Nesh Gerçeği: Kur’an’da Hüküm Değişimi Değil, Hakikatin Yeniden Yerine Konması
Kardeşim, “nesh” denildiğinde çoğu insanın aklına
hemen “Allah bir hükmü kaldırdı, yerine yenisini koydu” gibi bir düşünce
geliyor. Ama bu anlayış, Kur’an’ın özüne ve Allah’ın kudretine uygun düşmüyor.
Çünkü bu, sanki Allah önceden bir şeyi bilmemiş de sonradan farkına varmış gibi
bir izlenim oluşturuyor ki, bu Allah’a yakışmaz. Kur’an’a baktığımızda “nesh”
kelimesinin aslında iki farklı anlamda kullanıldığını görüyoruz.
Birinci anlamı; nebilerin vefatından sonra, onların
getirdiği vahyi bilgilerin insanlar tarafından tahrif edilmesi, yani helalin
haram, haramın helal yapılmasıyla ilgilidir. Bu durumda Allah, yeni bir elçi
göndererek o yanlışları düzeltir, kelimeleri ait oldukları yere koyar.
İkinci anlamı ise, zamanla gelişen teknoloji ve
yeniliklerle ilgilidir. Nasıl ki yeni icatlar çıktıkça eskileri tedavülden
kalkıyorsa, neshin ikinci yönü de budur. Yani bir şeyin yerini daha faydalı,
daha gelişmiş bir şeyin alması.
Ama gel önce birinci anlam üzerinde biraz duralım.
Bak kardeşim, Bakara Suresi 106. ayette şöyle
buyruluyor:
“Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye kadar hiçbir ayeti
neshetmeyiz (yürürlükten kaldırmayız) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah,
her şeye güç yetirendir.” (2/106)
Şimdi bu ayeti birçok kişi yanlış anlamış. Sanki
Allah bir hükmü kaldırıp yerine yenisini koyuyormuş gibi yorumlamışlar. Oysa
bu, Allah’a eksiklik atfetmek olur. Çünkü Allah, “unutmaz” ve “yanılmaz”. O
halde nesh edilen şey ne?
Kur’an’ın bu konudaki açıklamasını görmek için bir
önceki ayete bakalım:
“Kitap ehlinden olan kâfirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın
indirilmesini arzu etmezler...” (2/105)
İşte nesh edilen ayet, bu bağlamda, kitap ehlinin
yanlış din anlayışlarıyla ilgilidir. Yani Allah’ın bir hükmü değiştirmesi
değil; insanların bozduğu, tahrif ettiği din anlayışlarının düzeltilmesidir.
Kur’an’ın bu konuyu anlatış biçimi de dikkat
çekicidir. Bir konuyu hikaye gibi baştan sona anlatmaz; parçaları farklı
surelerde serpiştirir. O yüzden bir meseleyi anlamak istiyorsak, o konuyla
ilgili bütün ayetleri bir araya getirip adeta bir bina inşa eder gibi
düşünmemiz gerekir. Nasıl ki bir bina kumla, çakılla, çimentoyla, demirle bir
araya gelirse; Kur’an’da da hakikatin bütünü, ayetlerin bir araya
getirilmesiyle ortaya çıkar.
Ayetin Gerçek Anlamı
Bakara 106’daki “nesh” kelimesini daha iyi anlamak
için “ayet” kavramına da dikkat etmek gerekiyor. Kur’an’da “ayet” sadece
Kur’an’daki cümleleri değil, aynı zamanda Allah’ın yarattığı her şeyi ifade
eder. Güneş de bir ayettir, yağmur da bir ayettir, hatta bir kuşun varlığı bile
ayettir. Helal de, haram da, savaş da, barış da birer ayettir.
O hâlde “Biz bir ayeti neshederiz” ifadesi, “Biz
bir dönemde bozulan bir anlayışı kaldırır, yerine doğru olanı koyarız” anlamına
gelir. Allah’ın kastettiği, bir vahyin hükmünü kaldırmak değil, o vahyin
insanlar tarafından çarpıtılmış hâlini düzeltmektir.
Nitekim Tevrat ve İncil’in zamanla tahrif
edilmesiyle, o toplumlarda helaller haram, haramlar helal hâle getirilmişti.
Allah, Muhammed’e gönderdiği vahiy ile bu bozuk anlayışları düzeltti. Ayette
anlatılan nesh de işte budur.
A’râf Suresi 157. ayette bu açıkça ifade edilir:
“O (Resul), onlara marufu emreder, münkeri yasaklar, temiz şeyleri helal,
murdar şeyleri haram kılar ve üzerlerindeki zincirleri indirir...”
Yani Resul, bozulmuş din anlayışlarını
düzeltmiştir. Tevrat ve İncil’in özünde zaten helal ve haramlar aynıydı; fakat
zamanla değiştirildi. Kur’an, bu yanlışları ortadan kaldırarak aslına döndürdü.
