KUR'AN'IN BÜTÜNLÜĞÜ VE DEĞİŞMEZ SÜNNETULLAH

 KUR'AN'IN BÜTÜNLÜĞÜ VE DEĞİŞMEZ SÜNNETULLAH

Zihnini tüm ön yargılardan, geleneksel kabullerden ve sana dikte edilen kalıplardan arındırarak Kur'an'ın sayfalarını açtığında ne görüyorsun? Karşında birbiriyle çelişen mesajlar yığını mı var, yoksa kusursuz bir mimari gibi birbirini destekleyen muazzam bir bütünlük mü? Maalesef bugün pek çok insan, satır aralarında kaybolduğu için büyük resmi göremiyor ve Kur'an'da çelişkiler olduğu yanılgısına düşüyor. Oysa Allah’ın kelamı, kendi içinde birbiriyle konuşan, birbirini açıklayan ve asla ters düşmeyen bir bütündür.

Düşün ki bir sarayın sadece tek bir tuğlasına bakarak tüm mimari hakkında hüküm verebilir misin? İşte Kur'an ayetlerini de birbirinden kopararak, bütünlüğü göz ardı ederek okuduğumuzda kendi zihnimizde çelişkiler üretmeye başlarız. Bu durum özellikle ilk bakışta anlamı kapalı veya çok anlamlı gelen müteşabih ayetlerde karşımıza çıkıyor.

Müteşabih Ayetlerin Doğru Anlaşılması ve Çelişki İllüzyonu
Peki, nedir bu müteşabih ayetler? Neden bazı anlatımlar bize çelişkili gibi gelir? Allah, mesajını insanoğlunun sınırlı algısına aktarırken semboller, benzetmeler ve çok boyutlu ifadeler kullanır. Eğer biz bu ifadeleri Kur'an’ın ana omurgasını oluşturan, apaçık ve kesin hükümlü muhkem ayetlerin ışığında okumazsak, yanlış yollara sapmamız kaçınılmaz olur.
“O, sana Kitab'ı indirendir. Onun bir kısmı muhkem ayetlerdir ki onlar Kitab'ın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için onun müteşabih olanının peşine düşerler. Oysa onun tevilini yalnızca Allah bilir. İlimde derinleşenler ise: 'Biz ona inandık, hepsi Rabb’imiz katındandır' derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.”

(Âl-i İmrân, 3/7)
Hiç fark ettin mi, kalbinde hastalık olanlar ayetleri cımbızlayarak nasıl da kendi ideolojilerine zemin hazırlamaya çalışıyorlar? Kur'an’ı bir bütün olarak ele almadığında, bir ayeti alıp diğerinin karşısına diktiğinde aslında Allah’ın muradını değil, kendi zannını kutsamış olursun. Doğru yöntem, müteşabih olanı muhkem olanın hakemliğinde anlamaya çalışmaktır. Çünkü Kur'an, kendi kendini açıklayan benzersiz bir kitaptır.

Allah'ın Değişmez Yasası: Sünnetullah
Kur'an bütünlüğünün en sarsılmaz sütunlarından biri de hiç şüphesiz Sünnetullah yani Allah'ın evrende ve insanlık tarihinde geçerli olan değişmez yasalarıdır. Fizikte yerçekimi yasası neyse, toplumsal ve ahlaki alanda da Allah'ın yasaları odur. Kur'an'da hiçbir anlatım, hiçbir kıssa veya mucize anlatımı bu sünnetullaha ters düşemez. Eğer düşerse, Allah'ın kendi koyduğu kuralları çiğnediği gibi tehlikeli ve tutarsız bir sonuca varırız ki bu asla mümkün değildir.

“Onlar yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tezgahlayarak sarsılmaz bir yeminle yemin etmişlerdi. Oysa kötü tuzak, sadece sahibini kuşatır. Onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.”
(Fâtır, 35/43)
Şöyle bir durumla karşılaşsan: Birisi sana gelip doğanın tüm kurallarına, mantığa ve insan fıtratına aykırı bir şey anlatsa ve bunu dine dayandırsa ne yaparsın? Kur'an merkezli düşünen bir akıl, hemen Sünnetullah filtresini devreye sokar. Allah'ın vaadinde ve yasalarında hiçbir değişme göremezsin. Kur'an'daki bazı edebi ve sembolik anlatımları düz mantıkla okuyup evrenin yasalarıyla çelişir hale getirenler, ne yazık ki Allah'ın değişmez yasalarını kendi elleriyle değiştirmeye kalkışıyorlar. Allah'ın sözünün üzerine söz söylemekten daha tehlikeli ne olabilir?

Nebi ve Resullerin Sünnetullaha Uyumu
Bizler elçileri hayatın dışına itilmiş, insanüstü varlıklar gibi görme eğilimindeyiz. Oysa Kur'an'ın bize tanıttığı Nebi ve Resuller, Allah'ın yasalarına en titiz şekilde uyan, vahyin çizdiği sınırların dışına asla çıkmayan örnek şahsiyetlerdir. Bir Resul, kendisine indirilen vahyi eğip bükemez, sünnetullaha aykırı bir pratik sergileyemez veya dinde kendi kafasına göre kurallar koyamaz.
“Onlara ayetlerimiz apaçık birer belge olarak okunduğu zaman, bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: 'Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir.' De ki: 'Onu kendi nefsimin öngörmesiyle değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb’ime isyan edersem, gerçekten büyük bir günün azabından korkarım.'”

(Yûnus, 10/15)
Görüyor musun elçinin duruşundaki netliği? "Ben yalnızca bana vahyolunana uyarım" diyor. Eğer Nebi bile vahye bu denli teslim olmuşken, bizler nasıl olur da rivayetlerin, mezhep görüşlerinin veya kişisel yorumların Kur'an ayetlerini nesh ettiğini, yani hükmünü kaldırdığını iddia edebiliriz? Kur'an'da çelişki görenler, aslında kafalarındaki beşeri din algısı ile vahyin duru gerçeği arasında sıkışıp kalanlardır. Kur'an'ı yine Kur'an'la anlama gayretine girdiğinde, tüm taşların yerine oturduğunu göreceksiniz.

Sonuç Yerine: Okuyucuya Çağrı
Şimdi arkana yaslan ve derin bir nefes alarak tekrar düşün. Bugüne kadar sana çelişkili gibi gelen, anlamlandırmakta zorlandığın ayetleri hangi gözlükle okumuştun? Mezhep kabulleriyle mi, yüzyıllık rivayet mirasıyla mı, yoksa Kur'an’ın kendi bütünlüğüyle mi? Unutma, Allah’ın kelamında tutarsızlık yoktur; tutarsızlık, onu parçacı bir yaklaşımla okuyan insanoğlunun zihnindedir. Sünnetullahı merkeze alarak, her ayeti ait olduğu büyük resmin içine yerleştirerek okumaya başladığında, Kur'an'ın kalbine giden o aydınlık yolu da keşfetmiş olacaksın.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

  DOĞRU YOL, ALLAH’IN RIZASI, SAPMA VE İYİLİK DENGESİ Doğru Yolun Anlamı Kur’an’da “doğru yol” sadece bir yön değil, insanın hayatını All...