MEKKELİ MÜŞRİKLER DE ALLAH A İNANIYORLARDI.


 MEKKELİ MÜŞRİKLER DE ALLAH A İNANIYORLARDI.

 

            6 En’am Suresi 41. Ayet:
Aksine yalnız O'na (Allah'a) yalvarırsınız. O da (kaldırılması için) kendisine yalvardığınız (belayı) dilerse kaldırır ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.

 

            16 Nahl Suresi 35. Ayet:
Ortak koşanlar şöyle demişlerdi: "Allah dileseydi biz de babalarımız da O'nun peşi sıra başka şeylere tapmazdık. O'nun peşi sıra (O'na rağmen) hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer ki!

 

            23 Muminun 84-90. Ayar:
De ki: "Biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"
"Allah'a aittir." diyeceklerdir. De ki: "Öyle ise (gerçeği) hatırlamaz mısınız?"
De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, yüce arşın Rabbi kimdir?"
"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "(O'na karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?"
De ki: "Biliyorsanız (söyleyin), her şeyin egemenliği kendisinin elinde olan, her şeyi koruyup kollayan fakat kendisi korunmaya (ihtiyacı olmaya)n (güç) kime aittir?"
"Allah'a aittir." diyeceklerdir. De ki: "Öyle ise nasıl da büyüleniyorsunuz?"
Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; şüphesiz ki onlar yalancıdır.

 

            29 Ankebut Suresi 61-66. Ayet:
Onlara "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emri altında tutan kimdir?" diye sorsan, elbette "Allah." derler. (Allah'a kulluktan) nasıl da döndürülüyorlar!
Allah kullarından rızkı dilediğine açarak (bol) da verir, ona kısarak (dar) da verir. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
Onlara "Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeri canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd (övgü) Allah içindir; esasında onların çoğu akıl etmezler."
Bu dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Şüphesiz ki ahiret yurdu(na gelince), işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı!

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler!

 

            40 Mümin 12. Ayet:
(Onlara şöyle denecektir:) "Tek Allah'a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O'na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah'a aittir."

 

            Mekkelileri müşrik yapan unsur, yukarıdaki ayetlerden de anladığımız gibi Allah’a inanmalarının yanı sıra ilah edinmeleridir. Onlardan beklentileri Allah’a yaklaştırmalarıdır. Günümüz Müslümanları da ne yazık ki ölmüşlerden yardım, şefaat beklentisindeler. Her gün defalarca “Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (1:5) demelerine rağmen. Tabii okuduğunun anlamını bilmiyor ki “İyyake na'budu ve iyyake nestain.” Deyip geçiyor.  “Sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Yüce Allah” (26:9) Şah damarımızdan bize daha yakınken. (50:16) kimseden beklentiye girmeyelim. Din gününde o sizi kurtaracağına inandığınız şeyhiniz, gavsınız önce kendisini kurtarsın.

 

17 İsra Suresi 97. Ayet:
Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Saptırdığı (sapkınlığını onayladığı) kişi içinse O'ndan başka (O'na rağmen) dostlar (yardımcılar) bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü bir araya toplayacağız. Onların barınağı, ateşi her yavaşladıkça alevini artıracağımız cehennemdir.

 

            Bizi kurtaracak tek şey Amel defterimizde götürdüğümüz azıktır. Kimseden kimseye faydanın olmadığı din günü için hazırlığımızı ona göre yapalım ki problem yaşamayalım.

 

            Doğrularım Allah’ın, yanlışlarım bana aittir.                     Aydın ORHON

 

 

 

 

 

 

NEBİ MUHAMMED'E İFTİRA EDİLEN HADİSLERİNDEN BİR DEMET.


 

KISA KISA…

NEBİ MUHAMMED'E İFTİRA EDİLEN HADİSLERİNDEN BİR DEMET.

 

-Resulullah şöyle buyurdular: “Kim sabah aç karnına yedi tane acve hurması yerse o gün ona ne sihir ne de zehir tesir eder.”
(Sa’d Bin Ebi Vakkas)

 

                Buna iman ettiklerini söyleyenlerin bile iş ciddiye dönüştüğünde iman etmediklerini kendileri de görecektir. Tv programında Ebubekir Sifil’e Caner Taslaman “ Madem ki bu hadise iman ediyorsun işte zehir iste hurma” dedi. Tabi oralı bile olmadı.  Şu an bu olayı duymayan vardır eğer  Ebubekir Sifil denemiş olsaydı duymayan kalmayacaktı. Nasıl bir imandır anlamak güç. Bu hurma rivayeti tamamen ticari, ekonomik bir uydurmadır.

 

-"Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."
(Ebû Dâvud, Et'ime 49; Buhârî, Tıbb 58, Bed'ü'l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31; Nesâî, Fera' 11)

 

                Bütün pisliğin (necasetin) üzerinde dolaşan sineğin bir de tamamının batır sonra da ye. Cahiliye döneminde ki Araplar belki bu uygulamayı yapmıştır diye düşünüyorum. Başka türlüsü mümkün değil. Yüce Allah bizlere iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. (3/157) Bu insanlar gerçekten hiç akıllarını kullanmıyorlar. (2/44)

 

-"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü vesselam namaz kılarken hırçın bir çocuk namazını kat'edip geçtiğinden Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam, 'Yüce Allah'ım onun izini (ayağını) kes.' demiş. Ondan sonra çocuk daha yürüyememiş, öyle kalmış, hırçınlığının cezasını bulmuş.
" (Sünen-i Ebu Davud’da ve Kadı İyaz'ın Şifâ-i Şerif)

 

                Bu rivayeti Nebi Muhammed’in mucizesi diye ballandırarak anlatıyorlar. Sanki Yüce Allah’tan daha merhametliymiş gibi şefaat beklentisine girenler,  burada da Nebi Muhammed’in şefkatini, merhametini yok sayıyorlar. Kızlarını diri diri toprağa gömen toplumda, Nebi Muhammed kızını omuzlarında gezdiriyordu. Uydurulmuş din böyle dalgalı ve çelişkilidir.

 

- Darekutni ve başka hadis kitaplarında nakledildiğine göre, Abdullah sekiz dokuz yaşlarındayken, Resulullah kendisine hacamat ettirdiği kanını toprağa gömmesi için bir kap içinde vermiş, Abdullah ise oradan ayrıldıktan sonra tek başına kalınca, kanı gömeceği yerde içmiştir. Geri dönüp gelince Resulullah : "Ne yaptın?" diye sormuş, o da kinayeli konuşarak: "Onu ortadan kaldırdım." demiştir. Hz. Peygamber durumdan şüphelenip: "Herhalde onu içtin?" deyince Abdullah: "Evet!.." demiştir.

Bunun üzerine Peygamber : "Kanı kanıma karışana ateş temas etmez." buyurmuş ve şunları da sözlerine eklemiştir: " Veylün leke mine'n nâs ve veylün li'n- nâsi minke = Yazık insanlardan sana olacaklara, yazık senden dolayı insanlara olacaklara."
(el-Askalânî, el-Metâlibü’l-Âli¬ye, 4:21; el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, 2708; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:554.)

 

Yüce Allah kan içmeyi kesinlikle haram kıldı. (2/173) Hacamat yaptıran kişi işlemden sonra rahatlar. Bunun sebebi vücuttaki pis kanın alınmasıdır. Nebi Muhammed’de sorguya çekilecektir. (7/6) Hüküm koyan yalnız Yüce Allah’a aittir. (12/40) Nebi Muhammed’e iftiraların ardı arkası kesilmiyor.

 

“Mümin / imanlı bir kadının durumu, siyah kargalar arasında bulunan ve ne ikincisi ne de benzeri olmayan bir alacakarga gibidir.” (Mecmau’z-zevaid, 4/274)

 

Kız çocuklarının diri diri gömülmelerini işitmiştik, İyi kadının alacakarga kadar olabileceğini de işledik, şimdi de idrar farkını gördük. Tam anlamıyla iyi kadın yok demek isteniyor. Kadınları aşağılama çocukluktan başlıyor.  Kur’an’la da çelişiyor.

Yüce Allah: "Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.” (3:195) diye duyuruyor. Bunun sebebi uydurulmuş dinin erkek hegemonyasının etkisinde olmasındandır.

 

-"Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.”
(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163).

 

Bu rivayette yoruma bile ihtiyaç hissetmiyorum. Tamamı gibi bu da Sevgili Nebi Muhammed’e yapılmış iftiradır.

 

Aşağıdaki rivayet için affınızı diliyorum. Yazarken yüzüm kızardı. Paylaşamadıklarım da var. Onları yazma cesaretini kendimde bulamadım. Yüce Allah bunlara iman edenleri ıslah etmesini diliyorum. Elimden başka da bir şey gelmiyor.

 

-Nebi Muhammed “Cebrail bana bir çömlek getirdi de ben ondan içtim ve bunun üzerine bana cinsî münasebette kırk erkek gücü verildi.”
(İbn Sa’d, et-Tabakatu’l- Kübra, s.374)

 

-“Nebi Muhammed otuz erkeğin cinsel gücüne sahipti.”
(Buhari, Muhtasar Tecrit-i Sarih, hadis no: 192),

Sanki aralarında mahrem yoktu. Cümle kurmakta zorlanıyorum.

 

 -"Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, hanımı Zeynep’le cinsel ilişkiye girerdi. (Buhari, Muhtasar Tecrid-i Sarih, hadis no: 192)

 

-Bir gecede dokuz hanımıyla ayrı ayrı cinsel ilişki kurardı.”
(Buhari, Gusul 12)

 

Bunlar Sevgili Muhammed’imizi haşa sex manyağı yaptığının farkında değil mi? İftirada da bel altından da devam ediliyor.

 

-Ebu Hureyye (Ra) şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi. Melek, Musa’ya gelince, Mûsâ, meleğin yüzüne vurdu, gözünü kararttı. Melek Rab’ bine döndü ve: “Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin!” diye hâlini arz etti. Yüce Allah, Azrail’e: “Sen yine Musa’ya dön de ona, elini bir öküzün sırtı üzerine koymasını ve elinin örttüğü her bir kıla mukabil bir yıl ömrü olacağını söyle” buyurdu. Mûsâ bunu duyunca: “Ya Rabbim, bundan sonra ne olacak?” diye sordu. Yüce Allah: “Bundan sonra yine ölüm vardır” buyurdu. Mûsâ: “Öyle ise ölüm şimdi gelsin” niyazında bulundu.

