CİHAT: ADALETİ KORUMA, ZULMÜ DURDURMA VE CAYDIRICI GÜÇ İNŞASI
İnsan, yeryüzünde amaçsızca dolaşan
bir varlık değildir. Hayatı sadece doğmak, tüketmek ve ölmekten ibaret
değildir. Her insanın önüne tercihler konur; her tercih ise bir sonuç doğurur. Kur’an,
insanın varoluşunu anlatırken onu bilinçli seçimler yapan sorumlu bir varlık
olarak tanımlar. Bu nedenle insan hayatı, rastgele geçen bir zaman değil; irade
ile örülen bir imtihandır.
“Şüphesiz Biz insanı, karmaşık bir
damla sudan yarattık. Onu deniyoruz; işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu
gösterdik; ya şükredici olur ya da nankör.”
(İnsan, 76/2-3)
Açıklama:
İnsan önüne konulan yolu seçme özgürlüğüne sahiptir. Fakat özgürlük,
sorumsuzluk anlamına gelmez. Her tercihin bir karşılığı vardır.
İşte burada iki yol belirir: Biri
vahyin rehberliğinde adalet, merhamet ve takva yolu; diğeri hevanın sürüklediği
çıkar, kibir ve zulüm yolu. Cihat kavramı da tam bu ayrımın merkezinde
anlaşılmalıdır. Çünkü cihat, öfkeye dayalı bir saldırı değil; hak yolu koruma
mücadelesidir.
Cihat Nedir?
Cihat kelimesi, kök anlamı itibarıyla gayret
etmek, çaba göstermek, bütün imkânı ortaya koymak demektir. Bu sebeple
cihat yalnızca savaş anlamına indirgenemez. Kur’an’ın çizdiği çerçevede cihat,
insanın hak uğruna verdiği her samimi mücadeleyi kapsar.
Bir insanın haram kazanç fırsatına
rağmen helali tercih etmesi cihattır.
Öfkelendiğinde taşkınlık yapmak yerine
adaletli davranması cihattır.
Eline güç geçtiğinde kibirlenmemesi
cihattır.
Nefsinin çağrısına değil, Rabb’inden
gelen ölçülere uyması cihattır.
Çünkü dış dünyadaki zulüm çoğu zaman
insanın iç dünyasında başlar. İçinde açgözlülüğü yenemeyen kişi, dışarıda
haksızlığa meyleder. İçinde öfkesini yönetemeyen kişi, dışarıda saldırganlaşır.
Bu yüzden cihat önce insanın kalbinde başlar, sonra topluma yansır.
Günlük hayattan düşünelim: Trafikte
küçük bir tartışmada kendini kaybeden biri, eğer öfkesine teslim olursa olay
büyür. Ama kendini tutarsa fitne söner. İşte bu da bir cihat örneğidir.
Dinde Zorlama Yoktur
Kur’an, cihadın ne olmadığını açıkça
bildirir. O, insanları zorla dine sokma aracı değildir. İnanç baskıyla değil,
özgür iradeyle değer kazanır.
“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk
sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.”
(Bakara, 2/256)
Açıklama:
Hakikat açıksa, onu kabul ettirmek için zorbalığa ihtiyaç yoktur. Zorlama ile
oluşan bağlılık, gerçek iman değildir.
Bir insan korkudan bir sözü
söyleyebilir; fakat kalbi ikna olmamışsa bu, iman sayılmaz. Demek ki cihadın
hedefi kalpleri ele geçirmek değil; zulmü kaldırarak insanların özgürce seçim
yapabileceği bir ortam oluşturmaktır.
Savaşın Meşruiyeti: Zulme Karşı
Savunma
Kur’an’da savaş izni sebepsiz
verilmemiştir. İlk ilke açıktır: saldırı değil, zulme karşı savunma.
“Kendilerine savaş açılanlara izin
verildi; çünkü onlar zulme uğradılar…”
(Hac, 22/39)
Açıklama:
Burada savaş başlatma emri değil, zulme uğrayanlara savunma hakkı
tanınmaktadır.
Devam eden ayet, meselenin sadece can
güvenliği değil; inanç ve ibadet özgürlüğü olduğunu gösterir:
“Eğer Allah insanların bir kısmını
diğerleriyle savmasaydı; manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın
adı çokça anılan mescitler yıkılırdı.”
(Hac, 22/40)
Açıklama:
Korunan yalnızca mescitler değildir. Manastır da korunur, kilise de korunur,
havra da korunur. Bu, cihadın din savaşı değil; özgürlük ve adalet mücadelesi
olduğunu gösterir.
Bugün bir şehir düşünelim. Güçlü bir
grup diğer insanların ibadet etmesini yasaklıyor, mallarına el koyuyor, onları
evlerinden çıkarıyor. Böyle bir durumda sessiz kalmak tarafsızlık değildir;
zalime alan açmaktır. Kur’an, mazlumun yanında durmayı öğretir.
Savaşın Sınırları: Haddi Aşmamak
Kur’an, savaş izni verirken bile
sınırsız güç kullanma hakkı tanımaz. Çünkü haklı bir sebep, haksız yöntemleri
meşru kılmaz.
“Size karşı savaşanlarla siz de Allah
yolunda savaşın; fakat haddi aşmayın. Şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez.”
(Bakara, 2/190)
Açıklama:
Savaşın bile ahlakı vardır. Ölçüsüzlük, taşkınlık ve zulüm yasaktır.
Bu ayette üç temel ilke vardır:
- Savaşanla
savaşılır.
