İnsan, gözünün gördüğüne inanmayı daha kolay bulur.
Dokunabildiği, ölçebildiği ve sahip olabildiği şeyler ona daha gerçek gelir.
Oysa Kur'an, insanı yalnızca görünen dünyaya değil, görünmeyen ama kesin olan
bir gerçeğe yöneltir: Allah ile gerçekleşecek olan ahiret buluşmasına.
Kur'an'da bu buluşma; hesap günü, diriliş, dönüş ve Allah'ın
huzurunda toplanma gibi ifadelerle sıkça hatırlatılır. Çünkü insanın dünya
hayatındaki tercihleri, bu buluşmaya nasıl çıkacağını belirlemektedir.
Hiç düşündün mü? Eğer insan yaptığı her şeyin sonunda hesap
vermeyeceğine inanırsa, onu adaletli olmaya, emanete sahip çıkmaya ve
haksızlıktan uzak durmaya yönlendiren en güçlü sebep ne olacaktır?
İşte Kur'an, ahiret buluşmasını yalanlamanın yalnızca bir
bilgi eksikliği değil, insanın bütün hayatını etkileyen büyük bir sapma
olduğunu bildirir.
Ahiret Buluşmasını Yalanlamak Ne Demektir?
Kur'an'a göre ahireti yalanlamak, sadece ölümden sonra dirilmeyi inkâr etmek
değildir. Aynı zamanda Allah'ın huzurunda hesap vermeyi, yapılan her davranışın
karşılığının görüleceğini reddetmektir.
Bu inkâr zamanla insanın düşüncesini değiştirir. Dünya
hayatı tek gerçek gibi görünmeye başlar. Geçici olan kalıcıymış gibi yaşanır.
İnsan, vicdanını değil çıkarını merkeze koymaya başlar. Kur'an bu gerçeği şöyle
haber verir:
"İnkâr edenlere gelince; onlar dünya hayatında yararlandılar, onunla
oyalanıp eğlendiler. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve
yoldan çıkmanız sebebiyle alçaltıcı azapla cezalandırılacaksınız."
(Ahkâf, 46/20)
Dünya nimetlerinden yararlanmak elbette yanlış değildir. Yanlış olan, dünya
hayatını tek hayat kabul ederek Allah'ın bildirdiği gerçeği unutmak ve bütün
hayatı bunun üzerine kurmaktır.
Ahiret İnancını Kaybeden İnsan Nasıl Düşünmeye Başlar?
Kur'an, inkârcıların düşünce biçimini birçok yerde gözler önüne serer. Onlar
ölümle her şeyin sona ereceğini zannederler.
"Dediler ki: 'Hayat ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve
yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.' Oysa onların bu konuda hiçbir bilgisi
yoktur. Onlar sadece zan yürütmektedirler."
(Câsiye, 45/24)
Dikkat edilirse ayet, onların bilgiye değil zanna dayandığını bildiriyor. Yani
ahireti inkâr etmek kesin bir bilgiye değil, bir varsayıma dayanmaktadır. Kur'an
ise insanı zanna değil, Allah'ın bildirdiği kesin habere çağırmaktadır.
Ahiret Buluşmasını Yalanlayanların En Büyük Yanılgısı
Kur'an'a göre onların en büyük yanılgısı, Allah'ın yeniden yaratamayacağını
düşünmeleridir. Oysa insanı ilk defa yoktan yaratan Allah'ın onu tekrar
diriltmesi neden mümkün olmasın? Kur'an bu soruyu düşündürücü bir şekilde
sorar:
"İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki şimdi apaçık
bir tartışmacı oluvermiştir. Kendi yaratılışını unutarak bize örnek vermeye
kalkışır ve: 'Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?' der. De ki: 'Onları ilk
defa yaratan diriltecektir. O, her yaratmayı hakkıyla bilendir.'"
(Yâsîn, 36/77-79)
İlk yaratılışı kabul edip ikinci yaratılışı imkânsız görmek, Kur'an'ın dikkat
çektiği büyük çelişkilerden biridir. İlkini yapanın ikincisini yapamayacağını
söylemek, Allah'ın kudretini sınırlamak anlamına gelir.
Dünya Hayatının Aldatıcılığı
Ahireti unutan insanın bütün planları dünya merkezli olur. Makam, servet, güç
ve övgü en önemli hedef hâline gelir. Kur'an ise dünyanın geçici olduğunu
tekrar tekrar hatırlatır.
"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda
övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir..."
(Hadîd, 57/20)
Düşün… Çocukken çok önemli gördüğün nice şey bugün sana ne kadar uzak geliyor. Dünya
da böyledir. Bir gün insanın uğruna ömrünü tükettiği her şey geride kalacaktır.