 

                Rivayetlerle dini yaşayanların bir bölümü Kur’an mealini de okuması, bilmesi bir şey değiştirmiyor. Ebubekir Hocayı hatırlayalım; “Beş yüz ayette getirseniz” demiyor mu? Bunlara ne anlatabiliriz ki… Ayetler güvenmeyip bunları din zannediyorlar. “Ben Kur’an’ı tanımıyorum.” Demek değil midir? Bu rivayete iman eden Mahmut Ustaosmanoğlu’ da bundan esinlenmiş olacak ki, Güya Azrail gelmişte de geri göndermiş.

 

Kur’an  “Bir kimsenin ömrü bitince Allah ona asla ek süre vermez.” demiyor mu?  (63/11) "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? (49:16)

 

-Resulullah buyurdular ki: “Hac veya Umre veya Yüce Allah yolunda cihat maksatları dışında gemiye binme. Zira denizin altında ateş, ateşin altında da deniz vardır
Ebu Davud, Cihat 9, (2489)

 

                Bir rivayeti bile reddedenlerin kâfir olacağını iddia edenler feribot, gemiye binerler.  İşlerine geleni yaparlar, işlerine gelmeyeni yapmazlar.

 

-Kadınları sünnet eden sünnetçi vardı. Resulullah şöyle dedi: Fazla derinden kesme! Çünkü bu, kadın için daha çok tat (orgazm) almasını sağlar. Kocası için de daha sevimlidir. Buyurdu.
(Ebu Davut 5271)

 

                Bazı İslam ülkelerine kadınlara sünnet uygulaması yapılmaktadır. Ülkemizde bu rivayete de riayet yok.

 

-“Arkasından koparılan feryat (ve yakılan ağıt) sebebiyle, feryat edildiği sürece, ölüye kabrinde azap olunur” Buhârî, Cenâiz 34; Müslim, Cenâiz 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Cenâiz 23

 

                Ölen kişinin imtihan olmuş, imtihan alanını terk etmiş, amel defteri kapanmıştır. Ölmüş kişi neden başkası yüzünden azap çeksin ki... Kimse, kimsenin günahını yüklenmez (53/38). Eğer ağlamak isyan derecesindeyse; bu ölenin değil, ağlayanın sorunudur.

 

                35 Fatır 18. Ayet:
Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. (Günah) yükü ağır olan kişi, yükünü taşımaya -yakını bile olsa- (başkasını) yardıma çağırsa, yükünden hiçbir zerresi taşınamaz. Sen sadece yalnızken Rablerine saygı duyanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Arınmaya çalışan kişi, sadece kendisi için arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah'adır.

 

                Ölen kişi imtihan sonucunu, karnesini (iyi, kötü yaptıklarını) boynuna takıp götürmüştür. Hiçbir şekilde ona kimsenin ne faydası ne de zararı dokunabilir. Birilerinin “Yaptırılan yol, su, okul gibi hayırlar ne olacak? Bunları yaptıranların amel defteri de mi kapanacak? ”  diyeceksiniz. Evet, Kur’an’a göre herkesin defteri kapanmıştır. Yüce Allah yapılmış hayratlarınızdan kaç kişinin daha yararlanacağını bilmiyor mu? Gelecekte ki alacak sevaplarını da peşinen verilerek kapacaktır. Amel defterimiz ahiret hayatında din günü ortaya çıkacaktır. Orada hiçbir haksızlık yapılmayacak.

 

                Al-i İmran 25. Ayet: 
Peki onları geleceğinde kuşku bulunmayan bir gün için topladığımızda ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese hak ettiği tastamam verildiğinde halleri nice olacak!

 

-Ebu Hureyye anlatıyor: Resulullah buyurdular ki: “Çocuğu diri diri gömen kadın, diri diri mezara gömülen çocuk da cehennemdedir.”
(Ebu Davud, Sünnet 17)

 

Kur’an’a göre buluğ çağına gelmeyen çocuklar için imtihan başlamamıştır. Yani günahsızdır. Hiçbir canlı kendi isteğiyle canlı canlı gömülmek ister mi? Bunu da geçelim. Hüküm veren yalnız Yüce Allah’tır. (12/40) Resul sadece vahiy edilene uyar. (46/9) Bunun da iftira olduğu apaçık bellidir.

 

Kısa kısa rivayetleri, (iftiraları) yorumsuz paylaşarak bu konuya son verelim:

-Güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar.
(Buhari)

 

 

-“Zina yapan evlilerin taşlanarak öldürülmesini emreden ayet, Ayşe`nin döşeğinin altındaki sahifede yazılı bulunuyordu. Peygamber ölünce Ayşe onun defin işlemleriyle meşgul iken, evin açık kapısından içeri giren bir keçi o sahifeyi yedi ve böylece taşlama cezası Kuran`dan çıktı; ama hükmü devam ediyor”
(İbni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131, 132, 183; 6/269).

 

-Şeytan helâda insanların makatlarıyla oynar.
(Ebu Davud) (Buhari 76/53).

 

-Güvercin şeytanedir.
(Ebu Davud, İbn-i Mace

 

-İki yöneticiye birden onay verilirse, içinden birisi katledilmelidir.
(Müslim)

 

 

-Avret yerleri açıkken beraberce hacet gidermesinde bir sakınca yoktur ancak o vaziyette konuşmaları günahtır. (Ebu Davud)

 

- Kişi ishalden ölürse, şehit olur.
(Nesai, Ebu Davud, Muvatta)

 

 

-Kadın kendisine haram olması için, yetişkin bir erkeği emzirebilir.
 (Müslim, İbn-i Mace)

 

-Kişi gurbette ölürse, şehit olur.
(İbn-i Mace)

 

 

-Etin kokuşmasının nedeni İsrailoğulları’dır.
(Buhari, Müslim)

 

 

-Mushaf’taki Bakara Suresi’nin 238. ayeti eksiktir.
(Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud)

 

 

-Kertenkele katleden bir kişiye, kaç vuruşta katlettiği dikkate alınarak -Allah tarafından- sevap yazılır.
(Müslim) (Buhari, Nesai, Muvatta)

 

-"Peygamber, savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesinin bir sakıncası olmadığını söyledi"
(Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113).

 

 

-İbrahim Peygamber seksen yaşında, keserle sünnet olmuş.
(Buhari, Müslim)

 

 

-Cahiliye devrinde bir gün maymunlar, zina eden bir maymunu recm etmiş.
(Buhari)

 

 

-Köpekler katledilmelidir.
(Müslim)

 

-Namaz için çağrı yapıldığı vakit, şeytan zart-zurt osurarak uzaklaşır.
(Buhari, Müslim)

 

 

-Kırmızı renkli elbise giymek harama yakındır.
(Tirmizi, Ebu Davud)

 

-“Keçinin yemesi sonucu Kuran`dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran`a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi”
(Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Müslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut 41/1; Itkan 2/34).

 

 

-Hayatında üç kez tövbe etmiş bir kişi, o dakikadan sonra ne kadar günah işlerse işlesin -Allah tarafından- affedilir.
(Buhari, Müslim)

 

-Mushaf’taki Beyyine Suresi eksiktir.
(Tirmizi)

 

 

-İçerisinde köpek leşleri, kadın hayız bezleri ve insan pislikleri olan kuyudan su içilebilir.
([Ebû Dâvud, Tahâret 34, (66); Tirmizî, Tahâret 49, (66); Nesâî, Miyâh 2, (1, 174)

 

-“Dinini değiştireni öldürün.”
(Nesai 7-8/14; Buhari 12/1883)

 

 

-“Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep`le yatardı” (Buhari, Hibe, 8)

 

-Uğursuzluk 3 şeydedir, at, ev, kadın"

[ buhari, cihad, 47, nikah, 17 / muslim, selam, 119 / muvatta, isti'zan, 21 ]

 

- Bir evde üçten fazla yatak olmamalıdır, zira dördüncü yatak şeytanadır. (Müslim, Nesai, Ebu Davud)

 

 

 

-“Bir adam karısını yatağına (cinsel ilişki için) çağırsa da, kadın yanaşmasa, o sırada cinsel ilişkide bulunmazsa ve bu yüzden kocası geceyi öfkeli-sinirli olarak geçirse, melekler o kadına, sabaha değin lanet ederler.”
(Bkz. Buhâr’i, e’s-Sahih, Kitabu Bed’il’halk/7; Tecrîd, hadis no: 1337; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikâh/120-122, hadis no: 1436; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu’n-Nikâh/42, hadis no: 2141.)

 

 -“Ben Câhiliyet devrinde zina etmiş olan bir maymunun üzerine birçok maymunların toplanmış olduklarını gördüm. Maymunlar o zina eden maymunu recm ettiler. Ben de o maymunlar topluluğunun beraberinde zina eden maymuna taş attım.”
 ( Buharî, Menakıbu’l-Ensar, 27). B

 

-İçki içen bir kişi ilk seferde dövülmeli, ikinci seferde de dövülmeli, üçüncü seferde de dövülmeli, dördüncü seferde de dövülmeli ancak beşinci seferde katledilmelidir.
(Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace) (Buhari 63/27)

 

-Süleyman Peygamber; Allah’ın yolunda cihat edecek bir erkek çocuk doğurtabilmek adına, 1 gecede 90 tane zevcesi ile birlikte olmuş.
(Buhari, Nesai)

 

-Resim yapan bir kişi cehennemliktir.
 (Müslim 2109/98, Buhari 5957, 5958, Nesei 5320, 5321, 5322, 5328)

 

- İki kişinin aynı anda helâya gidip, avret yerleri açıkken beraberce hacet gidermesinde bir sakınca yoktur ancak o vaziyette konuşmaları günahtır.
(Ebu Davud)

 

                Simdi hadislere iman edip onlara göre dinlerini yaşayanlara soralım: Siz bu Sevgili Muhammed’e yapılan iftiralara mı iman ediyorsunuz? İnancınıza göre sahih olmasına rağmen uymadıklarınız için ne diyeceksiniz? Yukarıda paylaştığım hadislerden birisinin bile inkârı sizi dinden çıkarıyor. Size özel sahih bir hadis paylaşıyorum. Okuyun ve kendinize sorun: Ben dinden çıkmış olabilir miyim? Diye…

-"Yüce Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: 'İnsanlara ne oluyor da, Yüce Allah'ın Kitabında olmayan farzları, farz olarak ileri sürüyorlar. Kim Yüce Allah'ın Kitabında olmayan bir farzı farz koşarsa bu batıldır. Böyle yüz şart ileri sürülse bile Yüce Allah'ın farzı en haklı ve en güvenilir olandır."
(Buharî, Büyü, 67. Dr. İsmail Hakkı Ünal, İmam Ebu Hanife'nin Hadis Anlayışı Ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 87)

 

Doğrularım Allah’ın Yanlışlarım bana aittir.                                          Aydın Orhon

 

 

 

 

 

 

KUR’AN’DA ZEKÂT, İNFAK VE SADAKA…


 

KUR’AN’DA ZEKÂT, İNFAK VE SADAKA…

 

                Zekât: Elinizde bulunan mal, mülk, para gibi değerlerden bir miktar ihtiyaç sahiplerine vererek o değerlerin temizlenmesidir. Kelime karşılığı: Artma, arıtma,  temizlenmedir. Genellikle Allah yolunda yapılan harcamaları ifade eder. (9:103) Bazı ayetlerde zekât, gönüllü bağış veya kamu harcamaları ya da fakirler için oluşturulan fonda toplanan bir tür vergi anlamında kullanılmıştır.

