AHİRET BULUŞMASINI YALANLAMAK: KUR'AN'DAKİ UYARILAR

  

AHİRET BULUŞMASINI YALANLAMAK: KUR'AN'DAKİ UYARILAR

İnsan hayatının en temel sorularından biri şudur: Bu hayat sona erdiğinde her şey bitecek mi, yoksa yeni bir hayat mı başlayacak?

Kur'an'ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri işte bu sorudur. Çünkü insanın ahirete bakışı, dünya hayatındaki bütün tercihlerini doğrudan etkiler. Bir insan, yaptıklarının hesabını vereceğine inanıyorsa başka türlü yaşar; hiçbir hesap olmayacağını düşünüyorsa başka türlü davranır.

Kur'an'a göre inkârın merkezinde yalnızca Allah'ı reddetmek yoktur. İnsanların büyük bir kısmı, Allah'ın varlığını tamamen inkâr etmekten çok, O'nun huzurunda yeniden diriltileceklerini ve yaptıklarından sorgulanacaklarını kabul etmek istemez. Çünkü hesap günü düşüncesi, insanın sınırsız yaşama arzusunu sınırlar ve onu sorumlulukla yüz yüze getirir.

İşte bu yüzden Kur'an, "Rabb’leriyle buluşmayı yalanlayanlar" ifadesini birçok yerde tekrar eder. Çünkü ahireti inkâr etmek, sadece gelecekle ilgili bir düşünce değildir; bugünkü hayatın nasıl yaşanacağını belirleyen temel bir tercihtir.

Ahiret Buluşması Ne Anlama Gelir?
Kur'an'da geçen "Rabb’leriyle buluşma" ifadesi, ölümden sonra Allah'ın huzurunda hesap vermeyi ifade eder. Bu buluşma, yalnızca bir karşılaşma değil; aynı zamanda bütün amellerin ortaya konulacağı, hiçbir haksızlığın gizli kalmayacağı büyük hesap günüdür.

Kur'an, bu gerçeği inkâr edenlerin aslında kendi kendilerini aldattıklarını bildirir.
“Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı yalanlayanlar var ya, işte onlar rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.”
(Ankebût, 29/23)
Dikkat edilirse ayette yalnızca Allah'ın ayetlerini inkâr etmekten değil, Allah'a kavuşmayı yalanlamaktan da söz edilmektedir.

Çünkü vahyin amacı yalnızca Allah'ın varlığını bildirmek değildir. Aynı zamanda insanı, yaptığı her davranışın karşılığını göreceği gerçeğiyle buluşturmaktır.

Ahireti İnkâr Eden İnsan Nasıl Düşünür?
Kur'an, inkârcıların düşünce biçimini ayrıntılı şekilde anlatır. Onlar için gerçek olan yalnızca gözle görülen dünyadır. Ölümü ise hayatın sonu olarak kabul ederler. Kur'an onların sözlerini şöyle aktarır:
“Dediler ki: ‘Hayat ancak bu dünya hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.’ Bu konuda onların hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunurlar.”

(Câsiye, 45/24)
Burada dikkat çeken nokta, inkârın bilgiye değil zanna dayanmasıdır. Kur'an, ahireti reddedenlerin bunu kesin bir bilgiye dayanarak yapmadıklarını söyler. Çünkü ölümden sonrasını yaşamış hiç kimse kendi başına böyle bir sonuca ulaşamaz. İnkâr çoğu zaman delilden değil, hesap vermek istemeyen nefsin tercihinden doğar.

Dünya Hayatını Tek Gerçek Sanmak
Ahiret buluşmasını reddeden insanın bütün planları dünya ile sınırlı hâle gelir. Başarıyı yalnızca malda, makamda ve güçte arar. Kaybetmekten korktuğu şeyler de yine sadece dünyaya ait olur. Kur'an bu bakış açısını şöyle anlatır:
“Onlar dediler ki: ‘Hayat ancak dünya hayatımızdır. Biz diriltilecek değiliz.’”

(En'âm, 6/29)
Bu anlayış zamanla insanın değer yargılarını değiştirir. Artık doğru olan değil, çıkar sağlayan önemlidir. Adalet değil, güç belirleyici olur. Merhamet değil, menfaat öne çıkar.
Çünkü yaptığı hiçbir davranışın sonsuz bir karşılığına inanmayan insan için dünya tek hedef hâline gelir.

Ahiret İnancı İnsan Hayatını Nasıl Değiştirir?
Kur'an'a göre ahiret inancı, insanı korkuyla yaşayan biri hâline getirmek için değil; sorumluluk sahibi bir insan yapmak için vardır. Düşün... Kimsenin görmediği bir ortamda iki insan aynı imkâna sahip olsun. Biri yaptığı her davranışın Allah tarafından bilindiğine inanıyor, diğeri ise hiçbir zaman hesap vermeyeceğini düşünüyor. Bu iki kişinin aynı şekilde davranmasını beklemek mümkün müdür? İşte Kur'an'ın ahiret vurgusu tam da burada anlam kazanır.

