ALLAH’IN KALPLERİ MÜHÜRLEMESİ NE ANLAMA GELİR?
İrade,
Sorumluluk ve Kalbin Sessiz Çığlığı Üzerine Bir Sohbet
İnsan bazen
bir ayeti okur ve durur. Ayet bitmiştir ama insanın zihninde sorular yeni
başlamıştır. İşte Kur’an’daki “kalplerin mühürlenmesi” ifadesi de böyledir.
Okuruz, ürpeririz, hatta bazen korkarız. “Ya benim kalbim de mühürlenirse?”
diye düşünürüz. Ya da başka bir uçta, “Madem Allah mühürlüyor, o zaman insanın
suçu ne?” sorusu çıkar karşımıza.
Bu bölümde,
tam da bu soruların etrafında dolaşacağız. Hüküm vermeden, suçlamadan, ama
sorumluluğu da inkâr etmeden… Ayetleri birbirine konuşturarak, insanın iç
dünyasına kulak vererek ve en önemlisi Allah’ı adaletsizlikten tenzih ederek…
Çünkü şunu
baştan söyleyelim:
Kur’an’da Allah, hiçbir zaman zulmeden taraf değildir.
Zulüm, insanın kendi elleriyle açtığı bir kapıdan içeri girer.
1.
“Onları Uyarsan da Uyarmasan da…” Ne Demektir?
Bakara
Suresi’nin 6 ve 7. ayetleri, Kur’an’ın belki de en çok tartışılan ifadelerinden
birini içerir:
“Unutma ki,
hakikati inkâra şartlanmış olanlar için, kendilerini uyarıp uyarmaman fark
etmez; onlar inanmazlar. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir;
gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için dehşetli bir azap vardır.”
Bu ayetleri
ilk okuduğumuzda, zihnimizde hemen şu soru belirir:
Eğer Allah mühürlediyse, o zaman bu insanlar neden sorumlu?
Ama burada
dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ifade vardır:
“Hakikati
inkâra şartlanmış olanlar…”
Yani bu
insanlar, bir anlık hata yapanlar, tereddüt edenler, soru soranlar değildir.
Bunlar, bilerek, ısrarla, inatla hakikati reddedenlerdir.
İnkar onlar için bir anlık tavır değil, bir kimlik, bir alışkanlık,
hatta bir karakter haline gelmiştir.
Bir insan
düşünün…
Defalarca doğruyla karşılaşmış, defalarca uyarılmış, defalarca vicdanı sızlamış
ama her seferinde sırtını dönmüş. İşte mühür, tam da bu noktada devreye girer.
Ama bu mühür, başlangıç değildir, sonuçtur.
2. Allah
Kalbi Keyfi Olarak mı Mühürler?
Burada çok
kritik bir ilkeyi hatırlamamız gerekiyor:
“Allah
biz istemedikçe kalbimizi mühürlemez.”
Kur’an’da
geçen “Allah dilediğini saptırır” gibi ifadeler, hiçbir zaman keyfi, sebepsiz
ya da zalimce bir fiili anlatmaz. Çünkü Kur’an’ın başka ayetleri bunu açıkça
reddeder:
“Şüphesiz ki
Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine
zulmederler.” (Yunus 44)
Allah’ın
dilemesi, kulun tercihleriyle bağlantılıdır. Kul bir yön seçer, Allah o
yönün önünü açar. Kul kapıyı kapatır, Allah o kapının kapanmasına izin verir.
Nasıl ki
yerçekimi kanunu birini aşağı çekerken “zulmetmiş” olmuyorsa, Allah’ın koyduğu
manevi yasalar da aynı şekilde işler. Sürekli yalan söyleyen birinin
güvenilirliğini kaybetmesi nasıl doğal bir sonuçsa, hakikati sürekli
reddeden bir kalbin hakikati duyamaz hale gelmesi de öyledir.
3. Mühür:
Ceza mı, Tespit mi?
“Mühürlenmiş
kalp” ifadesini bir ceza gibi okumak büyük bir yanılgıdır. Daha doğru bir okuma
şudur:
Mühür,
kalbin geldiği son durumu tescil eder.
Yani Allah,
kulun kalbinde ne varsa onu sabitler. Kul iyiliğe yönelmişse, o yol açılır. Kul
kötülükte ısrarcıysa, o yön pekişir.
