KADINLARLA İLGİLİ NEBİ MUHAMMED’E İFTİRALAR:

  


KADINLARLA İLGİLİ NEBİ MUHAMMED’E İFTİRALAR

Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.
(Buhari)

Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen, aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.
(Müslim, İman; İbn Mace, Fiten)

Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet, bununla yetinmeyip kadınların çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip, Kuran’da olmayan din anlayışları sunmuşlardır: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
(Buhari)

Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben, Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.
(Müslim, İman; İbn Mace, Fiten)

 

KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN

            Kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden hadislerin yanı sıra, kadının cennete gidebilmesi için kocasının kendisinden memnuniyetini şart koşan hadisler de uydurulmuştur.
           

Bir kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer.
(Riyazus Salihin)

Ey insanlar! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır. 
(49-Hucurat Suresi 13)

Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.
(Müslim, Salat; Tirmizi Salat; Ebu Davud, Salat)

Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.
(Ebu Davud, Tıb; Müslim, Selam; Buhari, Nikâh)

Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.
(İbnül Cevzi, Mevzuat; Suyuti, Lealil Masnua; İbn Arrak, Tenzihüş Şeria)

Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.
(İmam Gazali, Kimyayı Saadet; İbn Ebi Şeybe, Musannaf)

 Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:

1-  Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
2-  Hiç çıkmamış gibi davrana,
3-  Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
4-  Kalabalığa karışmaya,
5-  Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
6-  Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
7-  İşini bir an önce bitirip evine döne.
(İmam Gazali, İhyayı Ulumuddin)

KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR…
Bakın Gazali, kadının kaç çeşit olduğunu nasıl açıklıyor ve halkı nasıl bilgilendiriyor:

Kadının sıfatları şunlardır:
1- Giyim kuşam hevesinden maymun.
2- Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
3- Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
4- Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
5- Evden eşya sattığından fare.
6- Erkeklere hile kurduğundan tilki.
7- Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.
(İmam Gazali, Nasihatül Mülk)

9 Tevbe Suresi 71. Ayet;
Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar. (Birbirlerine) iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır)…

 

Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler.
(Fıkhus Siyre)


Bir hadis şöyledir:
Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle konuşacaksınız.
(İbni Kesir 4/355)

Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin, zira kadınlara muhalefet berekettir.
(Kadınlara Dîni Bilgiler; Suyuti, Lealil Masnua 2; İbn Arrak, Tenzihüş Şeria 2)

Kim ki karısına itaat ederse Allah onu yüzüstü Cehenneme atar.
(İbn Arrak 2)

Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz. 
(Hanbel, Müsned; Tirmizi, Fiten; Nesai, Kudat; Buhari, Fiten)

           

            Eğer Nebi Muhammed bu sözü söylemiş olsaydı, Hz. Ayşe Cemel Savaşı’na komuta etmezdi; Talha ve Zübeyr de onu başlarına getirmezlerdi. Mümin erkekler ile mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar; (birbirlerine) iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar (9:71-72). Ayrıca, Allah’ın kitabında Sebe kavmine hükmeden bir hanımdan da bahsedilmektedir (27:22-24).

Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresi’ni öğretin.
(İbnü’l Cevzi, Mevzuat)

CİNSELLİĞİ SAĞLAMA ALMAK İÇİN HADİS UYDURMA
Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.
(Buhari 9/36)

Bir hadiste şöyle denilir: “Camiye gelirken kokulanan kadın, evine dönüp de cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah katında onun namazı kabul olmaz.”
(Avnül Mabül 11/230)

33 Ahzab Suresi 35. Ayet:
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, (Allah'a) itaatkâr erkekler ve (Allah'a) itaatkâr kadınlar, doğru olan erkekler ve doğru olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah'a saygı gösteren) mütevazı erkekler ve (Allah'a saygı gösteren) mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkekler ve (namuslarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok hatırlayan erkekler ve (Allah'ı çok) hatırlayan kadınlar var ya, işte Allah bunlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamış (olacak)tır.

 

Doğrularım Allah’ın, yanlışlarım ise bana aittir.     Aydın Orhon

 

 

HADİSLERDE Kİ ÇELİŞKİ…



 

HADİSLERDE Kİ ÇELİŞKİ…


BİR NAMAZ İKİ KERE KILINIR MI?

a)     Hadis: “Biriniz evinde namazını kılar da sonra namaz kılmakta olan imama yetişirse, onun arkasında namaza dursun.”
Kaynak: İbn-i Kuteybe – Hadis Müdafaası 366

b)     Hadis: “Bir namazı günde iki defa kılmayın.”
Kaynak: Ebu Davut 2/56

            B şıkkı, hem Kur’an hem de hadisle çelişmektedir. Fazladan kılınan namazın neden zararı olsun ki? Ne kadar fazla kılarsanız, o kadar iyi. Kur’an’da namaz kılmak övülmüştür. Namaz, Allah’ı anmanın bir yoludur. Ancak, bu hadis namazın kılınmamasına neden olacak şekilde yorumlandığında, kişilerin Allah’ı daha çok anmasını engellemektedir.

            Namaz, Allah’ın davetinde buluşmak, yakarışta bulunmak, sığınmak, sevgiliyle buluşmak, boyun bükmek ve Allah’ı tesbih etmek demektir. Bu nedenle, namazın fazlasının zararlı olduğu düşüncesi, Kur’an’ın özüne ve ruhuna aykırıdır.

 

 

ORUÇLU İKEN HANIM ÖPÜLÜR MÜ?

a)     Hadis: “Nebi oruçluyken hanımlarını öptü.”
 Kaynak: İbn-i Kuteybe – Hadis Müdafaası 372

b)     Hadis: “Oruçluyken hanımını öpenin durumu sorulduğunda Nebi; “orucu bozulmuştur” dedi.”
Kaynak: İbn- i Kuteybe -  Hadis Müdafaası 372

 

                Bu hadisler, Kütüb-ü Sitte olarak bilinen altı meşhur hadis kitabında da bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, iki hadisi birden kabul etmek mümkün değildir; kesinlikle birisi uydurmadır. Birini kabul etmek, sanki sevgili Muhammed’e haşa bunak sıfatını yakıştırmak anlamına gelir. Doğru olan, Kur’an süzgecinden geçirmektir.

 

 

KÜÇÜK TUVALET NASIL YAPILIR?

a)     Hadis: “Kim size Nebi’mizin ayakta küçük tuvaletini yaptığını söylerse inanmayın.”
Kaynak: Süneni Nesei 1-2/25

b)     Hadis: “Peygamberimiz bir kavmin süprüntüsüne varıp ayakta küçük tuvaletini yaptı.”
Kaynak: Buhari 1/167

 

                İlk hadiste belirtilen konu, bizi hiç ilgilendirmez; Kur’an’da da geçmez. Buna rağmen, geleneksel din anlayışının bir parçası haline gelmiştir. Bazı kişilerin ayakta küçük tuvaletini yaparken duyduğu rahatsızlık sonucunda bu durumun “sünnet” olarak uydurulduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, bu uydurmadan sevap umulmaktadır.

