ESMAÜ’L HÜSNÂ NEDİR? ALLAH’I ALLAH’TAN TANIMAK
1. Esmaü’l Hüsnâ Ne Demektir?
Esmaü’l Hüsnâ, Arapça bir ifadedir. Esmâ, isimler; hüsnâ ise en güzel, en
güzeli ifade eden anlamlarına gelir. Birlikte, Allah’ın en güzel isimleri
demektir.
Kur’an’da Allah, en güzel isimlerin kendisine ait olduğunu
açıkça bildirir:
En güzel isimler Allah’ındır. O hâlde O’na bu isimlerle dua edin. O’nun
isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının karşılığını
göreceklerdir. (A'râf, 7/180)
Bu ayette iki önemli nokta var. Birincisi, en güzel isimlerin Allah’a ait
olmasıdır. İkincisi ise Allah’a bu isimlerle yönelmemizin ve O’nun isimleri
konusunda doğru bir anlayışa sahip olmamızın istenmesidir.
Öyleyse Esmaü’l Hüsnâ, yalnızca bir isimler listesi
değildir. Allah’ı nasıl tanıyacağımız, O’na nasıl yöneleceğimiz ve O’nun
hakkında hangi ölçüyle düşüneceğimiz konusunda da bir rehberdir.
Burada önemli bir ayrım yapmalıyız: Bir ismi ezberlemek
başka, o ismin Allah hakkında ne ifade ettiğini anlamak başkadır. Örneğin
Allah’ın Rahmân ve Rahîm olduğunu ezberlemekle O’nun rahmetini anlamaya
çalışmak aynı şey değildir. Birincisi bilgidir; ikincisi ise bu bilginin
insanın Allah anlayışına yerleşmesidir.
2. Allah Neden Kendini İsimleriyle Tanıtıyor?
İnsan, tanımadığı bir varlık hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapamaz.
Allah’ı tanımak istediğimizde de O’nun kim olduğunu, hangi özelliklere sahip
olduğunu ve kendisini bize nasıl tanıttığını bilmemiz gerekir.
Fakat burada önemli bir gerçek var: Allah’ı kendi
düşüncelerimize, hayalimize veya başkalarından duyduklarımıza göre
tanımlayamayız. Çünkü insanın Allah hakkındaki kanaatleri, gerçeğin kendisi
olmayabilir.
İnsan bazen Allah’ı yalnızca cezalandıran bir varlık gibi
düşünür; bazen de rahmetini öne çıkararak hesap ve sorumluluk gerçeğini geri
plana iter. Oysa Allah kendisini bize tanıtırken yalnızca tek bir özelliğini
öne çıkarmaz. Rahmetini de adaletini de hükümranlığını da bilgisini de gücünü
de bildirir.
Örneğin Kur’an şöyle der:
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Görünmeyeni de görüneni de
bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir. (Haşr, 59/22)
Bu ayet, Allah’ın kendisini tanıtırken hangi özelliklerini bildirdiğine bir
örnektir. Allah’ın bilgisi, rahmeti ve ilahlığı birbirinden kopuk değildir.
O’nu tanımak, bu bildirimleri birlikte değerlendirmeyi gerektirir.
Peki, Allah’ın isimleri neden bu kadar önemlidir?
Çünkü Allah’ı tanımak, O’nun hakkında yalnızca birtakım
bilgiler edinmek değildir. O’nun neyi bildirdiğini, neyi emrettiğini, neyi
yasakladığını ve insanın yaşamını nasıl yönlendirmesini istediğini anlamaya
çalışmaktır.
Ancak şu ayrımı da unutmamalıyız: Allah’ın isimleri, O’nun
bütün mahiyetini kavradığımız anlamına gelmez. Allah kendisini bize bildirdiği
ölçüde tanırız; O’nun bildirmediği konularda ise kendi tahminlerimizi kesin
bilgi gibi sunamayız.
3. Allah’ı Allah’tan Tanımak Ne Demektir?
Bence konunun en önemli noktası burasıdır.
