ALLAH İLE İNSAN ARASINDAKİ İLETİŞİM VE VAHYİN ROLÜ

 ALLAH İLE İNSAN ARASINDAKİ İLETİŞİM VE VAHYİN ROLÜ

1. İnsanların Tanımlanması
Kur’an, insanları üç ana kategoriye ayırır:

  1. Allah’ın resuller aracılığıyla gönderdiği vahye inanıp o yolda yürüyenler.
  2. Vahyi ve elçileri reddeden, zulmeden ve iman edenlere düşman olanlar.
  3. İman etmemesine rağmen, Müslümanlara zarar vermeyen ve anlaşmalı olanlar.

Allah, dünya hayatında hiçbir insanı zorla inanmaya, Müslüman olmaya davet etmez. Kur’an’da sıkça yanlış anlaşılan ayetlerden biri şöyledir:
 “(Yeryüzünde) fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur.”
(Bakara, 2/193)

Bu ayet, insanların kendi özgür iradeleriyle seçim yapmaları ve zulüm edenlerle mücadele etmeyi konu alır. İnsanlara kendi yaşam alanında doğru yolu seçme imkânı verilmiştir.

2. Nebiler ve Vahiy
Allah’ın gönderdiği nebilere gelen vahiyler, onların insanlardan farkını belirler. Nebilerin elinde mucizeler yoktur; onları diğer insanlardan ayıran tek fark, Allah’tan gelen bilgi ve vahyi insanlara ulaştırabilmeleridir.
Kur’an, vahyin üç şekilde insanlara ulaştığını bildirir:

  1. Doğrudan vahiy: Nebilere Allah kendi bilgilerini doğrudan ulaştırır.
  2. Perde arkasından iletişim: İnanan ve inanmayan insanlara, evrendeki yaratılmış düzen ve bilgiler yoluyla Allah ile konuşma imkânı sağlanır.
  3. Elçilerin aracılığıyla vahyi kabul edenler: İnsanlar vahyi okuyarak, anlayarak ve yaşatarak Allah ile iletişim kurar; bu, ancak Allah’ın izniyle mümkündür.
    Kur’an’da bu durum şöyle ifade edilir:
    “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah’ın “Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.”
    (Ahzap, 33/40)

3. İnsanların Allah’a Tapması ve Dinî Sorumlulukları

Allah’a tapmak, yalnızca sözle değil, yaşam biçimi ve davranışlarla gerçekleştirilir. Her birey, Allah’ın gönderdiği vahiyler doğrultusunda hayatını şekillendirmelidir. Başka varlıkları, ideolojileri veya rejimleri kendine ilah edinmek, tapmanın gerçek anlamını saptırır.
Kur’an bu konuda net bir çerçeve çizer:
“Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun, 109/1–6)
İman edenler, Allah’ın gönderdiği vahiyleri hayatlarına uygular; inanmayanlar ise kendi seçtikleri yolları takip eder. Allah, kimseye zulmetmez; insanlar kendi nefislerine zulmederler
(Muhammed, 47/3 ; Yunus, 10/44 özeti).

4. Helak ve Zulüm
Kur’an’daki kavimlerin helakı, mecazi bir anlatım olarak değerlendirilmelidir. Dünya hayatında zulmedenlerin yıkımı Allah tarafından doğrudan gerçekleşmez; bu, insanların kendi özgür iradeleri ve toplumsal süreçleriyle ortaya çıkar. Helak örnekleri, insanlara uyarıcı birer ayet niteliğindedir (35/44–45; 2/204–206).

5. Vahyin Uygulanması ve Denenme
Dünya hayatı, bir sınanma ve deneme yeridir. İnsanlar Allah’ın koyduğu kurallar çerçevesinde kendi yollarını seçerler. Her insan kendi eylemlerinden sorumludur. Allah’ın gönderdiği vahiyler, insanlara doğru yolu göstermekle birlikte, onları zorlamaz; sorumluluk, bireyin kendisindedir (2/272; 3/20; 3/194–195).

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

  ALLAH İLE İNSAN ARASINDAKİ İLETİŞİM VE VAHYİN ROLÜ 1. İnsanların Tanımlanması Kur’an, insanları üç ana kategoriye ayırır: Allah’ın ...