 

 

SU NASIL İÇİLİR?

a)     Hadis: “Peygamber ayakta su içilmesini yasakladı.”
Kaynak: Ebu Davud 4/3717

b)     Hadis. “Peygamberi sizin benim gibi ayakta su içerken gördüm.”
Kaynak: Ebu Davud 4/3718

                Yukarıdaki hadislerin Kur’an’da hiçbir karşılığı yoktur. Aynı kitabın bir yüzünde bir şey, diğer yüzünde ise tam zıttı yer alıyor. Buna rağmen, kimse bu çelişkiyi önemsemiyor. Yasak olmasına rağmen, oturarak ve üç yudumda içmenin sevap kazandıracağını sanıyorlar.

 

 

HAC'DA İHRAMLI OLANLAR EVLENEBİLİR Mİ?

a)     Hadis: “Peygamber Meymune ile evlendiği zaman her ikisi de ihramlıydı.”
Kaynak: Nesei 5-6/179

b)     Hadis: “İhramlı olan bir kişi (Hacda olan) ne evlenebilir, ne kız isteyebilir, ne de başkasının nikâhını kıyabilir.”
Kaynak: Nesei 5-6/249

                Sanki Kur’an’da Hac’ın nasıl yapılacağı açıklanmamış gibi bir izlenim var. Allah’ın hadisi yeterli olmamış gibi görünüyor. Uydurma hadislerle bu çelişkilerle din nasıl yaşanabilir?

 

 

ÖLÜ HAYVANIN DERİSİ NE OLACAK?

a)     Hadis: “Peygamberimiz - Deri işlendimi temiz olur- dedi. Sonra ölü bir koyuna rast geldi ve  - Onun derisinden faydalansanıza – dedi.
Kaynak: Buhari 72/30

b)     Hadis: “ Peygamberimiz – Ölü hayvanın ne derisinden, ne de sinirinden faydalanınız – dedi.
Kaynak: Hanbel 4/310,311

 

                Kur’an’da leş yemek haramdır. Yani yemek haramdır. Yemek dışından yaralanabileceğiniz kadar yararlanabilirsiniz. Derisinin veya herhangi bir tarafının kullanılmaması konusunda, Kur’an’da hiçbir şey yok. Sabun yap, derisini kullan, gübreye dönüştür…

                Bir konu da iki zıt hadis… Bu hadislere uydurma demezsek de Nebi Muhammed’e iftira atmış oluruz. Haşa Sevgili Muhammed’i ne söylediğini bilmez konumuna düşürürüz.

 

 

ORUÇLU İKEN KAN ALDIRILIR MI?

a)     Hadis: “Kan aldırmak yapanın da yaptıranın da orucunu bozar.”
Kaynak: Tırmızi Oruç 60/Ebu Davud Oruç 28/Buhari Oruç 32

b)     Hadis: “Peygamberimiz oruçlu iken kan aldırmışlardır.”
Kaynak: Ebu Davud Oruç 29/Tırmızi Oruç 59/ Buhari Tıp 11

                Nebi Muhammed eğer “Kan aldırmak orucu bozar” demişse, kendisinin kan aldırması mümkün değildir. Bu hadislerden birini inkâr etmemiz bizi kâfir yapıyorsa, o zaman işin içinden nasıl çıkacağız? İlk hadis, hem Kur’an’la hem de ikinci hadisle çelişmektedir. Rehberi Kur’an olanlar için bu bir problem oluşturmaz; ancak rivayetlere dayananlar bu durumu nasıl çözecek, merak ediyorum.

 

                Siz Yüce Allah’ın sözünü (hadisini) mi tuhaf buluyorsunuz da(53:59) uydurulmuş sözlere meyil ediyorsunuz? Yüce Allah İsra 73-74, Yunus-15, Hakka-44-45-46-47 ve Bakara-79. ayetlerle Hz. Muhammed'in Kur'an olarak vahyedilen dışında herhangi bir söz veya bir dinî kural eklemesi yasak edilmektedir.  Yüce Allah gerçeği anlatır ve hüküm yalnız ona aittir(6:57). Allah size hükümleri açıklamak, sizi sizden önceki iyilerin yollarına ulaştırmak ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir(4:26). Yüce Allah elçisini buyruğunu duyurmak için göndermiştir(4:64). Artık Kur’an’da başka hangi söze inanacaksınız(77:50); (7:185). Müşrikler, Nebi’ye vahyedilenden (Kur'an'dan) başka bir şeyi bize iftira etmesi için neredeyse onu fitneye düşüreceklerdi(17:73). Bu Kur'an, başkaları tarafından tasarlanıp uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri onaylayan, her şeyin açıklaması olan bir kitaptır(12:111). İşte bu kitap Allah'ın Muhammed’e bir amaç ile okuyup aktarmakta olduğu ayetleridir. Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze (hadise) inanacaklar ki(45:6)! Allah sözün en güzelini, hakikatleri tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Bu Kitabın etkisiyle Rablerine saygı duyanların tüyleri ürperir(39:23). Müşriklere Allah’ın ayetleri açıkça okunup aktarıldığı zaman, öldükten sonra Yüce Allah’la karşılaşmayı ummayanlar yani ahirete inanmayanlar, "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" dediler.(10:15) Şimdi değiştirilmedi de ne oldu? Önce Kur’an’ı anlamadığımız dilden okuduk. Sonra da Muhammed’in ölümünden 200-250 yıl sonra insanların yazdığı çelişki dolu sözler din diye yaşanır oldu. Gerçeği hatırlayarak yaşayan yok denecek kadar azdır. Rabbimizden bize indirilene Kur'an'a uyalım! Yüce Allah’ın peşi sıra O’nu bırakıp da başka dostlara uymayalım(7:3)! Din gününde Allah’ın azabını gördükleri zaman o anki imanları, kendilerine yarar sağlamadığını anlayacaklar. Kâfirler, orada kaybetmiş olacaklardır(40:85). Hep birlikte Allah'ın ipine Kur'an'a sımsıkı sarılalım(3:103). Yüce Allah Nebilerinden söz almıştır. Elçiler kitaptan her şeyi açıklamıştır, gizlememiştir, bizler ise ne yazık ki umursamadık, bazıları da para karşılığında dini satmıştır. Yaptığının ne kötü bir alış veriş olduğunun farkında bile değiller(3:187). İçimizde öyleleri vardır ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak için asılsız hikâyeler, masal anlatırlar. İşte bunları azap beklemektedir(31:6). Eğer doğru sözlü iseler, çelişkisiz Kur’an’ın benzeri bir söz getirsinler.

 

                Başlangıçta çelişkili sözleri gördük. Sonuçtaki sözler de Yüce Allah’ın kitabından anladıklarımdır. Yanlışım varsa da Sure ve Ayet numaralarını yazdım. Rabb’imden bizleri Kur’an’ın nuruyla nurlandırmasını dilerim.