 

                2 Bakara Suresi 177. Ayet;
(Gerçek) iyilik, yüzlerinizi doğu ve(ya) batı tarafına çevirmeniz değildir. Gerçek iyilik, kişinin Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inanmasıdır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (yardım) isteyenlere ve kölelere sevdiği maldan harcamasıdır. (Ayrıca) namazı kılması, zekâtı vermesidir. (Bunlar) antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirenlerdir. (Dahası), sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenlerdir. Doğru olanlar işte bunlardır! Muttakîler (duyarlı olanlar) da işte bunlardır!

 

                İnfak: Kelimesinin Türkçe karşılığı: “Harcamak, sahip olunan mallardan Allah rızası için vermektir.”

               

                2 Bakara Suresi 195. Ayet;
Allah yolunda infak edin (verin)! (Bunu yapmayarak) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Her türlü iyiliği yapın! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.

 

                Sadaka: Doğrulamayı ifade eder. En genel çerçevede zorunlu veya gönüllü olarak yapılan her türlü maddî harcamadır. Sadaka, bir müminin imanındaki sadakatinin göstergesidir.

 

                Üçünü bir arada kabaca düşündüğümüzde Yüce Allah’ın bize bahşettiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerine devlete vermemiz gereken emtiadır. Tabii savurmadan ve cimrilik yapmadan….

                Sadaka da zekât da En'âm 6:141, Tevbe 9:103, İsrâ 17:26, Rûm 30:38, Zâriyât 51:19 ve Me‘âric 70:24-25’te belirtildiği gibi “maldan” verilmelidir. 1/40 yoktur. İnfak, kârdan değildir imandandır. Maddi imkânlarla sınırlı değildir. İmanı olanın infakının da olması gerekir.

 

                Kur’an’daki birçok ayette mallarımızdan ihtiyaç sahiplerine vermemiz emredilmiştir. Fakat bu kenarda duran atıl para,  altın veya mülkün üzerinde bir yıl geçmesi ve onun 1/40’i diye bir ifade Kur’an’da yoktur. Bu mezheplerden dolayı dinin ölçüsü olmuştur. Çoğunlukta dinin ölçüsü sanıp Kur’an’da olmamasına rağmen buna uyar. Tarlanıza taşıdığınız suyun zekâtı 1/20 olurken, çiftçilik yapanların 1/10’dir. Köylü, çiftçi çok fazla verirken holding sahipleri ise çok daha azını vermektedir. Kur’an’da geçmeyen bu rakamlar kime, neye, hangi akla göre uyarlanmıştır?            

 

                Yüce Allah kitabında herhangi bir ölçü koymamıştır. Tamamen bize bırakmıştır. Kur’an, Yüce Allah’a ne kadar borç verirsek verdiğimizin kat kat fazlasını geri alacağımızı vadetmiştir. Fabrikalar kurup insanları iş sahibi yapıp yoksulluktan kurtarmak, onları da bu ibadeti yapar duruma getirmek yapılan yardımların en güzelidir. Sahip olduğumuz para, mal, mülk neyimiz varsa Allah tarafından verilmiştir.  Bu emtiadan Allah yolunda harcamamak Allah’ın verdiği geçici nimetlere sahiplenmek anlamına gelir. Bütün nimetlerin Yüce Allah’a ait olduğunun idrakiyle yaşantımızı idame ettirmemiz gerekiyor. Bize verilenlerin tamamı bildiğimiz gibi bizim için geçicidir. Bunun idrakiyle yaşamımızı sürdürmeliyiz. Mal hırsı yüzünden diğer insanların üzerine basarak yükselmenin, onların mallarına el koymanın din gününde hesabı sorulacaktır. Kendi arzu ve isteklerinizi ilahlaştırmayalım. (25:43) Para ve mal hırsı insanı bitirir. Bu tür insanların para, mal, mülk, ihtişamı putları olur.

 

                Namaz, oruç nasıl ibadetse zekât, sadaka, infak da ibadettir. Bu ibadeti asla hafife almamalıyız. Kendimiz de dâhil herkesi kandırabiliriz, ancak Allah’ı asla… Bollukta da darlıkta da yardım etmeliyiz. (3:134) Yüce Allah zekât, sadaka ve infakta ölçü vermemiştir. Ölçüyü tamamen bize bırakmış. Pastamızı da paylaşabiliriz, kuru ekmeğimizi de… Bu tür eylemleri gerçekleştirmeye Yüce Allah “kendisine borç vermek” tabiriyle bizleri fazla vermeye teşvik etmektedir. Borç vermekle hem dünyevi hem de ahiret hayatı için kat kat fazlası alınacaktır. (57:11)  Yapılacak bu davranışla batmayacak bir ticaret gerçekleştirilmiş olunacaktır. (35:29)

 

                Yüce Allah bizi yaratmasaydı, mevcut mal mülkün hiç birisine sahip olamayacaktık. Eğer bunu anlayabiliyorsak O’nun rızasını kazanmak için malımızdan sarf etmemiz gerekir. Malı ahiret hayatına götürecekmiş gibi yığmayalım. O mal bizi sonsuza dek yaşatmayacaktır. (103:1-3) Kur’an’a göre zenginin malında yoksulun hakkı vardır. (51:19)

 

                Muhtaç olan bizleriz. Yüce Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. (35:15) Kur’an mallarımızla canlarımızla cihat etmemizin önemini anlatıyor. (4:95) Elinizde ki mallardan ihtiyaç fazlasını, (vazgeçebildiğimizi) anaya babaya, yakınlara, akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolculara ve ihtiyaç sahiplerine vermeliyiz. (2:215) Sonradan pişman olacağımız davranış içine girmeyelim. (74:44) Dünya nimetlerinin ne kadarından vaz geçersek ahiret nimetlerinde onun kat kat fazlasını kazanacağız. Bunun idrakinde olalım.  (2:261) Sonra da bu düşünce içinde ihtiyaç fazlasını verelim. (2:219)  Cimri ve savurgan kesinlikle olmayalım. İkisinin ortasında bir yol tutalım. (25:67) Aksi halde infak yapan konumundayken, infaka muhtaç duruma düşebiliriz. Kur’an’da sık aralıklarla emredilen bu ibadet, dinimizin temel taşlarında biridir. Şunu da vurgulamak gerekir ki insan sadece sahip olduğu maldan değil Yüce Allah’ın kendine bahşettiği bütün nimetlerden infak etmekle yükümlüdür. Eğer Allah’ın ilim bahşettiği kullarındansak ilmimizi helal yoldan paylaşalım. Yani insan sadece maddi varlıklarını değil, sağlık, bilgi, zaman gibi nimetleri de doğru şekilde kullanarak infak etmelidir. Bu, insanın varlığını sadece kendi çıkarları için değil, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için de harcaması gerektiğini unutmayalım.Yüce Allah, biz paylaştıkça hem malımızın hem de ilmimizin artıracağını buyuruyor. (2:245)

 

 

                9 Tevbe Suresi 60. Ayet;
Sadakalar Allah'tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, kalpleri (İslam'a) ısındırılmış olanlara, (özgürleşmek isteyen) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara, yolcuya mahsustur. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

 

                2 Bakara Suresi 219. Ayet;
“Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Vazgeçilebileni." Allah düşünesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.”

               

Aşağıdaki paragraf Mehmet Okuyan’ın mealinde “vazgeçilebileni” kelimesindeki dipnotun alıntısıdır.

                “Ayette infaka konu olan el-‘afv kelimesi, infak edildiğinde sahibinin affedilmesine vesile olacak kadar çok değere sahipken vazgeçilebilen şeyler anlamına gelmektedir. Kişi ne kadarlık günahının affedilmesini istiyorsa o kadar fedakârlıkta bulunmalı yani bolca infak etmelidir. “Affetmek” kelimesi alacaklı olduğu herhangi bir konuda hakkından feragat etmek anlamına geldiği için buradaki amaç, insanın infak edeceği şeylerin aslında en zor zamanda vazgeçebileceği nitelikte olduğunu göstermektir. Bu kelime rahat zamanda vazgeçilebilecek şeyden ziyade en sıkıntılı zamanda vazgeçilebilecek miktardır. Bu kelimeyi “ihtiyaç fazlası” şeklinde yorumlamak asıl amacı ortaya koymamaktadır. Bu konuda Bakara 2:177, 275, Âl-i İmrân 3:92 ve İnsan 76:8. ayetlerde de benzer mesajlar yer almaktadır.”

 

                Elimizdekilerden vazgeçebilmek bize ağır gelmemeli. Ne kadar büyük ödül istiyorsak, o kadar çok infak etmeliyiz. (57:7) Bir hatırlatma yapayım: Verdiğimiz bir infak bize yedi-yüz olarak geri dönecek. (2:261) İhtiyaç sahiplerinden isteyene ve onurlarından dolayı istemeyenlere gücümüz oranında elimizi çekmeyelim.

 

                2 Bakara Suresi 273. Ayet;
(Yapacağınız yardımlar), kendilerini Allah yoluna adamış (oldukları için) yeryüzünde (kazanç amacıyla) dolaşamayan fakirler için (olsun)!  Bilmeyenler, onurlarından dolayı onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar, yüzsüzlük ederek (bir şey) istemezler. Şüphesiz ki Allah yaptığınız her iyiliği bilendir.

 

                Kâinattaki bütün varlığın gerçek sahibinin Yüce Allah olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. O zaman infakımız çok daha kolay olacaktır. Kur’an’ın bu konuya çok dikkat çektiğini unutmayalım. Para, mal mülk hırsının bizi dinimizden etmesine izin vermeyelim.