Kalıcı olan ise Allah'ın huzuruna götürdüğü ameller olacaktır.
Ahiret Buluşmasını Yalanlamanın Kalpte Oluşturduğu Sonuç
Kur'an, inkârın yalnızca düşünsel bir tercih olmadığını bildirir. İnsan gerçeği
sürekli reddettikçe kalbi de etkilenmeye başlar. Hakikate karşı duyarsızlaşır. Yanlışlarını
sorgulamaz. Vicdanının sesini bastırır. Kur'an bu durumu şöyle açıklar:
"Hayır! Kazanıp durdukları günahlar kalplerini paslandırmıştır."
(Mutaffifîn, 83/14)
Kalbin paslanması bir anda gerçekleşmez. Her inkâr, her bilinçli yanlış tercih
ve her görmezden geliş bu pası biraz daha artırır. Sonunda insan gerçeği
işitmek istemez hâle gelir.
Ahiret Buluşmasını Yalanlayanların Son Pişmanlığı
Kur'an'ın en dikkat çekici anlatımlarından biri de pişmanlık sahneleridir. Dünya
hayatında alay edenler, dirilişi inkâr edenler ve hesap gününü reddedenler
gerçekle karşılaştıklarında artık dönüş yolu kalmamıştır. Kur'an şöyle buyurur:
"Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.
Nihayet kıyamet ansızın gelip çatınca, 'Dünya hayatında yaptığımız kusurlardan
dolayı yazıklar olsun bize!' derler. Onlar günahlarını sırtlarında taşırlar.
Dikkat edin, yüklendikleri şey ne kötüdür."
(En'âm, 6/31)
Pişmanlık vardır. Fakat artık telafi imkânı yoktur. İşte Kur'an bu nedenle
insanı henüz vakit varken uyarmaktadır.
Kur'an Ahiret İnancını Neden Sürekli Hatırlatır?
Kur'an'ın neredeyse her sûresinde ahiret hayatına
değinilmesi tesadüf değildir.
Çünkü ahiret inancı; adaleti canlı tutar, emanete sadakati
güçlendirir, insanı yalnız kaldığında bile doğru davranmaya yöneltir, iyiliği
gösteriş için değil Allah rızası için yapmasını sağlar. Allah şöyle buyurur:
"Kim Rabb’ine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabb’ine
ibadette hiçbir kimseyi ortak koşmasın."
(Kehf, 18/110)
Burada dikkat çeken nokta şudur: Salih amel ile Allah'a kavuşma ümidi aynı
cümlede yer almaktadır. Demek ki ahiret bilinci, güzel davranışların en güçlü
kaynaklarından biridir.
Ahiret Buluşmasına Hazırlanan İnsan
Kur'an, insanı korku içinde yaşatmayı değil, bilinçli yaşamaya çağırır. Ahiret
inancına sahip olan kişi; yaptığı her davranışın değer taşıdığını bilir, iyiliğin
karşılıksız kalmayacağına inanır, haksızlığa uğradığında Allah'ın adaletine
güvenir, kendisine verilen ömrü emanet olarak görür. Bu bilinç insanı
umutsuzluğa değil, sorumluluğa yöneltir. Her gün yeni bir başlangıç olur. Her
tövbe yeni bir kapıdır. Her iyilik Allah katında kayıt altındadır.
"Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görecektir. Kim de
zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa onu görecektir."
(Zilzâl, 99/7-8)
Kur'an'ın ortaya koyduğu hesap anlayışı son derece açıktır. Hiçbir iyilik
kaybolmaz. Hiçbir kötülük de karşılıksız bırakılmaz. İnsan unutabilir. Toplum
görmeyebilir. Fakat Allah hiçbir şeyi unutmaz.
Sonuç
Kur'an'ın mesajı açıktır: Ahiret buluşması gerçekleşecektir. Bu buluşmayı inkâr
etmek, gerçeği değiştirmez; yalnızca insanın kendisini bu büyük güne
hazırlıksız bırakmasına neden olur. Kur'an'ın yaptığı çağrı, insanı korkutmak
için değil, uyandırmak içindir. Bugün hâlâ düşünme, yönünü düzeltme ve Allah'a
yönelme imkânı vardır. Çünkü hesap günü geldiğinde artık iman etmek değil,
yapılanların karşılığını görmek söz konusu olacaktır.
İşte bu nedenle Kur'an, insanı defalarca aynı gerçeğe
çağırır: Dünya geçicidir; Allah'a dönüş ise kesindir. Bu gerçeği kabul eden
kişi, hayatını yalnız bugüne göre değil, sonsuz hayata göre inşa eder.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com