Salih Nebi’nin Devesi ve Musa Nebi’in Buzağı Kıssası:
Kur’anî Perspektifle İçsel Muhasebe
Bir an dur ve düşün. İnsanlık tarihi boyunca mucize
kavramı, çoğu zaman yanlış anlaşılmıştır. İnsanlar mucizeyi görmekle iman
edeceklerini sanmış, gözle görünen olaya bağlanmışlardır. Oysa Kur’an bize bir
sır verir: Mucize, Allah’ın kudretini göstermek için değil, insanın akıl,
sorumluluk ve imanını sınamak için bir vesiledir.
Nebi Salih’in ve Devesi
Kur’an’da Nebi Salih, kavmine bir uyarı olarak dişi bir
deveyi gösterir:
“Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası
değilsin. Eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet getir görelim.”
(Şuara,154)
“İşte bu dişi bir devedir. Su içme hakkı bir gün ona, belli bir gün de size
aittir.”
(Şuara, 155)
“Ona bir kötülükle dokunmayın. Sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
(Şuara,156)
Bak, burada sadece “deve” görmüyorsun; bir düzen, bir
sınır, bir Allah’ın iradesi var. Deve, kavim ile Allah arasında konmuş bir
dengeyi temsil eder. Su hakkı, bu düzenin bir simgesidir. İnsan, bu düzeni
bozduğunda, sonuç kaçınılmazdır:
“Sonunda onu kestiler. Ancak pişman oldular.”
(Şuara,157)
İşte burada önemli bir ders var: Helak, sadece fiziksel bir
ceza değil, yaratılışın gayesini bozan iradenin sonucudur. Deveyi
kesmek, onun değerini Hakk’ın belirlediği sınırın dışına taşımak demektir.
Nebi Musa’nın Buzağı Kıssası
Şimdi bir başka kıssa ile karşılaştıralım: Nebi Musa’nın
kavmi de benzer bir sınavdan geçer. Onlar, Allah’ın belirlediği sınırları
aşarak altın buzağıya tapar. Kur’an bunu şöyle anlatır:
“Ve Samiri, onlar için bir buzağı yaptı; o da onlara
şöyle dedi: ‘Bu sizin tanrınız, Musa’nın tanrısı değildir.’”
(Taha, 88)
Görüyorsun, her iki kıssa arasında bir paralellik var: Her
iki kavim de yaratılışın veya vahyin belirlediği düzeni bozuyor, kendi
istek ve arzularına göre hareket ediyor. Nebi Salih kavmi deveye, Nebi Musa
kavmi buzağıya tapıyor. Sonuç? Helak ve uyarı.
Burada Kur’an’ın mesajı çok net: İnsan, iradesini ve
aklını doğru kullanmadığında, yaratılış amacının sınırlarını aşarsa, felaketi
kendisine çağırır.
Mucize Kavramının Yanlış Anlaşılması
Şimdi dur ve içinden bir muhasebe yap: Sen mucizeyi nasıl
algılıyorsun? Kur’an’a göre, mucize sadece nebiye verilen vahiydir,
Allah’ın kudretini göstermek için değil, insanın aklını, sorumluluğunu ve
imanını ölçmek için bir araçtır.
Nebi Salih kavmi, mucize beklentisiyle deveyi görür, ama ona
tapar veya düzeni bozarsa, sonuç felakettir. Musa kavmi de buzağıya tapar,
Allah’ın sınırını aşar, felaketle karşılaşır.
“Sözleşmelerini bozmaları nedeni ile onları lanetledik ve
kalplerini katı kıldık. Kendilerine hatırlatılan şeyden yararlanmayı unuttular.
İçlerinden birazı dışında onlardan ihanet gördük. Yine de onları affet, aldırış
etme. Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.”
(Maide 5/13)
İçinde bulunduğun durumu bir düşün: İnsan, nimetleri ve
sınırları fark etmez, onları yanlış kullanırsa helak riskiyle karşı karşıya
kalır.