 

Doğruların Allah’a yanlışlarım ise bana aittir.             Aydın Orhon

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İÇKİ HARAM MI?

KISA KISA…


İÇKİ HARAM MI?

Yüce Allah, kâinatta bizim emrimize sunmuş olduğu her türlü nimeti, insanlığın yararlanması ve O'na şükretmesi amacıyla yaratmıştır. Bizlere bahşettiği akıl sayesinde, sütten yoğurt, tereyağı, peynir gibi besinler; üzümden pekmez, cevizli sucuk, pestil gibi lezzetler yapabiliriz. Aynı zamanda, üzümden şarap, rakı gibi sarhoş edici içecekler de üretmek mümkündür.

Ancak, Nahl Suresi 67. Ayette bu ürünlerin kullanımına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Ayet, hurma ve üzümden elde edilenlerin hem besleyici hem de sarhoş edici olabileceğini belirtirken, aklını kullanan bir toplum için bunların bir delil olduğunu vurgular. Yani, bu nimetlerin varlığı ve faydaları, Allah'ın varlığını ve kudretini anlamak için bir işaret olarak değerlendirilmektedir. Özetle, bu ayet, nimetlerin nasıl kullanılacağına dair bir kılavuz sunmakta, insanları düşünmeye ve şükretmeye teşvik etmektedir

6 Nahl Suresi 67. Ayet;
Hurma ve üzümlerin ürünlerinden hem sarhoş edici şeyler hem de güzel gıdalar ediniyorsunuz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için bir delil vardır.


Araf Suresinde, Yüce Allah'ın bizlere öğrettiği ahlaki değerlerin ve yasakların önemini vurgulamaktadır. 33. ayette, Allah'ın haram kıldığı şeyler açık ve gizli çirkinlikler, günahlar, azgınlık ve hakkında delil indirilmemiş olan şeyleri O’na ortak koşmak gibi maddeleri içermektedir. Ayrıca, Allah hakkında bilmediğimiz şeyleri söylemek de yasaklanmıştır.

Bu ayet, insanların davranışlarını düzenleyen etik kuralların temellerini atmaktadır. Rabbimiz, tüm bu çirkin ve kötü davranışlardan bizi kaçınmaya davet ederek, ruhumuzu, toplumu ve inancımızı koruma amacındadır. İnsanların, bilmedikleri veya kesin bilgiye sahip olmadıkları konular hakkında konuşmamaları, doğru bilgiye dayalı bir yaşam sürmeleri gerektiğini işaret etmektedir.

Ayetteki uyarılar, toplumda adaletin, ahlakın ve iyiliğin tesis edilmesi açısından da son derece önemlidir. Açıkla gizli olan her türlü kötülükten uzak durmak, hem bireysel hem de toplumsal açıdan sağlıklı bir yaşam sürdürmemizi sağlar. Rabb’imizin bu yasakları, O’nun rahmet ve merhametinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir; zira bu kurallar, insanları sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal anlamda da korumaktadır.

Bu ayet, Yüce Allah’ın bizlere sunduğu değerli bir rehberliğin parçasıdır ve bizim, doğru olanı bulmamız ve yaşamamız için kritik bir öneme sahiptir.

7 Araf Suresi 33. Ayet;
De ki: "Rabbim ancak ve ancak açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

Bakara Suresinde, içki ve kumar hakkında sorulan sorulara Yüce Allah'ın verdiği cevabı içermektedir. Bu ayette, her iki eylemin de büyük bir günah olduğu, ancak insanların bu eylemlerden bazı çıkarlar elde edebileceği belirtilmektedir. Ancak, 219. Ayet, bu çıkarların günahların büyüklüğü karşısında önemsiz olduğunu vurgular. Yani, içki ve kumarın sağladığı geçici faydalar, bu eylemlerin getirdiği zararların yanında çok daha küçüktür.

Yüce Allah’ın bize bahşettiği nimetler arasında, bazı insanlar uyuşturucu maddeler (eroine, kokain gibi) üretip tüketirken, diğerleri sarhoş edici içkilerin etkisi altına girmektedir. Bu tür davranışlar, dinimizce haram olarak kabul edilmektedir. Ancak, ayette dikkat çekilen bir diğer nokta, bazı tıbbi uygulamalarda alkolün kullanımıdır. Örneğin, alkol antiseptik ve sterilizasyon amaçlı kullanıldığında, mikroorganizmaları öldürme ve yüzeyleri steril hale getirme gibi yararları vardır. Bu bağlamda, alkolün doğru ve kontrollü bir şekilde kullanılması, sağlık açısından faydalı olabilir.

Bu durum, Yüce Allah’ın yarattığı her şeyin bir amacı olduğunu ve her şeyin yerinde ve zamanında kullanılmasının önemini gösterir. Ancak, bu tür maddelerin kötüye kullanımı, bireylerin ve toplumların sağlığını tehdit eden ciddi sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla, bu ayet, insanları düşünmeye ve doğru kararlar almaya teşvik eder.

İçki ve kumar gibi haram olan eylemlerden kaçınmak, bireylerin ve toplumların sağlığı için son derece önemlidir. Yüce Allah, bu tür yasaklarla bizlere bir rehberlik sunmakta ve doğru olanı seçmemiz için aklımızı kullanmamızı istemektedir.

2 Bakara Suresi 219. Ayet;
Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük bir günah (haram) ve insanlar için birtakım çıkarlar vardır. Her ikisinin (de) günahı çıkarından daha büyüktür." Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Vazgeçilebileni." Allah düşünesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.

Nisa Suresinde, namaz için gerekli olan temizlik ve bilinçlilik şartlarını belirlemektedir. Bu ayette, iman edenlerin sarhoşken (ne söylediklerini bilinceye kadar) ve cünüpken (yıkanıncaya kadar) namaza yaklaşmamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Ayet, özellikle hastalar veya yolcular hariç, kişinin zihinsel ve fiziksel temizliğini önemsemekte, bu durumların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtmektedir.

Ayrıca, ayette su bulunamaması durumunda temiz bir toprak aranarak, yüzlerin ve ellerin mesh edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu, İslam'da temizlik ve arınmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Allah’ın bu konudaki merhameti ve affediciliği de vurgulanarak, kullarının durumlarına göre nasıl davranmaları gerektiği hatırlatılmaktadır.

Bakara Suresi’nde içkinin haram olduğu açıkça belirtilmiştir. "Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar salâta yaklaşmayın" emri, sarhoşken aklın çalışmadığı, dolayısıyla ibadetin kötü etkilenebileceği gerçeğini ortaya koyar. Bu nedenle, bazı kişilerin, "Ben de sarhoşken namaza yaklaşmam " demesi veya "Bir duble içkinin bana bir zararı yok" şeklindeki düşünceleri, bu ayetin anlamını yanlış yorumlamaktadır. Tek bir ayetle yola çıkanların sonu hüsran olur, çünkü İslam, bütüncül bir yaşam anlayışı sunar.

