YARATICI KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

 YARATICI KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

Günümüzde sık sık “yaratıcı” kelimesini duyuyoruz. Çevrene bir bak; kimisi doğayı bir yaratıcı olarak görür, kimisi “evren kendi kendine, tesadüflerle oluştu” der. Hatta bazıları zihninde Allah ile “yaratıcı” kavramını birbirinden ayırır; sanki yaratıcı güç başka bir şeymiş, Allah ise uzaktan bunu izleyen farklı bir otoriteymiş gibi. Hiç düşündün mü, neden kelimelerin içini bu kadar boşaltıyoruz? Oysa Kur’an’a baktığımızda iş son derece nettir: Yaratıcı dediğimizde karşımıza tek bir özne çıkar, o da Allah’tır. Kur’an merkezli bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, yaratmanın sadece bir şeyi var etmekten çok daha derin, çok daha kapsamlı bir anlam örgüsüne sahip olduğunu görürüz. Nebi ve resüllerin insanlığa aktardığı mesajın özü de tam olarak bu hakikati kalplere yerleştirmektir.

Her Şeyi En Güzel Şekilde Yaratan: El-Hâlık Allah kendisini vahiyle bize tanıtırken pek çok isim ve sıfat kullanır. Bunların en temel, en köklü olanlarından biri El-Hâlık, yani yaratandır. Yaratmak, sadece bir başlangıç düğmesine basmak değildir; her varlığı baştan sona planlamak, ona varlık sahnesinde bir yer vermektir.
“O Allah ki, her şeyi en güzel şekilde yaratandır. O, yarattığını güzel yapan ve her şeyi bilen Allah’tır.”
(Secde, 32/7)
Bu ayet bize çok önemli bir gerçeği haykırıyor: Yaratmak yalnızca Allah’a ait bir fiildir, başka hiçbir güce değil. Çevremizde gördüğümüz her harika, her estetik detay O’nun bilgisinin ve sanatının bir sonucudur. Doğanın kendi kendine bir şeyler var ettiğini iddia etmek, bir tuvalin üzerindeki muazzam resmin, bir ressam olmadan kendi kendine çizildiğini söylemekten farksızdır.

Kusursuz Bir Düzenin Sahibi: El-Bâri’ Mesele sadece bir şeyi ilk defa var etmekle bitmiyor. Çevrendeki evrene baktığında hiçbir karmaşa, hiçbir düzensizlik görebiliyor musun? İşte Kur’an’da Allah’ın yaratıcı oluşu bu mükemmelliği açıklayan farklı sıfatlarla detaylandırılır. Bunlardan biri El-Bâri’ sıfatıdır; yani kusursuzca var eden, yarattıklarını birbiriyle tam bir uyum içinde ortaya koyan demektir.
“O Allah ki, yaratan, kusursuzca var eden ve şekil verendir.”
(Haşr, 59/24)
Fark ettin mi, Allah’ın yaratışı asla rastgele veya kaos içinde değildir. Mikro alemden makro aleme kadar her şey, kusursuz bir düzen ve denge içinde işler. Bir atomun yapısı ile galaksilerin dönüşü arasındaki o muazzam uyum, El-Bâri’ olan Allah’ın eşsiz sanatından başka neyle açıklanabilir?

Eşsiz Tasarımın Kaynağı: El-Musavvir Şimdi aynaya bakmanı ve kendi yüzünü, parmak izini düşünmeni istiyorum. Dünyada milyarlarca insan yaşıyor ve hiçbirinin yüzü, ses tonu, parmak izi bir diğerinin aynısı değil. Sadece insanlar değil, her canlının kendine has özellikleri, kendine özgü bir tasarımı var. İşte bu, El-Musavvir sıfatının bir tecellisidir.
“Rahimlerde size dilediği gibi şekil veren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur.”
(Âl-i İmran, 3/6)
Demek ki Allah sadece ham bir maddeyi var edip bırakmıyor; aynı zamanda her bir varlığa ayrı bir şekil, ayrı bir kimlik ve estetik bir özellik kazandırıyor. Sanatçılar bir eser ortaya koyarken her zaman var olan örneklerden esinlenirler. Oysa El-Musavvir olan Allah, her şeyi hiçbir örneğe ihtiyaç duymadan, dilediği gibi şekillendirir.

Yoktan Var Etmenin Tek Sahibi: El-Fâtır İnsanlar bazen bir masayı, bir binayı veya bir teknolojiyi ürettiklerinde "yarattık" kelimesini kullanma yanılgısına düşerler. Oysa insanın yaptığı şey, zaten var olan malzemeleri dönüştürmek, onlara yeni bir form vermektir. Yoktan var etmek ise bambaşka bir boyuttur ve sadece Allah’a özgüdür. İşte bu kavram Kur’an’da El-Fâtır ismiyle hayat bulur.
“Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’a mahsustur.”
 (Fatır, 35/1)
Bu ayetteki "yoktan var etme" vurgusu, insanın sınırlarını net bir şekilde çizer. Bizler var olan evrenin içinde bir şeyleri şekillendirebiliriz ama hiçbirimiz uzayda tek bir atomu bile yoktan var edemeyiz. Bu yüzden yaratıcı kavramını doğru anlamak, kendi acziyetimizi fark edip Allah’ın sonsuz kudretini idrak etmekle başlar.