Devenin ve Buzağının Evrensel Mesajı
Kur’an, her iki kıssada da bir prensip ortaya koyuyor: Yaratılışın
sınırını aşma ve Hakk’a tecavüz etme, helaka götürür. Salih kavminde deve,
Musa kavminde buzağı semboliktir. Bu, evrensel bir mesajdır:
- Her
nimet, her varlık bir ayettir (Hac 22/36);
- İnsan,
onu hakkıyla kullanmazsa felaket doğar;
- Nebiler,
sadece rehberdir; mucizeler, insanın imanını ölçer, Allah’ın kudretini
değil.
Toplumsal ve Bireysel Boyutlar
Şimdi biraz daha derine inelim. Bu kıssaların toplumsal
boyutu da var. Salih kavmi ve Musa kavmi, toplumun tümüyle sınandığı
örneklerdir. Bir kişi değil, bütün bir kavim, sınırları aşmanın bedelini
öder. Bu bize ne öğretiyor?
- Toplum
olarak sınırlar önemlidir: Yaratılışın ve vahyin düzenine uymayan bir
topluluk, helak veya kayıpla karşılaşır.
- Bireysel
sorumluluk: Sen bireysel olarak bu düzeni anlamalı ve yaşamalısın.
Aksi halde, kolektif hataların parçası olabilirsin.
- Helak
semboliktir: Kur’an’da “helak olmak”, sadece fiziksel yıkım değil, manevi
ve toplumsal çöküşü anlatır.
İçsel Muhasebe: Sen Nasıl Davranıyorsun?
Şimdi kendi hayatına dön:
- Devenin
veya buzağının sembol ettiği nimetleri ve sınırları fark ediyor musun?
- Allah’ın
koyduğu düzeni bozuyor musun, yoksa onun sınırları içinde mi yaşıyorsun?
- Mucize
arayışın, seni Kur’an’ın rehberliğinden uzaklaştırıyor mu, yoksa kalbini
güçlendiriyor mu?
Kur’an, insanın kendi iç muhasebesini yapması için bu
kıssaları verir. Nebi Salih kavmi ve Nebi Musa kavmi örnekleri, dışarıdan
mucize beklemek yerine, içten iman etmeyi ve sorumluluk almayı öğretir.
“İman edenler ve doğru iş yapanlar, kendilerine iyi bir
karşılık vardır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de onlar üzülürler.”
(Bakara 2/62)
Kur’an’ın Bütünlüğünde Mesaj
Nebi Salih ve Nebi Musa kıssaları, Kur’an bütünlüğünde şu
prensipleri ortaya koyar:
- Mucize,
Nebiler aracılığıyla vahiydir.
- Yaratılışın
her varlığı birer ayet ve nimettir; doğru kullanıldığında hayır, yanlış
kullanıldığında felaket doğurur.
- Helak
semboliktir; yaratılışın düzenini bozan birey veya toplum manevi ve
toplumsal bir çöküş yaşar.
- İman,
gözle görünen mucizeye değil, Allah’ın ayetlerini kalpten anlamaya
bağlıdır.
Kapanış: Sohbet Havasında Bir Hatırlatma
Bu kıssaları düşündüğünde, hayatına dair bir muhasebe yap:
- Sen,
Allah’ın sana verdiği nimetleri ve sınırları doğru kullanıyor musun?
- Mucize
beklentin seni Allah’ın rehberliğinden uzaklaştırıyor mu?
- Toplumsal
ve bireysel sorumluluklarını yerine getiriyor musun, yoksa Salih kavminin
veya Nebi Musa kavminin hatalarına mı düşüyorsun?
Unutma, Kur’an bize gösteriyor ki helak, gözle görünen
bir mucizeyle değil, Hakk’a karşı gelmeyle gelir. Devenin ve buzağının
sembolizmi, sadece bir uyarıdır; Allah’ın her yaratışında bir hikmet vardır ve
insan, bunu fark edip yaşamına uygulamakla yükümlüdür.
“Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
(Bakara, 286)
İşte senin yol göstericin, mucize değil, akıl, sorumluluk
ve imanla yürüdüğün doğru yoldur.
