DUAYLA ZENGİN OLUNUR MU?

 DUAYLA ZENGİN OLUNUR MU?

Dua, insanın Rabb'ine yönelmesi, isteklerini ve ihtiyaçlarını dile getirmesidir. İnsan darda kaldığında yardım isteyebilir, rızık dileyebilir, ilminin artırılmasını, işlerinin kolaylaşmasını ve hayırlı sonuçlara ulaşmayı isteyebilir. Bunda elbette yanlış bir şey yoktur. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır: Dua etmek, insanın kendi sorumluluklarını yerine getirmesinin alternatifi değildir.

Bir düşünelim. Bir insan ev sahibi olmak istiyor ve Allah'a, kendisine bir ev vermesi için dua ediyor. Peki, bu insanın ev sahibi olabilmek için herhangi bir hazırlığı, birikimi, çalışması veya girişimi var mı? Hiçbir çaba göstermeden, ev almak için gerekli şartları oluşturmadan yalnızca dua ederek ev sahibi olmayı beklemek ne kadar anlamlıdır? Allah'tan ilim isteyen bir insanın da aynı şekilde öğrenmek istediği konuda araştırma yapması, okuması ve çalışması gerekmez mi? Sadece dua ederek ilim sahibi olunamayacağı açık değil midir?

Bir başka örnek düşünelim. Evimizin kapısını açık bırakıp dışarı çıkıyoruz. Ardından Allah'a, evimize hırsız girmemesi için dua ediyoruz. Oysa kapıyı kapatmak, kilitlemek ve gerekli önlemleri almak bizim sorumluluğumuzdur. Kendi üzerimize düşeni yapmadan, yapabileceğimiz bir işi Allah'tan beklemek nasıl bir anlayışın ürünüdür?

Kur'an, insanın çabasını ve sorumluluğunu açıkça ortaya koyar:

İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm, 53/39)

Bu ayet, insanın istekleriyle elde ettikleri arasındaki ilişkiyi düşünmeye çağırır. İnsan bir şey istiyorsa bunun için çaba göstermeli, kendisine verilen aklı, iradeyi ve imkânları kullanmalıdır. İsteklerini yalnızca sözlü yakarışlara dönüştürüp hiçbir şey yapmadan sonuç beklemek, Kur'an'ın ortaya koyduğu sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz.

Allah'ın koyduğu yasalar, insanın beklentilerine göre ortadan kalkmaz. Tohumu toprağa atmadan ürün beklenemeyeceği gibi, emek vermeden de emeğin karşılığı beklenemez. İnsan ekinini eker, bakımını yapar, suyunu verir ve yetişmesi için gereken şartları oluşturur. Yağmurun yağmasını, toprağın verimli olmasını ve kendisinin bütün imkânlara sahip olmasını sağlayan ise insan değildir. Burada insanın yapması gerekenlerle kendi gücünü aşan gerçekler birbirinden ayrılmalıdır.

Nitekim Allah şöyle buyurur:

Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. (Ra'd, 13/11)

Bu ayet de insanın kendi durumunu değiştirme sorumluluğunu görmezden gelemeyeceğini ortaya koyar. İnsan önce kendi iradesini ve imkânlarını kullanmalı, değişim için gereken adımları atmalıdır.

Ne var ki geleneksel din anlayışında dua zaman zaman bu sorumluluklardan bağımsız bir beklentiye dönüştürülüyor. Örneğin Vakıa suresini okuyan kişinin zengin olacağı, fakirlik çekmeyeceği, hatta çalışmasına bile gerek kalmayacağı söyleniyor. Böylece Allah'ın kitabı, insanın hayatını anlamasına ve doğru bir yol izlemesine yardımcı olan bir rehber olmaktan çıkarılıp maddi kazanç sağlayacağı düşünülen bir araca dönüştürülüyor.

Oysa Vakıa suresinin hiçbir ayetinde böyle bir zenginlik vaadi bulunmaz. Surede kıyamet, insanların ahiretteki durumları, yaratılış ve Allah'ın kudreti anlatılır. Sureye, içinde bulunmayan bir anlamı yükleyerek onu zenginlik elde etmenin yolu gibi sunmak, Allah'ın söylemediği bir şeyi O'na söyletmek değil midir?

Burada asıl sorgulanması gereken, insanın dua etmesi değil, duanın nasıl bir beklentiye dönüştürüldüğüdür. Allah'tan rızık istemek başka, rızkın elde edilmesi için gereken çabayı göstermeden zenginlik beklemek başkadır. Allah'tan başarı istemek başka, başarıya ulaşmak için çalışmamak başkadır. Allah'tan korunma dilemek başka, alınabilecek önlemleri almadan bütün sorumluluğu Allah'a yüklemek başkadır.

Sonuç olarak dua, çalışmanın yerine konulamaz; insanın sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Allah'tan istemekle birlikte gerekeni yapmak, insanın hayat karşısındaki sorumluluğudur. Allah'ın koyduğu yasaları yok sayarak yalnızca dua ile sonuç beklemek, Allah'a güvenmek değil, insanın kendi sorumluluğunu görmezden gelmesidir. Rabb'imiz insana akıl, irade ve imkân vermiştir. Bunları kullanmadan sonuç beklemek, verilen nimetlerin değerini de göz ardı etmektir.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati arayan ve yalnızca Allah'ın kitabını kendisine rehber edinenlerin üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

  DUAYLA ZENGİN OLUNUR MU? Dua, insanın Rabb'ine yönelmesi, isteklerini ve ihtiyaçlarını dile getirmesidir. İnsan darda kaldığında yardı...