsan
Suresi 3. ayet bu noktada çok nettir:
“Biz ona
yolu gösterdik; ister şükredici olur, ister nankör.”
Yol
gösteriliyor.
Ama seçmek insana bırakılıyor.
İnsan buluğ
çağına geldiğinde,
iki tarafı da içinde taşımaya başlar:
– Takva
– Fısk ve fücur
İblis
sürekli fısıldar.
Nefis arzular üretir.
Ama aynı anda vicdan da konuşur.
Allah bu
iki sesi de susturmaz.
Neden?
Çünkü
susturursa imtihan biter.
Allah Günaha Neden Engel Olmuyor?
Bu soru çok
sorulur.
“Allah
madem güçlü, neden kötülüğe engel olmuyor?”
Çünkü
Allah, kötülüğü yaratmıyor,
kötülüğe izin veriyor.
Aradaki
fark çok önemlidir.
Kötülük
insanın tercihidir.
Allah o tercihi dünyada durdurmaz.
Ama kayda alır.
Ve erteler.
Fatır
Suresi 45. ayet:
“Eğer
Allah, kazandıkları dolayısıyla insanları hemen yakalayacak olsaydı, yeryüzünde
canlı bırakmazdı.”
Demek ki
cezalandırmamanın sebebi acziyet değil,
adalettir.
“Allah Kalplerini Saptırdı” Ne Demek?
Saffat
Suresi 5. ayette geçen ifade çok çarpıcıdır:
“Onlar
yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırdı.”
Burada
sebep-sonuç ters çevrilmez.
Önce onlar saptı,
sonra Allah onayladı.
Yani Allah
kimseyi zorla saptırmaz.
İnsan yönünü belirler,
Allah o yönü mühürler.
Bu, bir
öğrencinin sınav kağıdını teslim etmesi gibidir.
Teslim edene kadar değiştirirsin.
Ama teslim ettikten sonra, artık not yazılır.
Şer Nereden Gelir?
Al-i İmran
165. ayet çok nettir:
“O musibet
kendinizdendir.”
Şer
Allah’tan gelmez.
Şer, insanın yanlış tercihinin sonucudur.
Allah hayrı
Kur’an’la göndermiştir.
Yolu göstermiştir.
Uyarıyı yapmıştır.
Ama tercih
insana bırakılmıştır.
Allah Neden İnsanları İnsanlarla Cezalandırır?
Hac Suresi
40. ayet bunu açıklar:
“Allah
insanların bir kısmını bir kısmıyla savunmasaydı…”
Allah zulmü
durdurmak için insanı kullanır.
Çünkü doğrudan müdahale imtihanı bozar.
Bir zalimi
bir başka insan durdurur.
Bir mazlumu bir başka insan savunur.
Allah ise
sonucu kaydeder.
Dünya Neden Cezalandırma Yeri Değil?
Çünkü dünya
mahkeme değil,
sınav salonudur.
Şura Suresi
21. ayet:
“Eğer
ertelenme hükmü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi.”
Ama
verilmez.
Çünkü hesap günü bellidir.
Son Söz Yerine
Allah bize
müdahildir.
Ama bu müdahale imtihanı bozmaz.
Allah
isterse her şeyi engeller.
Ama engellemez.
Çünkü adildir.
Allah
dilerse her kötüyü yok eder.
Ama etmez.
Çünkü sorumluluk verir.
Allah
dilerse herkesi cennete koyar.
Ama koymaz.
Çünkü seçim ister.
Ve işte bu
yüzden…
Biz
yaptıklarımızdan sorumluyuz.
Bahane yok.
Suç atmak yok.
Kaderi kalkan yapmak yok.
Çünkü yol
gösterildi.
İrade verildi.
Ön onay verildi.
Şimdi sıra
bizde.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com