 

                Yüce Allah rızık bakımından bazımızı varlıklı, kimimizi de yoksul kılmıştır. Varlıklı kişiler yakınlarından başlayarak kendine verilmiş rızıktan dağıtarak yoksul kişileri ayağa kaldırmak zorundayız. Bu Yüce Allah’ın emridir. (16:71)  Yüce Allah’a karşı samimi isek; zayıf ve hastaysak, infak edeceğiniz hiçbir şeyimiz yoksa bu emirden sorumlu değiliz. (9:91-92) İbadetlerinde (salatlarında) devamlı olanlar, isteyen ve yoksullar için mallarından belirli pay ayıranlardır. (70:24-25) Yüce Allah’ın bize verdiği rızıktan ihtiyaç sahiplerine gizli veya açık şekilde verelim. Bu yaptığımızla kötülüğü iyilikle savmış oluruz. (13:22) Yardımlarımızı açıktan yapmanız güzeldir. Başkalarını bu ibadete teşvik etmiş oluruz. Ama fakire gizlice vermekten güzeli yoktur. Yüce Allah’ın günahlarımızdan bir kısmını örtmesini istiyorsak gizlice verelim. (2:271) Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden verinceye kadar asla iyiliği yakalayamayız. Yüce Allah bizim neyi infak ettiğimizi biliyor ve görüyor. Bu bilinçle mallarımızın beğenmediğimizden değil, beğendiğimizden vermeliyiz. (3:92) Bu yardımları Allah yolunda verip de sonrasında başa kakmayalım. Fakirleri incitmeyelim, üzmeyelim. (2:262) Tatlı bir söz, hoşgörü, peşinden onur kırıcı davranış getiren bir yardımdan daha hayırlıdır. (2:263) İnsanlara gösteri için infak eden kişi gibi davranmayalım. Sadakalarınızı başa kakmayalım. Onları incitmeyelim.  Bu tür davranışlar ibadetimizi geçersiz kılar. Böylesi duruma Kur’an şöyle örnek veriyor. “Üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmiş de onu çıplak (topraksız) hâle getirmiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler.” (2:264) İnsanların birçoğu başkalarının mallarını haksızlıkla yerler. Yüce Allah Altını, gümüşü biriktir ipte O’nun yolunda harcamayanlara korkunç bir azap verecektir. (9:34)

 

                Ben uydurulmuş dini yaşadığım dönemlerde mal varlığımın olmasına rağmen bana zekât düşmüyordu. Yani birikmiş atıl para beklemiyordum. Bildiğim kadarıyla eskiden emekliler kefen parası adı altında yastık altına ufak tefek bir şeyler koyarlardı. Şimdi o da kalmadı.  Ticaret yapanların ve sanayicilerin kenarda parası olmaz. Sürekli para dolaşım halinde olur. Bekleme pek yapmaz. Böyle olunca da ihtiyaç sahibine verilen rakamlar komik olur.  Kredi ile çalışan Holdingler zekâtını komik oranda verecek. (1/40) Garip çiftçim malının hasadında 1/10’ini vermek zorunda böyle bir din olabilir mi?

 

 

               Yüce Allah’ın emrinde kesinlikle bir oran yoktur. Yüce Allah’ın bize bahşettiği nimetlerden vazgeçebildiğimizi vereceğiz.

 

Doğrularım Allah’a Yanlışların bana aittir.                        Aydın Orhon

 

 

HESAP GÜNÜ RABB’İMİZ BİZE NE SORACAK?

 

HESAP GÜNÜ RABB’İMİZ SORACAK?



NEDEN BEN’İM PEŞİM SIRA BAŞKA İLAHLAR EDİNDİNİZ?

                42 Şura Suresi 21. Ayet;
Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri kendilerine dinî bir hüküm olarak belirleyen ortakları mı var! Ayırıcı söz olmasaydı elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere elem verici bir azap vardır.

NEDEN DİNİMİ BANA ÖĞRETMEYE KALKTINIZ?

            49 Hucurat Suresi 16. Ayet;
De ki: "Allah göklerde ve yerde olanları bilmekteyken siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz!" Allah her şeyi bilendir.

NEDEN BEN’İM PEŞİM SIRA DOSTLAR EDİNDİNİZ, BENİM DİNİMİ BANA HAS KILMADINIZ?

                39 Zümer Suresi 3. Ayet
Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah'a aittir. O'nun peşi sıra dostlar edinenler "Onlara, bizi yalnızca Allah'a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.

SİZE İNDİRDİĞİM KİTABA NEDEN UYMADINIZ? NEDEN GERÇEĞİ UNUTUP BEN’DEN BAŞKA DOSTLAR EDİNDİNİZ?

            7 Araf Suresi 3. Ayet;
Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun! O'nun peşi sıra (onu bırakıp da) başka dostlara uymayın! Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!

NEDEN, ŞÜPHESİZ GERÇEK OLAN KİTABI İNDİRMEMİZE RAĞMEN, BAŞKA KİTAPLARA GÖRE DİNİ YAŞAMAYA KALKTINIZ?

            2 Bakara Suresi 2. Ayet;
O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. Muttakîler (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir.

NEDEN DİNİMİ AYAKTA TUTMAYIP; MEZHEPLERLE, CEMAATLERLE PARAMPARÇA ETTİNİZ?

            42 Şura 13.  Ayet;
"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi (Allah) size de din kıldı. (Fakat) kendilerini çağırdığın bu (din) ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini (layık olanı) kendisine (resul olarak) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola ulaştırır.

                ...diye sorduğunda ne cevap vereceğiz? 

-Allah’ım sen’i yeterli bulamadık...

-Atalarımızdan miras kalan dini gördüğümüz, duyduğumuz şekilde uyguladık. (2:170)

-Sen kolay dedin, taşıyamayacağınız yükü yüklemem dedin;  ama bize zor geldi, ağır geldi. (2:286)

Sen “dininizi tamamladım, kemale erdirdim.” dedin; bize eksik geldi. Yetmedi. Hatta rivayetlerle bazı ayetlerini nesih ettik. (Ayetlerin hükmünü kaldırdık.)  (5:3)

-Sen “Kur’an’ı açıklayan Ben’im.” dedin; ama biz Kur’an’ı anlamadan okuduk. hacılar, hocalar, şeyhler ne dediyse ona göre dini yaşadık.  (10:37)


               Din günü ne yapacağız? Böyle mi cevap vereceğiz? Yüzümüz hiç mi kızarmayacak?  


               6 Enam Suresi 21. Ayet;
Allah'a yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki zalimler kurtulamazlar.

          Yüce Allah’ın apaçık belgeleri, rehberlik delillerini Kur’an’la insanların önüne koymuştur. Bu ayetleri ancak şeytan gizler, Allah’ın lanet etme yeteneğine sahip tüm varlıkları bu tür insanları lanetleyecekdir.

                2 Bakara Suresi 159. Ayet;
Kitapta insanlara açıkça gösterdikten sonra indirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder.


                Yazıklar olsun Kur’an’a paralel yazdıkları kitaba “Bu Allah’tandır diyenlere…”


            2 Bakara Suresi 79. Ayet;
Kitab'ı (Tevrat'ı) kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu, Allah katındandır." diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıkları nedeniyle onların vay hâllerine! Kazandıkları nedeniyle onların vay hâllerine! 



Doğrularım Allah’a, yanlışlarım bana aittir.                                              

                                                                                                              Aydın ORHON

Hz. İSA BABASIZ MI DOĞDU?

 

                                         Hz. İSA BABASIZ MI DOĞDU?

                Yoldan kimi çevirseniz ve sorsanız, “Nebi İsa babasız mı dünyaya geldi?” deseniz, “evet” cevabını alırsınız. Peki, neden, neye göre böyle cevap verilir? Herkes atasından böyle duymuştur da ondan. Atalarımızdan gelen miras iyi olsun, kötü olsun irdelemeden götürürüz. Şu soru hiç aklımıza gelmez; yediğimiz miras ya haramsa… Ya atalarımızın doğruları, Kur’an’a göre yanlışsa… Doğrusunu araştırmamız gerekmez mi? O zaman, haydi birlikte bu konuyu ayetlerle inceleyelim. Sonuç neyi gösteriyorsa ona göre de kararımızı veririz. Öncelikle insanın yaratılışına bir bakalım.

Kur’an iki farklı Âdem’den bahseder.
1. İnsanlığın yaradılışında soy ağacımızın en başında bulunan Âdem,
2. Allah’ın Nebisi olan Âdem. (Ademler içinden seçilmiş kişi)

                Bizim konumuz insanlar… Yüce Allah bütün yaratığı insanlara Adem ve eşleri diye hitapta bulunuyor. Allah her şeyi çift çift yaratmıştır. (51/49)

                Rabbim nasip ederse yaratılışla ilgili ilk ayetle başlayacağız. Pek tasvip etmememe rağmen bu makalemde genellikle Diyanet İşleri’nin ayetlerine öncelik verdim. Sebebi de çoğunluğun ona güven duymasından. Yeri gelmişken söylemeden geçmeyeceğim. Kur’an meali okurken lütfen tek bir meale bağlı kalmayın. Karşılaştırarak okuyun.

                Ben makalemde kullandığım meallerde tek bir oynama yaptım. “Peygamber” kelimesini çıkartıp yerine orijinalinde ne yazıyorsa (resul, elçi, nebi) onu koydum. Şimdi başlayalım.

Rahman Rahim Olan Allah’ın Adıyla…

23 Mumunun Suresi 12-14. Ayet;

Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra bu az suyu "alaka" hâline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bam başka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir!

                Kısaca açıklayacak olursak; erkek spermiyle kadın yumurtasının ana rahminde birleşmesi neticesinde 6-8 saat içerisinde oluşum başlar. Oluşum süresi devam eder. Sonuçta çocuk doğar.

                Yüce Allah aşağıdaki ayette de çamurdan yaratıldığımızı buyuyor. Çamurun oluşumunu düşünelim. Su ve toprak… Eğer Allah’ın bize bahşettiği bu iki önemli nimet olmasaydı bugün yaratılış sürer miydi?

6 En’am Suresi 2. Ayet;

O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.

                Buraya kadar ki bölümü özetlersek; İnsanların ve diğer canlıların yaratılışı döllenme usulüyle ve toprak ve su ile gerçekleşmektedir. İki ayetle daha yaratılışı pekiştirelim.

22 Hac Suresi 5. Ayet;

Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir "alaka"dan , sonra da yaratılışı belli belirsiz bir "mudga"dan  yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.

