Fil Suresi ve Mekke’nin Dönüşümü: Ebabil Kuşları Üzerinden Kur’anî Dersler
Sevgili okur, bir an gözlerini kapat ve Mekke’nin eski
günlerini düşün. O zamanlar, Kâbe’nin gölgesinde, insanlar iki farklı anlayış
içinde yaşıyordu:
- Bir
yanda Ehli Kitap vardı; Yahudiler ve Hristiyanlar, nebilerden sonra
Allah’ın gönderdiği vahiylerin bir kısmını kaybetmiş, doğruluğunu bozmuş
ama Allah’a inanmayı bırakmamışlardı.
- Diğer
yanda Ümmiler, yani kitapla tanışmamış ve ahiret inancını reddeden,
kendi tasarladıkları düzen içinde yaşayan topluluklar bulunuyordu.
Kur’an bu durumu şöyle açıklıyor:
“O ümmiler içinde kendilerinden olan, ve onlara
ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti
öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar bundan önce gerçekten açıkça bir
sapıklık içindeydiler.” (Cuma 62/2)
Şimdi dur ve düşün: Sen, kendi hayatında hangi toplumun
zihniyetine yakınsın? Ehli Kitap’ın sapkınlığı mı, yoksa Ümmilerin yönsüzlüğü
mü hâkim? Kur’an bize bu soruyu soruyor. Bu bir tarih dersi değil, içsel bir
muhasebe çağrısı. Her insanın kendi kalbindeki Ümmi ya da sapkın yanlarını fark
etmesi gerekiyor.
Ebabil Kuşlarının Sembolizmi
Fil Suresi’nin başlangıcı bize dikkat çekici bir soru ile
geliyor:
“Rabb’inin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi?”
(Fil 105/1)
Bu soru doğrudan senin üzerine; sadece okuyup geçmen için
değil. Düşünsene: Hayatındaki engeller, planlarını altüst eden olaylar,
beklenmedik sonuçlar… Bunların hepsi birer “Fil sahipleri” örneği değil mi?
Kur’an burada bize şunu hatırlatıyor: İnsan kendi planlarını yapabilir ama
Allah, her şeyi kuşatan iradesiyle sonuçları belirler.
“Onların ‘tasarladıkları planlarını’ boşa çıkarmadı mı?”
(Fil 105/2)
Dikkat et, planlarımızın boşa çıkması bir ceza değil; bir
uyarı, bir hatırlatma olabilir. Sen ne zaman hayatında bir şeyin ters gittiğini
fark ettin? İşte o an, Allah sana “yeniden düşün, doğruya yönel” diyor. Ebabil
kuşlarının, pişmiş taşlarıyla dev orduları alt etmesi de buna bir semboldür: Kudret,
bazen en beklenmedik araçlarla işler.
“Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.”
(Fil 105/3)
“Onlara pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları atıyorlardı.” (Fil
105/4)
Burada mucize beklentisi yok. Kuşlar, taşlar, fiziksel
gerçekliğin ötesinde, hak ile batılın, iman ile inkârın çatışmasını
temsil ediyor. Bir bakıma Kur’an bize şunu söylüyor: “Kudret ve adalet bazen
küçük ama etkili yollarla tecelli eder.”
“Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.” (Fil
105/5)
Bu bir tarihsel olayı değil, sonuçların sembolüdür.
Büyük görünen güçler, Allah’ın izniyle savrulup yok olabilir. Sen, kendi
hayatında hangi kibirli engellerin bir anda anlamsız hâle geldiğini gördün? Bu,
Kur’an’ın geçmiş olaylardan çıkardığı derslerden biridir.
Ümmiler ve Nebi Muhammed’in Rolü
Nebi Muhammed’in önderliğinde şekillenen İslam toplumu,
Ümmiler içinden doğan bir ışık olarak Mekke’de belirdi. Kur’an bunu şöyle
anlatır:
“Böylece Biz sizi, insanlara şahid olmanız için orta bir
ümmet kıldık; Nebi de üzerinizde bir şahid olsun.” (Bakara 2/143)
Dur ve sor kendine: Sen hayatında, doğruya ve hakikate ışık
tutacak bir şahid olabilir misin? Yoksa çevrendeki olumsuzluklara kapılıp mı
gidiyorsun? Kur’an, sana sadece tarih anlatmıyor; sana sorumluluk veriyor.
Ebabil kuşları, pişmiş taşlar ve yenik ekin metaforu, Nebi
Muhammed’in önderliğinde oluşan İslam toplumunun hak ve batıl arasındaki
mücadelesini sembolize eder. Bu noktada mucize beklentisine gerek yok.
Önemli olan, Allah’ın kudretiyle küçük ve doğru olanın, büyük ve yanlış olana
galip gelmesidir.
Kur’an Bütünlüğünde Dersler
Kur’an’ın bütünlüğüne baktığımızda, Fil Suresi kıssasının
mantığı şöyle özetlenebilir:
- Planlar
ve Kudret: İnsan plan yapar, Allah sonuçları belirler (En’âm 6/17).
- Hak
ile Batılın Mücadelesi: Küçük güçler, doğru amaçla birleştiğinde büyük
sonuçlar doğurabilir (Bakara 2/249).
- İçsel
Muhasebe: Her zorluk, insanın kalbini ve iradesini sınar; sabır ve
tevekkül, doğru cevaptır (Bakara 2/153).
- Toplumsal
Dönüşüm: Ümmiler ve Ehli Kitap, doğru rehberlik ile birleşerek adaleti
ve hakkı tesis edebilir (Maide 5/5).
İçsel Muhasebe Çağrısı
Sevgili okur, burada dur ve düşün:
- Hayatında
hangi “Ebrehe ordusu” karşına çıktı ve planlarını bozdu?
- Hangi
kibirli güçler, yenik ekin yaprağı gibi savruldu?
- Kur’an’a
göre doğru yol, yalnızca kurallar ve emirler değil, kalbin rehberi ve
vicdanın pusulasıdır.
Kur’an bize Fil darb-ı meselini anlatırken mucizeyi ön plana
çıkarmaz; akıl ve vicdanı ön plana çıkarır. Ebabil kuşları, taşlar,
yenik ekin… Bunlar fiziksel olaydan çok manevi ve sosyal dersleri temsil
eder.
Toplumsal Barış ve Dinî Tamamlama
Nebi Muhammed döneminde İslam toplumu, farklı inançlardan
insanların barış içinde yaşadığı bir toplum örneği oldu:
“Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap
verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir.” (Maide
5/5)
Burada bir iç muhasebe yap: Sen, farklı inançlardan
insanlarla barışı ve anlayışı koruyabiliyor musun? Kur’an’ın mesajı açıktır:
Hak ve batıl, iman ve inkâr, geçmişte olduğu gibi bugün de bizim seçimlerimizle
şekillenir.
Sonuç: Kur’an Perspektifinde Fil Suresi
Fil Suresi bize şunu öğretir:
- İnsan
plan yapabilir ama sonuç Allah’ın iradesindedir.
- Hak,
batıl karşısında sabır ve doğru iradeyle galip gelir.
- Toplumun
dönüşümü, rehberlik ve ilahi mesajla mümkündür.
- Zorluklar
ve engeller, manevi birer sınavdır ve her zaman insanın iç muhasebesine
davet eder.
Dur ve düşün: Ebabil kuşları sadece geçmişte olmadı.
Hayatında da küçük ama etkili işaretler, seni doğru yola yönlendirmek için
vardır. Kur’an, bu işaretleri görmeni ve içsel muhasebeni yapmanı ister. Ve
hatırla: Allah, hak için çabalayanların yanındadır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com