GÖSTERMELİK KUTLAMALARDAN ÖZÜNE DÖNÜŞ: CUMA SALATI

 GÖSTERMELİK KUTLAMALARDAN ÖZÜNE DÖNÜŞ: CUMA SALATI

Her cuma günü cep telefonlarımıza onlarca mesaj düşüyor: "Cumanız mübarek olsun." Peki, birbirimizi tebrik ederek geçiştirdiğimiz bugünün, Yüce Allah’ın katındaki ve hayatın merkezindeki karşılığı gerçekten sadece bir kutlama mıdır? Camilerimizin cuma vakti tıklım tıklım dolup taşması, bu ibadetin amacına ulaştığını mı gösterir yoksa ortada Kur’an merkezli bakıştan uzaklaştığımız büyük bir çelişki mi var? Gelin, hep beraber camilerimizin kapısından içeri adım atalım ve Kur’an’ın aynasında gördüklerimizle yüzleşelim.

Mescitlerimize baktığımızda ilk göze çarpan gerçek, o muazzam kalabalığın içinde tek bir kadının bile olmayışıdır. Sanki gizli bir el, dinin en önemli toplumsal buluşmasından kadınları tamamen soyutlamıştır. Oysa Yüce Allah, cuma günkü o büyük buluşmaya ve yardımlaşmaya çağrı yapırken hitabını çok net bir şekilde ortaya koyar.

“Ey inanıp güvenenler! Cuma günü salat için çağrı yapıldığında alış verişi bırakın; Allah’ın zikrine koşun. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”
(Cuma, 62/9)

Ayet açıkça "Ey erkekler" demiyor, "Ey iman edenler" diyor. Sormak gerekiyor: Kadınlarımızdan iman eden kimse yok mu ki onları bu çağrının dışında tutuyoruz? Allah’ın kelamı her cuma minberlerden okunuyor ya da okunması gerekiyor; ancak ne hikmetse iman eden kadınlarımız bu mescitlere davet edilmiyor. Bir yanda kadınları ötekileştiren geleneksel yapı, diğer yanda ise Allah’ın herkesi kapsayan apaçık hükmü duruyor. Burada sormamız gereken en can alıcı soru şudur: Mescitlerde kimin hükmü yürütülüyor?

İşin daha da düşündürücü yanı, ramazan gecelerinde karşımıza çıkıyor. Yüce Allah’ın kitabında hiçbir emri ve bağlayıcı hükmü bulunmayan teravih namazlarında birdenbire camilerin üst katları, arkaları paravanlarla bölünerek kadınlara tahsis ediliyor. Kadınlar da kendilerine ayrılan bu bölümleri her gece dolduruyorlar. Nebi Muhammed’in kıldığına dair rivayetler üzerinden bu uygulama hararetle savunulurken, doğrudan Allah’ın emri olan cuma salatında kadınların engellenmesi nasıl bir din anlayışının ürünüdür?

“De ki: Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah göklerde ve yerde olanları bilir. Allah her şeyi bilendir.” (Hucurat, 49/16)

Bizler farkında olmadan, kendi doğrularımızı Allah’ın dininin önüne mi koyuyoruz? Nebi Muhammed döneminde cuma salatının asıl amacı ve sırası bugünkünden çok farklıydı. Olması gereken asıl düzende, önce cuma toplantısının namaz kısmı ikame edilir, ardından hutbeye geçilirdi. Hutbe; dini bilgilerin yanı sıra toplumun maddi ve manevi tüm problemlerinin masaya yatırıldığı, kimin ne sıkıntısı varsa görüşülüp çözüme kavuşturulduğu interaktif bir şura ve dayanışma platformuydu.

Ancak tarihsel süreçte bu ilahi ve insani düzen büyük bir siyasi müdahaleyle tersine çevrildi. Emeviler döneminde, hutbelerden Hz. Ali’ye yönelik kesintisiz hakaretler ve küfürler edilmeye başlandı. O dönemde hutbe namazdan sonra okunduğu için, bu çirkinliğe ortak olmak ve dinlemek istemeyen samimi cemaat namaz biter bitmez mescidi terk ediyordu. Cemaatin camiden kaçtığını gören Muaviye, insanları bu hakaretleri dinlemeye mecbur bırakmak için hutbeyi namazın önüne aldı. Ne acıdır ki Emeviler'in bu dayatması bugün hâlâ aynen devam ettiriliyor ve cuma, hayatın içinden kopuk, tek merkezden dikte edilen statik metinlerin okunduğu bir alana dönüştürülüyor.

Nebi döneminde mescit, aynı zamanda bir sosyal yardımlaşma ve bölüşüm merkeziydi. Mahallede oturan cemaat, ihtiyacından fazla olanı mescide getirir; ihtiyacı olanlar da oradan rencide olmadan ihtiyacı kadarını alıp götürürdü. İnsanların haftalık maddi ve manevi yaraları o buluşmada sarılırdı. Bugün ise cuma günleri sadece caminin kendi inşaatı veya masrafları için yardım toplanıyor. Cebimizdeki o ağırlık yapan, cüzdanımızı delen bozuk paraları kutulara atarak büyük bir hayır işlediğimizi sanıyoruz. Oysa infak ve yardım, insanın canını biraz yakmalı, fedakarlık hissettirmelidir.

“Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İhtiyacınızdan artanı harcayın...” (Bakara, 2/219)

Cuma salatı, öğle vaktinde gerçekleştirildiği için aynı zamanda o günün öğle namazını da kapsayan, hayatın tam ortasında duran devasa bir yardımlaşma, bilinçlenme ve haftalık şura toplantısıdır. Bizler ne zaman ki cumayı kuru bir tebrik mesajından ve sadece erkeklerin gittiği şekli bir ibadetten ibaret görmeyi bırakıp, kadın erkek tüm inananların hayatına dokunan Kur’anî özüne döndürürsek, işte o zaman cumamız gerçekten mübarek olacaktır.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com

 

  GÖSTERMELİK KUTLAMALARDAN ÖZÜNE DÖNÜŞ: CUMA SALATI Her cuma günü cep telefonlarımıza onlarca mesaj düşüyor: "Cumanız mübarek olsun....