30 Rum Suresi 30. Ayet;

Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

                Bir soruyla devam edelim. Allah herhangi bir şey için “ol” derse olmaz mı? Kâinatı yaratan Yüce Allah için böyle bir düşünce bile yanlış. Tabi ki ol derse anında oluşum başlar; ancak yukarıdaki ayetlerde belirtilenin dışında bir yaratılış Allah’ın sünnetullahına ters düşer. Yüce Allah benim yasalarım değişmez demiyor mu?

33 Ahzap Suresi 62. Ayet;

Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.

                Yüce Allah’ın yasasında (kanununda) bir değişiklik olmadığını da gördük. Böyle olunca İsa’nın babasız dünyaya gelmesi bahsinin Kur’an da olması da mümkün değildir. Yoktur da… Kur’an’ın hiçbir yerinde İsa’nın babasız doğduğuna ilişkin bilgi bulamazsınız. Ancak insanlarımız değişik anlamlara gelebilen müteşabih ayetleri eğerek bükerek beyninde ki bilgilere Kur’an’ı uydurma yoluna giderlerse her şey olabilir.

3 Al-i İmran Suresi 7. Ayet;

O, sana Kitap’ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

3 Al-i İmran Suresi 78. Ayet;

Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitap’tan olmadığı hâlde Kitap’tan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

 

 

 

                Peki İsa’nın babasız doğma bilgisi nasıl beynimize kazındı? Bunun cevabını için İncil’e bir göz atmamız gerekiyor. İsa Mesih için kullanılan başka bir sıfat da Tanrı Oğlu kavramıdır. Eski Antlaşma (Tevrat, Zebur)’da bu kelime daha çok doğaüstü varlıklar veya melekler için kullanılmıştır.
(Mezmurlar 8:6, Eyüp 38:7, Daniel 3:25).
Ancak Eski Antlaşma’da Mesih için yapılan peygamberliklerde de Tanrı Oğlu kavramı kullanılmıştır. Aşağıda bir örnek görelim:

“Sen ölüp atalarına kavuşunca, senden sonra soyundan birini ortaya çıkarıp krallığını pekiştireceğim. Adıma bir tapınak kuracak olan odur. Ben de onun krallığının tahtını sonsuza dek sürdüreceğim. Ben ona baba olacağım, o da bana oğul olacak. Kötülük yapınca, onu insanların değneğiyle, insanların vuruşlarıyla yola getireceğim.”
(2. Samuel 7:12-14)

               Kur’an’a ters dini bilgilerin çoğu İncil ve Tevrat’tan hayatımıza girmiştir. Zihnimizdeki bilgilerin doğru veya yanlış olduğunu öğrenmenin tek yolu Kur’an’a hakkıyla iman etmektir. İlkemiz, Kur’an’ı güzel okumak değil, güzel anlamak olmalıdır. Sonrasında tek bir işimiz kalıyor, o da anladığımızı hayatımıza taşımaktır. Okudukça Kur’an’ı daha çok anlayacağız ve Kur’an bütünlüğünde düşünmeye başlayacağız ki bu bizim yol alışımızı hızlandıracaktır. İnsanların bir kısmı mucizenin Adem’de günümüze kadar sürüp geldiğine inanırlar. Bir kısmı da Nebi Muhammed dönemine kadar olduğuna ve Kur’an’la bunun son bulduğuna inanır. Kur’an bütünlüğünde düşündüğümüzde ikisi de yanlış. Biraz önce (33/62) de daha önceki dönemlerde Allah’ın kanunu ne ise bugün de Allah’ın kanununun aynı olduğunu görmüştük. “O gün öyleydi, bugün böyle.” diye düşünmeye hakkımız yok. Yüce Allah ayetiyle noktayı koyuyor. Benzer bir ayet daha paylaşalım ki bilgimiz tazelensin.

48 Fetih Suresi 23. Ayet;

Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

                Yüce Allah’ın yasasına göre insanların yaradılışını gördük. (22/5) İnsanın yaratılışında değişiklik olmayacağını da gördük. (30/30) Allah’ın Âdem’den günümüze yasasının değişmediğini de gördü. (17/77)
Gerek yok ama şimdi bir de mucize ile ilgili ayetleri inceleyelim.

29 Ankebut Suresi 50-51. Ayet;

Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. " Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?  Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.

               Bu konuya birkaç ayetle daha destek verelim. Bakalım müşrikler, mucize olarak neler istiyorlar?

17 İsra Suresi 90-93. Ayet;

Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim."

                Yüce Allah soruların çoğunu gale bile almıyor. Sadece birisine cevap veriliyor. Okuyalım…

17 İsra Suresi 95. Ayet;

De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek nebi/resul indirirdik."

                Ankebut Suresinde de mucizenin de olmadığını gördük. Buraya kadar öğrendiklerimizi beynimizde harmanlarsak, bir de düşünürsek; İsa’nın babasız olamayacağına kanaat getiririz. O zaman İsa’nın bir babası olmalı…

                İsa’nın babasını düşünmeden önce bilmeyen kardeşlerime kısa ön bilgi vermemiz gerekiyor. Ayetlerin meallerinde genellikle “Cebrail” diye çeviriler mevcut. Bu çeviriyi değil de orijinalini olan “Cibril” kelimesini kullanarak devam etmek istiyorum. Konumuz dışı da olsa yeri gelmişken söyleyelim: Kur’an’da “Cibril ve Mikail” dışında başka melek adı geçmez. Cibril nedir? Kur’an’da Cibril, ruh olarak geçmektedir. Allah tarafından nebilerinin kalplerine vahyi bilgileri ilham ve ilka ile zikretme, gerçekleştirme işlemine Cibril denir. Dolayısıyla bu işlemle görevli meleğin adı da Cibril’dir. Kullandığım iki kelimelerin anlamını bilmeyenlerimiz olabilir;

İlham: İçmek, birden yutmak, içe doğmasına sebep olmak.
İlka: Koymak, bırakmak, yerleştirmek, öğretmek.

                Gaybı bilgileri Yüce Allah’tan başka kimse bilmez. (27/65) Buna tek bir istisna vardır. O da Yüce Allah’ın nebilerine verdiği gaybı bilgilerdir. Bunlar, Resul’den bize kadar ulaştığı için bildiğimiz bilgilerdir. Nebiler de Allah’ın bildirmesi dışında gaybı bilmez. Zaten bilselerdi başlarına gelen musibetlerin hiç birisi gelmezdi. Bunu da cebimize koyalım. Şimdi ayetlerle birlikte sünnetullaha ters düşmeden, birlikte İsa’nın babasını arayalım.

3 Al-i İmran Suresi 44. Ayet;

Bunlar, gayıb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin.

               Bu ayette Meryem’in sorumluluğunu alacak bir kişi arandığı anlaşılıyor. Sorumluluk alacak kişi öncelikle diğerinden üstün olması gerekir ki sorumluluğu taşıyabilsin. Bunu bizlerin de bildiği aile reisi diye de tanımlayabiliriz. Buluğ çağı sonrası herkes gittiği istikametinde özgür olup, her birey de kendinden sorumludur. “…Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine…” (2/286) Buluğ çağına kadar çocuklarımıza karşı olan sorumluluğu saymazsak; bir tek erkek, eşinin yaptığından sorumludur.

                İleride lazım olacağı için nebi, resul kavramını kısaca anlatalım. Bu konuyu detaylı anlamak isteyen kardeşlerim, aşağıdaki linkten yararlanabilir. Kur’an’ın orijinalinde geçen Nebi’nin de Resul’ün de Muhammed olduğunu biliyoruz. Kur’an meallerine bu kelimeleri pek görmezsiniz. Her ikisinin de karşılığına Farsça “peygamber” kelimesi konulmuştur. Peygamber kelimesinin geçişi Kur’an’da olmayan çelişkileri meydana getirmiştir. Kısa bir örnek verirsek Kur’an “Resule itaat Allah’a itaattir.” (4/80) der. Resul kelimesinin Türkçe karşılığı da elçidir. Allah’tan aldığı bilgileri kelimesi kelimesine bize aktaran anlamı taşır. Fakat, nebiye itaat şartı yoktur. Hz. Muhammed vahyi alırken nebi, bize tebliğ ederken resuldür. Nebi Muhammed hakkın rahmetine kavuşmuştur. Günümüzde Resul Kur’an’ı Kerim’dir. Ve Kur’an’ı hakkıyla başkalarına tebliğ eden kişilerdir. Nebi sadece insandan oluşurken; resul ise insandan ve melekten olmaktadır.

https://aydinorhon.blogspot.com/2019/07/nebi-resul-kimdir.html

                Aşağıdaki ayettin orijinalini, Arapçanın Latince okunuşunu da paylaşayım ki meallerde görünmeyen kişiyi birlikte fark edebilelim.

قَالَ اِنَّمَا اَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِاَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا

Gâle innemâ ene rasûlu rabbik, liehebe leki ğulâmen zekiyyâ.

19 Meryem Suresi 19. Ayet;

Ruh dedi: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım."

                Güzelce inceleyelim. Farklı meallere baktığımızda parantezli veya parantez siz olarak genellikle “melek, Cebrail” olarak çeviri yapmışlardır. Orijinalinde “cibril” görünmüyor. ‘Melek’ kelimesi bize Arapçadan geçtiği için orijinalinde olduğu gibi görmemiz gerekir. Melek de yok. Ayette “Resul” yani elçi geçiyor. Evet Kur’an da Cibril’e de ruh denilir. Bunun için sanıyorum Cibril yani ruh diye çevirmişler. Fakat Kur’an ayrıca nebi/resullere de Ruh kelimesini kullanır. O zaman bu gelen tabi ki nebi/resul de olabilir. Olmalı. Aksi düşüncemizle sünnetullaha ters düşeriz. Ruh kelimesini toparlayalım. Yüce Allah; elçilerine, Cibril’e vahiy/Kitap’a da “ruh” demiştir. Ayrıca üfürdüğüne “ruh” demiştir. Bize “ruh” konusunda fazla bir bilgi vermediğini de buyurmuştur. (17/85)

                Konumuza dönersek Zekeriya, Yüce Allah’tan almış olduğu gaybı bilgi ile Meryem’in yanına geliyor. “Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım.” Diyor. Bu gaybı bir bilgidir. Daha önce de bahsi geçmişti. Allah’ın resullerine bildirdiği dışında, gaybı Allah’tan başka kimse bilemez. (72/26-27)    

                Netice de aradığımız İsa’nın babasını Allah’ın izniyle buluyoruz.