43. Ayet, dini yükümlülüklerimizi yerine getirirken, önce kendimizi ve zihinsel durumumuzu göz önünde bulundurmamız gerektiğini vurgular. İbadetin ruhunu anlamak, durumumuzu dikkate almak ve doğru bir şekilde yaklaşmak, inancımızın gerekliliklerindendir. Bu tür yasakların arkasındaki hikmet, toplumsal düzeni, bireysel yapılacak ibadetleri ve manevi gelişimi korumaktır.



4 Nisa Suresi 43. Ayet;
Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, -yolcu olanlar hariç- cünüpken de yıkanıncaya kadar salât'a (namaza) yaklaşmayın! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh edin! Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

Maide Suresi'nin "ondan uzak durun ki kurtulasınız" ifadesi, bu pisliklerden kaçınmanın kurtuluşun anahtarı olduğunu vurgular. Yani, bu tür davranışlardan uzak durmak, hem bireysel hem de toplumsal huzuru sağlamak için gereklidir. İçki ve kumar gibi alışkanlıklar, insanları kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir ve manevi bir kirlenmeye yol açabilir. Bu nedenle, bu tür eylemlerden kaçınmak, kişinin hem ruhsal sağlığını koruması hem de toplumsal düzenin sağlanması açısından son derece önemlidir.

Ayrıca, 90. Ayetteki uyarı, bireylerin kendi iradeleriyle doğru seçimler yapmaları gerektiğini de hatırlatmaktadır. Şeytanın işine maruz kalmamak için, bu tür alışkanlıklardan uzak durmak ve doğru yolda ilerlemek, inançlı bireylerin sorumluluğudur.

Sonuç olarak, Maide Suresi 90. Ayet, insanları doğru yolda ilerlemeye teşvik eden, manevi değerleri koruma ve sağlıklı bir yaşam sürme konusunda önemli bir rehberlik sunmaktadır. Bu ayet, bireylerin kendilerini sorgulamalarını ve doğru olanı seçmelerini teşvik eden bir mesaj taşımaktadır.

5 Maide Suresi 90. Ayet;
iman edenlere yönelik önemli bir uyarı içermektedir. Bu ayette, içki, kumar, putlar ve fal okları gibi şeylerin şeytanın işinden bir pislik olduğu belirtilmektedir. Bu tür eylemler, bireylerin ruhsal ve toplumsal sağlığını tehdit eden, manevi değerleri zayıflatan ve insanları kötü alışkanlıklara sürükleyen unsurlar olarak tanımlanmıştır.





Doğrularım Allah’tan, yanlışlarım benimdir. Aydın Orhon   

RESULÜN HAKEMLİĞİ NEDİR?


 


 

                Yüce Allah, kitabında resule itaati emreder (4/80). Kur’an’ın orijinalinde Farsça olması nedeniyle “peygamber” kelimesi yer almamaktadır. Yüce Allah, kitabında bazen “nebi” bazen de “resul” olarak hitap etmektedir. Allah, hiçbir harfi gereksiz yere kullanmamıştır; bu nedenle bu iki kelime arasındaki farkı iyi anlamamız önemlidir.

 

            Resule itaat şartı vardır; ancak nebiye itaat şartı bulunmamaktadır. Her ikisi de Muhammed midir? Evet, her ikisi de Muhammed’dir. Kısacası, nübüvvet verilen ve vahyi alan kişi nebi; fakat vahyi bizlere resul sıfatıyla aktaran da odur. Bu konuyu daha derinlemesine anlamak isteyen kardeşlerim, lütfen aşağıdaki makaleye göz atmayı ihmal etmesin.

 

https://aydinorhon.blogspot.com/2019/07/nebi-resul-kimdir.html

 

            Yüce Allah, resule itaat şartının yanı sıra, “anlaşmazlığa düştüğünüzde Allah ve resulünü aranızda hakem kılın” buyurur. Resulün hakemliği, Kur’an’a bağlıdır. Bu nedenle, biz de her durumda Kur’an’a başvurmakla yükümlüyüz.

                4 Nisa Suresi 59. Ayet;
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Elçi'ye ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete inanıyorsanız onu Allah'a ve Elçi'ye götürün! Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla daha güzeldir.

 

                46 Ahkaf Suresi 9. Ayet;       
De ki: "Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

 

                5 Maide Suresi 92. Ayet;
Öyleyse Allah'a itaat edin, Resule itaat edin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.

 

            Hz. Muhammed’in yaptığı da vahy (Kur’an) ile uyarmak değil miydi?

 

                21 Enbiya Suresi 45. Ayet:
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

 

 

            Herhangi bir konuda ihtilafa düştüğümüzde hakem olarak Kur’an’ın yettiğini aşağıdaki ayetten açıkça anlıyoruz.

 

 

                2 Bakara Suresi 213. Ayet;
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak elçileri göndermiştir. Anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmü vermesi için Kitabı bir amaç doğrultusunda indirmiştir. Ancak (kitap) verilenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlık nedeniyle (dinde) anlaşmazlığa düşmüşlerdi. (Bunun üzerine) Allah iman edenlere, üzerinde çelişkiye düştükleri gerçeği, buyruğuyla göstermiştir. Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır.

 

 

                Hüküm yalnız Allah’ındır (12/40). Yüce Allah’ın hükmünün bulunduğu yer yalnızca Kur’an-ı Kerim’dir. O’nun bütün hükümleri Kur’an’da yer almaktadır. Ancak bazı kişiler, bir şeyi Kur’an’dan olduğunu düşündürebilmek için ağızlarını eğip bükerek önce Arapçasını, ardından Türkçe mealini sunarak “Bu Allah katındandır” diyerek insanları yanıltmaya çalışmaktadır. Bu, Allah hakkında yalanlar uydurmaktır (3:78).

 

                Yüce Allah, yalnızca gerçeği içeren Kur’an’ı, insanların her türlü problemi çözmeleri için indirmiştir. Resul Muhammed, Allah’ın bildirdikleri doğrultusunda hüküm vermektedir.

 

                4 Nisa Suresi 105. Ayet;
(Ey resul!) Biz sana Kitap’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

 

                Tevrat ve İncil’de insan eliyle yapılan değişikliklerin ardından, Yüce Allah’ın değişmez hükümleri tekrar Kur’an’da yerini almıştır. Bu durumda, hüküm merci Kur’an’dır. Yüce Allah, her inanç sahibi toplum için uyacakları kurallar ve yaşam şekilleri belirlemiştir. Muhammed’e bir konuda hakem olmasını istediklerinde, Kur’an’daki muhkem (değişmez) amaç ve hükümler doğrultusunda karar verirdi.

                5 Maide Suresi 48-49. Ayet;
Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur'an'ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah'adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.
Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma! Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmalarıyla ilgili olarak onlara karşı dikkatli ol! (Verdiğin hükümden) yüz çevirirlerse, bil ki Allah ancak günahlarının bir kısmı sebebiyle onlara sıkıntı vermek ister. İnsanların birçoğu yoldan çıkmışlardır.

