BÜYÜKLÜK SADECE O’NA AİTTİR: ALLAHUEKBER’İN HAKİKATİ

 BÜYÜKLÜK SADECE O’NA AİTTİR: ALLAHUEKBER’İN HAKİKATİ

Bazı kelimeler vardır ki insan onları ömrü boyunca binlerce kez söyler. O kadar sık tekrar edilirler ki zamanla anlamları zihinde sıradanlaşmaya başlar. Fakat bu sıradanlaşma kelimenin değerinden değil, insanın alışkanlığından kaynaklanır. "Allahuekber" ifadesi de böyledir.

Günde defalarca duyulur, namazlarda tekrar edilir, ezanlarda yankılanır. İnsan sevinince de söyler, korkunca da söyler. Fakat hiç durup düşündük mü? Bu söz gerçekten ne anlatıyor?

Kur’an’ın tevhid anlayışı açısından baktığımızda bu ifade yalnızca bir zikir veya bir ibadet cümlesi değildir. Aynı zamanda insanın Allah tasavvurunu şekillendiren temel ifadelerden biridir. Çünkü bu sözün merkezinde "büyüklük" kavramı vardır. Peki büyüklük nedir? Allah’ın büyüklüğü nasıl anlaşılmalıdır? Ve neden Kur’an büyüklüğü yalnızca Allah’a nispet etmektedir? Bu soruların cevabı bizi tevhidin özüne kadar götürür.

Kur’an’da Büyüklük Kavramı
İnsan dünyasında büyüklük denildiğinde akla genellikle güç, makam, servet veya fiziksel büyüklük gelir. Bir dağ büyük olabilir. Bir okyanus büyük olabilir. Bir devlet güçlü ve büyük görülebilir. Fakat bunların hepsi sınırlıdır. Bir dağ başka bir dağdan daha büyük olabilir. Bir devlet başka bir devletten daha güçlü olabilir. Bir insan başka bir insandan daha zengin olabilir. Yani insanların kullandığı büyüklük kavramı daima kıyas içerir. Kur’an ise Allah için kullanılan büyüklüğün bundan tamamen farklı olduğunu bildirir.
“Gaybı da görüleni de bilendir. O, çok büyüktür, çok yücedir.”
(Ra’d, 13/9)
Bu ayette Allah kendisini "el-Kebîr" olarak tanıtır. Buradaki büyüklük, hacim veya ölçüyle ilgili değildir. Kudretin, otoritenin, ilmin ve hükümranlığın mutlak oluşunu ifade eder. İnsan büyüklüğü kazanabilir. Allah ise büyüklüğün sahibidir. İnsan güçlü olabilir. Allah ise bütün güçlerin kaynağıdır. Aradaki fark işte buradadır.

El-Kebîr: Mutlak Büyüklüğün Sahibi
Kur’an’da geçen "el-Kebîr" ismi, Allah’ın büyüklüğünün hiçbir sınır tanımadığını gösterir. İnsan ne kadar bilgi sahibi olursa olsun bilmedikleri vardır. Ne kadar güçlü olursa olsun güçsüz kaldığı anlar vardır. Ne kadar zengin olursa olsun kaybetme ihtimali vardır. Allah hakkında ise böyle bir eksiklik düşünülemez. Bu nedenle Kur’an büyüklüğü yalnızca Allah’a ait bir özellik olarak sunar.
“O, yücedir, büyüktür.”
(Bakara, 2/255)
Ayetin sonunda gelen bu ifade aslında insana önemli bir ders verir. Kendini büyük gören herkes sınırlıdır. Gerçek büyüklük ise sınır kabul etmeyendir.

İşte bu nedenle Kur’an’da Firavunlar, Nemrutlar ve diğer zorba yöneticiler eleştirilirken onların en büyük hatası kendilerini büyütmeleri olarak gösterilir.

Çünkü insanın kendisini büyütmesi, Allah’a ait olan bir niteliği sahiplenmeye kalkışmasıdır.

El-Aliyy: Her Şeyin Üzerinde Olan
Kur’an’da Allah’ın büyüklüğünü anlatan bir başka isim de "el-Aliyy"dir. Bu isim Allah’ın üstünlüğünü ve aşkınlığını ifade eder. O hiçbir şeye benzemez. Hiçbir varlık O’nunla aynı düzlemde değerlendirilemez.
Kur’an bunu şöyle açıklar:
“O'nun benzeri hiçbir şey yoktur.”
(Şûrâ, 42/11)
Bu ayet çok önemli bir gerçeği öğretir. Kıyas ancak benzerler arasında yapılır. İki insan karşılaştırılabilir. İki dağ karşılaştırılabilir. İki devlet karşılaştırılabilir. Fakat Allah hiçbir şeye benzemediği için O'nun büyüklüğü de hiçbir büyüklükle kıyaslanamaz. İşte bu nedenle Allah’ın büyüklüğü sayılamaz, ölçülemez ve sınıflandırılamaz.

Allahuekber Ne Demektir?
Günümüzde birçok kişi "Allahuekber" ifadesini doğrudan "Allah en büyüktür" şeklinde tercüme etmektedir.

