NEFİS, TAKVA VE GÜNÜMÜZ İNSANI
İnsan, yaratılmış varlıklar içinde en farklı imtihana sahip
olandır. Çünkü Allah ona sadece yaşama gücü vermemiş, aynı zamanda seçme
iradesi de vermiştir. İşte insanı değerli kılan da sorumlu yapan da budur.
Kur'an boyunca anlatılan kıssalar, verilen hükümler ve yapılan uyarılar tek bir
gerçeği hatırlatır: İnsan her gün, hatta her an iki yol arasında seçim
yapmaktadır. Bunlardan biri nefsin yolu, diğeri ise takva yoludur.
Bu iki yol sadece inançla ilgili değildir. İnsan ailesinde,
ticaretinde, dostluklarında, yöneticiliğinde, miras paylaşımında, öfkesinde ve
sevgisinde de sürekli bu iki yoldan birini tercih eder. Bu yüzden Kur'an,
insanın dışındaki düşmanlardan önce kendi iç dünyasına dikkat çeker.
Nefis Nedir?
Kur'an'da nefis, insanın bizzat kendisini ifade eder. Ancak insanın içinde
arzular, tutkular, bencillik, öfke ve hırs gibi onu yanlış yönlere çekebilecek
eğilimler de bulunmaktadır. Bu nedenle nefis, insanı ya Allah'ın gösterdiği
yola yöneltebilir ya da kendi isteklerinin peşinden sürükleyebilir.
Şeytanın en büyük amacı da işte bu eğilimleri kullanmaktır.
Çünkü şeytan kimseyi zorla günaha sürükleyemez. O sadece çağırır, süsler, güzel
gösterir ve insanın kendi isteğiyle yanlış yolu seçmesini ister.
Bu gerçeği anlamayan kişi, bütün suçlarını şeytana yükler.
Oysa Kur'an insanın kendi sorumluluğunu açıkça ortaya koyar.
"Nefse ve onu düzenleyene, sonra da ona kötülüğünü ve takvasını ilham
edene andolsun. Nefsini arındıran gerçekten kurtuluşa ermiştir. Onu kirletip
örten ise gerçekten kaybetmiştir."
(Şems, 91/7-10)
Bu ayetler çok önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. Allah, insana hem
yanlışın hem doğrunun farkına varabilecek bir vicdan vermiştir. İnsan doğuştan
kötülüğe mahkûm değildir. Aynı şekilde doğuştan kurtuluşa da garanti
verilmemiştir. Sonucu belirleyen, yaptığı tercihlerdir.
Takva Nedir?
Takva çoğu zaman sadece "Allah korkusu" şeklinde tanımlanır. Oysa
Kur'an bütünlüğünde takva bundan çok daha geniş bir anlam taşır.
Takva, insanın Allah'ın koyduğu sınırları bilerek yaşaması,
haksızlıktan uzak durması, adaleti gözetmesi, doğruluğu tercih etmesi ve her
davranışında Allah'ın huzurunda olduğunu unutmamasıdır. Takva, sadece
ibadetlerde değil, hayatın tamamında ortaya çıkar. Bir insan namaz kıldığını
söyleyebilir; fakat alışverişte insanları aldatıyorsa takva yolunda değildir.
Bir insan sürekli Allah'tan söz edebilir; fakat yetimin
hakkını yiyorsa takva sahibi olduğunu söyleyemez. Bir insan gece gündüz ibadet
ettiğini iddia edebilir; fakat eşine, çocuklarına veya çalışanlarına
zulmediyorsa Kur'an'ın anlattığı takvaya ulaşmış değildir.
Takva, insanın hayatının tamamını Allah'ın ölçülerine göre
düzenlemesidir.
"Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı en çok takva sahibi
olanınızdır."
(Hucurat, 49/13)
Dikkat edilirse ayette üstünlüğün ölçüsü soy, makam, servet, bilgi veya
kalabalık değildir. Ölçü takvadır. Bu yüzden Kur'an'ın inşa ettiği toplumda
insanlar servetleriyle değil, adaletleriyle değer kazanırlar.
Davud Kıssasının Verdiği Ders
Kur'an'da anlatılan Nebi Davud kıssası, nefis ile takva arasındaki mücadeleyi
anlamak için önemli örneklerden biridir.
İki davacı Nebi Davud'un huzuruna gelir. Biri diğerinin
doksan dokuz koyunu olduğunu, kendisinin ise sadece bir koyunu bulunduğunu
söyler. Güçlü olan kişi, tek koyunu da istemektedir. Nebi Davud ilk anda karar
verir. Fakat ardından bunun kendisi için bir imtihan olduğunu fark eder.
"Davud, bunun kendisini denememiz olduğunu anladı. Hemen Rabb’inden
bağışlanma diledi, eğilip secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi."
(Sad, 38/24)
Kur'an burada çok önemli bir eğitim vermektedir. İnsan hata yapabilir. Önemli
olan hatada ısrar etmek değil, gerçeği fark ettiği anda Allah'a yönelmek ve
yanlışını düzeltmektir. Nefis insanı hataya götürür. Takva ise insanı hatasını
kabul etmeye yöneltir.
İşte gerçek olgunluk burada başlar.
Nefis Neden Hep Daha Fazlasını İster?
