ALLAH KÂİNATA MÜDAHALE EDİYOR MU?
İnsanlar Allah'ın müdahalesi denildiğinde çoğu zaman
yalnızca olağanüstü olayları düşünür. Bir hastanın aniden iyileşmesi, bir
denizin yarılması ya da tabiat kanunlarının askıya alınması gibi... Oysa
Kur'an'ın anlattığı Allah tasavvuru bundan çok daha farklıdır.
Kur'an'a göre Allah, kâinatı yarattıktan sonra onu kendi
haline terk etmiş değildir. Aynı zamanda her an işleyen kusursuz bir düzen
kurmuştur. Bu düzen rastgele değil, ölçüyle, hesapla ve yasalarla işlemektedir.
Kur'an bu yasalara doğrudan "sünnetullah" adını vermese de Allah'ın
değişmeyen uygulaması olarak tanımlar.
İnsan ise bu düzenin içinde özgür bırakılmıştır. İşte çoğu
zaman karıştırılan nokta da burasıdır. Allah'ın insanın tercihine karışmaması
ile kâinatı yönetmeye devam etmesi aynı şey değildir.
İnsanın iradesine zorlayıcı bir müdahale yoktur; fakat evren
Allah'ın koyduğu yasalarla her an yönetilmektedir.
Bunu birbirinden ayırmadan Kur'an'ın anlattığı sistemi
anlamak mümkün değildir.
"Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun ister nankör.";
(İnsan, 76/3)
Bu ayet insanın tercih hakkını açıkça ortaya koymaktadır. Allah yolu
göstermektedir; seçimi ise insana bırakmaktadır. Yine şöyle buyurur:
"Dinde zorlama yoktur."
(Bakara, 2/256)
Demek ki iman ettirmek için insanın iradesine müdahale eden bir sistem yoktur.
İnsan inanmayı da inkâr etmeyi de kendi tercihiyle seçmektedir. Fakat buradan
hareketle "Allah artık hiçbir şeye müdahale etmiyor." sonucuna varmak
Kur'an'ın anlattığı tabloyla örtüşmez.
Çünkü aynı Kur'an, göklerin ve yerin sürekli Allah'ın
koyduğu düzen içerisinde ayakta tutulduğunu haber verir.
"Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri yok olup gitmesinler diye tutmaktadır.
Eğer onlar yok olup giderse, O'ndan başka onları tutacak hiç kimse
yoktur."
(Fatır, 35/41)
Düşün... Dünya milyarlarca yıldır Güneş'in etrafında dönüyor. Ay, Dünya'nın
etrafındaki yörüngesini hiç şaşırmıyor. Mevsimler zamanında geliyor. Atmosfer
bizi koruyor. Yer çekimi bir an bile görevini aksatmıyor. Eğer Allah kâinatı
kendi haline bırakmış olsaydı bu düzenin bir saniye bile devam etmesi mümkün
olur muydu?
Kur'an'ın anlattığı Allah, evreni kurup kenara çekilen bir
varlık değildir. O, koyduğu yasalarla evreni sürekli ayakta tutandır. İşte
Allah'ın müdahalesi tam da burada ortaya çıkar.
Bu müdahale, insanların alıştığı anlamda kuralları bozmak
değil; kuralları kesintisiz işletmektir.
Allah'ın Müdahalesi Kanunlarını Bozmak Değil, İşletmektir
Bugün insanlar teknoloji sayesinde uzaya uydu gönderebiliyor. Peki
gerçekten uyduyu uzayda tutan insan mıdır? Hayır. İnsan sadece
hesap yapmaktadır. Yörüngeyi oluşturan yer çekimini insan yaratmamıştır.
Dünya'nın kütlesini insan belirlememiştir. Uzayın fizik kurallarını
insan koymamıştır. Newton'un kanunlarını da Einstein'ın denklemlerini de
insanlar oluşturmamıştır; sadece keşfetmiştir. Uyduyu yörüngede tutan,
Allah'ın koyduğu fizik yasalarıdır. İnsan bu yasaları kullanır. Yasaları
koyan ise Allah'tır. İşte sünnetullah budur. Kur'an sürekli
insanı buna dikkat etmeye çağırır.
"Güneş kendisi için belirlenmiş bir yörüngede akıp gitmektedir. Bu, mutlak
üstün olan, her şeyi bilen Allah'ın takdiridir."
(Yâsîn, 36/38)
Burada dikkat edilmesi gereken ifade "takdir" kelimesidir. Yani
Güneş rastgele hareket etmemektedir. Belirlenmiş ölçüler içerisinde
hareket etmektedir. Ay da böyledir. Yıldızlar da böyledir. Galaksiler
de böyledir. Her biri aynı ilahi düzenin parçasıdır.
Evren Hâlâ Yaratılmaya Devam Ediyor mu?
Kur'an üzerinde en çok düşünülmesi gereken ayetlerden biri de Zâriyât
Suresi'nin kırk yedinci ayetidir.
"Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz biz onu genişletmekteyiz."
(Zâriyât, 51/47)
Bu ayet üzerinde yüzyıllardır farklı değerlendirmeler yapılmıştır.
Günümüzde birçok araştırmacı, ayette geçen ifadeyi evrenin genişlemesiyle
uyumlu bir anlatım olarak görmektedir.
Modern kozmoloji de gözlemler sonucunda evrenin
genişlediğini ortaya koymuştur. Galaksiler birbirlerinden uzaklaşmaktadır.
Evren durağan değildir; sürekli değişim içindedir. Burada önemli olan, Kur'an'ı
bilim kitabına çevirmek değildir. Asıl dikkat çekici olan, Kur'an'ın evreni
donmuş, hareketsiz bir yapı olarak değil; sürekli işleyen dinamik bir sistem
olarak tanıtmasıdır.
Hiç düşündün mü? Eğer evren hâlâ genişliyorsa... Yıldızlar
doğuyor ve ölüyorsa... Galaksiler hareket ediyorsa... Atomların içinde bile
sürekli hareket varsa... Nasıl olur da "Allah artık hiçbir şeye müdahale
etmiyor." denilebilir?
Kur'an'ın anlattığı Allah, her an yaratan, her an yöneten ve
koyduğu yasaları her an işleten Allah'tır.
Allah Her An Bir İştedir
Kur'an bu gerçeği son derece çarpıcı bir ifadeyle açıklar.
"Göklerde ve yerde kim varsa O'ndan ister. O, her an bir iştedir."
(Rahmân, 55/29)
Bu ayet, Allah'ın yaratmayı tamamlayıp kenara çekildiği anlayışını
reddeder. Allah'ın işi bitmemiştir. Her doğan canlı... Her
ölen canlı... Her açan çiçek... Her oluşan bulut... Her
yağan yağmur... Her doğan yıldız... Her patlayan süpernova... Hepsi
Allah'ın koyduğu yasalar içinde gerçekleşmektedir. Bu olaylar bize
sıradan görünmektedir. Çünkü sürekli tekrar etmektedir. Oysa
sürekli tekrar eden şey, önemsiz olduğu için değil; kusursuz işlediği için
dikkat çekmez. Kalbin de sürekli atmaktadır. Bir gün durduğunda
onun ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlarsın.
Kâinatın düzeni de böyledir.
İnsan Neden Özgürdür?
Burada şu soru akla gelebilir: Madem Allah kâinatı sürekli
yönetiyor, insanın yanlış yapmasına neden engel olmuyor? Çünkü insanın
yaratılış amacı sınanmaktır. Eğer Allah her kötülüğün önüne anında
geçseydi, imtihanın anlamı kalmazdı. İnsan iyiliği de kötülüğü de
seçebilmelidir ki yaptığı tercihin bir değeri olsun. Kur'an bunu açıkça
bildirir.
"Kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir. Kim de saparsa kendi aleyhine
sapmış olur."
(İsrâ, 17/15)
İşte Allah'ın insan hayatındaki müdahalesi ile kâinattaki yönetimi
birbirinden farklıdır. İnsana seçim hakkı verilmiştir. Kâinata
ise kusursuz yasalar verilmiştir. İnsan ister o yasalara uygun yaşar,
ister onlara aykırı davranır; sonuçlarına katlanır.
Sünnetullah Değişmez
Kur'an, Allah'ın koyduğu düzenin keyfî olmadığını özellikle vurgular.
"Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın."
(Ahzâb, 33/62)
"Allah'ın sünnetinde asla bir dönüşüm
bulamazsın."
(Fetih, 48/23)
İşte bilim dediğimiz şey de büyük ölçüde bu değişmeyen düzeni keşfetme
çabasından ibarettir. Bilim yeni kanunlar üretmez. Var olan kanunları keşfeder.
Kur'an ise o kanunların sahibini gösterir. Bilim "nasıl" sorusuna
cevap arar. Kur'an ise "neden" ve "kim tarafından"
sorularını cevaplar. Bu nedenle Kur'an ile gerçek bilim çatışmaz. Çünkü ikisi
de aynı hakikatin farklı yönlerine bakmaktadır.
Sonuç olarak Allah'ın insanın özgür iradesine zorlayıcı bir
müdahalesi yoktur. Fakat bu, kâinatın kendi kendine işlediği anlamına gelmez.
Güneş'in yörüngesinde akıp gitmesi, Dünya'nın hassas dengesi, yağmurun oluşumu,
canlıların yaratılışı ve evrenin sürekli genişlemesi; hepsi Allah'ın koyduğu
sünnetullahın kesintisiz işlemesidir. Allah'ın kudreti en çok, olağanüstü
görünen olaylarda değil; her gün gözümüzün önünde kusursuzca işleyen bu büyük
düzende kendini gösterir. İnsan özgürdür; fakat evren başıboş değildir.
Kur'an'ın bize öğrettiği en önemli hakikatlerden biri de budur.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com