Allah’ı Allah’tan tanımak, Allah’ın kim olduğunu, nasıl
tanınması gerektiğini ve kendisiyle ilgili hangi bilgilere sahip olmamız
gerektiğini öncelikle O’nun kendi bildirimlerinden öğrenmek demektir.
Kur’an’da Allah’ın kendisini nasıl tanıttığına bakalım:
De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğurulmamıştır.
Hiçbir şey O’nun dengi değildir. (İhlâs, 112/1-4)
Bu surede Allah, kendisi hakkında son derece temel bilgiler verir. Birliğini,
hiçbir şeye muhtaç olmadığını, doğurmadığını ve doğurulmadığını, hiçbir şeyin
O’na denk olmadığını bildirir.
Şimdi düşünelim: Allah kendisini böyle tanıtırken insanlar
O’na birtakım insanî özellikler yükler, O’nun hakkında kesin bilgiye dayanmayan
hikâyeler anlatır veya Allah’ın bildirmediği konularda hükümler üretirse ne
olur?
Allah’ın kendisi hakkında bildirdikleriyle insanların O’nun
hakkında anlattıkları birbirine karışır. Bir süre sonra insan, Allah’ı
Kur’an’da tanıtıldığı biçimiyle değil, kendisine aktarılan anlayış üzerinden
tanımaya başlayabilir.
İşte Allah’ı Allah’tan tanımak, bu karışıklığı önlemek için
önemlidir.
Bu yaklaşım, başka insanların söylediklerini dinlememek veya
her türlü açıklamayı reddetmek anlamına gelmez. İnsanlar Kur’an’ı
açıklayabilir, ayetler üzerinde düşünebilir ve farklı yorumlar ortaya
koyabilir. Fakat bir yorumun Allah hakkında kesin bir hükme dönüşebilmesi için
dayanağının sorgulanması gerekir. İnsanların açıklamalarıyla Allah’ın kendi
bildirimlerini birbirinden ayırmalıyız.
4. Allah Kendini Nasıl Tanıtıyor?
Kur’an’da Allah’ın kendisini tanıttığı pek çok ayet vardır. Bunları
yalnızca isimleri sıralamak için değil, Allah hakkındaki anlayışımızı sağlam
bir temele oturtmak için okumalıyız.
Rahmân ve Rahîm
Allah’ın rahmetini bildirir. O’nu yalnızca ceza üzerinden
tanımlayan bir anlayışın eksik kalacağını gösterir. Ancak rahmeti, hesap ve
sorumluluğu yok saymak şeklinde de yorumlayamayız. (Fâtiha, 1/1-3)
El-Alîm — Her Şeyi Bilen
Allah’ın bilgisinin sınırlı olmadığını bildirir. İnsan ise
her şeyi bilemez. Bu nedenle kendi kanaatimizi Allah’ın kesin hükmüymüş gibi
sunmamalıyız. (Bakara, 2/32)
El-Adl kavramının ifade ettiği adalet
Kur’an Allah’ın zerre kadar haksızlık etmeyeceğini bildirir.
Bu bilgi, Allah’ın adaleti hakkında insanın kurduğu varsayımlardan değil, O’nun
bildiriminden hareket etmemizi sağlar. (Nisâ, 4/40)
El-Hayy ve El-Kayyûm
Allah’ın diri olduğunu ve her şeyi ayakta tutanın O olduğunu
bildirir. Bu ifadeler, Allah’ın yaratılmışlara benzetilemeyeceğini anlamamız
bakımından önemlidir. (Bakara, 2/255)
Burada dikkat edilmesi gereken bir konu daha var. Kur’an’da
Allah’ın isimleri ve sıfatları bildirilirken, geleneksel kaynaklarda
karşılaştığımız isim listeleri de bulunur. Ancak bu listelerin tamamının
doğrudan Kur’an’da aynı biçimde yer aldığını varsaymamalıyız. Bir ismin
Kur’an’da geçip geçmediğini, hangi bağlamda kullanıldığını ve ne anlama
geldiğini ayrıca incelemeliyiz.
Çünkü amacımız yalnızca isimleri çoğaltmak değil, Allah’ın
kendisi hakkında bildirdiklerini doğru anlamaktır.