 

            Yukarıdaki ayetleri incelediğimizde, hüküm için işaretin Kur’an’a yapıldığını umarım anlamışsınızdır. Allah’tan başka kimse hüküm veremez. Eğer Muhammed, Allah’a karşı Kur’an’a bazı sözler katmış olsaydı, Yüce Allah onun şah damarını koparacaktı (69:46). Hüküm hakkı birilerine verilirse, haşa, bu durum Allah ile yer değiştirmek anlamına gelir.

  

Doğrularım Allah’ın yanlışlarım bana aittir.                 Aydın ORHON  

 

 

 

 

 

 

SALA OKUTMAK ŞİRKTİR


 

         Lütfen önce Sala’yı okuyalım.
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Resulallah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Habiballah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!
Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!"

         Şimdi mealini okuyalım:
Salat ve selam üzerine olsun ey Allah'ın Resulü.
Salat ve selam üzerine olsun ey Allah'ın sevgilisi.
Salat ve selam üzerine olsun EY ARŞIN NURU.
Salat ve selam üzerine olsun ey mahlûkatın en hayırlısı.
Salat ve selam üzerine olsun ey öncekilerin ve sonrakilerin efendisi.
Bütün övgüler Âlemlerin Efendisi olan Allah'a mahsustur.

SALA KESİNLİKLE ŞİRKTİR!

NEDEN?

1) Baştan sona kadar Nebi Muhammed övülüyor. Nihayet sonunda Allah akla geliyor. Övgünün O’na ait olduğu söyleniyor.

 

2) Nebi Muhammed’e “göklerin nuru” yakıştırması var.
Hâlbuki Nur Suresi 35. Ayet: ” Allah bütün göklerin ve yerlerin nurudur.” diyor.



3) Nebi Muhammed için; “Yarattıklarının en hayırlısı” deniliyor. Rabbimiz ne buyuruyor;
Bakara Suresi 285. Ayet: …O’nun elçileri arasında ayrım yapmayız. Derler…

         Yüce Allah hiçbir resulü diğerinden ayırmamamızı emrediliyor

 

4) Nebi Muhammed için öncekilerin ve sonrakilerin efendisi” diye hitap edilir.
Fatiha Suresi 2. Ayet:  Hamd alemlerin rabbi (efendisi) Allah’a mahsustur…

 

         Aslen İbranice olan “Rabb” kelimesi "Efendi" anlamına da gelmektedir. Bundan sonra bazı kişiler, bazılarına “Efendi hazretleri” derken bir kez daha düşünsün…

                                               Aydın ORHON

MEVLİT OKUTMAK ŞİRKTİR!

             MEVLİT OKUTMAK ŞİRKTİR.

 

            Şii Fatımi Devleti Mısır’da kurulduğunda, 972 veya 975 yıllarından itibaren bu anmalar başlatılmıştır. Bu uygulama, Devlet Yöneticisi Muiz Lidinillah zamanında başlamıştır. Ancak Hz. Muhammed döneminde böyle bir uygulama yoktu.

            Mevlit merasimleri, düğünlerde, nişanlarda, sünnet düğünlerinde, cenazelerde ve benzeri dini organizasyonlarda sıklıkla okutulmaktadır. Mevlit okutmanın başlı başına bir ibadet olduğu sanılmaktadır. Fakat temelde İslami bir adet değildir. Dolayısıyla, Mevlit okumak veya okutmak farz da değildir. Rivayetlerde de yeri yoktur.  Bu sebeple, mevlit dini yönden yapılması gereken bir görev değildir.

            Osmanlılarda ilk mevlit okuma merasiminin, 1589 yılında III. Murat döneminde gerçekleştirildiği bildirilmektedir. Bir başka kaynağa göre ise Osmanlı İmparatorluğu'nda mevlit törenleri, Süleyman Çelebi'nin Mevlidi’nin yazıldığı tarih olan 1409’dan sonraki yıllarda başlamıştır. Mevlit törenleri, Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren saray protokolünde yer almaya başlamış, III. Murat zamanında tamamen resmileşmiştir. Bu şiirin yazılışından sonraki dönemlerde, mevlit törenleri yeni bir içerik kazanmaya başlamıştır.

            Yüce Allah, 'Elçilerini birbirinden ayırmayın' (2:285) emrine rağmen, biz Muhammed’i tek başına yüceltiyoruz ve bu konuda aşırıya kaçıyoruz. Yüce Allah’ın nebileri arasında farklılıklar olabilir. Ancak inananlar, Allah’ın nebilerini birbirine karşı yarıştırmamalıdır. Onlar, farklı davaların nebileri değil, aynı mesajı savunan elçilerdir (2:136; 3:84; 2:285; 4:152).

            Nebi Muhammed’i yüceltmekle yukarıdaki ayetlere muhalif oluyoruz. Yüceltmenin aşırısı şirktir. Bunu unutmadan, Mevlid’e geçelim. Şiirde her beyit için yorum yapmayacağım; her birinin altına günümüz Türkçesiyle açıklayıcı cümleler yazdım. Bu açıklamaların yeterli olacağını düşünüyorum.


‘Ol! ‘ dedi bir kere var oldu cihan
‘Olma! ‘ derse, mahv olur ol dem hemân
"(Allah) Ol!" dedi bir kere, var oldu cihan, ‘Olma!’ derse, yok olur hemen.”

           
            Yüce Allah, 'Ol' demesiyle hemen oluşum başlar, bu doğrudur. Ancak Nebisi, Allah’ın yarattığını yok edemez. Yüce Allah bir şeyi yaratırken, diğerlerinin onu yok edebilme yetkisi olması düşünülemez. Burada büyük olan kim? Kur’an, buna 'Allah’tan başka ilah edinmek' tabirini kullanır."

 

Haşre dek ger denilirse bu kelâm
Nice haşr ola, bu olmaya temâm
“Kıyamete kadar bu söz söylense. Bu söz tamam olmadan, nasıl dirilir.”

Pes Muhammed'dir bu varlığa sebeb
Sıdk ile ânın rızasına kıl talep.
Bu varlığın sebebi Muhammed’dir, samimiyetle onun rızasını talep et.

            "İnsanların varoluşunun sebebi Muhammed olamaz. Yüce Allah, cinleri ve insanları sadece O’na kulluk etsinler diye yaratmıştır (51:56). Bu kullar, dünya hayatında imtihan edilmektedir."

76 İnsan Suresi 2. Ayet;
Gerçek şu ki biz insanı katışık (döllenmiş) bir nutfeden (zigottan) yarattık. Onu imtihan edeceğiz; (bu yüzden) onu duyar ve görür kıldık.

Hak Teâlâ çün yaratdı Âdem’i
Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi
Hak Teâlâ, Âdem'i yarattığı için, Âlemi Âdem ile süsledi.”

Âdem’e kıldı feriştehler sücud
Hem anâ çok kıldı ol lûtf issi cûd
“Âdem'e melekler secde etti. Ve o, çok büyük bir lütfa mazhar oldu.”

