KAVL VE HADİS: İKİSİ DE “SÖZ” AMA AYNI ŞEY Mİ?
İnsanların çoğu “hadis” denince Nebi’ye ait sözleri, “kavl” denince de
sıradan bir sözü düşünür. Oysa Kur’an’a baktığında mesele bundan çok daha derin
görünür. Çünkü Kur’an’da “kavl” kelimesi çok geniş bir anlam alanına sahiptir.
Allah’ın sözü de kavldir, insanın sözü de kavldir, şeytanın sözü de kavldir.
Peki “hadis” nedir? Kur’an bu kelimeyi nasıl kullanır? Ve neden Allah kitabında
özellikle “Bu hadisten sonra hangi söze inanacaklar?” diye sorar?
Düşün… Eğer iki kelime tamamen aynı olsaydı, Kur’an neden ikisini ayrı ayrı
kullanma ihtiyacı duysun?
Bu konuyu anlamak için önce kelimelerin kök anlamlarına bakmak gerekiyor. Çünkü
Kur’an’da kelimeler rastgele seçilmez.
Kavl
Nedir?
“Kavl” kelimesi Arapçada söylemek, konuşmak, söz ifade etmek anlamına gelir.
Ama Kur’an’daki kullanımına baktığında bunun sadece ağızdan çıkan bir cümle
olmadığını görürsün. Kavl bazen bir hüküm, bazen bir vaat, bazen bir çağrı,
bazen de bir iddia anlamına gelir.
Allah’ın sözü için de “kavl” kullanılır.
“Allah söz bakımından en doğru olandır.”
(Nisa, 4/122)
İnsanların sözleri için de kullanılır.
“İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri hoşuna
gider…
(Bakara, 2/204)
Şeytanın konuşması için de aynı kelime kullanılır.
“Şeytan iş bitirilince diyecek ki…”
(İbrahim, 14/22)
Dikkat edersen burada ortak nokta “söz”dür. Ama sözün kaynağı değişmektedir.
Yani kavl, içerikten bağımsız olarak bir ifade biçimidir.
Bir insan doğru da konuşabilir, yalan da konuşabilir. Yumuşak da konuşabilir,
saptırıcı da konuşabilir.
Bu yüzden Kur’an sadece “söz söylemekten” değil, “en güzel sözü” seçmekten
bahseder.
“Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler.”
(İsra, 17/53)
Demek ki her kavl doğru değildir. Her söz hakikati temsil etmez.
Hadis
Nedir?
“Hadis” kelimesinin kökü ise “yeni olmak”, “meydana gelmek”, “haber”, “anlatı”
anlamlarına gelir. Kur’an’da bu kelime çoğu zaman bir anlatı, haber veya
aktarılan söz anlamında geçer.Bugün insanların zihninde hadis denince sadece
rivayet kitapları canlanıyor. Oysa Kur’an’daki kullanım çok daha geniştir. Mesela
Musa kıssası anlatılırken şöyle denir.
“Musa’nın hadisi sana geldi mi?”
(Naziat, 79/15)
Buradaki hadis, “Musa hakkında anlatılan haber” anlamındadır.
Yusuf kıssasının sonunda da şöyle denir:
“Bu uydurulabilecek bir hadis değildir.”
(Yusuf, 12/111).
Yani burada hadis, anlatı ve haber anlamındadır. Ama asıl dikkat çekici olan
nokta şudur: Kur’an kendisini de hadis
olarak tanımlar.
“Allah sözün en güzelini, birbirine benzer, ikişerli anlamlar taşıyan bir
hadis olarak indirdi.”
(Zümer, 39/23)
Burada Kur’an, “ahsene’l-hadis” yani sözün/en güzel anlatının kendisi olarak
tanıtılıyor.
Şimdi düşün… Allah kendi kitabını “en güzel hadis” olarak tanımlıyorsa,
insanların sonradan oluşturduğu anlatıları dinin merkezine koyması ne anlama
gelir?
Kur’an’ın
Sorduğu Çok Ağır Soru
Kur’an birkaç yerde insanlara sarsıcı bir soru yöneltir:
“Artık bundan sonra hangi hadise inanacaklar?”
(Araf, 7/185)
Bir başka ayette:
“Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?”