5. Esmaü’l Hüsnâ’yı Bilmek Yeterli mi?
Bir insan Allah’ın isimlerini ezbere sayabilir. Rahmân, Rahîm, Alîm, Hakîm,
Gafûr, Azîz gibi isimleri hiç unutmadan sıralayabilir. Fakat bu isimlerin ne
anlama geldiğini düşünmüyor, Allah’ın bildirdiklerini yaşamına taşımıyor ve
O’nun hakkında duyduğu her sözü sorgulamadan kabul ediyorsa, isimleri
ezberlemiş olması tek başına yeterli değildir.
Allah, en güzel isimleriyle kendisine dua etmemizi istiyor. (A'râf, 7/180)
Dua ederken Allah’ın hangi ismine yöneldiğimizi anlamak, bu yönelişin anlamını
derinleştirebilir. Allah’ın bağışlayıcılığını düşünmek, insanın bağışlanma
talebini; bilgisini düşünmek, insanın kendi bilgisinin sınırlılığını fark
etmesini sağlayabilir. Burada isimleri birer tılsım veya belirli sayılarda
tekrarlandığında mutlaka belirli sonuçlar doğuran formüller olarak görmekle,
Allah’ın bildirdiği anlamları kavrayarak O’na yönelmek arasında büyük fark
vardır.
Kur’an’ın bildirmediği özel güçleri isimlere yüklemek veya
belirli isimleri belli sayılarda tekrarlamanın kesin sonuç vereceğini ileri
sürmek için ayrıca delil gerekir. Allah’ın isimlerini anmanın değerini,
delilsiz vaatlere bağlamamalıyız.
Esmaü’l Hüsnâ’nın amacı, Allah’ın isimlerini bir liste
hâlinde ezberletmekten ibaret değildir; bu isimlerin Allah hakkında ne
bildirdiğini anlamak ve O’na doğru bir bilinçle yönelmektir.
6. Allah’ı Tanımak İçin Neden Kur’an’a Başvurmalıyız?
Burada temel bir soru soralım: Allah’ı tanımak istiyoruz. Peki, O’nun kim
olduğunu en güvenilir biçimde nereden öğreneceğiz?
Kur’an, kendisini insanlara gönderilmiş bir açıklama ve
rehber olarak tanıtır:
Bu Kur’an, insanlara bir açıklama, sakınanlara doğru yolu gösteren bir
rehber ve öğüttür. (Âl-i İmrân, 3/138)
Allah’ın kendisini nasıl tanıttığını öğrenmek istiyorsak, O’nun bildirimlerini
okumalı, ayetleri bağlamlarıyla değerlendirmeli ve bir ayetten çıkardığımız
anlamı Kur’an’ın bütünüyle karşılaştırmalıyız.
Bir ayette Allah’ın rahmetinden söz ediliyorsa, başka
ayetlerdeki adalet, hesap ve sorumluluk bildirimlerini yok sayamayız. Aynı
şekilde Allah’ın gücünü anlatan ayetleri okurken, O’nun hakkında insanların
ürettiği her olağanüstü anlatıyı doğru kabul edemeyiz.
Burada ölçümüz, bir anlatının ne kadar eski olduğu, ne kadar
yaygın kabul gördüğü veya anlatan kişinin toplumdaki konumu değildir. Asıl
mesele, ileri sürülen iddianın Allah’ın bildirdikleriyle desteklenip
desteklenmediğidir.
Allah’ı Allah’tan tanımak, işte bu ölçüyle mümkün olur.
Bu nedenle Kur’an’ı yalnızca sevap kazanmak amacıyla okunan
bir metin olarak görmek yerine, Allah’ın ne bildirdiğini anlamaya çalışarak
okumak gerekir. Elbette okumak, anlamak ve yaşamak birbirinden kopuk değildir.
Anlamadığımız bir bildirimin hayatımıza nasıl yön vereceğini de gerektiği gibi
kavrayamayız.