Bu çeviri yaygın olmakla birlikte bazı insanların zihninde şu sorunun oluşmasına sebep olabilmektedir: "Eğer Allah en büyükse, daha küçük de olsa başka büyükler mi vardır?" Kur’an’ın tevhid anlayışı açısından meseleye baktığımızda büyüklüğün bölünebilir bir özellik olmadığı görülür. Çünkü Allah'ın büyüklüğü başka büyüklüklerle aynı kategoride değildir. Bu nedenle "Allahuekber" ifadesini anlamaya çalışırken şu manaları düşünmek daha açıklayıcı olabilir: Allah mutlak büyüktür. Büyüklük yalnız O’na aittir. Gerçek büyüklüğün sahibi yalnız O’dur. Hiçbir güç O’nun gücüyle kıyaslanamaz. Tek büyüktür. Bu anlamlar tevhid anlayışına daha uygun bir bakış açısı sunar.

Tekbirin Kur’an’daki Temeli
Kur’an doğrudan Allah’ı büyütmeyi emreder.
“Rabb’ini tekbir et.”
(Müddessir, 74/3)
Bu ayet son derece dikkat çekicidir. Çünkü Allah insanlardan yalnızca O’nu anmalarını değil, O’nun büyüklüğünü bilinçlerinde canlı tutmalarını istemektedir. İnsan Allah’ın büyüklüğünü unuttuğunda dünyanın büyüklüğüne teslim olur. Makam büyük görünmeye başlar. Para büyük görünmeye başlar. İnsanlar büyük görünmeye başlar. Korkular büyük görünmeye başlar. Oysa Allah’ın büyüklüğü kalpte yerleştiğinde diğer bütün büyüklükler gerçek yerlerine oturur.

Tekbir ve Tevhid İlişkisi
Tekbir aslında tevhidin günlük hayattaki ilanıdır. Düşün... Bir insanın karşısında büyük bir sorun çıktığında ne hisseder? Sorun gözünde büyüdükçe cesareti azalır. Korkusu artar. Ümidi küçülür. Fakat Allah’ın büyüklüğünü hatırladığında dengeler değişir. Sorun aynı sorundur. Fakat artık sorun Allah’tan büyük değildir. İşte tekbirin insana kazandırdığı bilinç budur. Bu yüzden Kur’an'da müminlerin Allah’a güvenmeleri sürekli vurgulanır.
“Kim Allah’a dayanıp güvenirse O ona yeter.”
(Talâk, 65/3)
Allah’ın büyüklüğünü gerçekten kavrayan bir insan, hayatındaki olaylara da farklı bakmaya başlar. Çünkü artık merkezde insanlar değil Allah vardır.

Nebi İbrahim’in Teslimiyeti ve Büyüklük Bilinci
Kur’an’da büyüklük bilincinin en güzel örneklerinden biri Nebi İbrahim'dir.
Toplumunun putlarını, geleneklerini ve baskılarını karşısına alabilmesinin sebebi fiziksel gücü değildi. Onun gücü Allah’ın büyüklüğünü kavramış olmasından kaynaklanıyordu. İnsanların büyük gördüğü şeyler onun gözünde küçülmüştü. Çünkü Allah’ın büyüklüğü kalbine yerleşmişti. Tevhid tarihine baktığımızda bütün nebilerin ortak özelliği budur. Onlar insanlardan korkmamışlardır. Çünkü Allah’ın büyüklüğü karşısında insanların gücü anlamını yitirmiştir.

Büyüklük Kime Aittir?
Kur’an bu sorunun cevabını çok net verir:
“Büyüklük O’nundur.”
(Câsiye, 45/37)
Bu ayet tevhidin özeti gibidir. İnsan güç sahibi olabilir ama büyüklüğün sahibi değildir. İnsan makam sahibi olabilir ama büyüklüğün sahibi değildir. İnsan servet sahibi olabilir ama büyüklüğün sahibi değildir. Çünkü bütün bunlar geçicidir. Allah’ın büyüklüğü ise ezelîdir ve ebedîdir.

Sonuç
"Allahuekber" sadece dilde söylenen bir ifade değildir. O, insanın dünya görüşünü belirleyen bir bilinç cümlesidir. Bu söz her tekrar edildiğinde insan kendisine şunu hatırlatır: Dünyadaki hiçbir güç mutlak değildir. Hiçbir otorite sonsuz değildir. Hiçbir korku Allah’tan büyük değildir. Hiçbir umut Allah’ın rahmetinden daha büyük değildir. Bu yüzden tekbir, yalnızca bir söz değil; bir bakış açısıdır. İnsan gerçekten "Allahuekber" dediğinde, Allah’ın büyüklüğünü ilan etmekten önce kendi kalbindeki sahte büyüklükleri yıkmaya başlar. Ve o zaman anlar ki büyüklük paylaştırılan bir şey değildir.

Mutlak büyüklük yalnız Allah’a aittir.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

  BÜYÜKLÜK SADECE O’NA AİTTİR: ALLAHUEKBER’İN HAKİKATİ Bazı kelimeler vardır ki insan onları ömrü boyunca binlerce kez söyler. O kadar sık...