- Amaç
adalettir, intikam değildir.
- Ölçüsüz
davranmak yasaktır.
Haddi aşmak; savaşmayanı hedef almak,
öfkeyle hareket etmek, gereksiz yıkım yapmak, gücü adaletsiz kullanmak
demektir. Kur’an’ın çizdiği sınır budur.
Devam eden ayet bu çerçeveyi tamamlar:
“Eğer vazgeçerlerse, artık düşmanlık
yalnız zalimleredir.”
(Bakara, 2/193)
Açıklama:
Karşı taraf saldırıyı bırakırsa savaş da biter. Sürekli düşmanlık meşru
değildir.
Burada önemli bir ilke vardır: İntikam
duygusu ile savaş devam ettirilemez. Amaç çatışmayı sürdürmek değil,
fitneyi sona erdirmektir.
Caydırıcılık: Neden Güç Hazırlamak
Emredildi?
Kur’an yalnızca saldırı anını değil,
saldırı oluşmadan önce alınacak tedbirleri de öğretir. Çünkü en iyi savaş, hiç
yaşanmayan savaştır.
“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar
kuvvet hazırlayın…”
(Enfal, 8/60)
Açıklama:
Buradaki emir saldırmak için değil, saldırıyı önlemek içindir. Güç,
caydırıcılık sağlar.
Zayıf toplumlar çoğu zaman baskıya
açık hâle gelir. Hazırlıksız olan, tehdit altında yaşar. Fakat güçlü ve düzenli
bir toplum, çoğu zaman savaşa girmeden barışı korur.
Günlük hayattan basit bir örnek
verelim: Güvenlik sistemi olan bir iş yeri ile hiçbir tedbir almamış bir iş
yeri aynı değildir. Kamera kavga çıkarmak için değil, suçu önlemek içindir.
Kur’an’ın güç hazırlama emri de böyledir.
Ancak burada ince bir denge vardır:
- Güç
zulme dönüşmemelidir.
- Güç
kibir üretmemelidir.
- Güç
adalet için kullanılmalıdır.
Gayrimüslimlere Karşı Tavır
Kur’an insanları etiketlerine göre
değil, tavırlarına göre değerlendirir. Kimliği değil, fiili esas alır.
“Allah, sizinle din konusunda
savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve
onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah adaletli olanları
sever.”
(Mümtehine, 60/8)
Açıklama:
Savaşmayan, zulmetmeyen insanlarla iyi ilişkiler kurmak yasaktır denmemektedir.
Aksine adalet emredilmektedir.
Bu ayet çok nettir: Cihat,
gayrimüslimlere karşı topyekûn savaş değildir. Çünkü sorun inanç farklılığı
değil, saldırı ve zulümdür.
Nitekim devamında sınır konur:
“Allah ancak sizinle din konusunda
savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost
edinmenizi yasaklar.”
(Mümtehine, 60/9)
Açıklama:
Yasaklanan şey farklı inanç değil; zulüm düzenine destek vermektir.
Barış Teklifi Gelirse
Kur’an, savaşın sonsuz bir süreç
olmadığını açıkça bildirir. Barış mümkünse savaş meşru zeminini kaybeder.
“Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen
de ona yanaş ve Allah’a güven.”
(Enfal, 8/61)
Açıklama:
Barış kapısı açılmışsa çatışmayı sürdürmek Kur’an’ın ruhuna uygun değildir.
Bir insan düşünün: Geri çekilmiş,
saldırıyı bırakmış, anlaşma istiyor. Böyle birini kovalamak adalet değil, haddi
aşmaktır. Kur’an bunu reddeder.
Cihat Ve İç Güç
Toplum dışarıdan gelen baskılara karşı
ancak içeriden sağlam durursa direnebilir. Dağılmış, moralsiz, ilkesiz bir
topluluk güçlü görünse bile kırılgandır.
“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer
inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.”
(Âl-i İmran, 3/139)
Açıklama:
Gerçek üstünlük sayı, silah veya servetle değil; ilke, sabır ve ahlakla olur.
Bir bina dışarıdan gösterişli
olabilir; fakat temeli çürükse ilk sarsıntıda çöker. Toplumlar da böyledir. İç
adalet yoksa dış güç kalıcı olmaz.
Sonuç: Cihat Ne Değildir, Nedir?
Cihat;
- Zorla
din yaymak değildir.
- Gayrimüslimlere
karşı savaş projesi değildir.
- Sürekli
çatışma ideolojisi değildir.
- Öfkenin
meşrulaştırılması değildir.
Cihat;
- Zulme
karşı savunmadır.
- Mazlumu
korumaktır.
- İbadet
özgürlüğünü güvence altına almaktır.
- Caydırıcı
güç oluşturmaktır.
- Adaleti
ayakta tutmaktır.
- İç
ve dış kötülüğe karşı ilkeli mücadeledir.
Bütün çerçevenin özeti ise şudur:
“Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara
vermeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar.”
(Nahl, 16/90)
Açıklama:
Kur’an’ın hedefi çatışma değil; adalet düzenidir. Güç de ancak bu hedefe hizmet
ettiğinde değer kazanır.
Güç adaletle birleşirse rahmet olur.
Güç heva ile birleşirse zulüm olur.
Kur’an mümin topluma şunu öğretir:
Hazırlıklı ol.
Güçlü ol.
Kararlı ol.
Ama adaletten asla ayrılma.
İşte cihat budur.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise
benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların
üzerine olsun.
aydinorhon.com