SÖZLERİMİZİ KUR'AN'IN DENGESİYLE SÖYLEMELİYİZ

 SÖZLERİMİZİ KUR'AN'IN DENGESİYLE SÖYLEMELİYİZ

İnsan bazen doğru bir cümle kurar; fakat o cümleyi eksik bıraktığı için yanlış anlaşılmasına sebep olur. Çünkü bazı gerçekler, tek başına söylendiğinde hakikatin yalnızca bir yönünü anlatır. Diğer yönü açıklanmadığında ise dinleyen kişi farklı sonuçlara ulaşabilir.

Kur'an, birçok konuyu bir bütün hâlinde ele alır. Bir ayetin açıkladığını başka bir ayet tamamlar. Bu sebeple biz de konuşurken Kur'an'ın ortaya koyduğu dengeyi korumak zorundayız.

Örneğin sıkça duyulan şu söz doğrudur: "Her şeyi yapan Allah'tır."
Bu ifade, Kur'an'ın bildirdiği bir gerçektir. Çünkü göklerin, yerin ve bütün varlıkların yaratıcısı Allah'tır. O'nun dilemesi olmadan hiçbir şey varlık sahnesine çıkamaz.
Kur'an şöyle buyurur:
"Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir."
(Zümer, 39/62)

Bir başka ayette ise şöyle denilir:
"Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini yaratır."
(Şûrâ, 42/49)
Bu ayetler bize yaratmanın yalnızca Allah'a ait olduğunu açıkça bildirir. Fakat burada durursak önemli bir eksiklik ortaya çıkar. Çünkü Kur'an aynı zamanda insanın tercih eden, isteyen, çalışan ve yaptıklarından sorumlu tutulan bir varlık olduğunu da bildirir.
İşte bu nedenle şu cümle de doğrudur: "Hayatta meydana gelen işler insanların elleriyle gerçekleşir." İnsan iyiliği de kötülüğü de kendi iradesiyle seçer.
Kur'an bunu açıkça ifade eder:
"Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah çoğunu affeder."
(Şûrâ, 42/30)

Başka bir ayette ise şöyle buyurulur:
"İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır."
(Necm, 53/39)
Dikkat edilirse Kur'an, insanı yaptığı tercihlerden sorumlu tutmaktadır. Eğer insanın hiçbir iradesi olmasaydı, sorumluluk da anlamını kaybederdi. Peki, bu iki gerçek nasıl bir araya gelir? Bir tarafta her şeyin yaratıcısı Allah... Diğer tarafta yaptıklarından sorumlu tutulan insan... Kur'an bu iki gerçeği birbirine karşıt olarak sunmaz. Çünkü yaratmak Allah'a, tercih etmek ise insana aittir. İnsan ister. Karar verir. Gayret gösterir. Fiili gerçekleştirir. Fakat bütün bunların gerçekleşmesini mümkün kılan hayatı, bedeni, aklı, gücü, zamanı ve imkânı yaratan Allah'tır.

Hiç düşündün mü? Bir insan elini kaldırmaya karar verir. Bu karar ona aittir. Fakat o eli, kasları, sinirleri, nefesi ve hayatı yaratan kimdir? İşte Kur'an, insanın iradesi ile Allah'ın yaratmasını birbirine karıştırmamayı öğretir.

Bu dengeyi kaybettiğimizde iki büyük yanlış ortaya çıkar. Birincisi, bütün sorumluluğu Allah'a yüklemektir. Böyle düşünen kişi yaptığı yanlışları kader diyerek açıklamaya çalışabilir. Oysa Kur'an, insanın kendi tercihinden sorumlu olduğunu bildirir.
İkincisi ise her şeyi yalnızca insanın yaptığına inanarak Allah'ın kudretini göz ardı etmektir. Bu da insanı, sahip olduğu gücün gerçek sahibini unutmaya götürür.

Kur'an her iki aşırılığı da reddeder.

Bir yandan insanı sorumlu tutarken diğer yandan her nimetin ve her imkânın Allah'tan geldiğini hatırlatır.
"Size gelen her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O'na yalvarırsınız."
(Nahl, 16/53)
Bu nedenle konuşurken kullandığımız ifadelerin neyi kastettiği açık olmalıdır.
"Her şeyi Allah yapıyor." dediğimizde, insanın iradesini yok sayıyormuşuz gibi anlaşılmamalıdır.
"Her şeyi insan yapıyor." dediğimizde ise Allah'ın yaratmasını inkâr ediyormuşuz gibi bir anlam çıkmamalıdır.

Kur'an'ın ortaya koyduğu denge korunmadığında, doğru sözler bile yanlış sonuçlar doğurabilir. İnsanlar eksik anlatılan bir ifadeden farklı anlamlar çıkarabilir, gereksiz tartışmalar başlayabilir ve kardeşlik hukukuna zarar verecek ithamlar ortaya çıkabilir. Kur'an ise bizi, bilgiyi eksik aktarmaktan sakındırır. Hakikati bütün yönleriyle ifade etmek, müminin sorumluluğudur.
"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül; bunların hepsi ondan sorumludur."
(İsrâ, 17/36)

Sonuç
Kur'an'a göre yaratmak Allah'a aittir; tercih etmek ve o tercihten sorumlu olmak ise insana aittir. Bu iki gerçeği birbirinden ayırmak da, birbirine karıştırmak da doğru değildir.

Bu nedenle konuşurken kısa fakat eksik cümleler kurmak yerine, Kur'an'ın ortaya koyduğu dengeyi gözetmek gerekir. Çünkü bazen doğru söylenmiş bir söz, eksik bırakıldığı için yanlış anlaşılabilir. Mümin, hakikati sadece doğru söyleyen değil; aynı zamanda doğru anlaşılacak şekilde ifade etmeye özen gösteren kimsedir.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

 

 

 

 

  SÖZLERİMİZİ KUR'AN'IN DENGESİYLE SÖYLEMELİYİZ İnsan bazen doğru bir cümle kurar; fakat o cümleyi eksik bıraktığı için yanlış anl...