HADİSLERİN SAHİHLİĞİ KUR’AN’A SUNULARAK ANLAŞILIR

 HADİSLERİN SAHİHLİĞİ KUR’AN’A SUNULARAK ANLAŞILIR

Kur’an’ın yeterliliği konusu konuşulduğunda en çok gündeme gelen meselelerden biri hadislerdir. Çünkü birçok insan, dinin temel kaynağının Kur’an mı yoksa Kur’an ile birlikte hadis kitapları mı olduğu sorusuna farklı cevaplar vermektedir.

Öncelikle şu gerçeği görmek gerekir: Hadis kitaplarını oluşturan âlimlerin kendileri bile kendilerine ulaşan rivayetlerin çok büyük kısmını kabul etmemiştir. Ellerine geçen yüz binlerce rivayeti incelemiş, büyük bölümünü güvenilir bulmamış ve kitaplarına almamışlardır.

Hadis Derleyeni

Ulaştığı Rivayet Sayısı

Kitabına Aldığı Rivayet Sayısı

Reddettiği Oran

Buhari

600.000

2.762

%99,54

Müslim

300.000

4.348

%98,55

Tirmizi

300.000

3.115

%98,96

Ebu Davut

500.000

4.800

%99,04

İbn Mace

400.000

4.000

%99,00

Nesai

200.000

4.321

%97,84

Toplam

2.300.000

23.346

%98,98

Bu tablo dikkatle incelendiğinde önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: Madem rivayetlerin yaklaşık %99'u güvenilir bulunmamış ve reddedilmiştir, o halde geriye kalan %1'in tamamen doğru olduğundan nasıl emin olunacaktır?

İşte burada ölçü devreye girer. Kur’an’a göre hak ile batılı ayıran nihai ölçü Allah’ın kitabıdır. Bir sözün doğru olup olmadığı, Allah’ın vahyiyle karşılaştırılarak anlaşılır.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“İşte şunlar, Allah’ın sana bir amaç ile tilavet etmekte olduğu ayetleridir. Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar ki!”
(Casiye, 45/6)

Bu ayet, müminin öncelikli başvuru kaynağının Allah’ın ayetleri olması gerektiğini göstermektedir.

Kütüb-i Sitte Müellifleri Ve Tarihi Gerçek
Hadis literatürünün en meşhur eserleri olan Kütüb-i Sitte, Nebi Muhammed'in yaşadığı dönemde yazılmamıştır. Bu eserlerin müellifleri, Nebi Muhammed'in vefatından yaklaşık iki asır sonra yaşamış kişilerdir.

İmam Buhari (810-868), İmam Müslim (821-875), İmam Ebu Davut (817-889), İmam Tirmizi (824-892), İmam Nesai (829-915), İmam İbn Mace (824-887)

Nebi Muhammed ise: Doğum: 571. Vefat: 632 .

Bu tarihleri yan yana koyduğumuzda, hadis kitaplarının Nebi'nin vefatından uzun yıllar sonra derlendiği açıkça görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu âlimlerin hangi milletten olduğu değil, aktardıkları bilgilerin doğruluğudur. Çünkü doğruluk soyla, kavimle veya coğrafyayla belirlenmez. Bir sözün değeri, deliliyle ölçülür.

Bu nedenle mesele, “Kim söyledi?” sorusundan önce “Söylenen şey Allah’ın kitabına uygun mu?” sorusudur.

Hadislerin Ölçüsü Nedir?
Bir kuyumcuya farklı madenler götürüldüğünde hepsini aynı terazide tartar. Altın da aynı terazide tartılır, gümüş de. Dini konularda da terazi Kur’an’dır.Bir rivayet:

Kur’an’a uygunsa kabul edilebilir, Kur’an’a aykırıysa reddedilir. hükmünü değiştiremez. Kur’an’ın eksik bıraktığı iddiasında bulunamaz. Çünkü Allah kitabını şöyle tanıtmaktadır:
“Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
(En’am 6/38)

Ve yine:
“Sana bu kitabı her şey için bir açıklama, bir hidayet, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.”
(Nahl 16/89)
Eğer Allah kitabını hidayet için yeterli görüyorsa, kulların da öncelikle ona yönelmesi gerekir.

Allah Kuluna Yeterli Değil Mi?
Kur’an boyunca Allah, kullarını doğrudan kendisine yönlendirmektedir.
“Allah kuluna kâfi değil mi?”
(Zümer 39/36)
“De ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na güvenip dayanırım.”
(Zümer 39:38)
Allah; dosttur, yardımcıdır, vekildir, şahittir, koruyucudur ve hidayet verendir. Kur’an da O'nun insanlığa gönderdiği rehberdir.

Bu nedenle bir mümin, din adına duyduğu her sözü önce Allah’ın kitabına arz etmek zorundadır. Çünkü hesap gününde insanların kitaplarından değil, Allah’ın indirdiği vahiyden sorgulanacağız.

Asıl Tartışma Nedir?
Bugün bazı insanlar, hadis kitaplarındaki herhangi bir rivayeti eleştirmeyi veya Kur’an’a arz etmeyi “hadis inkârcılığı” olarak nitelemektedir. Oysa hadis âlimlerinin kendileri de kendilerine ulaşan rivayetlerin büyük çoğunluğunu reddetmiştir. Demek ki rivayetleri sorgulamak yeni bir davranış değildir. Asıl mesele şudur: Dinde son söz kime aittir? Allah’a mı, insanlara mı?

Kur’an’a iman edenler için cevap açıktır. Allah’ın kitabı hakemdir. Rivayetler ise ancak bu hakemin onayından geçtikleri ölçüde değer taşır. Kur’an varken, din adına gerekli olan temel ölçü elimizdedir. Bu sebeple mümin, inancını insanların sözleri üzerine değil, Allah’ın korunmuş kitabı üzerine kurmalıdır.

Kur’an’ın çağrısı açıktır: Önce Allah’ın ayetlerine sarılmak, sonra duyulan her sözü o ayetlerin ışığında değerlendirmek. Hakikati arayanların yolu da budur.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.comFormun Üstü

Formun Altı

 

  DİN GÜNÜNDE İNKÂRCILARIN YERLE BİR OLMA İSTEĞİ Dünya hayatı insana uzun gibi görünür. İnsan planlar yapar, gelecek kurar, kendisini güçl...