Örneksiz ve Eşsiz Yaratan: El-Bedî‘ Allah’ın yaratışını anlamaya çalışırken zihnimizi zorlayan bir diğer muazzam sıfat da El-Bedî‘ sıfatıdır. Bu sıfat, bir şeyi daha önce hiç yapılmamış, hiçbir modeli ve benzeri yokken eşsiz bir şekilde yaratmak anlamına gelir.
“Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece ‘Ol!’ der ve hemen oluşum başlar.”
(Bakara, 2/117)

Düşün ki, bir ressamın daha önce hiç görmediği, hiç bilmediği renklerle yepyeni bir dünya çizmesi imkansızdır. Bizler sadece gördüklerimizi taklit eder veya birleştiririz. Ancak Allah, gökleri ve yeri hiçbir model olmadan, tamamen kendi eşsiz ilmiyle var etmiştir. Üstelik O’nun yaratması için uzun süreli emeğe, zamana veya yorgunluğa ihtiyacı yoktur; O sadece irade eder ve süreç başlar.

Yaratıp Kendi Haline Bırakmayan: Rabb Bazı felsefi akımlar Tanrı’nın evreni yaratıp sonra kendi haline bıraktığını iddia eder. Kur’an ise bu yanılgıyı kökünden sarsar. Kur’an’da Allah için en sık kullanılan isimlerden biri Rabb’dir. Rabb kelimesi sadece ilk var eden anlamına gelmez; aynı zamanda yarattığını her an yöneten, rızıklandıran, eğiten ve koruyan demektir.

“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (Fatiha, 1/2)

Her sabah uyandığında aldığın nefesi, kalbinin senin iraden dışında kusursuzca çalışmasını düşün. Allah evreni yaratıp bir kenara çekilmedi; O, her an her yaratığıyla ilgilenmeye, onları terbiye etmeye ve ayakta tutmaya devam ediyor. Bizler her an O’nun Rabb sıfatına muhtacız.

Yaratmada Süreklilik: El-Hallâk Yaratılış hikayesi geçmişte yaşanıp bitmiş bir olay mıdır? Kesinlikle hayır. Allah’ın yaratma fiili dinamiktir ve her saniye, her an kesintisiz bir şekilde devam eder. İşte bu süreklilik El-Hallâk sıfatıyla ifade edilir.
“Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka ilah yoktur. O, şerefli Arş’ın Rabb’idir.”
(Mü'minûn, 23/116)

Her an yeni hücrelerimiz doğuyor, evrende yeni yıldızlar parlıyor, sonbaharda kuruyan doğa ilkbaharda yeniden canlanıyor. El-Hallâk olan Allah, yaratmayı ve var etmeyi bir an bile durdurmamıştır. Yaratılış durağan değil, her an yenilenen bir süreçtir.

Hakikate Dönüş: Allah’tan Başka Yaratıcı Yoktur Tüm bu sıfatları yan yana koyduğumuzda zihnimizde çok berrak bir inanç inşa oluyor: Allah’tan başka bir yaratıcı, evrende kendi başına buyruk hareket eden ikinci bir güç yoktur. İnsanlar bazen dillerine doladıkları "doğa ana", "evrenin enerjisi" veya "tesadüf" gibi kelimelerle sahte övgüler üretirler. Oysa vahy bu iddiaları tek bir soruyla çürütür:
“Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek herhangi bir yaratıcı mı varmış! O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
(Fatır, 35/3)
Bu ayet, tüm tartışmalara kesin bir nokta koyuyor. Yaratıcı kavramını Allah’tan ayrı düşünmek, O’nun isimlerini ve sıfatlarını başka varlıklara yakıştırmak insanı hakikatten koparır ve Kur'an'ın en büyük uyarıda bulunduğu ortak koşma karanlığına sürükler.

Sonuç olarak, Kur’an’ın bize öğrettiği çizgi nettir: Bir tarafta "yaratıcı" diye soyut bir güç, diğer tarafta ise uzakta bir "Allah" yoktur. Yaratıcı olan zaten Allah’ın kendisidir. Attığın her adımda, gökyüzüne her baktığında, hatta kendi kalbinin atışını hissettiğinde şunu hatırla: Hepsinin, her şeyin tek bir sahibi ve eşsiz bir yaratıcısı var, O da alemlerin Rabb’i olan Allah'tır.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

  YARATICI KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK Günümüzde sık sık “yaratıcı” kelimesini duyuyoruz. Çevrene bir bak; kimisi doğayı bir yaratıcı olarak g...