DİNDEN DÖNMENİN CEZASI: ALLAH’IN HÜKMÜ MÜ, İNSANLARIN HÜKMÜ MÜ?
İnsanlık tarihi boyunca insanların en çok tartıştığı
konulardan biri inanç özgürlüğü olmuştur. Bir insanın neye inanacağı, neye
inanmayacağı, hangi yolu tercih edeceği gerçekten insanların mı, yoksa Allah'ın
mı hüküm vereceği bir alandır?
Bugün bazı ülkelerde bir kişinin din değiştirmesi, inancını
terk etmesi veya farklı bir inancı benimsemesi ağır suç kabul edilmektedir.
Hatta bazı ülkelerde bunun cezası ölüm olarak uygulanmakta veya kanunlarda yer
almaktadır. Peki Kur'an bu konuda ne söylüyor? Gerçekten Allah, dininden dönen
bir insanın öldürülmesini mi emretmektedir?
Bu sorunun cevabı son derece önemlidir. Çünkü insanların
koyduğu hükümlerle Allah'ın hükümlerini birbirine karıştırmak, farkında olmadan
Allah adına hüküm vermeye kadar gidebilir.
Kur’an'ın Ölçüsü Nedir?
Bir konuda hüküm verebilmek için önce Kur'an'ın o konu hakkında ne söylediğine
bakmak gerekir.
Dikkat çekici olan şudur: Kur'an, iman ettikten sonra inkâra
dönen insanlardan birçok kez söz eder. Ancak bu ayetlerin hiçbirinde onlar için
dünyada uygulanacak bir ölüm cezası bildirilmez.
Bir ayette şöyle buyrulur:
"Sizden kim dininden döner ve inkârcı olarak ölürse, onların yaptıkları
dünyada da ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar ateş halkıdır; orada sürekli
kalacaklardır."
(Bakara, 2/217)
Burada Allah, dinden dönen kişinin akıbetinden söz ediyor. Ancak dikkat
edilirse cezanın uygulayıcısı insanlar değil, Allah'tır. Hesap da ahirete
bırakılmıştır.
Eğer Allah dinden dönenlerin öldürülmesini isteseydi, bunu
açıkça bildirmesi gerekmez miydi? Kur'an mirası ayrıntılarıyla anlatır. Boşanma
hükümlerini ayrıntılarıyla açıklar. Ticaret hükümlerinden söz eder. Hatta borç
yazımına kadar detay verir. Buna rağmen dinden dönme gibi son derece önemli bir
konuda ölüm cezasından hiç söz edilmemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir
durumdur.
Dinde Zorlama Yoktur
Kur'an'ın en temel ilkelerinden biri şudur:
"Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk sapıklıktan açıkça
ayrılmıştır."
(Bakara, 2/256)
Bu ayet çoğu zaman yalnızca dine girişle ilgili düşünülür. Oysa ayetin ortaya
koyduğu ilke çok daha geniştir. Çünkü iman kalbin tercihidir. Kalbe baskı
uygulanabilir mi? Bir insan korktuğu için kendisini Müslüman gösterebilir.
Fakat korkuyla söylenen sözler gerçek iman oluşturmaz. Allah insanların diliyle
söylediklerine değil, kalplerinde taşıdıklarına da bakmaktadır. Bu nedenle
zorlamayla oluşturulan bir inanç, Kur'an'ın anlattığı iman anlayışıyla
bağdaşmaz.
Allah İnsana Tercih Hakkı Vermiştir
Kur'an insanın seçim yapabilen bir varlık olduğunu sık sık hatırlatır.
Bir ayette şöyle buyrulur:
"De ki: Hak Rabb’inizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr
etsin."
(Kehf, 18/29)
Bu ayette Allah insanlara bir tercih alanı tanımaktadır. Dikkat edilirse ayetin
devamında inkârın sonuçlarından söz edilir. Ancak insanlara dönüp "Onları
öldürün" denmez. Çünkü Allah insanların tercihlerinin hesabını kendisi
görecektir. Aslında Kur'an boyunca tekrar edilen temel ilke budur: İnsan seçer,
Allah hesap sorar.
