KUR’AN’IN LAFZI MI, ANLAMI MI?
İnsanları aldatmanın en kolay yollarından biri, doğru
sözleri yanlış amaçlar için kullanmaktır. Tarih boyunca bunun sayısız örneği
yaşanmıştır. Hatta bazen hakikat adına ortaya çıkanlar bile hakikatin kendisini
değil, onun görüntüsünü kullanmışlardır. Din alanında da benzer bir durum
vardır. Kur’an’ın sözlerini okumak başka, Kur’an’ın ne söylediğini anlamak
başkadır.
Kur’an’ın lafzı, yani kelimeleri ve seslendirilmesi insanı
etkileyebilir. Güzel bir okuyuş dinleyen kişi duygulanabilir, gözyaşı
dökebilir, kalbi yumuşayabilir. Bunlar değerli duygulardır. Ancak Kur’an’ın
asıl amacı sadece duygulandırmak değildir. Kur’an insanı düşündürmek,
uyandırmak ve hayatını değiştirmek için indirilmiştir.
Bu yüzden Kur’an’ın anlamı görüldüğünde birçok yanlış inanç
ve alışkanlık sorgulanmaya başlanır. Çünkü anlam doğrudan akla hitap eder.
İnsan, ayetlerin ne söylediğini anladığında artık duyduğu her sözü sorgulamaya
başlar.
Bakara Suresi’nde Rabbimiz şöyle buyurur:
“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiği zaman, ‘Hayır, biz
atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler. Ya ataları hiçbir şey
anlamamış ve doğru yolu bulamamış idiyse?”
(Bakara, 2/170)
Bu ayetin sadece Arapça okunuşunu dinleyen kişi etkilenebilir. Fakat anlamını
düşündüğünde şu soruyla karşılaşır: “Ben inandıklarımı gerçekten araştırıyor
muyum, yoksa bana öğretilenleri sorgulamadan mı kabul ediyorum?”
İşte Kur’an’ın dönüştürücü gücü burada ortaya çıkar. Kur’an
insanı sürekli düşünmeye çağırır. Hakikati kişilerde, geleneklerde veya
kalabalıklarda değil, Allah’ın vahyinde aramaya yönlendirir. Çünkü doğru yolun
kaynağı odur.
Rabbimiz şöyle buyurur:
“Şüphesiz bu Kur’an en doğru yola iletir.”
(İsra, 17/9)
Bu ayetin anlamını kavrayan kişi, kurtuluşu insanlarda değil Kur’an’ın
rehberliğinde aramaya başlar. Artık hayatını şekillendiren ölçü, insanların
sözleri değil Allah’ın ayetleri olur.
Kur’an’ın anlamı üzerinde düşünen bir insan, emeğin ve
sorumluluğun değerini de öğrenir. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurur:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
(Necm, 53/39)
Bu ayeti anlayan kişi, başkasının kendisini kurtaracağı düşüncesinden
uzaklaşır. Kendi tercihleriyle yaşayacağını ve sonuçlarına da kendisinin
katlanacağını bilir. Çünkü Kur’an, insanı sorumluluk sahibi bir birey olarak
yetiştirir.
Aynı şekilde Allah’ın kullarına ne kadar yakın olduğunu da öğretir:
“Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.”
(Hadid, 57/4)
Bu ayetin anlamı üzerinde düşünen bir insan şunu fark eder: Allah bana şah
damarımdan daha yakınsa, benimle her an beraberse, neden O’nun dışında aracılar
arayayım? Neden yardım umudumu insanlara bağlayayım?
Kur’an’ın mesajı insanı doğrudan Rabb’ine yöneltir. Kulu
kula bağımlı hale getirmez. Tam tersine, kulun yalnızca Allah’a güvenmesini
öğretir. Belki de bu yüzden Kur’an’ın anlamını bilen insanlar yönlendirilmesi
zor insanlardır. Çünkü onlar duydukları her sözü ayetlerin ölçüsüne vururlar.
Bir iddia duyduklarında, “Bunun Kur’an’daki delili nedir?” diye sorarlar. Bir
öğretiyle karşılaştıklarında, “Bu Allah’ın kitabıyla uyumlu mu?” diye
araştırırlar.
Rabb’imiz bu konuda da bizi uyarmaktadır:
“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi
var?” (Muhammed, 47/24)
Dikkat edilirse ayette Kur’an’ı okumak değil, Kur’an üzerinde düşünmek
emredilmektedir. Çünkü düşünmeyen bir zihin kolay yönlendirilir; düşünen bir
zihin ise hakikati arar.
Kur’an insanları kandırmak için değil, kandırılmış insanları
uyandırmak için gönderilmiştir. İnsanları sömürmek için değil, özgürleştirmek
için indirilmiştir. İnsanları kişilere bağımlı hale getirmek için değil,
yalnızca Allah’a kul olmaya çağırmak için gelmiştir.
Bu nedenle Kur’an’ı sadece ses olarak değil, mesaj olarak da
dinlemeliyiz. Sadece tilavetini değil, rehberliğini de hayatımıza taşımalıyız.
Çünkü Kur’an’ın lafzı kulaklara ulaşır; fakat anlamı kalpleri ve hayatları
değiştirir. İşte gerçek dönüşüm de burada başlar.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com