Kur’an’ın şu ifadesi meseleyi tamamlar:
“İbrahim, ne Yahudi idi ne de Hıristiyan’dı; o, hanif bir Müslümandı.” (3/67)
Görüyor musun? Allah, dinin adını hep “İslam” olarak belirtiyor. İnsanlar ise
kendi zanlarıyla “biz Yahudiyiz”, “biz Hıristiyanız” diyerek dini böldüler.
İşte Kur’an bu bozulmuş anlayışları “neshetti”.
Neshin Gerçek Mantığı
Kur’an’da “Yahudilere bazı şeylerin haram
kılındığı” da anlatılır. Mesela En’am 146’da şöyle denir:
“Yahudilere her tırnaklı hayvanı haram kıldık...”
Ama bu ifade, Allah’ın temelde helal olanı haram
kıldığı anlamına gelmez. Onlar kendi nefislerine zulmettikleri, helal olanı
reddettikleri için Allah bu durumu “Biz onlara haram kıldık” diye ifade eder.
Bu, Kur’an’ın anlatım tarzıdır.
Kur’an’ın bütünlüğünü göz önüne alırsak, Allah’ın
yarattığı şeylerin bir topluma helal diğerine haram olması mümkün değildir.
Çünkü bu, hem adalet hem de evrensellik ilkesiyle çelişir.
İşte burada nesh, “bozulmuş anlayışın kaldırılıp,
doğru dinin tekrar ortaya konması” anlamına gelir. Yoksa Allah’ın hükmünün
değişmesi değil.
Nebiliğin Son Bulması
Allah, tarih boyunca insanlara doğruyu göstermek
için birçok elçi gönderdi. Ama son elçi Muhammed ile bu zinciri tamamladı.
Kur’an bu durumu şöyle bildirir:
“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; o, Allah’ın Resulü
ve nebierin sonuncusudur.” (33/40)
Bu, nebilik görevine dair ayetin nesh edilmesi,
yani artık yeni bir nebi gelmeyeceğinin kesinleşmesi anlamına gelir. Artık
Allah’ın insanlığa rehberi Kur’an’dır. Her çağın insanı, bu kitapta kendi
zamanına hitap eden mesajları bulabilir.
Nesh Etmenin İkinci Anlamı
Kardeşim, neshin ikinci anlamı biraz daha güncel ve
yaşadığımız çağla ilgilidir. Teknolojinin ilerlemesiyle bir dönemde kullanılan
araçların yerini yenileri alıyor. Örneğin, eskiden Kur’an’ı sesli olarak
kaydetmek mümkün değildi. Önceki dönemlerde taşıma aracı olarak kanı, at
arabası gibi araçlar kullanılırdı. Çünkü o dönemde teknolojisi çok
gerilerdeydi, ama şimdi…
Kur’an’ın korunması da aslında bu teknolojik
ilerlemeyle birebir ilgilidir. Allah “Zikri biz indirdik, onun koruyucuları da
biziz” (15/9) buyururken, bu koruma hem ezberle hem de yazılı/sesli kayıtla
gerçekleşmiştir. Eğer kâğıt, kalem, kayıt teknolojisi olmasaydı, tıpkı önceki
kitaplar gibi bozulabilirdi.
Yani Allah, insanların elleriyle gerçekleştirdiği
her yenilikte aslında kendi kudretini gösteriyor. Nasıl ki savaşta “attığın
zaman sen atmadın, Allah attı” (8/17) diyorsa, aynı şekilde Kur’an’ın
korunmasında da “Biz koruduk” diyor.
Bu, Allah’ın insanı dünya hayatında aktif bir özne
olarak yaratmasının bir göstergesidir. Allah kimseyi zorla saptırmaz veya zorla
hidayete erdirmez. Sapmak da, doğru yolu bulmak da insanın kendi tercihidir.
Ama Allah o yolları yaratmış, rehber olarak da kitabını sunmuştur.
Sonuç
Kardeşim, görüldüğü gibi “nesh” konusu Kur’an’da
asla Allah’ın bir hükmü değiştirmesi anlamında değildir. O, hem bozulmuş din
anlayışlarının düzeltilmesi, hem de insan hayatında eskiyen şeylerin yerini
daha faydalı olanların almasıdır.
Bugün de aynı anlayış geçerlidir. Kur’an, çağlar
değişse de özünden bir şey kaybetmez. Çünkü Allah’ın kelamı zaman üstüdür.
İnsanlık geliştikçe Kur’an’ın rehberliği daha da netleşir. Tıpkı taş devrinden
bugüne teknolojinin gelişmesi gibi, insanlık da bilgelikte ilerler ama yolunu
hep aynı kaynaktan, Kur’an’dan alır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim
aczimdendir. Aydın Orhon
aydinorhon.com