Bir İnsan Birkaç Kez Dinden Dönebilir Mi?
Kur'an bu konuda çok dikkat çekici bir örnek verir.
"İman edip sonra inkâr eden, sonra yine iman edip sonra inkâr eden ve
inkârlarını artıranları Allah bağışlayacak değildir."
(Nisa, 4/137)
Bu ayeti dikkatle okuyalım. Bir insan önce iman ediyor. Sonra inkâr ediyor. Sonra
yeniden iman ediyor. Sonra tekrar inkâr ediyor. Peki ilk inkârında öldürülmüş
olsaydı ikinci kez iman etmesi nasıl mümkün olacaktı? Bu ayet tek başına bile
Kur'an'ın dinden dönenlere yönelik ölüm cezası anlayışıyla bağdaşmadığını
göstermektedir. Çünkü Allah, insanların tekrar tekrar tercih
yapabileceklerinden söz etmektedir.
Nebiye Verilen Görev Neydi?
Bazı insanlar din adına baskı kurmayı görev sanabilir. Fakat Kur'an elçinin
görevini açıkça tanımlamaktadır.
"Sen onların üzerinde bir zorba değilsin."
(Kaf, 50/45)
Başka bir ayette ise şöyle buyrulur:
"Eğer yüz çevirirlerse bil ki sana düşen yalnızca açık bir
tebliğdir."
(Nahl, 16/82)
Nebi Muhammed'in görevi insanları zorla inandırmak değildi. Mesajı ulaştırmak,
gerçeği açıklamak ve insanları uyarmaktı. Kararı verecek olan ise insanın
kendisiydi.
Bazı Devletler Neden Ölüm Cezası Uyguluyor?
Bugün Afganistan, İran, Suudi Arabistan, Yemen, Katar, Somali ve Moritanya gibi
bazı ülkelerde irtidat için ölüm cezası öngören veya buna imkân tanıyan hukuk
uygulamaları bulunmaktadır.
Bazı ülkelerde ise ölüm cezası uygulanmasa bile hapis, miras
hakkının kaybı, evliliğin geçersiz sayılması veya çeşitli sosyal yaptırımlar
söz konusu olabilmektedir. Ancak burada önemli olan soru şudur: Bu uygulamalar
Kur'an'dan mı kaynaklanıyor, yoksa tarih içinde oluşan hukuk anlayışlarından
mı? Kur'an'a baktığımızda ölüm cezasını emreden bir ayet göremiyoruz. Buna
karşılık dinden dönenlerin ahirette Allah'a hesap vereceklerini bildiren çok
sayıda ayet görüyoruz. Bu nedenle Kur'an'ın ortaya koyduğu tablo ile bazı
devletlerin uyguladığı cezalar arasında ciddi bir fark bulunmaktadır.
Hesap Kimin Elindedir?
Şöyle düşün. Bir öğretmen sınav yapıyor. Öğrencilere soruları dağıtıyor. Sonra
da sınav kâğıtlarını topluyor. Peki öğrenciler birbirlerini değerlendirmeye
kalkarsa ne olur? Ortalık karışır. Çünkü değerlendirme yetkisi öğretmene
aittir. İşte insanların inançları konusunda da son hüküm Allah'a aittir. Kur'an'ın
birçok ayetinde insanların hesap gününde Allah'ın huzuruna çıkarılacağı
bildirilir. Bu nedenle Kur'an'ın vurgusu insanları öldürmek değil, gerçeği
anlatmak ve tercihin sonuçlarını hatırlatmaktır.
Sonuç
Kur'an'a baktığımızda dinden dönen insanlardan birçok kez söz edildiğini
görüyoruz. Ancak bu ayetlerde dünyada uygulanacak bir ölüm cezası yer
almamaktadır.
Buna karşılık:
"Dinde zorlama yoktur."
(Bakara, 2/256)
"Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin."
(Kehf, 18/29)
buyrulmaktadır. Kur'an'ın ortaya koyduğu ölçü şudur: İman bir tercihtir. Zorlamayla
oluşmaz. İnsan yaptığı tercihin hesabını Allah'a verecektir. Hüküm günü de, son
söz de Allah'a aittir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com