3 Al-i İmran Suresi 37. Ayet;

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.
 
                Yüce Allah ayette Zekeriya’yı Meryem’den sorumlu kıldığını buyuruyor. Öyleyse Zekeriya, Meryem’in eşi, İsa’nın da babasıdır. Yukarıda ki ayetlerden mucizenin olmadığını biliyoruz. “Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: Meryem, bu sana nereden geldi? Deyince, Bu Allah katındandır.” cümlesinde geçen yiyecek nedir? Mucize diye düşünmemiz mümkün değil. Yüce Allah Mucize yok diyorsa, yoktur. O zaman “Bu yiyecek ne?” diye düşünmek zorundayız. Burada aklımızı kullanacağız. Yiyecek kelimesini mecazi düşünmekten başka çaremiz yok. Allah’ın bize verdiği nimetler dışında özel bir yiyecek gönderdiğini düşünemeyiz. Böyle bir düşünce yanlış olur.

                Olayı tekrar bir gözden geçirelim. Yüce Allah’ın nübüvveti nebisine verdiğinde Zekeriya; Nebi Zekeriya olmuştur ve vahiyleri Yüce Allah’tan almıştır. Aynı Zekeriya vahyi Meryem’e tebliğ ederken de Resul (elçi) Zekeriya olarak aktarmıştır. Elçi Zekeriya Allah’tan aldığı vahyi bilgiyi Meryem’e bildiriyor. Allah’la elçileri arasında bunlar dışında yemek içmek gibi bir diyalog olmaz. Görevi Allah’ın kanunlarına göre insanları uyarmaktır. Görevi dışına çıkamaz. O zaman Allah’ın elçisi sürekli yanında neyi bulabilir? Ben hemen fikrimi söyleyeyim: Hz. Zekeriya’nın yanında bulduğu vahyi bilgilerdir. Ben böyle düşünüyorum. Doğrusunu Allah bilir.  

3 Al-i İmran Suresi 47. Ayet;

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

                Kur’an’dan anladığıma göre iki istisna dışında her birey kendi sorumluluğunu taşır. Kimse kimsenin sorumluluğunu taşımaz. “Her koyun kendi bacağından asılır.” Sözü tam yerinde bir sözdür. İki istisnadan birincisi ergenlik çağı öncesi çocuklara karşı sorumluluk. Diğeri de Erkeklerin eşlerine karşı olan sorumluluğudur.

 4 Nisa Suresi 34. Ayet;

Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir.' Saliha kadınlar, gönülden (Allah'a), itaat edenler, Allah nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.

                Her şey yerli yerine oturdu sanıyorum. Sorumluğa kısa bir örnek vererek buna da bir nokta koyalım. Sorumlusu olduğunuz eşinizin Müslümanlığı devam ediyorsa eşinizdir. Eğer sonradan müşrik olmuş ve yola koyamıyorsanız, sorumluluğunuzdan çıkarmanız gerekir.

Neden?

60 Mumtehine Suresi 10. Ayet;

Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü Müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de Müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

                Bizler Kur’an’a karşı ters anlayışı, düzeltme gayreti içerisinde olmalıyız. Bunun için önce kafanızdaki kirli bilgileri silmemiz, zihnimizi tertemiz yapmamız gerekiyor.

56 Vakıa Suresi 79. Ayet:

Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.

                İşte bu ayet tam da söylemek istediğimin kanıtıdır. Bu ayeti ‘abdestsiz Kur’an’a dokunmayın’ diye çevirmişler. Salat (namaz) dışı abdest yoktur.

               Düşünün aklınızı kullanalım. İnşallah hep birlikte Allah’ın yasasına ters düşen masalları kafamızdan uzaklaştırırız. İsa’nın babasız olduğunu düşünmek paylaştığım ayetlerin büyük bir kısmını reddetmek anlamı taşır.

                Rabbimden yar ve yardımcınız olmasını dilerim.

                Doğrularım Allah’a yanlışlarım ise bana aittir.                        Aydın ORHON

İstanbul 22/4/2023

 

 

SEÇİLMİŞ AYETLER (Ş)

 

ALLAH NASİP EDERSE İLAVE AYETLERLE GÜNCELLEMELER DEVAM EDECEK. AYETLER ALFABETİK SIRAYA GÖRE DİZAYN EDİLMİŞTİR.  İNŞALLAH KUR'AN'I KERİM'İ HAYATIMIZA TAŞIYANLARDAN OLURUZ.

Özet Meal

Sr.

S.Ad.

Ayt

Çeviri

Meal

Şah damarımızdan daha yakındır Allah

50

Kaf

16

Diyanet

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

Şahitler

24

Nur

24

Ali Bulaç

O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

Şahitler

41

Fussilet

20

Diyanet

Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

Şefaat

4

Meryem

87

Diyanet

Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

Şefaat

74

Müddessir

48

Diyanet

 Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

Şefaat

2

Bakara

48

Diyanet

 Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.  Onlara yardım da edilmez.

Şefaat

20

Taha

82

Diyanet

"Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."

Şefaat

11

Hud

46

Diyanet

Allah, "Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.

Şefaat

 

Neml

57

Diyanet

Allah, "Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.

Şefaat

32

Secde

4

Diyanet

Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a  kurulandır.  Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Şefaat

21

Enbiya

28

Diyanet


Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

Şefaat

10

Yunus

18

Diyanet


Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

Şefaat

3

Al-i İmran

128

Diyanet

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder

Şefaat

26

Şuara

90,  91, 92,  93

Diyanet


Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.

Şefaat

53

Necm

26

Muhammed Esed


Çünkü, göklerde ne kadar çok melek olsa da, onların şefaati (hiç kimseye) en ufak bir fayda sağlamayacaktır; meğer ki Allah dilediği ve razı olduğu kimse için (şefaat) izni vermiş olsun.

Şefaat

2

Bakara

254, 255

Diyanet


Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.  O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir?  O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Şefaat

44

Duhan

41

Diyanet

O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

Şefaat

20

Taha

109

Diyanet

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Şefaat

9

Tevbe

80

Diyanet



Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

Şefaat

7

Araf

53

Diyanet


Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Gerçekten Rabbimizin resulleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

Şefaat

43

Zuhruf

86

Diyanet


O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.

Şefaat

10

Yunus

3

Diyanet


Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a  kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Şefaat

40

Mü'min

18

Diyanet


Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

Şefaat

40

Mümin

18

Diyanet

Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

Şefaat

39

Zümer

44

Diyanet

Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"
 De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."

Şefaat

2

Bakara

255

Diyanet

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.  O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir?  O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Şefaat

26

Şuara

94, 100

Diyanet


Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." "Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk." "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı." "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

Şefaat

36

Yasin

23

Diyanet

"O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

Şefaat

34

Sebe

22-23

Diyanet

(Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar. Onlar da "Gerçeği" diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.

Şefaat

82

İnfitar

19

Muhammed Esed


Hiçbir insanın başka birine zerre fayda sağlayamayacağı bir Gün(dür o) çünkü o Gün (açık seçik görülecektir ki) hakimiyet yalnız Allah'a aittir.

Şefaat

6

En'am

51

Diyanet


Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.

Şefaat

2

Bakara

123

Diyanet


Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.

Şefaat

20

Ta-ha

109

Diyanet


O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Şefaat

2

Bakara

48

Diyanet


Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.  Onlara yardım da edilmez.

Şefaat;  Nebi Muhammed yetmiş kere bağışlama dilese de kesinlikle bağışlanmaz

9

Tevbe

80

Diyanet

 Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

Şefaat Fidye verse de kabul edilmez,

6

En'am

70

Diyanet

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

Şefaat; ortak koştuklarınız nerede

6

En'am

94

Diyanet

 
Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah'ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah'ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.

Şeriat, Allah'ın yasası; Hayat tarzı yaşam biçimidir.

42

Şura

21

Diyanet

Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan  ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü  olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.

Şeriat, Allah'ın yasası; Hayat tarzı yaşam biçimidir.

45

Casiye

17, 18

Ali Bulaç

Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.


Şeyhe kul olmadan Allah'a kul olunmaz derler.

3

Al-i İmran

79

Muhammed Esed

Allah'ın vahiy, sağlam muhakeme ve peygamberlik bağışladığı hiç kimsenin bundan sonra halkına, "Allah'ın yanısıra bana da kulluk edin!" demesi düşünülemez; aksine, (onlara şöyle öğüt verir): "ilahi kelamın bilgisini yayarak ve kendiniz (onu) derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun!"

Şeyhler gökteki yıldızlar mıdır?

9

Tevbe

31

Ali Bulaç

Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.

Şeyhler veliler ictihatına uyulmalı mı?

7

Araf

3

Muhammed Esed

Rabbinizin katından size indirilene uyun; Ondan başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.

Şeyhler veliler üstün varlıklar mı?

41

Fussilet

6

Muhammed Esed


(Ey Muhammed) de ki, "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Bana tanrınızın yalnızca Tek Tanrı olduğu vahyedilmiştir, öyleyse O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin!" O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranların vay haline!

Şeytan a karşı nebileri Allah ayetleriyle koruma altına almıştır

22

Hac

52

Diyanet

Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Şeytan bizi denemek içindir

22

Hac

53

Diyanet

Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

Şeytan dostları hidayete erdiğini sanırlar

3

Al-i İmran

175

Diyanet

O şeytan  sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.

Şeytan dostları hidayete erdiğini sanırlar

6

En'am

112

Diyanet

 İşte böylece biz her nebilere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Şeytan dostları hidayete erdiğini sanırlar

114

Nas

1,, 6

Diyanet

De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlâh'ına sığınırım."

Şeytan ın zorlayıcı gücü yoktur.

14

İbrahim

22

Diyanet

İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın,

Şeytan iddia ediyor

7

Araf

17

Diyanet

 "Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."

Şeytan insan üzerine şeytanı kabuk bağlatıyor. Her birliktelikte bu kabuk kırılmaz konuma geliyor

43

Zuhruf

36-38

Diyanet

Kim, Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.

Şeytan insanı zorlamaz; sadece öneride bulunur.

14

İbrahim

22

Diyanet

 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın,

Şeytan önce inkarı sağlar, sonra uzaklaşır.

59

Haşr

16

Diyanet

Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, "İnkâr et" der; insan inkâr edince de, "Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" der.

Şeytan sonunda da şeytanlığını yapar.

14

İbrahim

22

Diyanet

İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın,

Şeytan;             Şeytanın zorlayıcı gücü yoktur.

16

Nahl

98 -   100

Diyanet



Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. - Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.




