HADİSLER NE KADAR SAĞLIKLI?

  HADİSLER NE KADAR SAĞLIKLI?

İslam dininde en temel soru şudur: Allah, insanı hidayete ulaştıracak kitabı eksik mi indirdi, yoksa eksiksiz mi? Bu soruya vereceğimiz cevap, din anlayışımızın temelini belirler.
Eğer Kur'an eksiksiz ise, din adına ortaya konulan her söz önce Kur'an'a arz edilmelidir. Eğer Kur'an'ın açıklamadığı hükümleri insanlar daha sonra tamamladı deniliyorsa, o zaman şu soru kaçınılmaz olur: Allah tamamlamadığı bir dini mi indirdi?

Kur'an bu konuda oldukça nettir.
“Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim.”
(Maide, 5/3)
Bu ayet üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir. Din tamamlandıysa sonradan dine ilave edilen her hüküm ne olacaktır? Tamamlanmış bir şeye ilave yapılırsa o şey artık ilk haliyle aynı kalır mı? İşte bütün mesele burada başlamaktadır.

Hadis Kitapları Ne Zaman Yazıldı?
Bugün "Kütüb-i Sitte" olarak bilinen hadis kitapları, Nebi Muhammed'in yaşadığı dönemde yazılmış eserler değildir.
En meşhur altı hadis kitabının müellifleri hicri üçüncü asırda yaşamış kişilerdir.

İmam Buhari (810-870)
İmam Müslim (821-875)
İmam Ebu Davud (817-889)
İmam Tirmizi (824-892)
İmam Nesai (829-915)
İmam İbn Mace (824-887)
Burada dikkat edilmesi gereken konu onların hangi milletten oldukları değildir. Bir insanın Arap, Fars, Türk veya başka bir milletten olması din açısından hiçbir üstünlük oluşturmaz. Kur'an insanların üstünlüğünü soyla değil, takvayla ölçmektedir.
Asıl mesele şudur: Bu âlimlerin tamamı Nebi Muhammed'in vefatından yaklaşık iki asır sonra yaşamıştır. Yani onların hiçbiri Nebi'yi görmemiştir. Hiçbiri vahyin indiği ortamın şahidi değildir. Aktardıkları bilgiler, nesilden nesile sözlü olarak taşınan rivayet zincirlerine dayanmaktadır. Bu da doğal olarak şu soruları gündeme getirir: İki yüz yıl boyunca aktarılan bilgiler hiç değişmeden kalmış olabilir mi? İnsan hafızası yanılmaz mıdır? Sözlü kültürde hiçbir ilave veya eksiltme yaşanmamış olabilir mi? Kur'an, zan konusunda insanı sürekli uyarmaktadır.
“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Oysa zan, hakikatin yerini tutmaz.”
(Yunus, 10/36)
Kur'an'ın bu uyarısı sadece geçmiş toplumlar için değildir. Din adına ileri sürülen her bilgi için geçerlidir.

Hadis Yazımı Neden Tartışılmıştır?
Tarih kaynaklarında Nebi'nin bazı dönemlerde Kur'an dışında sözlerin yazılmasını istemediğine dair rivayetler bulunmaktadır. Bunun gerekçesi olarak Kur'an ile başka sözlerin birbirine karışmasının önlenmesi gösterilir. Bu tarihî rivayetlerin ayrıntıları ayrıca tartışılabilir. Fakat Kur'an açısından baktığımızda şu gerçek değişmez: Allah vahyini koruma altına aldığını bizzat kendisi bildirmiştir.
“Şüphesiz zikri biz indirdik ve onu mutlaka biz koruyacağız.”
(Hicr, 15/9)
Burada korunan şey Kur'an'dır. Allah başka hiçbir kitap için böyle bir koruma vaadinde bulunmamaktadır.

İlk Müminler Ne İle Hidayet Buldu?
Bir an düşünelim. Nebi Muhammed'in vefatından sonra yaklaşık iki yüz yıl boyunca yaşayan milyonlarca mümin vardı. Bugün elimizde bulunan hadis kitaplarının hiçbiri henüz yazılmamıştı. Peki bu insanlar neyle dinlerini yaşadılar? Allah onların eline Kur'an'ı vermişti. Kur'an onların kitabıydı. Namazlarını onunla öğrendiler. İmanlarını onunla kurdular. Hayatlarını onunla şekillendirdiler. Şimdi şu soruyu sormak gerekir: Kur'an o insanlar için yeterliydi de bugün neden yetersiz görülsün?