Nebi Salih ve Nebi Musa Kıssaları: İnsan, İman ve
Sorumluluk Üzerine Kur’anî Bir Muhasebe
Bir an dur ve düşün. İnsanlık tarihinin sayfalarını
açtığında, çoğu zaman mucizelerden söz edilir. Dağlardan parçaların ayrıldığı,
develerin gökten indiği, denizin yarıldığı hikâyeler anlatılır. Peki, sen bu
hikâyeleri okuduğunda aklından geçen ilk şey ne olur? Bir mucize mi, yoksa mucizenin
arkasındaki mesaj mı?
Kur’an bize çok net bir çerçeve çiziyor: Mucize, sadece Nebiler
aracılığıyla vahiy şeklinde gelir; gözle görünen olağanüstü olaylar, imanını
ölçmek için bir vesiledir, kendisi iman sebebi değildir.
Bugün seninle birlikte Salih Nebinin kavmi ile Musa Nebinin
kavmini bir düşünce yolculuğuna çıkaracağım. Ama dikkat et: Bu kıssalar sadece
tarihsel birer olay değil, senin iradeni, sorumluluğunu ve imanını
sorgulayan aynalardır.
Salih Nebi ve Devesi: Bir Düzenin Sınavı
Kur’an’da Salih Nebi, kavmine bir uyarı olarak dişi bir
deve gösterir:
“Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası
değilsin. Eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet getir görelim.”
(Şuara,154)
Bak, burada mucize olarak görünen şey aslında bir düzenin
simgesidir. Deve, kavim ile Allah arasında konmuş bir dengeyi temsil eder.
O gün için su hakkı düzeni öyle belirlenmiştir:
“İşte bu dişi bir devedir. Su içme hakkı bir gün ona,
belli bir gün de size aittir.”
(Şuara,155)
Bu sadece bir dağılım değil, adalet, denge ve sorumluluk
sınavıdır. İnsan bu düzeni bozmamalıdır. Çünkü her yaratılmış, bir işlev ve
sınır ile gönderilmiştir.
“Ona bir kötülükle dokunmayın. Sonra büyük bir günün
azabı sizi yakalar.”
(Şuara,156)
Burada bir uyarı var: Allah’ın belirlediği sınırları
bozarsan, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. İnsan bazen bunu fark etmez;
“Bir deveyi kesmek ne büyük suç ki?” der. Ama işte mesele bu basit görünen
eylemin yaratılışın düzenine aykırı olmasıdır.
“Sonunda onu kestiler. Ancak pişman oldular.” (Şuara
26/157)
Helak burada bir düzenin ve düzeni bozan iradenin sonucu
olarak semboliktir. Farkında mısın? Deveyi kesmek, sadece bir hayvanı
öldürmek değildir; yaratılışın gayesini ihlal etmektir.
Musa Nebi ve Buzağı Kıssası: Benzer Bir Sınav
Şimdi Musa Nebinin kavmine bakalım. Onlar da benzer bir
sınavdan geçer. Kur’an şöyle anlatır:
“Ve Samiri, onlar için bir buzağı yaptı; o da onlara
şöyle dedi: ‘Bu sizin tanrınız, Musa’nın tanrısı değildir.’”
(Taha, 88)
Görüyorsun, bu kıssa ile Nebi Salih kavmi arasında bir
paralellik var: Her iki kavim de yaratılışın veya vahyin belirlediği düzeni
bozuyor, kendi arzularına göre hareket ediyor. Salih kavmi deveye, Musa
kavmi buzağıya tapıyor.
Burada Kur’an’ın mesajı çok net: İnsan, iradesini ve
aklını doğru kullanmadığında, yaratılışın sınırlarını aşarsa, felaketi
kendisine çağırır.
“Sözleşmelerini bozmaları nedeni ile onları lanetledik ve
kalplerini katı kıldık. Kendilerine hatırlatılan şeyden yararlanmayı unuttular.
İçlerinden birazı dışında onlardan ihanet gördük. Yine de onları affet, aldırış
etme. Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.”
