Dinde Aşırılıktan Sakınmak ve Orta Yolu Korumak

Dinde Aşırılıktan Sakınmak ve Orta Yolu Korumak

Orta Yolun Sessiz Çağrısı

İnsan, eline bir şey geçirdi mi onu ya fazlasıyla sıkar ya da büsbütün gevşetir. Ölçüyü tutturmak zordur. Hele konu din olunca… İşte asıl imtihan oradadır. Çünkü din, insanın en hassas yerine dokunur: inancına, korkularına, umutlarına ve ebediyet arzusuna. Böyle olunca, din ya ihmal edilir ya da aşırıya taşınır. Oysa Kur’an’ın çağrısı nettir: denge.

Dinde aşırı gitmek, çoğu zaman “daha dindar olma” niyetiyle başlar. Ama niyetin iyi olması, yolun doğru olduğu anlamına gelmez. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Hristiyanlık tarihi, Yahudi geleneği, felsefi akımlar, ruhbanlık anlayışı… Hepsi bize şunu fısıldar: Vahyin önüne başka şeyler geçtiğinde, din saf kalamaz.

Başkasının Etkisiyle Değişen İnanç

Hristiyanlar, Yahudi kültürünün ve Yunan felsefesinin etkisi altında kalmışlardır. Yahudiler Nebi Üzeyir için “Allah’ın oğlu” dediler. Bu düşünce, daha sonra Hristiyanlara da sirayet etti. Onlar da Nebi İsa’yı ilahlaştırdılar. Tevhidin berrak öğretisi, felsefenin soyut tartışmaları içinde kayboldu. Oysa olması gereken şuydu: Vahiy, düşünceye yön vermeliydi; düşünce, vahye değil.

Ne oldu peki? Din, insan ürünü yorumlarla şekillendi. Saflık bozuldu. Allah’ın indirdiği ile insanların ekledikleri birbirine karıştı. Bugün dönüp baktığımızda “Nasıl oldu da buraya gelindi?” diye soruyoruz. Ama aynı soruyu kendimize sormaktan kaçıyoruz. Çünkü cevap rahatsız edici olabilir.

Ümmetin Ölçüsü: Vasat Olmak

Bakara Suresi 143. ayet tam da bu noktada durur:

“Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum olmanızı istedik…”

Vasat ümmet… Ne aşırı ne gevşek. Ne katı ne umursamaz. Peki biz gerçekten bu noktada mıyız? Yoksa bir ucundan tutup diğer ucunu mu kaçırıyoruz?

Denge, sadece ibadette değil; düşüncede, davranışta, hüküm vermede, insanlara bakışta da gerekir. Aşırı olan, kendinden olmayanı dışlar. Ölçülü olan ise hakikati arar.

Aşırılık Nerede Başlar?

Hristiyanların yaptığı en büyük hata neydi? Allah hakkında olmayan şeyleri uydurmak. (4/171) Allah’tan başkasını kutsallaştırmak. Ruhbanlığı dinin içine sokmak. Oysa Allah bunu farz kılmamıştı. (57/27)

Burada durup kendimize sormamız gerekmez mi?

Biz Allah’ın farz kılmadığı neleri dinin parçası haline getirdik?
Hangi alışkanlıkları “böyle gelmiş böyle gider” diyerek kutsadık?

İslam, insanı zora sokmak için gelmedi. Taha Suresi 2. ayet açıkça söyler:

“Biz sana bu Kur’an’ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik.”

Ama biz bazen dini, insanların üzerinden kamçı gibi kullanıyoruz. Kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyor, ölçüyü kaçırıyoruz.

Zorlama Dinin Neresinde?

“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 256)

Bu ayeti kaç kez okuduk? Peki kaç kez içselleştirdik?

Bu ayet, Müslüman olmuş Ensar’ın, çocuklarını zorla Müslüman yapmak istemesi üzerine indi. Yani mesele teorik değil, pratikti. Allah, imanın zorla olmayacağını net bir şekilde bildirdi. Çünkü iman, kalbin işidir.

Allah kimseye gücünün yetmediğini yüklemez. En’am 152 bunu hatırlatır. Ölçü, adalet, sorumluluk… Hepsi insanın kapasitesine göredir.