İnsan yalnızca insanların gördüğü yerde değil, yalnız kaldığında da dürüst olmayı öğrenir. Çünkü bilir ki hiçbir davranış kaybolmaz.

Allah Her Şeyi Bilmektedir
Kur'an sürekli olarak Allah'ın insanın bütün yaptıklarını bildiğini hatırlatır. Bu bilgi yalnızca korkutmak için verilmez. İnsan, yaptığı iyiliklerin de unutulmadığını bilsin diyedir.
“O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratandır.”

(Hûd, 11/7)
Bu dünya bir imtihan alanıdır. İmtihanın anlamlı olabilmesi için de sonunda değerlendirme yapılması gerekir. Eğer hesap günü olmasaydı zalim ile mazlum, dürüst ile hilekâr, iyilik yapan ile kötülük yapan aynı sonu paylaşmış olurdu. Kur'an ise Allah'ın mutlak adalet sahibi olduğunu bildirir.

Ahireti Yalanlamanın Toplumsal Sonuçları
Ahiret inancı yalnızca bireyin iç dünyasını ilgilendirmez. Toplumların adalet anlayışını da doğrudan etkiler. Bir toplumda insanlar yaptıklarının hiçbir karşılığı olmayacağına inanırsa, haksızlıkların önünde duran en güçlü iç denetim mekanizması zayıflar. Kur'an bu yüzden ahiret inkârının yalnızca bireysel bir tercih olmadığını gösterir.

“Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak olan onların, ‘Toprak olduktan sonra gerçekten yeniden mi yaratılacağız?’ demeleridir. İşte onlar Rabb’lerini inkâr edenlerdir...”
(Ra'd, 13/5)
Ayette yeniden yaratılışı inkâr etmenin, Rabb’ini inkâr etmenin bir sonucu olduğu belirtilmektedir.

Çünkü Allah'ı yaratan olarak kabul edip yeniden yaratamayacağını söylemek kendi içinde büyük bir çelişkidir.

İlk yaratılışı gerçekleştiren Allah'ın ikinci yaratmaya gücünün yetmeyeceğini düşünmek, yaratılışı gereği gibi kavrayamamaktır.

Ahireti Yalanlamanın Sonu
Kur'an, ahireti inkâr edenlerin pişmanlık yaşayacaklarını haber verir. Fakat bu pişmanlık artık dönüşün mümkün olmadığı bir zamanda ortaya çıkacaktır.
“İnkâr edenler ateşe sunulacakları gün, onlara, ‘Dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi tükettiniz ve onlarla faydalandınız. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmanız sebebiyle alçaltıcı azapla cezalandırılacaksınız.’ denilir.”

(Ahkâf, 46/20)
Burada cezalandırılma sebebi yalnızca dünya nimetlerinden yararlanmak değildir.
Asıl sebep, nimetleri Allah'tan bağımsız görmek, kibirlenmek, zulmetmek ve sorumsuzca yaşamaktır. Kur'an dünya nimetlerini yasaklamaz. Fakat insanın bütün ömrünü yalnızca dünyaya adamasını doğru bulmaz.

Kur'an'ın Çağrısı
Kur'an'ın ahiret vurgusu insanı dünyadan koparmak için değildir. Aksine dünyayı gerçek değeriyle değerlendirmeyi öğretmek içindir. Ahiret inancına sahip olan insan çalışır, üretir, emek verir, ailesine karşı sorumluluğunu yerine getirir, yeryüzünü imar eder ve adalet için mücadele eder. Fakat bütün bunları yalnızca dünya kazancı için değil, Allah'ın rızasını gözeterek yapar. İşte Kur'an'ın kurmak istediği denge budur.

Dünya hayatını ihmal etmeden yaşamak; fakat onu ebedî hayatın yerine koymamak. Çünkü Kur'an'a göre ölüm bir son değildir. Ölüm, insanın Rabb’iyle buluşacağı yeni bir başlangıcın kapısıdır. Bu nedenle Kur'an, insanı sürekli şu gerçeği düşünmeye davet eder:
“Onlar, Rabb’lerine kavuşacaklarını ve sonunda O'na döndürüleceklerini kesin olarak bilirler.”
(Bakara, 2/46
Ahiret buluşmasına inanan bir insan için bu dünya, amaç değil; ebedî hayata hazırlık yapılan değerli bir imkândır. Kur'an'ın çağrısı da tam olarak budur: Hesabı unutmadan yaşamak, adaleti gözetmek, iyiliği çoğaltmak ve sonunda Allah'ın huzuruna yüz akıyla çıkabilmek.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

 

   ENFLASYONU, ZAMLARI, DOLARI VE ALTINI ALLAH MI YÜKSELTİR? İnsanların en çok tartıştığı konulardan biri de budur. Ekonomi bozulduğunda, ...