(Maide,13)
Mucizeye Yanlış Yönelmek: İnsan İçin Bir Sınav
Dur bir an… Sen mucizeyi nasıl algılıyorsun? Gözüyle
gördüğün her olağanüstü olayın seni imana yönelteceğini mi düşünüyorsun, yoksa mucizenin
arkasındaki hikmeti anlamak mı asıl sınav?
Kur’an, mucizenin amacını çok net ifade eder: Nebilere
verilen mucize, insanın imanını ve sorumluluğunu ölçmek içindir, gözle
görünen bir hayret objesi değildir.
Salih kavmi deveyi gördüğünde, mucizeyi yanlış anladı. Onlar
için mesele deve değil, iman ve düzeni tanımaktı. Deveyi kestiklerinde, yaratılışın
düzenini ihlal etmiş oldular ve sonuç kaçınılmazdı. Musa kavmi de aynı
hatayı yaptı: Buzağıya tapmak, vahyin sınırlarını çiğnemek anlamına
geliyordu.
Devenin ve Buzağının Evrensel Mesajı
Kur’an, her iki kıssada da evrensel bir prensip sunar:
- Her
nimet, her varlık birer ayettir.
- İnsan
onu hakkıyla kullanmazsa felaket doğar.
- Nebiler
rehberdir, mucizeler ise sınavdır, iman sebebi değil.
“İri cüsseli develeri size Allah’ın işaretlerinden
kıldık. Sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onları boğazlarken
Allah’ın adını anın… Umulur ki şükredersiniz.”
(Hac, 36)
Burada devreye şükretme ve düzeni tanıma bilinci
girer. Devenin varlığı, sadece et veya süt değildir; insan için bir sınav,
bir düzen ve bir nimettir.
Toplumsal ve Bireysel Sorumluluk
Düşün bir an: Nebi Salih kavmi ve Nebi Musa kavmi sadece
bireysel olarak mı sorumludur? Hayır. Toplumun tümü sınavdan geçer. Bir kişi
değil, bütün bir kavim, düzeni bozmanın bedelini öder.
- Toplumsal
boyut: Topluluk olarak sınırlar önemlidir. Yaratılışın ve vahyin
düzenine uymayan bir topluluk, felaketle karşılaşır.
- Bireysel
boyut: Sen bireysel olarak bu düzeni anlamalı ve yaşamalısın. Yoksa
kolektif hataların parçası olabilirsin.
- Helak
semboliktir: Sadece fiziksel yıkım değil, manevi ve toplumsal
çöküşü anlatır.
İçsel Muhasebe: Sen Nasıl Davranıyorsun?
Şimdi kendinle konuş:
- Allah’ın
sana verdiği nimetleri ve sınırları fark ediyor musun?
- Onları
hakkıyla kullanıyor musun?
- Mucize
beklentin seni Kur’an rehberliğinden uzaklaştırıyor mu, yoksa imanını
güçlendiriyor mu?
“İman edenler ve doğru iş yapanlar, kendilerine iyi bir
karşılık vardır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de onlar üzülürler.”
(Bakara 2/62)
Unutma, helak gözle görünen bir mucize ile değil, Hakk’a
karşı gelmenin ve düzeni bozmanın sonucu olarak gelir.
Kur’an’ın Bütünlüğünde Mesaj
Salih ve Musa kıssaları, Kur’an bütünlüğünde bize şunu
öğretir:
- Mucize,
Nebiler aracılığıyla vahiydir.
- Yaratılışın
her varlığı birer ayet ve nimettir; doğru kullanıldığında hayır, yanlış
kullanıldığında felaket doğurur.
- Helak
semboliktir; yaratılışın düzenini bozan birey veya toplum manevi ve
toplumsal çöküş yaşar.
- İman,
gözle görünen mucizeye değil, Allah’ın ayetlerini anlamaya bağlıdır.
“Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
(Bakara, 286)
Yol göstericin mucize değil, akıl, sorumluluk ve imanla
yürüdüğün doğru yoldur.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com