7. Allah’ı Tanıdığımızı Sanmakla Gerçekten Tanımak
Arasındaki Fark
İnsan bazen Allah hakkında çok şey bildiğini düşünür. Çocukluğundan beri
duyduğu anlatıları, öğrendiği dinî bilgileri ve çevresinde yaygın olan
kabulleri bir araya getirir. Bunların tamamını Allah’ın bildirdikleriyle aynı
düzeyde görmeye başlayabilir.
Oysa bir bilginin çok kişi tarafından kabul edilmesi, onun
kendiliğinden Allah’ın sözü hâline geldiği anlamına gelmez.
Allah’ın isimleri konusunda da aynı hassasiyet gereklidir.
Bir isim Allah’ın Kur’an’da bildirdiği bir özelliğini ifade ediyorsa, o ismin
anlamını ayetler üzerinden araştırabiliriz. Bir isim veya ona yüklenen bir
anlam yalnızca sonradan oluşturulmuş bir anlatıdan kaynaklanıyorsa, bunun
Allah’ın kendi bildirimi olmadığını ayırt etmeliyiz.
Bu yaklaşım insanı başkalarının düşüncelerine körü körüne
bağlanmaktan kurtarır. Çünkü Allah’ı tanıma sorumluluğunu bütünüyle bir
başkasına devretmek mümkün değildir. Başkalarından öğrenebiliriz; fakat
öğrendiklerimizi aklımızla değerlendirmek, Kur’an’la karşılaştırmak ve neye
dayanarak inandığımızı bilmek zorundayız.
Allah’ın bildirdiklerini anlamaya çalışmak, her konuda hemen
kesin bir sonuca ulaşmak demek de değildir. Bazen bir ayetin anlamını
araştırır, farklı yorumları inceler ve kesin olarak bilemediğimiz noktada hüküm
vermekten kaçınırız. Bilmediğimizi kabul etmek, Allah hakkında tahminde
bulunmaktan daha sağlam bir tutumdur.
Sonuç: Allah’ı Tanımanın Yolu, O’nun Kendisi Hakkında
Bildirdiklerinden Geçer
Esmaü’l Hüsnâ, Allah’ın en güzel isimleridir. Bu isimler, Allah’ın
kendisini tanıtırken bildirdiği özellikleri anlamamız ve O’na bu isimlerle
yönelmemiz bakımından önemlidir. Ancak isimleri ezberlemekle yetinmek, Allah’ı
doğru tanımak için yeterli değildir. İsimlerin anlamlarını, Kur’an’daki
kullanımlarını ve bize ne bildirdiklerini kavramaya çalışmalıyız.
Allah’ı Allah’tan tanımak, O’nun hakkında insanların
söylediklerini doğrudan doğruya reddetmek değil, her iddianın dayanağını
araştırmaktır. İnsanların yorumları yol gösterici olabilir; fakat onların
yorumlarını Allah’ın kendi bildirimiyle aynı tutamayız. Bir düşünceyi yalnızca
bir din büyüğü söylediği, yüzyıllardır aktarıldığı veya geniş kitlelerce
benimsendiği için Allah’a mal edemeyiz.
Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız: Benim Allah
hakkındaki inancım, Allah’ın kendisini nasıl tanıttığına mı dayanıyor, yoksa
bana anlatılanları sorgulamadan kabul etmeme mi?
Bu sorunun cevabını ararken Kur’an’ı okumalı, ayetlerin
anlamlarını araştırmalı, birbirleriyle ilişkilerini gözetmeli ve Allah’ın
bildirmediği konularda kesin hükümler vermekten kaçınmalıyız. Çünkü Allah’ı
tanımak, yalnızca O’nun isimlerini bilmek değil, O’nun kendisi hakkında
bildirdiklerini doğru anlamaya gayret etmektir.
Allah’ı tanımak istiyorsak, önce Allah’ın kendisini nasıl
tanıttığını öğrenmeliyiz. İnsanların Allah hakkındaki anlatılarıyla yetinmek
yerine, O’nun bildirimlerine yönelmeliyiz. Böylece Allah hakkında
duyduklarımızla Allah’ın bize bildirdiklerini birbirinden ayırabiliriz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah'ın
kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com