ALLAH'IN NEBİLERİ BİRBİRİNE ÜSTÜN KILMASI NE ANLAMA GELİR?

 ALLAH'IN NEBİLERİ BİRBİRİNE ÜSTÜN KILMASI NE ANLAMA GELİR?

Kur'an'ı okurken bazı ayetler ilk bakışta insanı düşündürür. Bunlardan biri de Allah'ın nebilerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldığını bildiren ayetlerdir. Peki bu üstünlük neyin üstünlüğüdür? Allah, nebileri değer bakımından mı birbirinden ayırmıştır, yoksa burada anlatılmak istenen başka bir hakikat mi vardır?

Kur'an'ın bütünlüğüne baktığımızda cevabı yine Kur'an verir. Çünkü Allah, bir taraftan nebilerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldığını bildirirken, diğer taraftan bütün elçilere ayrım yapmadan iman edilmesini emreder. Demek ki burada anlatılan üstünlük, insanların birbirini yüceltmesi veya bir nebinin diğerinden daha değerli görülmesi değildir. Üstünlük; verilen görev, taşınan sorumluluk, gösterilen örneklik ve Allah'ın lütfettiği özel özelliklerle ilgilidir.

Kur'an, hiçbir zaman nebileri yarıştırmaz. Onları, insanlığın önüne farklı yönleriyle örnek olarak koyar.
" İşte şu elçilerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kılmıştık. Allah onlardan bir kısmına konuşmuş, bazılarını da derecelerini yükseltmiştir..."
(Bakara, 2/253)
Ayet dikkatle okunduğunda üstünlüğün kaynağının Allah olduğu görülür. Hiçbir nebi bu üstünlüğü kendi çabasıyla elde etmiş değildir. Hepsi Allah'ın seçimi, görevlendirmesi ve lütfudur.
Bu nedenle burada övülen kişiler değil, Allah'ın hikmetidir.

Nebiler Aynı Davetin Taşıyıcılarıdır
Allah bütün nebileri aynı hakikati insanlara ulaştırmak için göndermiştir. Zamanlar değişmiştir, toplumlar değişmiştir, insanların sorunları değişmiştir; fakat davet değişmemiştir. Hepsi insanları yalnızca Allah'a kulluğa çağırmıştır.
İşte bunun için müminlerin tavrı da açıkça belirtilmiştir.
"Elçi, Rabb’i tarafından kendisine indirilene iman etti; müminler de iman ettiler. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine iman ettiler. 'O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız.' dediler..."
(Bakara, 2/285)
Düşün… Eğer Allah bazı nebileri üstün kıldığını söylüyor, buna rağmen müminlere "elçiler arasında ayrım yapmayın" diyorsa, burada insanların oluşturacağı bir üstünlük sıralamasından söz edilmiyor demektir.
Allah görevleri farklı vermiştir; bizim imanımız ise hepsine eşit olmalıdır.

Her Nebiye Farklı Bir Özellik Verilmiştir
Allah'ın hikmeti gereği her nebi farklı bir yönüyle öne çıkarılmıştır. Çünkü insanlığın ihtiyacı tek bir örnekle karşılanabilecek kadar dar değildir. Kimi sabrın… Kimi teslimiyetin… Kimi adaletin… Kimi cesaretin… Kimi şükrün… En güzel örneği olmuştur.
İşte Allah'ın "üstün kıldık" buyurmasının anlamı burada daha iyi anlaşılır.

Nebi İbrahim Teslimiyetin Zirvesidir
Kur'an, Nebi İbrahim hakkında çok dikkat çekici bir ifade kullanır.
"Şüphesiz İbrahim, Allah'a gönülden boyun eğen, O'na yönelen tek başına bir ümmetti; ortak koşanlardan değildi."
(Nahl, 16/120)
"Tek başına bir ümmet"... Bu ifade üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir. Bir insan nasıl tek başına ümmet olabilir? Burada sayıdan değil, temsil ettiği değerden söz edilmektedir. Nebi İbrahim, putperestliğin hâkim olduğu bir toplumda hakikati tek başına savunmuştur. Korkmamış, geri adım atmamış, çoğunluğa teslim olmamıştır. Sanki tek başına bir toplumun taşıması gereken imanı, cesareti ve teslimiyeti omuzlamıştır. İşte Allah onu bu yönüyle öne çıkarmıştır.

Bu üstünlük, onun diğer nebilerden daha değerli olduğu anlamına gelmez; teslimiyet konusunda insanlığa benzersiz bir örnek oluşunu gösterir.

Nebi Nuh Sabrın Sembolüdür
Kur'an'da Nebi Nuh'un uzun yıllar süren mücadelesi anlatılır. İnsanlar onu yalanlamış, alaya almış, çağrısını reddetmiştir. Buna rağmen görevini bırakmamıştır. Sonunda Rabb’ine yönelmiştir.
"Bunun üzerine Nuh Rabbine dua etti: 'Ben yenik düştüm, bana yardım et.'"
(Kamer, 54/10)
Nebi Nuh'un öne çıkan yönü sabırdır. Asırlar süren mücadelesi, Allah'a güvenmenin nasıl olması gerektiğini öğretir.

Nebi Musa Cesaretin Örneğidir
Nebi Musa'nın karşısında sıradan bir topluluk yoktu. Karşısında dönemin en güçlü yöneticisi vardı. Buna rağmen Allah'ın emrine güvenerek geri çekilmedi. Denizin önünde sıkışıp kaldıklarında insanlar ümitsizliğe kapıldı. Fakat Nebi Musa şöyle dedi:
"Hayır! Rabb’im benimle beraberdir. Bana mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir."
(Şuarâ, 26/62)
İşte onun öne çıkan yönü de Allah'a güvenmek ve korkuya teslim olmamaktı.