Şeytan;           Şeytanlaşmış insanlar

2

Bakara

14

Diyanet

İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

Şeytan;
Bir kışkırtma verdiğinde Alla'a sığın

7

Araf

200-201

Diyanet

Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.  Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

Şeytan;
Kur'an okuyacağın zaman Allah'a sığın              

16

Nahl

98

Muhammed Esed

 İmdi, Kuran okuyacağın zaman, hemen o kovulmuş şeytana karşı Allah'a sığın.

Şeytana uyma

34

Sebe

20

Diyanet

 Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.

Şeytanın saptıramadıkları

15

Hicr

39, 40

Diyanet

 İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

Şeytanın vesvese verişi

7

Araf

20

Diyanet

Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

Şeytanla baş başa kalan münafık

2

Bakara

14

Diyanet

 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

Şifa göğüslere

9

Tevbe

14

Muhammed Esed

Savaşın onlarla! Allah sizin elinizle cezalandıracak onları; hor ve hakir kılacak; sizi de onlara karşı yardımıyla destekleyecek; ve inananların içlerini ferahlatıp

Şifa gönüllere

41

Fussilet

44

Diyanet

Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

Şifa kalplere

10

Yunus

57

Diyanet

Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü (darlık ve hastalık) için bir şifa ve (O'na) inanan herkes için hidayet ve rahmet gelmiş bulunuyor.

Şifa rahmet  Müminlere

17

İsra

82

Diyanet

Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.

Şifa, Kur'an'ın şifa oluşu kalpleredir.

41

Fussilet

44

Muhammed Esed

 Eğer bu (ilahi kelamın) Arapça dışında bir dilde (indirilmiş) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (şimdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlaşılır bir şekilde ifade edilmemiş? Hayret! Arapça dışında bir dil(de indirilmiş bir mesaj bu) ve (tebliğ eden de) bir Arap (elçi)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahi kelam,) iman edenler için bir rehber ve bir şifa kaynağıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık var ve bundan dolayı (Kuran) onlara kapalı, anlaşılmaz gelir. Onlar çok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler."

Şifa;                 Kur'an'ın şifa oluşu kalpleredir.

17

İsra

82

Muhammed Esed

Biz, işte böyle böyle, Kuran'dan müminler için (ruhen) sağaltıcı, rahmet bahşedici olan ve zalimlerin de yalnızca yıkımını artıran şeyler indiriyoruz:

Şifa;                 Kur'an'ın şifa oluşu kalpleredir.

10

Yunus

57

muhammed Esed

Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü (darlık ve hastalık) için bir şifa ve (O'na) inanan herkes için hidayet ve rahmet gelmiş bulunuyor.

Şifa;                 Kur'an'ın şifa oluşu kalpleredir.

9

Tevbe

14

Süleyman Ateş



Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Şirk

6

En'am

14

Diyanet

De ki:  "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim." De ki: "Bana, (Allah'a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma (denildi)."

Şirk                           Allah şirke gireni bağışlamaz.

4

Nisa

48

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Şirk                           Allah'a iftiradır.

61

Saf

7

Diyanet

Kim, İslâm'a davet olunduğu hâlde, Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Şirk               Kendi nefis ve arzusuna kulluk etmektir.

10

Yusuf

66

Diyanet

Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah'a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.

Şirk            Allah'ın azabından kurtaracak yoktur

13

Rad

34

Diyanet

Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah'ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

Şirk  Allah'tan başkasına yalvarılmaz

13

Rad

4

Diyanet

Gerçek dua ancak O'nadır. O'ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.

Şirk
Allah katında başkalarının şefaatlerine nail olmayı düşünmektir

10

Yunus

18

Diyanet

 Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir."

Şirk
Allah katında başkalarının şefaatlerine nail olmayuı düşünmektir

39

Zümer

43, 44

Diyanet

Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"  De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."

Şirk
Hiçbir işe yaramayacaklara tapıyorlar

16

Nahl

73, 74

Diyanet

Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Artık Allah'a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Şirk
İbrahimin milleti için

60

Mümtehine

4

Diyanet

İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşm

Şirk
İzzet bulmak için

19

Meryem

81, 82

Diyanet

Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.

Şirk
Müşrikler; Allah’ın (cc) dışındaki varlıkları veli edinir ve bir veliden/dosttan beklenecek şeyleri, o varlıklardan beklerlerdi. Allah’ın dışında edindikleri veliler/evliya; Allah’a (cc) yakın ve O’nun (cc) yanında hatır sahibi olduğuna inandıkları melekler

34

Sebe

40

Diyanet

Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, "Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?" diyeceği günü bir hatırla!

Şirk
toplumu kaynaştırması ve milli bir değer olması için

29

Ankebut

25

Diyanet

 İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

Şirk
toplumu kaynaştırması ve milli bir değer olması için

29

Ankebut

41

Diyanet

 Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

Şirk
ve salih insanların ruhaniyetiydi

53

Necm

19, 21

Diyanet

 Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı?

Şirk
ve salih insanların ruhaniyetiydi

71

Nuh

23

Diyanet

Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süvâ'ı, Yeğûs'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın.

Şirk Allah a hiçbir şeyi ortak koşmayın

7

Araf

33

Diyanet

 De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

Şirk Allah a hiçbir şeyi ortak koşmayın

12

Yusuf

38

Diyanet

 "Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."

Şirk Allah dışında istekte bulunulanlar

39

Zümer

38

Diyanet

Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."

Şirk Allah’a eş koşan kimse, Allah’a en büyük iftirayı atmış, zulümlerin en büyüğünü işlemiştir.

31

Lokman

13

Diyanet

 Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."

Şirk Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın

6

En'am

151

Diyanet

(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.  Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.  İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız."

Şirk Allah'ta başkasına itaattir

33

Ahzap

67

Diyanet

Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

Şirk Allahtan başka ilah edinenler

23

Müminun

117

Diyanet

 Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.

Şirk Allahtan başka ilah edinenler

26

Şuara

213

Diyanet

 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!

Şirk Allah'tan başka ilah edinenler

22

Hac

71, 72

Diyanet



Onlar, Allah'ı bırakıp, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan  daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"

Şirk Bazıları şirke girmeden iman etmezler

13

Rad

36

Diyanet

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır."

Şirk bilmediğin konularda şirke bulaşmışlarla münazaraya girme                   

31

Lokman

15

Diyanet

 "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim."

ŞİRK dost edinmeyin

9

Tevbe

23

Diyanet

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, elçilerinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."
ablalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

ŞİRK dost edinmeyin

9

Tevbe

24

Diyanet

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, resullerinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

ŞİRK dost edinmeyin

58

Mücadele

22

Diyanet

Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Şirk e af yok

4

Nisa

48

Diyanet

 Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Şirk e af yok

4

İsra

116

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.


Şirk e girenler,     ortaklar ediniyorlar                

16

Nahl

73

Diyanet


Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.

Şirk e girenler, Allah dilemeseydi biz yapmazdık derler.

16

Nahl

35

Diyanet


Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Resullere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

Şirk e girenler; Allah diledi. Biz de atalarımıza uyduk derler

7

Araf

28

Diyanet

Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"

Şirk e girenler; Allah'a karşı bilmediklerini, biliyormuş gibi söylerler

7

Araf

33

Diyanet

De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

Şirk e girenler; Allah'ın yasaklarına uyarlar               

47

Muhammed

28

Diyanet

Bu, Allah'ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O'nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.

Şirk e girenler; Çoğunluktur . Yüzünü hanif olarak dine çevir.                

12

Yusuf

103- 106

Diyanet

Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.    De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. Bana mü'minlerden olmam emrolundu."
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.
Onların çoğu Allah'a ancak ortak koşarak inanırlar.

Şirk e girenler; Vahy den yüz çevirirler   

47

Muhammed

9

Diyanet

Bu, Allah'ın indirdiğini beğenmemeleri, bu sebeple de Allah'ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır.

Şirk e girenler; Yoldaşlarını lanet ler. Allah'a şikayet ederler

7

Araf

38

Diyanet

Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."

Şirk e koştukları kişilerin itiraf şekli

14

İbrahim

21

Diyanet

 İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

Şirk haram uydurmak şirk suçudur.

6

En'am

150

Diyanet

De ki: "Haydi, Allah şunu haram kıldı" diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.

Şirk Hritiyanlar İsa'yı ortak koşarlardı. Onlara cennet haram kılınmıştır

5

Maide

72

Diyanet

Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kâfir oldu.  Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

Şirk iki ilah edinmeyin

16

Nahl

51

Diyanet

Allah, şöyle dedi: "İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun."

Şirk in hiçbir delili yoktur

3

Al-i İmran

151

Diyanet

Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.

Şirk kendi nefsini arzusunu ilah edinenler

25

Furkan

43

Diyanet

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil  olacaksın?

Şirk kendi nefsini arzusunu ilah edinenler

45

Casiye

23

Diyanet

Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah'ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?

Şirk Kitapları olduğu halde ayrılığa düştüler

98

Beyyine

4

Diyanet

 
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Şirk koşan Allah'ı terk eder

17

İsra

22

Diyanet

Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

Şirk koşanı Allah terk eder

17

İsra

22

Diyanet

 
Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

Şirk koşanın ameli boşa gider

39

Zümer

65

Diyanet

Andolsun, sana ve senden önceki nebilere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun."

Şirk koşanın ameli boşa gider

6

En'am

88

Muhammed Esed

Bu, Allahın rehberliğidir: O, bununla kullarından kimi dilerse onu doğru yola ulaştırır. Onlar, Allahtan başka şeylere ilahlık yakıştırmış olsalardı, o ana kadar yaptıkları bütün (iyi) şeyler gerçekten boşa gitmiş olurdu:

Şirk koşanlar bağışlanmaz.

4

Nisa

115, 116

Diyanet

Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.

Şirk koşanlar bunun farkında değiller

6

En'am

22-23

Diyanet

Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah'a ortak koşanlara, "Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?" diyeceğimiz günü hatırla. Sonunda onların manevraları, "Rabbimiz Allah'a andolsun ki biz (O'na) ortak koşanlar değildik" demelerinden başka bir şey olmayacaktır.

Şirk koşanlara; Hani ortak koştuklarınız, şefaatçileriniz denilecek.

6

En'am

94

Diyanet

Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah'ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah'ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.

Şirk koşanların ilahları inkar eder.

50

Kaf

26-27

Diyanet

Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine! Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

Şirk Koşma. İndirilene uy.

6

En'am

106

Diyanet

Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.