Allah'ın Kitabı Yeterli Değil Mi?
Kur'an bu soruya defalarca cevap vermektedir.
“Allah kuluna yetmez mi?”
(Zümer, 39/36)

“De ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O'na tevekkül ettim.”
(Zümer, 39/38)

“Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
(En'am, 6/38)

“Rabb’inin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur.”
(En'am, 6/115)
Kur'an kendisini eksik olarak tanıtmaz. Tam tersine, tamamlanmış, açıklanmış ve ayrıntılandırılmış bir kitap olarak tanıtır.

Kur'an Kendini Nasıl Tanıtıyor?
Kur'an, kendi görevini yine kendisi açıklamaktadır.
“Bu, ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da her şeyden haberdar olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır.”
(Hud, 11/1)

“Biz sana bu Kitabı her şey için bir açıklama, bir hidayet, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.”
(Nahl, 16/89)

Kur'an "her şeyin açıklaması" olduğunu söylerken din adına gerekli olan esaslardan söz etmektedir.

Bu durumda dini tamamlamak için başka bir kaynak zorunlu görülüyorsa, bunun Kur'an'ın kendi beyanıyla nasıl bağdaştırılacağı açıklanmalıdır.

Allah Dinini İnsanlara mı Öğretiyor, İnsanlar Allah'a mı?
Kur'an'ın en düşündürücü sorularından biri budur.

“De ki: Allah göklerde ve yerde olanları bilirken siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz?”
(Hucurat, 49/16)
Bu soru yalnızca geçmiş toplumlara değildir. Her çağdaki mümin için geçerlidir.Allah'ın haram demediğine haram demek... Farz demediğine farz demek... Din adına yeni hükümler üretmek... Kur'an bunların üzerinde dikkatle durmaktadır.

Hüküm Koyma Yetkisi Kime Aittir?
Bir ülkede kanun koyma yetkisi meclise aitse, herhangi bir vatandaş kendi başına yeni kanun yazamaz. Yazarsa buna hukuk denmez. Din konusunda da aynı ilke geçerlidir. Hükmü koyacak olan yalnız Allah'tır.
“Yoksa Allah'ın izin vermediği şeyleri kendileri için din yapan ortakları mı var?”
(Şura, 42/21)
Bu ayet, din adına hüküm koymanın son derece ciddi bir konu olduğunu göstermektedir.

Kur'an Defalarca Düşünmeye Davet Ediyor
Kur'an hiçbir zaman körü körüne taklit istemez. Aksine sürekli düşünmeyi emreder.
“Onlar Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmüyorlar mı?”
(Nisa, 4/82)

“Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz bereketli bir kitaptır.”
(Sad, 38/29)
Her mümin, benimsediği inanç ve kabulleri Kur'an'ın ölçüsüyle yeniden değerlendirebilmelidir. Çünkü hesap günü ölçü, insanların yorumları veya mezhepleri değil; Allah'ın indirdiği vahiy olacaktır.

Sonuç
Bu bölümün amacı herhangi bir kişiyi veya tarih boyunca yaşamış âlimleri küçümsemek değildir.
Her insan hata yapabilir. Hiç kimse masum değildir. Masum olan yalnızca Allah'ın vahyidir. Bir mümin için temel ölçü, kişilerin büyüklüğü değil, Allah'ın kitabıdır. Kur'an insanı sürekli kendisine çağırmaktadır. Allah'ın kitabı dururken din adına ortaya atılan her söz, her rivayet ve her hüküm önce Kur'an'ın terazisinde tartılmalıdır. Çünkü Allah son sözü söylemiştir.
“Rabb’inizden size indirilene uyun; O'ndan başka dostların peşinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.”
(A'raf, 7/3)
Kur'an'ın çağrısı açıktır. Ölçü Allah'ın kitabıdır. Hüküm Allah'ındır. Din Allah'ındır. İnsan ise, yalnızca O'nun indirdiğine uymakla sorumludur.

 Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

  ALLAH İLE İNSAN ARASINDAKİ İLETİŞİM VE VAHYİN ROLÜ 1. İnsanların Tanımlanması Kur’an, insanları üç ana kategoriye ayırır: Allah’ın ...