Mustafa nurunu alnından kodu
”Bil habibim nurudur bu nur dedi”
“(Allah) Mustafa nurunu alnından çıkardı. (Adem’e) ‘Bu, sevgilimin nurudur’ dedi.”

Kıldı o nur anın alnında karar
Kaldı anın ile nice ruzigâr
“O nur, onun alnına yerleşti. Birçok zaman boyunca esintisi orada kaldı.”

Sonra Havva alnına nakletti bil
Durdu anda dahi nice ayü yıl
“Sonra Havva’nın alnına aktardı O andan itibaren birçok yıl boyunca orada kaldı.”

Şit doğdu anâ nakletti bu nur
Anın alnında tecelli kıldı nur
“Şit doğduğunda, Havva bu nuru ona aktardı. O nur, Şit'in alnında tecelli etti.”

Erdi İbrahim’i İsmail’e hem
Söz uzanûr eğer kalanın der isem
İbrahim, İsmail'e de ulaştı. Eğer kalanları anlatırsam, söz uzar.

İşbu resm ile müselsel muttasıl
Ta olunca Mustafa’ya müntekil
“Bu gelenek, sürekli ve kesintisiz olarak Mustafa'ya ulaşana kadar devam eder.”

            "Hz. Adem ile Muhammed arasında yaklaşık 300.000 yıl olduğu söyleniyor. Muhammed’in nuru alnından alınıp Adem’in alnına bırakılırken, Yüce Allah, 'Bu sevgilimin nurudur' diyor. Bu, ne cüret! Bu nurun nebiler arasında dönüp, dolaşacağı ve yaklaşık 300.000 yıl sonra tekrar Muhammed’e geleceği iddia ediliyor. Yani nur Muhammed’den başladı ve onunla bitecek anlamı çıkıyor. Yüce Allah Kur’an’a da 'nur' diyor, ancak bu şekilde düşündüğümüzde, başlangıçta Muhammed’e Kitap verilmiş olduğunu varsaymamızı gerektiriyor ki bu tamamen zırva. Hz. Muhammed, yaşadığı dönemde bile 40 yıl boyunca kitap ve din hakkında bilgi sahibi değildi (11:49; 12:3; 29:48; 42:52) ve risaletle görevlendirileceğinden haberi bile yoktu (28:86)."

Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer
“O gece ki insanların en hayırlısı doğdu. Annesi orda neler gördü neler.”

Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi
"Onun annesi dedi ki, 'O Sevgiliyi gördüm, öyle bir nur ki, güneş ona pervane kesilir.”

Berk urup çıktı evimden nagehan
Göklere dek nur ile doldu cihan
"Birden bire evimden bir ışık parlayıp çıktı, göklere kadar tüm dünyayı aydınlattı."

Gökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç âlem
"Gökler açıldı ve karanlık fethedildi; üç melek gördüm, ellerinde üç bayrak."

            Amine’ye üç meleğin görünmesini hangi delille bağlayabilirsiniz? Sözde meleklerin görünmesi kolay olabilir, ama Kur’an’dan böyle bir delil var mı? Elbette yok. Yüce Allah’tan başkası gaybı bilmezken, Süleyman Çelebi bu bilgiyi nasıl edinmiş olabilir? (2:33; 11:123; 16:77; 18:26; 27:65; 35:38; 49:18).

Biri meşrık biri mağribde anın
Biri damında dikildi Kâ’benin
"Biri doğuda, biri batıda; biri Kâbe'nin damında dikildi.

Bildim anlardan kim ol halkın yeği
Kim yakin oldu cihana gelmeği
"Anladım ki onlardan, o insanların en iyisi; ki dünyaya gelme vakti yaklaştı."

İndiler gökten melekler saf ü saf
Kâbe gibi kıldılar evim tavaf
"Gökten melekler saf saf indiler; evimi Kâbe gibi tavaf ettiler. 

            Eğer tavaf yapılacaksa, tavafın yeri Kabe’dir.

Hem hava üzre döşendi bir döşek
Adı Sündüs, döşeyen anı melek
"Havada bir döşek serildi; adı Sündüs, yatağı seren ise bir melek."

Çün göründü bana bu işler ayân
Hayret içre kalmış idim ben hemân
"Bu olaylar bana açıkça göründüğünde, hemen hayret içinde kalmıştım."

            Bu olaylara tek şahit Süleyman Çelebi, başka şahit yok.

Yarılıp çıktı divardan nagehan
Geldi üç huri banâ oldu ayan
"Duvar birden yarılıp açıldı, üç huri geldi ve bana göründü."
 

Bazıları derler ki ol üç dilberin
Asiye’ydi biri ol meh-peykerin
"Derler ki, o üç güzelden biri, ay yüzlü Asiye idi."           

Biri Meryem hatun idi aşikâr
Birisi hem hûrilerden bir nigâr
"Biri Meryem Hatun idi aşikâr; biri de hurilerden bir güzel."

                Şimdi de Asiye ve Meryem meleğe dönüşmüş, Çelebi öyle söylüyor.

Geldiler lutf ile ol üç mehcebin
Verdiler bana selam ol dem hemin
"O üç ay yüzlü güzel geldiler, o anda bana lütufla selam verdiler."

Mustafa’yı birbirine muştular
"Çevreme gelip oturdular, birbirlerine Mustafa'nın doğumunu müjdelediler."

Üç âlem dahi dikildi üç yere
Her birisin edeyim nerden nere
"Üç bayrak da üç yere dikildi; her birinin nereden nereye olduğunu anlatayım."

Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değil
"Dediler ki, 'Oğlun gibi bir oğul, dünya yaratılalı beri gelmiş değil.'" 

Bu senin oğlun gibi kadri cemil
Bir anâya vermemiştir ol Celil
"Bu senin oğlun gibi kıymetli bir evladı, o Yüce Allah hiçbir anneye vermemiştir."

Ulu devlet buldun ey dildare sen
Doğu serdir senden ol hulki hasen
"Ey gönül dostu, büyük bir devlet buldun; o güzel huylu oğul senden doğacak olan liderdir."

Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır
Bu gelen tehvid-i irfan kânıdır

“Bu gelen dünya ve ahret ilimlerinin sultanıdır. Bu gelen tevhid ve irfan kaynağıdır."

  "Din, Yüce Allah’ın kaynağıdır. Hayatta bile olmayan bir beşer, ahireti nasıl bilebilir? Görünen ve görünmeyeni bilen yalnızca Allah değil mi?" 

            59 Haşr Suresi 22. Ayet;
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Görünmeyeni de görüneni de bilendir. O Rahmân'dır, Rahîm'dir.

Bu gelen aşkina devreyler felek
Yüzüne müştakdürür ins ü melek
"Bu gelenin aşkına felek döner; yüzüne insanlar ve melekler âşıktır."

            Köleliği kaldırmak için kitap gönderen Yüce Allah’ın, bütün âlemi Muhammed’in kölesi yapması gibi bir deyişin mantığı yoktur. Bu oldukça saçma bir iddia."