Şirk koşmak Allah'a inanmadan mümkün değil

10

Yusuf

31

Diyanet

De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O hâlde, Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"

Şirk Nebi kimsenin arzularına uymaz

6

En'am

56

Diyanet

De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam."

Şirk nedeniyle tüm ameller boşa gitmiş olur.

39

Zümer

65

Diyanet

Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun."

Şirk O'ndan başka evliya edinmek

42

Şura

6

Diyanet

Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

Şirk O'ndan başka evliya edinmek

42

Şura

9

Diyanet

Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Şirk ortak koşmak

31

Lokman

13

Diyanet

Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."

Şirk ortak koşmak

22

Hac

31

Diyanet

 Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.

Şirk ortak koşmak

30

Rum

30

Diyanet

Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.

Şirk ortak koşmak

6

En'am

79

Diyanet

Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim.

Şirk ortak koşmak

2

Bakara

135

Diyanet

(Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

Şirk ortak koşmak

2

Bakara

111

Diyanet

Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin."

Şirk sıkıntıya büşüldüğünde Allah'a yalvaran sonra tekrar ortak koşanlar

39

Zümer

8

Diyanet

İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."

Şirk sıkıntıya büşüldüğünde Allah'a yalvaran sonra tekrar ortak koşanlar

16

Nahl

53, 54

Diyanet

Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarır yakarırsınız.Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.

Şirk Şeytan
Şeytanın yaptırım gücü yok

14

İbrahim

21

Diyanet

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

Şirk tutkuları ilah edinenler

25

Furkan

3

Diyanet

(İnkâr edenler), Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler.

Şirk
Allah'a yaklaşmak için

39

Zümer

3

Diyanet

İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.

Şirk
Allah'ı severcesine başka birisini sevmektir.

2

Bakara

165

Diyanet

İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

Şirk
Allah'ı severcesine başka birisini sevmektir.

 

Bakara

166

Diyanet

Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

Şirk
Allah'ı severcesine başka birisini sevmektir.

 

Bakara

167

 

Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Şirk
bazı varlıkları toplumu kaynaştırmak için putlaştırma şirki

29

Ankebut

25

Diyanet

İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem ol

Şirk
Dua ve ibadette şirk

7

Araf

37

Diyanet

 Kendi asılsız uydurmalarını Allaha yakıştıran ya da Allahın ayetlerini yalanlamaya kalkışan kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara (hayatta) nasip olarak her ne ki yazılmışsa kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak için elçilerimiz gelip (de) onlara: "Hani, nerde Allahtan başka çağırıp durduğunuz varlıklar?" deyinceye kadar. Ve (günahkarlar): "Bizi yüzüstü bıraktılar!" diye karşılık verecekler; ve (böylece), hakkı inkar eden kimseler oldukları konusunda kendi aleyhlerine tanıklık etmiş olacaklar.

Şirk
Dua ve ibadette şirk

10

Yunus

106

Ali Bulaç

Allah'tan başka, sana yararı da, zararı da olmayan(ilahlar)a tapma. Eğer sen (bunun aksini) yapacak olursan, bu durumda gerçekten zulmedenlerden olursun (diye emrolundum.)

Şirk
İhtiyaç anında onların yardımına nail olmak için

36

Yasin

74, 75

Diyanet

 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

Şirk
İki ilah edinmeyin

16

Nahl

51

Diyanet

Allah, şöyle dedi: "İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun."

Şirk
İtaatte Şirk

9

Tevbe

31

Diyanet

(Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

Şirk
Yasamada ve kanun koymada şirk

18

Kehf

26

Diyanet

De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."

Şirk, aldatıcılar kesin sizi aldatmasın.

35

Fatır

5

Diyanet

Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.

Şirk, Allah dışı kimseye yalvarma

72

Cin

18

Diyanet

Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.

Şirk, Allah ın varlığına inanmak yetmez

13

Rad

16

Diyanet

De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" "Allah'tır" de. De ki: "O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?" De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah'a, O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah'ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?" De ki: "Her şeyin yaratıcısı Allah'tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir."

Şirk, Allah İsa'yı sorguluyor.

5

Maide

116

Diyanet

Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

Şirk, Allah soracak nerede ortak koştuklarınız.

28

Kasas

62-63

Diyanet

Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.

Şirk, Allah soracak nerede ortak koştuklarınız.

37

Saffat

22-24

Diyanet

Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

Şirk, Allah tan başkasına kulluk yapma

21

Enbiya

98

Diyanet

Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

Şirk, Allah tan başkasına kulluk yapma

11

Hud

25-26

Diyanet

Andolsun, biz Nûh'u kavmine resul olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."       "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

Şirk, Allah tan başkasına kulluk yapma

46

Ahkaf

21

Diyanet

Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) hatırla. Hani Ahkâf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

Şirk, Allah tan başkasına yakarmayın

16

Nahl

20- 21

Ali Bulaç

Allah'tan başka yakardıkları hiç bir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar. Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar

Şirk, Allah tan başkasına yakarmayın

22

Hac

12

Hasib Asutay

O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

Şirk, Allah tan başkasına yakarmayın

22

Hac

13

Hasib Asutay

(Ya da) zararı yararından daha yakın olana yalvarır. O (yalvardığı) ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir yoldaştır!

Şirk, Allah tan başkasına yakarmayın

22

Hac

15

Ali Bulaç

Kim, Allah'ın ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?

Şirk, Allah'a karşı kimse koruyamaz.

72

Cin

22

Diyanet

De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam."

Şirk, Allah'a karşı kimse koruyamaz.

45

Gasiye

10

Diyanet

Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah'tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez.  Onlar için elbette büyük bir azap vardır.

Şirk, Allah'tan başka ilah edinmedir.

28

Kasas

88

Diyanet

 Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

Şirk, Allah'tan başka veli edinme

6

En'am

4

Diyanet

Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.

Şirk, Allah'tan başka veli edinme

3

Al-i İmran

64

Diyanet

De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."

Şirk, Allah'tan başka veli edinme

7

Araf

194

Diyanet

Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).

Şirk, Allah'tan başka veli edinme

7

Araf

197

Diyanet

Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

Şirk, Allah'tan başkalarına ibadettir.

39

Zümer

14, 15

Diyanet

De ki: "Ben dinimi Allah'a has kılarak sadece O'na ibadet ediyorum."                          "Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."

Şirk, Allahtan başkalarına yakarılmaz

40

Mümin

66

Diyanet

De ki: "Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah'ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi."

Şirk, Allah'tan başkasından korkmak.

16

Nahl

52

Diyanet

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İtaat de daima O'na olmalıdır. Öyle iken siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?

Şirk, bel bağladığınız kimseleri çağırın

17

İsra

56

Diyanet

De ki: "Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."

Şirk, bir sıkıntıya düştüğünüzde ortaklarınız yok olur

17

İsra

67

Diyanet

Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

Şirk, evliya  edinmeyin.

39

Zümer

3

Diyanet

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.

Şirk, hakkında delil indirmediği halde ortak koşmak

6

En'am

81

Diyanet

"Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin."

Şirk, imanına şirk bulaştırmayanlar

6

En'am

82

Diyanet

İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.

Şirk, kafirler veli edinirler

18

Kehf

102

Diyanet

İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.

Şirk, keşke Allah dışı dost edinmeseydim diyecekler

25

Furkan

27-30

Diyanet

O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,"    "Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!"                        "Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."            Resul, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi" dedi.

Şirk, müşriklerin putlara tanrılık yakıştırmasını Kur'an nasıl ele alıyor?

12

Yusuf

40

Diyanet

"Siz Allah'ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."

Şirk, onların çoğu ortak koşar

30

Rum

42

Diyanet

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın." Onların çoğu Allah'a ortak koşan kimselerdi.

Şirk, ortak koşmak zulümdür.

31

Lokman

13

Diyanet

Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."

Şirk, ortak koştukların fayda sağlamaz

30

Rum

12,, 13

Diyanet

Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkâr ederler.

Şirk, ortaklar birbirini aldatırlar

35

Fatır

40

Diyanet

De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?" Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

Şirk, ölülere işittiremezsin.

27

Neml

80

Diyanet

 Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Şirk, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

18

Kehf

38

Diyanet

Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.

Şirk, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

18

Kehf

110

Diyanet

De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh'ınız ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın."

Şirk, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

30

Rum

40

Diyanet

Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah'a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

Şirk, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

72

Cin

1,, 2

Diyanet

(Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi:                   "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."

Şirk, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

72

Cin

20

Diyanet

De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."

Şirk, sıkışınca Allah, rahatlayınca ortak

29

Ankebut

65

Diyanet

Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

Şirk, tevbesiz affedilmez

4

Nisa

48

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Şirk, tevbesiz affedilmez

4

Nisa

116

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.

Şirk, Yüce Allah özgürce yaşamımızı sağlaması bir lutuftur

12

Yusuf

38

Diyanet

Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.

Şirk, zulmedenlere meyl etmeyin

11

Hud

113

Diyanet

Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

Şirk: Allah'a yakın olmak için aracı seçerler

17

İsra

57

Muhammed Esed

Aslında, onların bu yalvarıp yakardıkları (ve böylece azizleştirdikleri, tanrılaştırdıkları şahsiyetlerin) kendileri -içlerinden O'na en yakın olanları (bile)- Rablerinin yakınlığını kazanmaya çalışırlar(dı); hem de, O'nun rahmetini umup azabından korkarak: çünkü onun azabı gerçekten sakınılması gereken bir şeydir!

Şirk: Başka dostlar edinenler, Allah'a bizi daha iyi yaklaştırsın diye ibadet ediyoruz" diyorlar.

40

Zümer

3

Diyanet

İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.

Şirke bağışlama yok

4

Nisa

48

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Şirke bağışlama yok

4

Nisa

116

Diyanet

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.

Şirkte bağışlanma yok

4

Nisa

48

Diyanet

 Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Şirkte bağışlanma yok 

39

Zümer

65

Diyanet

Andolsun, sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun."

Şükretmek

16

Nahl

12

Diyanet

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

Şükretmek

16

Nahl

14

Diyanet

O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O'nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.

Şükretmek menfaatimizedir.

14

İbrahim

7

Diyanet

Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."

Şükür ve hamd nimetinizi artırır. Şükretmemek nankörlük, sabır direniştir.

14

İbrahim

7

Diyanet

Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."

Şükür, Allah şükretmemizi istiyor.

2

Bakara

185

Diyanet

(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

 

  KUR'AN'A GÜVENMEYEN İNSAN, KUR'AN'A İMAN ETTİĞİNİ SÖYLESE DE ÇELİŞKİ İÇİNDEDİR Hayatım boyunca din üzerine sayısız insan...