Bir insan
düşünün… Gözleri var ama bakmıyor. Kulakları var ama duymak istemiyor. Kalbi
var ama hissetmekten kaçıyor. İşte Kur’an, böyle bir durumu anlatmak için
“mühür” kelimesini kullanır.
Bu nedenle
ayetlerde geçen “gözleri kör”, “kulakları sağır” ifadelerini fiziksel bir
engel gibi anlamak büyük bir hatadır. Asıl körlük, kalp gözünün
körelmesidir.
“Gözler kör
olmaz; göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hac 46)
4.
Sözünden Dönen, Gerçeği Örten Kalpler
Nisa Suresi
155. ayet, kalbin nasıl mühürlendiğine dair çok somut sebepler sunar:
- Verilen sözde durmamak
- Allah’ın ayetlerini inkâr etmek
- Nebileri haksız yere öldürmek
- Kibirlenmek
- Küfre sapmak
Bunların
hepsi birer ahlaki çürüme belirtisidir. Yani mühürlenme, bir anda olan
bir şey değildir. Uzun bir sürecin, tekrar eden tercihlerinin, vicdanı susturma
alışkanlığının sonucudur.
İşte tehlike tam da buradadır.
5.
İkiyüzlülük ve Kalbin Çöküşü
Münafıkun
Suresi 3. ayette çok çarpıcı bir ifade vardır:
“Bu, onların
önce iman edip sonra inkâr etmeleri sebebiyledir. Bu yüzden kalpleri
mühürlenmiştir; artık anlamazlar.”
İkiyüzlülük,
kalbi çürüten en tehlikeli hastalıklardan biridir. Çünkü kişi dışarıdan
inanıyor gibi görünürken, iç dünyasında hakikate kapalıdır. Bu ikili hayat,
zamanla insanın iç sesini boğar.
Bir süre
sonra insan, neye gerçekten inandığını bilemez hale gelir. İşte Kur’an bu
durumu “anlama kabiliyetinin kaybı” olarak tanımlar.
6.
Hevasını İlah Edinen İnsan
Casiye
Suresi 23. ayet, meseleyi başka bir boyuta taşır:
“Kendi
arzusunu ilah edineni gördün mü?”
Bu ayet,
kalbin mühürlenmesinin en güncel ve en yaygın sebebine işaret eder: Heva ve
heves.
İnsan,
arzusunu kutsallaştırdığında artık Allah’ın rehberliğine ihtiyaç duymaz. “Ben
böyle istiyorum” ifadesi, “Allah böyle buyuruyor” ifadesinin önüne geçer. İşte
bu noktada kalp, gerçeğe kapanır.
Allah böyle
bir insanı zorla saptırmaz. Aksine, insanın kendi seçtiği yolu ona bırakır. Bu
da Kur’an’da “Allah onu saptırdı” şeklinde ifade edilir.
7.
Ahireti Göremeyen, Dünyayı da Anlayamaz
Rad Suresi
19. ayet, çok temel bir karşılaştırma yapar:
“Hiç bilenle
bilmeyen bir olur mu?”
Ahireti yok
sayan insanın dünyayı okuma biçimi de eksiktir. Çünkü hesap bilinci olmayan bir
hayat, ölçüsüzlüğe mahkûmdur. Böyle bir insan için hak, güçlünün elindedir;
adalet, çıkarla sınırlıdır.
Bu nedenle
Kur’an şöyle der:
“Kim bu
dünyada kör olursa, ahirette de kördür.” (İsra 72)
Bu körlük,
gözle değil, kalple ilgilidir.
8. Son
Söz Yerine: Mühür Korkusu mu, Sorumluluk Bilinci mi?
Kalbin
mühürlenmesi, korkutmak için değil, uyandırmak için anlatılır. Bu
ayetler bize şunu söyler:
- Hakikate sırtını dönme
- Kibrini putlaştırma
- Hevayı ilah edinme
- Vicdanını susturma
Çünkü her
susturulan vicdan, kalbe atılan bir mühür darbesidir.
Ama güzel
haber şudur:
Kalp attığı sürece umut vardır.
Tevbe kapısı, mühürden önce kapanmaz.
Allah,
kullarını karanlıkta bırakmak isteyen değil; karanlıktan çıkarmak isteyen bir
Rabb’dir.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com