"SEN OLMASAYDIN ÂLEMLERİ YARATMAZDIM" SÖZÜ VE KUR’AN’IN ÖLÇÜSÜ
Dinî
düşüncede zamanla yaygınlaşan bazı sözler vardır ki, insanlar onları o kadar
sık tekrar ederler ki sonunda Kur’an’da veya güvenilir kaynaklarda gerçekten
var olup olmadıklarını sorgulamaz hale gelirler. Bunlardan biri de meşhur
"Levlake" sözüdür:"Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım."
Bu söz,
yüzyıllardır Nebi Muhammed’e duyulan sevginin bir ifadesi olarak
kullanılmıştır. Ancak bir sözün güzel görünmesi, onun doğru olduğu anlamına
gelmez. Mümin için ölçü insanların hoşuna giden sözler değil, Allah’ın
kitabıdır.
Kur’an’a
baktığımızda Allah’ın evreni neden yarattığı konusunda açık açıklamalar
buluruz. Zâriyât suresinde şöyle buyurulur:
"Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye
yarattım."
(Zâriyât, 51/56)
Dikkat edilirse ayette yaratılışın sebebi bir kişi değil, kulluktur. Allah,
yaratılışın amacını açıkça kendisi açıklamaktadır. Eğer evrenin yaratılış
sebebi Nebi Muhammed olsaydı, bunu bildirmeye en layık kaynak Kur’an olurdu.
Fakat Kur’an’ın hiçbir yerinde böyle bir ifade yoktur. Aksine Kur’an, Nebi
Muhammed’in konumunu açık ve dengeli bir şekilde tanımlar:
"De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana ilahınızın tek bir ilah
olduğu vahyediliyor."
(Kehf, 18/110)
"Muhammed
ancak bir resuldür."
(Âl-i İmrân, 3/144)
Bu ayetler, elçinin
değerini azaltmaz; tam tersine onun gerçek konumunu ortaya koyar. O, Allah’ın
seçtiği bir kul ve elçidir. Ancak yaratılışın sebebi, ortağı veya ilahlık
özelliklerinden herhangi birine sahip değildir.
Levlake
sözüne gelince, hadis âlimlerinin önemli bir kısmı bu sözün sahih olmadığını,
hatta uydurma olduğunu belirtmiştir. Yani bu sözün Nebi Muhammed tarafından
söylendiğine dair güvenilir bir delil bulunmamaktadır.
Benzer
Anlatılar Barnabas İncili'nde de Bulunmaktadır
Kur’an’da evrenin
Nebi Muhammed için yaratıldığına dair hiçbir ifade bulunmaz. Buna rağmen bu
düşüncenin benzerleri, Hristiyan dünyasında kabul görmeyen ve apokrif bir metin
olan Barnabas İncili içinde karşımıza çıkar. Örneğin Barnabas İncili'nin
39. bölümünde Adem'in gökte parlayan bir yazı gördüğü anlatılır. Bu yazıda
"La ilahe illallah Muhammedun Resulullah" ifadesinin yer aldığı
söylenir. Devamında Allah'ın Adem'e hitaben her şeyi Muhammed'in hatırı için yarattığı
ifade edilir. Bir bölümünü aldığım gibi paylaşıyorum:
“Âdem ayağa kalktığında gökyüzünde güneş gibi parıldayan bir yazı gördü.
Yazıda şöyle okunuyordu: "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah"
(Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun elçisidir).
Bunun
üzerine Âdem ağzını açıp dedi ki: "Sana şükrederim Rabbim Allah'ım, beni
yaratma lütfunda bulundun. Fakat yalvarırım bana söyle; bu gördüğüm 'Muhammed
Resûlullah' sözünün manası nedir? Benden önce başka bir insan mı
yaratıldı?"
Allah
cevap verdi: "Hoş geldin kulum Âdem! Sana derim ki, sen yarattığım ilk
insansın. Fakat o gördüğün kişi, senden çok sonra dünyaya gelecek ve Benim
elçim olacak olan oğlundur (soysal anlamda kulundur). Her şeyi O'nun hatırı
için yarattım. O geldiğinde dünyaya ışık saçacaktır. O'nun ruhu, evren
yaratılmadan altmış bin yıl önce göksel yüceliğe konulmuştu."
Âdem
Allah'a yakardı: "Ya Rab, bu sözleri ne olur elimin tırnaklarına
yaz." Allah bu yazıyı böylece ilk insana bahşetti; sağ elin başparmağında
"Lâ ilâhe illallah", sol elin başparmağında ise "Muhammedün
Resûlullah" yazılıdır.»”
Yine 41.
bölümde Adem'in cennetin kapısında aynı ifadeyi gördüğü ve: "Gel ey
Muhammed, bizi bu sıkıntıdan kurtar." şeklinde seslendiği
anlatılır.
Bu anlatılar
Kur’an’da bulunmamaktadır. Kur’an’a göre Adem, tevbesini doğrudan Allah’a
yöneltmiş ve Allah da onun tevbesini kabul etmiştir:
"Bunun
üzerine Adem Rabb’inden birtakım kelimeler aldı; Allah da onun tevbesini kabul
etti." (Bakara, 2/37)
41. Bölümden de bir alıntı yapalım:
“«Allah kendisini onlardan (günah işleyen Âdem ve Havva'dan) gizledi. Melek
Mihail onları cennetten kovdu.
Melek
Mihail, Âdem'i cennetin dışına doğru sürerken Âdem dönüp geriye baktı ve cennet
kapısının üzerinde şu yazının yazılı olduğunu gördü: "Lâ ilâhe illallah
Muhammedün Resûlullah".
O zaman
Âdem hıçkıra hıçkıra ağladı ve dedi ki: "Ümit ederim ki Allah, Muhammed'i
kısa zamanda gönderir. Gel ey Muhammed! Gel ve bizi bu sıkıntıdan, bu utançtan
kurtar! Rabbine bizim için yalvar!" “
Barnabas
İncili'ndeki bu anlatılar, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan bazı dinî ve
mistik düşüncelerle benzerlik göstermektedir. Bu benzerlik, "Muhammed için
yaratılış" fikrinin kaynağının Kur’an olmadığını göstermesi bakımından
önemlidir.
Mümin için
ölçü, sonradan ortaya çıkan rivayetler veya apokrif metinler değil, Allah'ın
koruması altındaki kitaptır. Bir düşüncenin doğruluğu, eski bir kitapta
bulunmasıyla değil, Kur’an tarafından desteklenmesiyle anlaşılır.
Nebi
Muhammed’i sevmek elbette imanın bir parçasıdır. Ancak onu sevmek, ona ait
olmayan sözleri ona isnat etmek değildir. Gerçek sevgi, onun getirdiği vahye
bağlı kalmak ve Allah’ın çizdiği sınırları korumaktır.
Bu nedenle
"Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım" sözü Kur’an’ın öğretisiyle desteklenmeyen,
güvenilir bir dayanağı bulunmayan bir rivayet olarak görülmelidir. Kur’an’ın
ortaya koyduğu hakikat ise açıktır: Allah yaratılışın sahibidir, yaratılışın
amacını da kendisi belirlemiştir. Nebi Muhammed ise bu hakikati insanlara
ulaştırmakla görevli olan Allah’ın kulu ve elçisidir.
Gerçek olan
Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve
esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com