Nebi Yusuf Affetmenin Gücünü Gösterdi
Kardeşleri onu kuyuya attı. Yıllarca ailesinden uzak kaldı. İftiraya uğradı. Hapse girdi. Sonra Allah ona yönetim verdi. Herhangi birisi olsaydı belki intikam alırdı. Ama o affetmeyi seçti.
"Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir."
(Yusuf, 12/92)
İşte Nebi Yusuf'un üstün yönlerinden biri de budur. Gücü eline geçirdiğinde affedebilmek…

Nebi Süleyman Nimetin İmtihanını Gösterdi

Allah Nebi Süleyman'a büyük bir hükümranlık verdi. Ancak o bunu bir üstünlük sebebi olarak görmedi. Tam tersine bunun ağır bir imtihan olduğunu bildi.
"Bu, Rabb’imin lütfundandır; şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek içindir."
(Neml, 27/40)
Demek ki verilen nimet de üstünlük değil, sorumluluktur. Bunu en güzel anlayanlardan biri Nebi Süleyman olmuştur.

Allah Her Nebiyi İnsanlığa Bir Örnek Olarak Seçmiştir
Hiç fark ettin mi? Kur'an hiçbir nebinin bütün özelliklerini diğerlerinden daha fazla övmez. Her birinde farklı bir yön öne çıkarılır. Biri teslimiyeti öğretir. Biri sabrı… Biri cesareti…Biri affetmeyi… Biri şükrü… İnsanlık ise bütün bu örneklerden öğrenerek olgunlaşır.

İşte Allah'ın nebileri birbirine üstün kılması, insanlığa farklı alanlarda örnekler sunmasının bir sonucudur.

İnsanların Görevi Nebileri Yarıştırmak Değildir
Kur'an'ın en önemli uyarılarından biri de budur. İnsanlar geçmişte bazı nebileri kabul edip bazılarını reddettiler. Kendi nebilerini yüceltirken diğerlerini inkâr ettiler.
Allah ise bunu reddeder.
"Allah'ı ve elçilerini inkâr edenler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyenler, 'Bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz.' diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek inkârcıların ta kendileridir."
(Nisâ, 4/150-151)
Allah'ın üstün kılması başka şeydir. İnsanların ayrım yapması bambaşka bir şeydir. Üstünlüğü belirleyen Allah'tır. İnsan ise bütün elçilere iman etmekle yükümlüdür.

Asıl Üstünlük Takvadadır
Kur'an, insanlar arasındaki gerçek üstünlüğü de açıklamıştır.
"Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için sizi halklara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."
(Hucurât, 49/13)
Bu ayet, üstünlüğün makamla, soyla, servetle veya insanların gözündeki büyüklükle ilgili olmadığını açıkça ortaya koyar. Nebiler hakkında bildirilen üstünlük de kişisel bir övgü değil; Allah'ın her birine verdiği farklı görevlerin ve farklı örnekliklerin ifadesidir.

Sonuç olarak Allah, nebileri birbirine üstün kılarken bize bir sıralama öğretmiyor. Bize, ilahi hikmetin zenginliğini gösteriyor. Nebi İbrahim'de teslimiyeti, Nebi Nuh'ta sabrı, Nebi Musa'da cesareti, Nebi Yusuf'ta affediciliği, Nebi Süleyman'da şükrü görüyoruz. Hepsi aynı hakikatin davetçisidir; fakat her biri insanlığa farklı bir pencere açmıştır. Müminin görevi bu farklılıkları yarıştırmak değil, her birinden öğüt almak ve hepsinin getirdiği ortak mesaj olan Allah'a teslimiyete yönelmektir.

Kur'an'ın kurduğu dengeyi bozmamak gerekir. Allah, hikmeti gereği nebilerin bir kısmını bazı yönleriyle diğerlerine üstün kılmıştır; fakat aynı Kur'an, müminlere elçiler arasında ayrım yapmamalarını emreder. Bu iki hüküm birbiriyle çelişmez. Üstünlüğü belirleyen Allah'tır; kimin hangi görevi üstleneceğine de O karar verir. İnsanın görevi ise bir nebiyi yüceltip diğerini küçümsemek veya birini kabul edip diğerini dışlamak değildir. Çünkü hepsi aynı Rabb’in gönderdiği, aynı hakikati tebliğ eden elçilerdir.
"Deyin ki: 'Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve Rabb’lerinden nebilere verilene iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz yalnızca O'na teslim olanlarız.'"
(Bakara, 2/136)
İşte Kur'an'ın mümine öğrettiği bakış açısı budur. Allah'ın üstün kıldığını Allah bilir; bizim vazifemiz ise O'nun gönderdiği bütün nebilere iman etmek, hiçbirini diğerine karşı inkâr sebebi yapmamak ve hepsinin çağırdığı ortak yolda, yani yalnız Allah'a kulluk yolunda yürümektir. Böyle bir iman, hem Kur'an'ın bütünlüğünü korur hem de insanı elçiler üzerinden ayrılığa değil, vahiy etrafında birliğe ulaştırır.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  GÖSTERMELİK KUTLAMALARDAN ÖZÜNE DÖNÜŞ: CUMA SALATI Her cuma günü cep telefonlarımıza onlarca mesaj düşüyor: "Cumanız mübarek olsun....