Hiç dikkat ettin mi? İnsan çoğu zaman ihtiyacı olduğu için değil, başkasında
olduğu için istemeye başlar. Bir evi vardır, daha büyüğünü ister. Bir arabası
vardır, daha yenisini ister. Bir makamı vardır, daha yükseğini ister. Bir
kazancı vardır, daha fazlasını ister. İhtiyaçların sonu gelmez. Çünkü nefis
doymaz.
Kur'an bunun için insanın mala olan sevgisinin ölçüsüz hale
gelebileceğini haber verir.
"Siz malı aşırı bir sevgiyle seviyorsunuz."
(Fecr, 89/20)
Malın kendisi kötü değildir. Makam da kötü değildir. Servet de kötü değildir. Fakat
bunlar adaletin önüne geçtiğinde nefis insanı yönetmeye başlar. İşte zulüm de
tam burada doğar.
Çoğunluk Her Zaman Doğruyu Göstermez
İnsanların en büyük yanılgılarından biri, kalabalığın peşinden gitmektir. "Bu
kadar insan yanlış olamaz." sözü, tarihin en büyük hatalarının gerekçesi
olmuştur. Kur'an ise tam tersini söyler.
"Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar.
Onlar sadece zanna uyarlar ve yalnızca tahminde bulunurlar."
(En'âm, 6/116)
Bu ayet, her çoğunluğun yanlış olduğu anlamına gelmez. Fakat çoğunluk tek
başına doğruluğun ölçüsü değildir. Doğrunun ölçüsü Allah'ın vahyidir. Bütün
insanlar aynı yanlışı savunsa bile hak değişmez. Bugün toplum baskısı, sosyal
medya etkisi, moda, siyaset veya gelenek birçok insanı farkında olmadan
yönlendirmektedir. Kur'an ise insana düşünmesini, araştırmasını ve delille
hareket etmesini öğretmektedir.
Şeytanın En Büyük Silahı
Şeytan insanı zorlayamaz. Onun kullandığı yöntem aldatmaktır. Yanlışı doğru
gibi göstermektir. İşte bu yüzden Kur'an sürekli "aldanmayın" diye
uyarır.
"Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi ve onları yoldan
alıkoydu."
(Neml, 27/24)
Kötülük çoğu zaman "kötülük" adıyla gelmez. Çoğu zaman hak, özgürlük,
menfaat, kazanç veya mutluluk görüntüsü altında gelir. İnsan ancak vahyin
ölçüsüyle düşündüğünde bunun farkına varabilir.
Takva Günlük Hayatta Nasıl Ortaya Çıkar?
Takva sadece secdede belli olmaz. Takva; verilen sözü tutarken, borcu öderken, emaneti
korurken, alışveriş yaparken, eşe davranırken, çocuğu yetiştirirken, öfkelendiğinde,
affederken, konuşurken, hatta kimsenin görmediği yerde bile ortaya çıkar. Çünkü
takva, Allah'ın gördüğünü unutmadan yaşamaktır.
"Kim Allah'a karşı takva sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu verir
ve onu ummadığı yerden rızıklandırır."
(Talak, 65/2-3)
Bu ayet sadece ekonomik rızkı anlatmaz. Bazen çıkış yolu bir fikir olur. Bazen
doğru bir karar olur. Bazen bir dost olur. Bazen de insanın içine verilen huzur
olur. Allah, takva sahibi kullarını yalnız bırakmayacağını vaat etmektedir.
Nefisle Mücadele Ömür Boyu Devam Eder
İnsan belli bir yaşa geldiğinde artık imtihanın biteceğini sanabilir. Oysa
Kur'an böyle söylemez. Servet arttıkça farklı bir imtihan başlar. Bilgi
arttıkça kibir imtihanı başlar. Makam yükseldikçe adalet imtihanı başlar. Yaş
ilerledikçe umutsuzluk imtihanı başlayabilir. Bu nedenle nefisle mücadele,
insanın son nefesine kadar devam eder. Her gün yeniden tercih yapılır. Her gün
yeniden yön belirlenir. Her gün yeniden Allah'ın rızası ile nefsin arzuları
arasında bir seçim yapılır.
Sonuç
Kur'an'ın ortaya koyduğu insan modeli, ne arzularının esiri olan ne de hayatı
terk eden bir insandır. Allah, insanı dünyadan uzaklaşsın diye değil; dünyada
adaletle, merhametle ve doğrulukla yaşasın diye yaratmıştır. Nefis insana
sürekli "kendini" merkeze koymasını fısıldar.
Takva ise Allah'ın ölçülerini merkeze koymayı öğretir. İnsan
hangi sesi daha çok dinlerse, karakteri de zamanla ona dönüşür. Bugün dünyada
yaşanan haksızlıkların, savaşların, sömürünün, yalanın ve güven bunalımının
temelinde, nefsin kontrolsüz hâkimiyeti bulunmaktadır. Buna karşılık huzurun,
güvenin ve adaletin temeli ise takvadır. Kur'an'ın çağrısı dün olduğu gibi
bugün de aynıdır: Nefsin geçici isteklerine değil, Allah'ın değişmeyen
ölçülerine yönel. Çünkü gerçek özgürlük, nefsin peşinden gitmekte değil; onu
Allah'ın rehberliğiyle yönetebilmektedir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com