Kur’an Dışına Taşınca…

Dinde aşırıya gitmemenin yolu, Kur’an’ın sınırları içinde kalmaktan geçer. Hakikat, Allah’ın vahyidir. Bunun dışındaki her şey, insan yorumudur. İnsan yorumu ise sınırlıdır.

Nevaya uymak, insanı Allah’ın yolundan saptırır. (38/26)
Nebi Muhammed’in en önemli özelliği, nevasından konuşmamasıdır. (53/3)

Burada durup düşünelim:
Biz kimi dinliyoruz?
Allah’ın kitabını mı, yoksa insanların yorumlarını mı?

Rivayetle Din Yaşanır mı?

Haramlardan kaçmak ve farzlara sarılmak esastır. Ama rivayetlerle din inşa etmeye kalktığımızda, ölçü kaybolur. Farzlar ihmal edilir, detaylarda boğulunur.

Yakınlarının geçimini ihmal eden biri, ne kadar ibadet ederse etsin, Kur’an’a göre sorumluluğunu yerine getirmiş sayılmaz. Din, sadece bireysel ritüellerden ibaret değildir.

Kitap Ehline Uyarı, Bize Ayna

Maide Suresi 77. ayet Kitap Ehli’ne seslenir ama aslında bize de ayna tutar:

“Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin.”

Bu ayetleri sadece “onlar” için okursak, mesajı kaçırırız. Kur’an, başkalarının hatalarını anlatırken bizi uyarır: Aynı yoldan gitmeyin.

Helal ve Haram Sınırları

Kur’an’ın ana amaçlarından biri, helal ve haram çizgisini belirlemektir. Allah’ın helal kıldığını kimse haram kılamaz. Maide 87 bu konuda çok nettir:

“Allah’ın helal kıldığı temiz şeyleri haram etmeyin.”

Helali haram yapmak da aşırılıktır. Bu, sınırı ihlal etmektir.

Din Tamamlandı mı?

Evet. (5/3)
Kur’an’la din tamamlanmıştır.

Bu cümle çok şey söyler ama biz çoğu zaman duymak istemeyiz. Çünkü tamamlanmış bir din, ekleme yapma alanı bırakmaz. Oysa insan eklemek ister. Detaylandırmak, kontrol etmek, hükmetmek ister.

Akıl verilmiştir ama akıl, vahyin sınırlarını aşmak için değil, vahyi anlamak içindir. Nefis devreye girdiğinde, akıl da şaşar.

Gereksiz Sorular, Gereksiz Yükler

Maide 101. ayet, yersiz soruların nasıl yük haline geldiğini anlatır. Allah’ın açıklamadığı şeyler, muaf tutulmuştur. Biz ise bazen muaf olduğumuz alanları kendimize zindan ederiz.

Kur’an’ın Denge Öğretisi

Furkan 67:
Ne israf, ne cimrilik. Orta yol.

Lokman Suresi:
Yürüyüşte bile denge. Seste bile ölçü.

Demek ki denge, hayatın her alanında.

Parçalanmış Din Anlayışı

Bugün en büyük aşırılıklardan biri de gruplara ayrılmaktır. “Ben Hanefiyim, ben Şii’yim…” Peki neden? Hiç düşündük mü?

“Anamız babamız Yahudi olsaydı ne olurduk?” sorusu rahatsız eder ama gereklidir.

En’am 159 uyarır:
Dini parçalayanlarla senin bir ilişkin yoktur.

Son Söz Yerine: Cevap Anahtarı

Yaşadığımız dini, Kur’an’la kontrol etmeliyiz. O, cevap anahtarıdır. Eğer yaşamımız onunla örtüşüyorsa yoldayız. Örtüşmüyorsa, cesur olmalıyız ve kendimizi düzeltmeliyiz.

Çünkü dinde aşırı gitmek, hakikatten uzaklaşmaktır.
Ve hakikat, dengeyi sever.

Rabbim bizleri aşırılıktan, taassuptan ve ölçüsüzlükten korusun.
Orta yolu görebilen, düşünebilen ve Kur’an’la yürüyebilen kullarından eylesin.

Formun Üstü

 

 

  ELÇİLER ARASINDA AYIRIM YOKTUR 2/136 ayeti şöyle der: “Deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilenlere, Resül İbrahim, İsmail, İshak, Yakup...