Bu gice ol gicedir kim, ol şerif
Nur ile âlemleri eyler latif
"Bu gece, öyle bir gecedir ki o şerefli gece, nur ile âlemleri aydınlatır ve güzelleştirir."

 Bu gice şâdân olur erbâb- dil
Bu giceye can verir eshab-ı dil
"Bu gece, gönül sahipleri şad olur; bu geceye can verir gönül dostları."

Rahmeten lil’alemindir Mustafa
Hem şefiu’l-muznibindir Mustafa
"Mustafa, âlemlere rahmettir; hem de günahkârların şefaatçisidir."         

     "Yaratılmışların Yüce Allah’ı tesbihi, tüm insanlık için değil de sadece Muhammed için mi geçerlidir? Yüce Allah, Muhammed’i âlemlere rahmet olarak göndermiştir (21:107). Bu, Yüce Allah’ın merhametinin tecellisi olarak ifade edilmektedir ve bunun ana maddesi vahiydir. Yani âlemlere rahmet olan Kur’an’dır, Yüce Allah’ın yasalarıdır. Bu ayetin vermek istediği mesaj ile 'Rabbinin merhameti gereği nebi gönderici olan da elbette biziz' mealindeki ayetler (44:5-6) birbirini tamamlamaktadır ve Yüce Allah'ın resul göndermesinin ilahi rahmet ve merhametin tecellisi olduğunu gözler önüne sermektedir. 

Hz. Muhammed’in nebiliğinin evrensel olduğu ile ilgili benzer ayetler bulunmaktadır: (4:79; 6:19; 7:158; 34:28; 36:6; 42:7; 62:2-3). 

            Muhammed dâhil kimse şefaat edemez. Şefaat, bir torpil müessesesi gibi görülmelidir. Yüce Allah katında kıl kadar bile haksızlık yapılmaz (17:71). Şefaat yalnızca Allah’a aittir ve O’nun haksızlık yapmayacağına göre, şefaat sadece amel defteridir. Yani kimse kimseye zerre kadar fayda sağlayamaz; herkes ancak iyi veya kötü yaptıklarından sorumludur."

Vasfını bu resme tertip ettiler
Ol mübarek nuru tergib ettiler
"Onun sıfatlarını bu resme düzenlediler; o mübarek nuru birleştirdiler."

Âmine eder çü vakt oldu tamam
Kim vücuda gele ol hayrül enam
" Amine, insanların en hayırlısının dünyaya geleceğini;
vaktin tamam olduğunu anladı. "

Susadım gayet hararetten kati
Sundular bir cam dolusu şerbeti
"Susadım, gayet şiddetli bir hararetten; bir kadeh dolusu şerbet sundular."

Şerbeti karşımda tutdu huriler
Bunu sana verdi Allah dediler
"Huriler şerbeti karşımda tuttu; 'Bunu sana Allah verdi,' dediler."

Kardan ak idi ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi
"Kardan beyazdı ve hem soğuktu; lezzeti ise şekerde yoktu."

İçtim anı oldu cismim nura gark
Edemedim kendimi nurdan fark
"İçtim onu, bedenim nura gark oldu; kendimi nurdan ayırt edemedim."

Geldi bir akkuş kanâdiyle revan
Arkamı sıvadı kuvvetle heman
"Bir ak kuş geldi, kanadıyla uçarak; hemen kuvvetle sıvazladı arkamı."

Doğdu ol saatte ol sultan-ı din
Nura gark oldu semavatü zemin
"O saatte doğdu o dinin sultanı; gök ve yer nura gark oldu.
           

            "Melekler, Amine’nin yanına gelir ve birbirlerine Muhammed’in doğumunu müjdelerler. Dünya yaratılalı beri gelmeyen, en güzel huylu, mükemmel, dünya ve ahiret biliminin sultanı, insanların en hayırlısı geliyor; adı Muhammed. Hani resuller birbirinden ayrılmayacaktı? Bu Allah’ın emriydi. Allah’ın hurilerle gönderdiği soğuk, lezzetli, şekersiz şerbeti Meryem’e içiriyorlar. İçtiği şerbetin nur olduğu anlaşılıyor. Amine’nin yanına bir ak kuş iniyor ve arkasını sıvazlıyor. O saatte dinin sultanı doğuyor. Nasıl oluyorsa, hiçbir nebiye nasip olmayan bir olay gerçekleşiyor. “Yer ile gök nura gark oluyor."

Hak Tela ne yarattı evvela
Cümle mahlûkattan kim evvel ola
" Tüm mahlûkattan önce kim yaratıldı; Allah önce neyi yarattı?"

Mustafa nurunu evvel kıldı var
Sevdi anı ol kerimü girgidar
"Yüce yaratıcı Mustafa'nın nurunu önce var etti; onu sevgili gibi sevdi."

Her ne türlü kim saadet vardürür
Yahşi hu, gerekli adet vardürür
"Her ne türlü ki saadet varsa, o güzel huylu (Muhammed) sayesindedir."

Hak sana verdi mükemmel eyledi
Yaradılmıştan mufaddal eyledi
"Allah seni mükemmel eyledi; yaratılmışlardan üstün kıldı."

Andan oldu her nihanü aşikâr
Arşü ferşü yerde gökte ne ki var
"Onunla her gizli ve açık; arşta, ferşte, yerde ve gökte ne varsa ortaya çıktı.”

Ger Muhammed olmaya idi ayan
Olmayı serdi zeminü asuman
"Açıkça, Eğer Muhammed olmasaydı; yer ve gök olmazdı.

Hem vesile olduğu içün ol Resul
Âdemin Hak tevbesini kıldı kabul
"Resul (Muhammed) vesile olduğu için; Âdem'in tevbesini Allah kabul etti."

Ger Muhammed gelmeseydi âleme
Tac-i izzet ermez idi Âdeme

"Eğer Muhammed gelmeseydi âleme; Âdem, izzet tacına ermezdi.

Nuh anıçün buldu hem garktan necat
Daği doğmadan göründü mûcizat

"Nuh, onun sayesinde boğulmaktan kurtuldu; daha doğmadan mucizeler göründü." 

            İlk yaratılanın Muhammed olduğu iddiasını, muhtemelen ilk kez Çelebi’nin Mevlidinde duydunuz. Ancak Adem’in tevbesinin kabul edilmesi, izzet ve şeref tacına ulaşması, Nuh’un boğulmaktan kurtuluşu gibi olaylar, daha dünyaya bile gelmemiş bir kişi sayesinde olduğu iddia ediliyor.

Cümle anın dostluğuna adına
Bunca izzet kıldı Hak ecdadına
"Onun (Muhammed’in) dostluğuna ve adına; Allah bütün ecdadını da onurlu kıldı."