(Casiye, 45/6)
Bu ayetler gerçekten üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken ayetlerdir. Çünkü
Allah burada insanı doğrudan kendi kitabına yönlendiriyor. Yani mesele sadece
“hadis kelimesi kötüdür” meselesi değildir. Mesele şudur: Allah’ın apaçık
ayetlerinden sonra insan dinini hangi söze dayandıracaktır? Kur’an’ın merkezden
çekildiği yerde insanlar ister istemez başka sözleri merkeze koymaya başlar. İşte
problem burada başlıyor.
Kavl
Genel, Hadis Daha Özel Bir Kullanımdır
Kısaca özetlersek: “Kavl” daha genel bir kelimedir. Her türlü sözü
kapsayabilir. Ama “hadis” çoğu zaman anlatılan haber, aktarılan söz, rivayet
edilen bilgi anlamında kullanılır. Yani her hadis bir kavldir ama her kavl
hadis değildir. Bunu günlük hayattan küçük bir örnekle düşün: Bir insanın
“Kapıyı kapat” demesi bir kavldir. Ama yaşanmış bir olayı anlatması, bir haberi
aktarması hadis niteliği taşır. Kur’an’daki kullanım da buna benzerdir.
Kur’an
Neden “En Güzel Hadis” Diyor?
Burada çok önemli bir incelik vardır. Allah kitabını sadece “hak kitap”
demiyor. Aynı zamanda “en güzel hadis” diyor. Çünkü insan sürekli bir şeyler
dinleyen bir varlıktır.
Birileri konuşur…
Birileri yorum yapar…
Birileri din adına hüküm verir…
Birileri korkutur…
Birileri umut dağıtır…
İnsan zihni sürekli sözle beslenir.
İşte Allah burada şunu söylüyor: En
güvenilir söz, en doğru anlatı, en sağlam haber Kur’an’dır.
“Söz
bakımından Allah’tan daha doğru kim olabilir?”
(Nisa, 4/87)
Şimdi şu soruyu kendine sor: Bir insan Allah’ın “en güzel hadis” dediği kitabı
ikinci plana itip başka anlatıları dinin temel ölçüsü haline getirirse,
gerçekten güvenli bir zeminde durmuş olur mu?
Kur’an’da
Ölçü: Sözün Kaynağı Değil, Hakikati
Burada başka bir önemli nokta daha var. Kur’an sadece “kim söyledi?” sorusunu
değil, “söylenen şey hak mı?” sorusunu da merkeze koyar. Çünkü insanlar bazen
hoşlarına giden sözlerin peşinden giderler.
“Bilgisizce insanları Allah’ın yolundan saptırmak için boş hadisi satın alan
insanlar vardır.”
(Lokman, 31/6)
Dikkat et… Burada “lehve’l-hadis” yani oyalayıcı, boş, insanı hakikatten
uzaklaştıran sözlerden bahsediliyor. Demek ki her anlatı insanı Allah’a
yaklaştırmıyor. Bazı sözler insanı hakikatten uzaklaştırabiliyor. Bugün de
insanlar saatlerce konuşma dinliyor ama Kur’an’a birkaç dakika bile ayırmıyor. Hiç
fark ettin mi? İnsanlar Allah’ın kitabını doğrudan okumaktan çok, birilerinin
Allah hakkında konuşmasını dinlemeyi tercih ediyor. İşte Kur’an’ın dikkat
çektiği tehlikelerden biri de budur.
Asıl
Mesele Kelime Değil, Otoritedir
“Kavl mi daha doğrudur, hadis mi daha doğrudur?” sorusu aslında eksik bir
sorudur. Çünkü asıl mesele kelime değil, otoritedir. Kur’an insanı şuna
çağırır: Ölçüyü Allah’ın kitabı yap. Bir söz Kur’an’a uygunsa zaten hakikate
yaklaşır. Kur’an’a ters düşüyorsa, onu kimin söylediğinin önemi kalmaz. Çünkü
Allah kitabını tamamlanmış olarak tanımlar.
“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır.”
(Enam, 6/115)
Bu yüzden müminin görevi söz çoğaltmak değil, hakikati ayırt etmektir.
Kur’an’ın istediği şey körü körüne rivayet taşımak değil, düşünmek, sorgulamak
ve akletmektir.
“Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar.”
(Zümer, 39/18)
Dikkat et… Ayet “Her sözü kabul ederler” demiyor. Dinlerler… sonra en güzeline
uyarlar. Peki Allah’ın “en güzel hadis” dediği kitabın yanında daha güzel hangi
söz olabilir?
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com