            "Yüce Allah’ın, Muhammed’in dostu olduğu için bütün ecdadını da onurlu saydığı iddia ediliyor. Ancak, Allah’ın insanlara olan sevgisinin, bizim duyarlılığımıza bağlıdır. (49:13). Bir kişinin hatırına, o kişinin ecdadını onurlu kılmak Yüce Allah’ın yapacağı bir şey değildir. Nuh, oğlunu; Lut, eşini; İbrahim, babasını; Muhammed ise en sevdiklerini kurtaramamıştır. Hiç kimse, kendi akıbetini bilemez (82:19). Keza, kimse kimseye yardım da edemez."

Ceddi olduğiçün anın hem Halil
Narı cennet kıldı anâ ol Celil
"(Muhammed’in) ceddi olduğu için Allah; İbrahim’e ateşi bahçe kıldı."

Hem dahi Musa elindeki asa
Oldu anın hürmetine ejderha
"Hem de Musa'nın elindeki asa; onun (Muhammed’in) hürmetine ejderha oldu."

            Ateşin İbrahim’i yakmaması, Musa’nın asasının ejderhaya dönüşmesinin yine Muhammed’in hürmetine olduğu iddia ediliyor.

Ölmeyip İsa gök’e buldu yol
Ümmetinden olmak için idi ol
"
Muhammed’in ümmetinden olabilmek için, İsa ölmedi, göğe yükseldi. "

Gerçi kim bunlar dahi mürseldürür
Lîk Ahmed ekmelü efdaldürür
"
(Muhammed’in) ümmetinden olmak için İsa ölmeyip göğe yükseldi. Gerçi bunlar da elçidirler; fakat Ahmed en mükemmel ve en faziletlidir."

            Hz. Muhammed’in nebilerin en mükemmeli olduğu ve İsa’nın da bunu bildiği için ölmeyip göğe yükseldiği söyleniyor. Ayrıca, bizim yaşadığımız dönemde Muhammed’in ümmeti olmak adına tekrar yeryüzüne ineceği iddia ediliyor. Kim bilir, diğer nebiler de gelebilir. Ancak bu inanılır gibi değil; adeta bir masal gibi… 

Çün temenni kıldılar Haktan bular
Kim Muhammet ümmetinden olalar
"Çünkü diğer nebiler Muhammed’in ümmeti olmak için haktan temenni de bulundular.” 

Sünnetin tut ümmeti ol ümmeti
Ta nasip ola sanâ Hak rahmeti

"Sünnetini tut, ey ümmet; ki Hak rahmeti sana nasip ola."

            Nebi Muhammed’i elbette her mümin sevmelidir. Ancak sevgide de sınır aşılmamalıdır. Sevgili Muhammed’in ölümünden asırlar sonra yazılmış olan Mevlit, genellikle camilerde okutuluyor. Mevlit, masum bir şiirin nağmeli hali değildir; Allah’ın mescitleri de birer konser alanı değildir. Gördüğümüz gibi, bu şiirlerde aşırı abartı, yalan ve uydurmalar bulunmaktadır. Nebi Muhammed’e böyle bir sevgi gösterisi olamaz, bu şirktir.

            Dinimizde yeri olmamasına rağmen bazı günler belirlenip, o günlerde Yüce Allah’ın elçilerinin yaşamlarından kesitler anlatılmasında bir sakınca görmüyorum, hatta bu güzel bir uygulama olur. Ancak Mevlit, çok yanlış bir uygulamadır. Yüce Allah’ın elçilerini dolaylı yollardan yarıştırmayalım, onları birleştirelim.

            2 Bakara Suresi 285. Ayet;
…”(Müminler) ‘O'nun (Allah'ın) elçilerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz.’ (derler).”

            Yüce Allah’a inanarak O'nun huzuruna kul hakkıyla gitmemek esastır. Evet, kul hakkı günahtır, ancak diğer günahlar gibi Allah’ın affetmeyeceği bir günah değildir. Yüce Allah’ın tek affetmeyeceği günah olan şirki, kul hakkı ile gizlemişler ve Mevlid’i, şirk unsuru haline getirerek din edinmişlerdir.

            Nisa Suresi 48 ve 116. Ayet;
Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını, (diğer günahları) dilediği (layık olan) kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kişi büyük bir günah(la) iftira etmiş olur.

            Mevlit yapanlar, sevap işlediklerini düşünüyorlar çünkü ibadet ettiklerine inanıyorlar. Ancak ne kadar büyük bir çıkmazın içinde olduklarının farkında bile değiller.

            Din kisvesine bürünmüş bazı kişiler, 'Aracı olmadan Allah’a yaklaşamazsınız,' diyorlar ve şu örneği veriyorlar: 'Özel kalem müdürünü görmeden başkanla görüşebiliyor musunuz?' Haşa,  Allah başkan mıdır? Allah’ı bir güç veya kuvvet gibi mi görüyorsunuz? Peygamber Muhammed de aracı değildi. Sevgili Muhammed’in sıfatları arasında 'aracı' kelimesini gösterebilen var mı?" 

            31 Lokman Suresi 13. Ayet;
Hani Lokman, oğluna öğüt vererek "Ey yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Şüphesiz ki şirk büyük bir zulümdür." demişti.

            Şeyh, gavs, kutup olarak adlandırılan kişiler de dâhil, Sevgili Peygamberimiz Muhammed’i bile, bize şah damarımızdan daha yakın olan Allah’a ortak, aracı edinmeyelim.

            39 Zümer Suresi 3. Ayet;
Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah'a aittir. O'nun peşi sıra dostlar edinenler "Onlara, bizi yalnızca Allah'a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.

            Şiirde yazılanlar hakkında hiçbir kanıt yok. Allah hakkında bu denli pervasızca konuşmak, kime ve neye hizmet ediyor? Eğer amaç, Allah'ın kitabının önüne geçmekse, bunda başarılı olduklarını söyleyebilirim. Çoğunluk, şiirle ibadet ettiğini sanıyor. Bu anlayışla okutulan Mevlit, adeta Kur’an’a paralel bir metin haline gelmiştir. Oysa ibadetleriniz Kur’an’a dayalı olmalıdır. Allah’ın mescitlerinde şiir okunamaz. Mescitler ve secde edilen yerler, yani her bir ibadet mekânı ve zamanı, tevhide adanmış olmalıdır. Her türlü şirk unsurundan uzak tutulmalıdır. Din adına yapılan herhangi bir davranış, yalnızca Yüce Allah içinse ibadet sayılır. İçinde aracılık barındıran eylemler ibadet olarak kabul edilemez; bunlar, kişiyi Allah'a yaklaştırmaz, aksine uzaklaştırır. Mevlit okutmak da şirktir. Bu tür etkinlikleri düzenlemeyelim ve düzenlenen ortamlardan uzak duralım.

 

 

Doğrularım Allah’ın, yanlışlarım ise bana aittir.              Aydın Orhon

  KUR'AN'A GÜVENMEYEN İNSAN, KUR'AN'A İMAN ETTİĞİNİ SÖYLESE DE ÇELİŞKİ İÇİNDEDİR Hayatım boyunca din üzerine sayısız insan...